El Atmada Dava Tarihi Değeri – Yargıtay 5. HD 2026/12440

İstanbul’da bir parsel, 1988 yılında verilen mahkeme kararıyla belediye adına tescil edilir; malikler kendilerine usulüne uygun bir tebligat yapılmadığını ve hiçbir bedel ödenmediğini ileri sürer. Taşınmaz daha sonra imar uygulamasıyla bölünür, parçalar trampa ve satış yoluyla Hazine’ye geçer. Yıllar süren yargılamada iki bozma kararı verilir ve tartışma sonunda tek bir soruya düğümlenir: Bedeli ödenmemiş bir taşınmazın değeri bugün hangi tarihe göre belirlenecektir?
Karar Arama sayfasında “tebligat ve bedel konusunda eksiklik” araması yapan okuyucuların ulaştığı bu karar, malike tebligat yapılmadan ve bedel ödenmeden tescil edilen taşınmazlarda değer tespitinin nasıl yapılacağını ele alıyor. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 08.09.2026 tarihli ve E.2026/2449, K.2026/12440 sayılı kararıyla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında dava tarihi itibarıyla yapılan değerlendirmeyi yerinde bulmuş ve kararı oy çokluğuyla onamıştır.
📱 Tebligatsız tescil ve ödenmeyen bedel iddiası
Davacılar, kendileri ve murisleri adına kayıtlı parselin, davalı idarece usulüne uygun herhangi bir tebligat yapılmadan ve herhangi bir bedel ödenmeden 1987/95 Esas, 1988/323 Karar sayılı mahkeme kararıyla belediye adına tescil edildiğini, taşınmazın daha sonra imar uygulamasıyla ifraz ve tevhit işlemlerine tabi tutulduğunu ileri sürmüştür. Dava dilekçesinde el atma bedelinin ve 1990’dan itibaren ecrimisilin tespitiyle dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsili istenmiştir.
Davalı idareler ise çeşitli savunmalar ileri sürmüştür:
- Hükmen tescilin, kamulaştırmanın murise bildirildiğinin ve usulüne uygun yapıldığının göstergesi olduğu,
- Bedel artırım davasının yasal 30 günlük sürede açılmadığı,
- Sorumluluğun başka bir idareye ait olduğu, pasif husumet bulunmadığı,
- Uyuşmazlığın idari yargıda çözülmesi gerektiği.
⚖️ İki bozma, bir onama
- İlk hüküm (18.02.2016, 2015/42 E. – 2016/70 K.): Bir davalı yönünden husumet yokluğundan ret, diğerleri yönünden kısmen kabul.
- Birinci bozma: Kök parsel, 2942 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca belediye adına tescil edildikten sonra ifraz edilmiş, oluşan parseller trampa ve satış yoluyla Hazine’ye devredilmişti. Daire, taşınmazı fiilen tasarruf eden idare hakkında davanın kabulü, diğerleri hakkında husumetten reddi gerektiğini ve tapu maliki ile murisin aynı kişi olup olmadığının nüfus kaydı, veraset ilamı gibi belgelerle araştırılmasını istemiştir.
- Bozmaya uyma (22.10.2020) ve onama: Bir davalı yönünden kısmen kabul kararı Dairece önce onanmıştır.
- Karar düzeltme ile ikinci bozma: Davalı idarenin karar düzeltme talebi üzerine, 7201 ve 7327 sayılı Kanunlarla 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek 3. madde hükmüne uygun rapor alınması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
- Son hüküm (11.03.2024, 2022/255 E. – 2024/188 K.): Bir davalı yönünden kısmen kabul, diğerleri yönünden usulden ret.
- Yargıtay 5. HD (08.09.2026): Davalı idarelerin temyiz itirazları reddedilmiş, hüküm oy çokluğuyla onanmıştır.
Temyizde davalı idarelerden biri, taşınmazın eski maliklerine ödeme yapıldığını ve ödeme listesinde eski malikin adının bulunduğunu, Ek 3. maddeye göre değerlendirme yapılması gerektiğini ve emsal karşılaştırmasının usulüne uygun olmadığını ileri sürmüş; diğeri ise yalnız vekâlet ücreti yönünden düzelterek onama istemiştir.
🧩 Ek 3. madde ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı
7201 sayılı Kanun (RG 24.12.2019) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na iki hüküm eklemiştir: Ek 3. madde, eski mevzuata göre kamulaştırılıp idare adına tescil edilen ancak bedeli hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazlarda bedelin belirlenme yöntemini düzenlemiş; Geçici 15. maddenin ikinci fıkrası ise bu yöntemin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmüştür.
Daire, bu düzenlemelerin iki kritik ibaresinin iptal edildiğini hatırlatmıştır:
- Ek 3. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresi,
- Geçici 15. maddenin ikinci fıkrasındaki “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi,
Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli, 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı ve 28.07.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla iptal edilmiştir. Daireye göre bu durumda, 24.12.2019’dan önce açılmış eldeki davada taşınmazın dava tarihi itibarıyla değerlendirilmesi yerindedir. Bozmaya uygun olan ve gerekçesinde isabetsizlik bulunmayan hüküm, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturan yönler de yeniden incelenemeyeceğinden onanmıştır.
Sonuç olarak davalı idarenin, değerin Ek 3. maddedeki özel yönteme göre belirlenmesi gerektiği yönündeki itirazı karşılık bulmamıştır. Bedeli ödenmediği iddia edilen taşınmaz için yapılan dava tarihli değerlendirme korunmuştur.
🔍 Karşı oy: usulsüz kamulaştırmada Geçici 17. madde
Karara katılmayan üye, çoğunluğun dayandığı iptal kararının bu davaya uygulanamayacağını savunmuştur. Karşı oyun özeti şöyledir:
- Ek 3. maddenin birinci fıkrasının ilk iki cümlesi, mülga 6830 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’un mülga 16. ve 17. maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp bedeli bankaya yatırıldığı hâlde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazlara ilişkindir.
- 2021’de 7327 sayılı Kanunla Ek 3. maddeye eklenen üçüncü cümle, usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazlarda da aynı yöntemi uygulamış; yine 7327 sayılı Kanunla getirilen Geçici 17. madde bu cümlenin derdest davalarda uygulanmasını öngörmüştür.
- Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği Geçici 15. madde ibaresi yalnız usulünce yapılmış kamulaştırmalara ilişkin derdest davaları etkiler; Geçici 17. madde ve Ek 3. maddenin kalan kısmı yürürlüktedir.
- Dava usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğundan Geçici 17. madde ve Ek 3. maddenin üçüncü cümlesi uygulanmalıydı.
Karşı oy, tebligat yapılmadan ve bedel ödenmeden yapılan tescillerin hangi bedel tespit yöntemine tabi olduğu konusunda Daire içinde farklı bir görüşün bulunduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
🔗 Aynı alanda diğer kararlar
Aynı Dairenin, malike tebliğ edilmeyen ve bedeli ödendiği kanıtlanamayan ek kamulaştırmayı kamulaştırmasız el atma saydığı kararı için tebliğsiz kamulaştırmada el atma – Yargıtay 5. HD 2026/10809 yazısına bakılabilir. El atma tazminatında faiz için kamulaştırmasız el atmada en yüksek faiz, 221 sayılı Kanun kapsamındaki el atmalar için Anayasa Mahkemesinin 221 sayılı Kanun kararı yazıları da konuyu tamamlamaktadır.
🙋 Sorular ve cevaplar
Tebligat ve bedel konusunda eksiklik olan eski kamulaştırmalarda değer hangi tarihe göre belirlenir?
Anayasa Mahkemesi Kamulaştırma Kanunu'nun hangi hükümlerini iptal etti?
Hükmen tescil, kamulaştırmanın malike bildirildiğini gösterir mi?
Taşınmaz başka idarelere devredilmişse dava kime karşı açılmış sayılır?
Karşı oy neden önemli?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Kararda yer alan bilgiler ilgili dosyaya özgüdür. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




