Emsal KararlarForex Hukuku

Hisse Vaadinde Faiz Başlangıcı – Ankara BAM 24. HD 2026/1039

Kurulacak bir şirkette pay sahibi olmak için 2008 yılında gönderilen paralar, dokuz yıl sonra icra takibine konu ediliyor. Takip 252.693,84 TL üzerinden yapılmış, bunun büyük kısmı geçmiş yıllar için hesaplanan faizden oluşmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, yalnızca dekontunda “borç olarak gönderilen” açıklaması bulunan havaleyi ispatlanmış saymış; bu tutar için de faizi, paranın gönderildiği tarihten değil, icra takibinin başladığı tarihten itibaren yürütmüştür.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 25.06.2026 tarihli ve E.2026/587, K.2026/1039 sayılı kararıyla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunu HMK 353/1-b.2 uyarınca kısmen kabul etmiş, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararını kaldırarak düzeltmiş ve yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur. Karar oy birliğiyle verilmiş olup temyiz yolu açıktır.

Kısa özet: Davacı, kurulacak bir şirkette kendisine hisse verileceği beklentisiyle 2008 yılında üç havaleyle toplam 142.000,00 TL göndermiş, hisse verilmediğini ve paranın iade edilmediğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, yalnızca “borç olarak gönderilen” açıklamalı 67.000,00 TL’lik havaleyi kabul etmiş, bu tutara gönderim tarihinden itibaren faiz hesaplamıştır. Bölge adliye mahkemesi, takipten önce ihtar bulunmadığından faizin takip tarihinden başlayacağını, icra inkâr tazminatının da yalnızca asıl alacak üzerinden hesaplanacağını ve reddedilen kısım için davalı lehine vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

💸 Üç havale, bir şirket ve verilmeyen hisse

Karar metnindeki iddialara göre davacı, 2008 yılında yatırım amacıyla sterilizasyon sektörünü araştırırken bu alanda faaliyet gösteren davalı ve eşiyle tanışmıştır. Duyduğu güven üzerine davalının banka hesabına üç havale göndermiştir:

  • 24.11.2008 tarihinde, “borç olarak gönderilen” açıklamasıyla 67.000,00 TL,
  • 01.12.2008 tarihinde 25.000,00 TL,
  • 29.12.2008 tarihinde 50.000,00 TL.

Davacıya, davalı tarafından kurulacak bir limited şirkette hisse teklif edilmiş; davacı bu şirket için kiralanacak işyerine masraf da yapmıştır. Ancak kurulan şirketten kendisine hisse verilmemiş, para da iade edilmemiştir. Davacı, Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2017/16188 E. sayılı dosyasıyla davalı ve şirket aleyhine ilamsız takip başlatmış, takip toplam 252.693,84 TL üzerinden yapılmıştır. Davalıların itirazı üzerine takip durmuş ve itirazın iptali davası açılmıştır.

Davalılar ise alacağın zamanaşımına uğradığını, paranın gönderildiği tarihte şirketin henüz kurulmadığını, paranın 2011 yılında vefat eden dava dışı bir kişiye iletilmek üzere gönderildiğini ve şirket kurulmayınca büyük kısmının iade edildiğini savunmuşlardır. Davalılar ayrıca dekontlarda açıklama bulunmadığını ve ispat yükünün davacıda olduğunu ileri sürmüştür.

🔀 Asliye hukuktan asliye ticarete

Dava önce Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüş ve 02.02.2021 tarihinde karara bağlanmıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 09.11.2022 tarihli ve 2021/657 E., 2022/1323 K. sayılı ilamıyla bu kararı esasa girmeden kaldırmıştır. Gerekçeye göre dava, ticari şirket kurulması amacıyla gönderilen borç paranın tahsiline yönelik takibe itiraz üzerine açıldığından TTK 4. maddesi uyarınca ticari niteliktedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülmelidir.

Bu ilk kaldırma kararı, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesini de ortaya koymaktadır: Daire, gönderilen parayı bir yatırım ortaklığı payı olarak değil, şirket kurma amacına bağlı bir borç para olarak tanımlamıştır. Sonraki istinaf incelemesi de bu çerçevede yapılmıştır.

🏛️ İlk derece hükmü ve bilirkişi hesabı

Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 06.05.2024 tarihli ve 2023/525 E., 2024/222 K. sayılı kararıyla davayı kısmen kabul etmiştir:

  • Şirket yönünden dava pasif husumet yokluğundan reddedilmiş, kötü niyet tazminatı talebi de reddedilmiştir.
  • Davalı kişi yönünden itiraz, 67.000,00 TL asıl alacak ve 52.452,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 119.452,74 TL üzerinden iptal edilmiştir.
  • İİK 67 uyarınca 23.890,54 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.

Hükme esas alınan 27.11.2023 tarihli hesap bilirkişisi raporunda iki tespit öne çıkmaktadır. Birincisi, takip öncesinde davacı tarafından davalılara yapılmış bir ihtarın dosyada görülmediğidir. İkincisi, mahkeme yalnızca “borç olarak gönderilen” açıklamalı 67.000,00 TL’lik havalenin istenebileceği kanaatine ulaşırsa, bu tutarın ödeme tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte 119.452,74 TL edeceğidir.

⚖️ İstinafın üç düzeltmesi

Daire, 67.000,00 TL’lik havale yönünden davacının ispat yükünü yerine getirdiğini kabul etmiş; davalıların diğer istinaf sebeplerini, delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Kötü niyet tazminatı talebinin reddini de yerinde bulmuştur: İİK 67/2 uyarınca alacaklı aleyhine tazminat için takibin haksız olması yetmez, kötü niyetle yapıldığının da ispatı gerekir. Davacı takipte kısmen haksız çıkmış, fakat kötü niyeti ispatlanamamıştır.

Bununla birlikte hüküm üç noktada düzeltilmiştir:

  1. İşlemiş faiz çıkarıldı: 52.452,74 TL’lik işlemiş faiz hükümden çıkarılmış, takibin yalnızca 67.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına ve bu tutara icra takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
  2. İcra inkâr tazminatı küçüldü: Tazminat, asıl alacağın %20’si olarak 13.400,00 TL‘ye indirilmiştir.
  3. Reddedilen kısım için vekâlet ücreti: Dava değeri 252.693,84 TL, kabul edilen tutar 119.452,74 TL olduğundan ilk derece kararında 133.241,10 TL’lik kısım reddedilmiştir. HMK 323/1-ğ ve 326/2 hükümleri ile 04.11.2025 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesi uyarınca, reddedilen kısım için vekille temsil edilen davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi hatalı bulunmuştur.

Düzeltilen hükümde davacı ve davalı kişi lehine ayrı ayrı 45.000,00 TL, şirket lehine de 45.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Daire, yanılgıların düzeltilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden dosyayı geri göndermemiş, hükmü kendisi yeniden kurmuştur.

📎 Karar metni: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

⏱️ Faiz ne zaman başlar? TBK 117

Kararın en çok tutarı etkileyen kısmı faizin başlangıç tarihidir. Gönderim tarihi 24.11.2008, takip ise 2017 yılında yapılmıştır. Aradaki yıllara ait 52.452,74 TL’lik işlemiş faiz, asıl alacağın dörtte üçünü aşmaktadır.

Daire, Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesindeki “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.” kuralına dayanmıştır. Gerekçeye göre temerrüt bir ihtar ya da dava açılması gibi yollarla gerçekleşir; ihtarnamede süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Daire, iade talebinde bulunulmadan temerrüt faizinin işlemeyeceğini belirtmiş; bilirkişinin de tespit ettiği gibi takip öncesinde ihtar bulunmadığından davalının icra takip tarihinde temerrüde düştüğünü kabul etmiştir.

Gerekçede sebepsiz zenginleşme hükümlerine de değinilmiştir. Bu noktada kanun metnindeki ayrıma dikkat çekmek gerekir: TBK 117/2’ye göre sebepsiz zenginleşmede borçlu, kural olarak zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşer; ancak iyiniyetli zenginleşen bakımından temerrüt için bildirim şarttır. Daire ise gerekçesinde, zenginleşenin iyiniyetli ya da kötüniyetli olduğuna bakılmaksızın ihtar gerektiğini ifade etmiştir. Somut olayda Daire paranın “borç” olarak gönderildiğini esas aldığından, sonucu belirleyen husus takipten önce bir iade talebinin bulunmamasıdır.

Benzer bir faiz tartışmasını halka arz vaadiyle verilen paranın iadesi bağlamında ele alan halka arz olmazsa iadede faiz yazısı da bu kararla birlikte okunabilir.

🧾 Dekont açıklamasının ağırlığı

Davacı toplam 142.000,00 TL gönderdiğini ileri sürmüş, ancak hükme yalnızca 67.000,00 TL’lik havale esas alınmıştır. Bilirkişinin hesabı ve ilk derece kararı, bu havalenin dekontundaki “borç olarak gönderilen” açıklamasını belirleyici görmüştür. Açıklama taşımayan 25.000,00 TL ve 50.000,00 TL’lik havaleler yönünden itiraz iptal edilmemiştir; istinaf başvurusu yalnızca davalılar vekili tarafından yapıldığından bu kısım istinaf incelemesinin konusu olmamıştır. Davalıların “dekontlarda açıklama yok, vasıflı ikrar söz konusu” yönündeki itirazı ise açıklamalı havale bakımından Daire tarafından kabul görmemiştir.

Hisse vaadiyle gönderilen paranın ispatında vasıflı ikrarın rolünü inceleyen hisse vaadiyle gönderilen para yazısı, aynı türden uyuşmazlıkların ispat boyutunu ayrıca ele almaktadır.

Kararda ayrıca dikkat çeken iki nokta bulunmaktadır:

  • Şirket yönünden davanın husumet yokluğundan reddi korunmuştur. Paranın gönderildiği tarihte şirketin henüz kurulmamış olduğu savunması dosyada yer almaktadır; paralar şirkete değil, davalı kişinin hesabına gönderilmiştir.
  • Davalıların zamanaşımı savunması istinaf dilekçesinde de ileri sürülmüştür. Daire bu savunmayı ayrıca tartışmamış, “sair istinaf talepleri” kapsamında reddetmiştir.

❓ Kısa sorular

Faiz neden paranın gönderildiği 2008 yılından başlatılmadı?

Daire, TBK 117 uyarınca borçlunun ihtarla temerrüde düşeceğini, iade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemeyeceğini kabul etmiştir. Takip öncesinde ihtar bulunmadığından davalı, icra takip tarihinde temerrüde düşmüş sayılmış ve faiz o tarihten itibaren yürütülmüştür.

İcra inkâr tazminatı neden 23.890,54 TL’den 13.400,00 TL’ye indi?

İlk derece mahkemesi tazminatı işlemiş faiz dahil 119.452,74 TL üzerinden hesaplamıştı. Düzeltilen hükümde takip yalnızca 67.000,00 TL asıl alacak üzerinden devam ettiğinden, %20 oranındaki icra inkâr tazminatı bu tutar üzerinden 13.400,00 TL olarak belirlenmiştir.

Takip kısmen haksız çıktığına göre davacı kötü niyet tazminatı ödedi mi?

Hayır. İİK 67/2 uyarınca alacaklı aleyhine tazminat için takibin haksız olmasının yanında kötü niyetle yapıldığının da ispatı gerekir. Daire, davacının takipte kısmen haksız olsa da kötü niyetinin ispatlanamadığını belirterek kötü niyet tazminatı talebinin reddini yerinde bulmuştur.

Uyuşmazlık neden asliye ticaret mahkemesinde görüldü?

Daire, 2022 yılındaki ilk kaldırma kararında davanın ticari şirket kurulması amacıyla gönderilen borç paranın tahsiline ilişkin olduğunu, bu nedenle TTK 4. maddesi uyarınca ticari dava niteliği taşıdığını ve asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirtmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olgulara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları, bilirkişi raporu ve ilk derece kararının özetine dayanır. Karara karşı temyiz yolu açıktır; kesinleşip kesinleşmediği yazının kapsamı dışındadır. Havalelerin açıklaması, ihtarın varlığı ve tarafların sıfatı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu