Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Kuruyan Nar Bahçesinde Kusur – Danıştay 10. D 2026/379

Harran Ovası’nda, mülkiyeti Hazineye ait iki parselde yıllarca tarım yapan bir çiftçi, tarlasındaki taban suyunun yükseldiğini ve drenaj kanalının taştığını defalarca idareye bildirir. Sorun çözülmez; sonunda bahçedeki binlerce nar ağacı kurur. İdare mahkemesi zararın dörtte üçünü sulama hizmetinden sorumlu iki kuruma yükler. Danıştay ise aynı tabloya başka bir yerden bakar: Üzerinde hiçbir hukuki hakkı bulunmayan ve sulama sorununun çözülmediğini bilen kişi, o araziye ağaç dikmeye devam ettiğinde zararın ne kadarına kendisi katlanmalıdır?

Danıştay Onuncu Dairesi, 05.02.2026 tarihli ve E.2022/525, K.2026/379 sayılı kararıyla, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile sulama birliğinin hizmet kusurunu kabul etmekle birlikte zarar görenin müterafik kusurunu %50 olarak belirlemiş; zarar görene yalnız 2/8 kusur yükleyen ilk derece kararını onaylayan bölge idare mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Hazineye ait taşınmazlarda kira sözleşmesi olmadan tarım yapan kişinin 2.758 nar ağacı, taban suyu yükselmesi ve drenaj kanalının taşması nedeniyle kurudu. Bilirkişi zararı 471.618,00 TL olarak hesapladı. İdare mahkemesi DSİ ve sulama birliğine 3/8’er, zarar görene 2/8 kusur vererek 353.713,50 TL tazminata hükmetti; istinaf başvuruları reddedildi. Danıştay, taşınmaz üzerinde korunan bir hakkı olmayan ve sorunun sürdüğünü bilen kişinin tarıma devam ederek zarara kendisinin de yol açtığını belirtti; kusuru idareler için %25’er, zarar gören için %50 olarak değerlendirip kararı bozdu.

🌳 Harran’daki iki parsel ve 2.758 ağaç

Uyuşmazlık, Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesinde, mülkiyeti Hazineye ait 40.462,78 m² ve 28.487,49 m² yüzölçümlü iki parselle ilgilidir. Davacıların murisi bu taşınmazlarda tarımsal faaliyet yürütmüş ve parsellere nar bahçesi kurmuştur. Bölge, Yukarı Harran Ovası sulama şebekesinin içinde yer almaktadır.

Yapılan keşif ve bilirkişi incelemesine göre parsellerde taban suyu yükselmiş ve drenaj kanalı taşmıştır. Bahçeye gelen aşırı su nedeniyle toplam 2.758 nar ağacı kurumuştur. 01.04.2019 tarihli bilirkişi raporu, 2018 yılı verilerine göre zararı 471.618,00 TL olarak hesaplamıştır.

📨 2007’den 2018’e uzanan başvurular

Danıştay kararında aktarılan süreç, sorunun uzun yıllar önce idareye bildirildiğini göstermektedir:

  • 28.03.2007: Ekinlerin zarar gördüğü gerekçesiyle DSİ Genel Müdürlüğünden tahliye kanalı açılması istenmiştir. İdare, taşınmazlardan “Yukarı Harran Ovası Sulaması Şebeke İnşaatı” kapsamında bir tahliye kanalının geçtiğini bildirmiştir.
  • 26.09.2011 ve 19.02.2013: Talep yinelenmiştir. Bu süreçte tarımsal faaliyet sürdürülmüş, davaya konu nar ağaçları da bu dönemde dikilmiştir.
  • 03.03.2018: Kuruyan ağaçlar nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için DSİ’ye başvurulmuş, başvuru cevapsız bırakılınca tam yargı davası açılmıştır.

Davada önce şimdilik 1.000 TL istenmiş, bilirkişi raporu tebliğ edildikten sonra 05.05.2019 tarihli miktar artırım dilekçesiyle dava değeri 471.618,00 TL’ye yükseltilmiştir. Davalılar, DSİ Genel Müdürlüğü ile bölgedeki sulama tesisinin işletmesi kendisine devredilen sulama birliğidir.

📊 İdare mahkemesi: 3/8 – 3/8 – 2/8

Bilirkişi raporu kusuru şöyle değerlendirmiştir:

  • DSİ – 3/8: Yüzeysel drenaj sistemlerini planlamamış, izleme ve değerlendirme görevini yerine getirmemiştir.
  • Sulama Birliği – 3/8: Sorumluluk sahasındaki şebekeyi tekniğine uygun işletmemiş, şebekeye aldığı su miktarını izlememiş ve çiftçilerin aşırı su kullanımına göz yummuştur.
  • Parselin kullanıcısı: Drenaj kanallarının bakımını yapmamak ve gecikmeden düzenlememek yönünden sorumlu tutulmuştur.

İdare mahkemesi raporu hükme esas alarak davayı kısmen kabul etmiş ve 353.713,50 TL maddi tazminata hükmetmiştir. Faiz, 1.000 TL için idareye başvuru tarihi olan 06.03.2018’den, artırılan 352.713,50 TL için ise miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğinden itibaren işletilmiştir. Hükmedilen tutar, toplam zararın 6/8’ine, yani davalılara yüklenen kusur payına karşılık gelmektedir. Bölge idare mahkemesi her iki davalının istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Temyizde DSİ, zararın taşınmazın topografik yapısından ve bilinçsiz sulamadan kaynaklandığını, kusurunun bulunmadığını ve zararın fazla hesaplandığını ileri sürmüştür. Sulama birliği ise murisin kayıtlı üyeleri olmadığını, ağaçların zarar gördüğüne ilişkin kendilerine bir başvuru yapılmadığını ve tazminatın yüksek olduğunu savunmuştur. Davacılar cevap vermemiş, Danıştay Tetkik Hâkimi bozma yönünde görüş bildirmiştir.

📝 Danıştay’ın ara kararı ve kira sorusu

Daire, kararı vermeden önce 09.12.2025 tarihli bir ara kararla önemli bir eksikliği gidermeye çalışmıştır. Dosyada taşınmazların kiralama yoluyla kullanıldığı belirtilmesine rağmen kira sözleşmesi yoktur. Davacılardan ve dava dışı Şanlıurfa Valiliğinden, parseller için herhangi bir dönemde kira sözleşmesi yapılıp yapılmadığı, yapılmadıysa ecrimisil tahakkuk ettirilip ettirilmediği sorulmuştur. Ara kararına cevap verilmemiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde Daire, taşınmazın murisi tarafından fuzuli şagil olarak, yani herhangi bir hukuki dayanağı olmaksızın kullanıldığı sonucuna ulaşmıştır.

⚖️ Danıştay: kusurun yarısı zarar görende

Daire önce idarenin sorumluluğunun çerçevesini çizmiştir. Anayasa’nın 125. maddesi idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu öngörür. 6200 sayılı Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 2. maddesi de DSİ’ye sulama tesislerini kurma ve bunların çalıştırma, bakım ve onarım dahil işletmesini sağlama görevini vermektedir. Sulama birliği ise işletmesi kendisine devredilen tesisin bakım ve onarımından sorumludur. Bu nedenle Daire, hizmetin kusurlu işletilmesinden doğan zararın davalı idarelerce tazmin edilmesi gerektiğini açıkça kabul etmiştir.

Ancak kararın ağırlık merkezi müterafik kusurdur. Daireye göre zarar gören kişi:

  • taşınmaz üzerinde mülkiyet, intifa ya da kira gibi hukuken korunması gereken bir hakka sahip değildir,
  • çeşitli tarihlerde yaptığı başvurulara rağmen sulama sorununun giderilmediğini, başka bir ifadeyle arazinin tarıma uygun olmadığını bilmektedir,
  • buna rağmen nar ağacı dikerek tarımsal faaliyete devam etmiş ve zararın oluşumuna kendisi de neden olmuştur.

Bu değerlendirmeyle Daire kusuru yeniden dağıtmıştır: kanundan doğan görevini gereği gibi yerine getirmeyen DSİ’nin %25, bölgedeki sulama işletmesinden sorumlu birliğin %25, taşınmazların durumunu bilerek tarım yapan murisin ise %50 oranında sorumlu olduğu sonucuna varmıştır. Zarar görene 2/8 kusur yükleyen ilk derece kararını onaylayan bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiş, temyiz istemleri kabul edilerek karar bozulmuş ve dosya yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Karar 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Danıştay Onuncu Dairesinin 05.02.2026 tarihli, E.2022/525, K.2026/379 sayılı bozma kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🧭 Hizmet kusuru ve müterafik kusur dengesi

Karar, idarenin tam yargı sorumluluğuna ilişkin yerleşik ilkeleri tekrar ederken bunların somut olaya nasıl uygulanacağını da göstermektedir:

  • Önce nedensellik, sonra kusur: İdarenin sorumluluğu için zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağı şarttır. Bağ kurulabiliyorsa önce hizmet kusuru araştırılır; hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre değerlendirme yapılır.
  • Hizmet kusurunun üç görünümü: Hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi idarenin tazmin yükümlülüğünü doğurur. Olayda drenaj ve sulama sorununun yıllarca çözülmemesi bu kapsamda görülmüştür.
  • Müterafik kusur tazminatı orantılı azaltır: Zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına etkisi varsa, tazminat bu oranda indirilir.
  • Kullanımın hukuki dayanağı kusur oranını etkiler: Daire, arazi üzerinde korunan bir hakkın bulunmamasını ve sorunun bilinmesini birlikte ele alarak zarar görenin payını belirgin biçimde artırmıştır.

Kararın, idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurgulamak gerekir. Daire, DSİ ve birliğin kusurunu açıkça tespit etmiş; yalnız kusurun dağılımını değiştirmiştir. Bölge idare mahkemesinin bozmaya uyması hâlinde tazminatın toplam zararın yarısı üzerinden yeniden hesaplanması söz konusu olabilecektir. Aynı Dairenin, mayınlı alanda yaralanan bir kişinin müterafik kusurunu tartıştığı Danıştay 10. D 2026/10 kararı ile doğal afette hizmet kusuru ile mücbir sebep ayrımını inceleyen Danıştay İDDK 2025/3082 kararı da bu çerçevede birlikte okunabilir.

❓ Sık sorulan sorular

Hazine arazisini izinsiz kullanan kişi idareden tazminat isteyebilir mi?

Bu kararda Danıştay, kullanıcının taşınmaz üzerinde hukuken korunan bir hakkı olmamasına rağmen idarelerin hizmet kusurunu kabul etmiş ve zararın yarısından idareleri sorumlu tutmuştur. Yani tazminat talebi bütünüyle reddedilmemiş; korunan hakkın yokluğu ve sorunun bilinmesi müterafik kusur oranına yansıtılmıştır.

Sulama birliği neden DSİ ile aynı oranda sorumlu tutuldu?

Daire, sulama tesisinin işletmesi kendisine devredilen birliğin bakım ve onarımdan sorumlu olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi de birliğin şebekeyi tekniğine uygun işletmediğini ve aşırı su kullanımına göz yumduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle iki kurum için %25’er kusur öngörülmüştür.

Danıştay'ın kira sözleşmesini sorması neden önemliydi?

Kiracı gibi hukuki bir dayanakla kullanan kişi ile hiçbir dayanağı olmayan kullanıcı arasında, zararın oluşumuna katkı değerlendirmesi bakımından fark gözetilmiştir. Ara kararına cevap verilmemesi ve dosyadaki belgeler, Dairenin kullanıcıyı fuzuli şagil olarak nitelendirmesine yol açmıştır.

Karar kesin mi, tazminat miktarı şimdi ne olacak?

Danıştay’ın bozma kararı kesindir. Dosya yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Yeni tazminat miktarı, bölge idare mahkemesinin bozma doğrultusunda yapacağı değerlendirmeyle belirlenecektir; karar metninde yeni bir tutar yer almamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; idare hukukuna ilişkin diğer içtihat incelemeleri Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay Onuncu Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir sulama sahasındaki teknik durum, bilirkişi raporu ve taşınmazın kullanım biçimi üzerine kuruludur; kusur oranları olayın kendine özgü koşullarına göre belirlenmiştir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; taşınmazın hukuki kullanım dayanağına, idareye yapılan başvurulara, teknik rapora ve zararın oluşum sürecine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud