Yatırım Vaadinde Zincirleme Suç – Yargıtay 11. CD 2025/6875

Önce bir yenilenebilir enerji yatırımı anlatılır, para alınır. Aynı kişilerle ilişki sürer; bu kez sıra bir gayrimenkul projesine, ardından bir sağlık yatırımına, sonra bir otel projesine gelir. Her aşamada yeni bir hikâye, yeni bir ödeme vardır. Ceza yargılamasında sorulan soru basit görünür ama sonucu cezayı doğrudan etkiler: Aynı mağdurdan farklı tarihlerde, farklı yatırım bahaneleriyle alınan paralar tek bir dolandırıcılık mıdır, yoksa zincirleme suç mu oluşur?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 10.06.2025 tarihli ve E.2025/1610, K.2025/6875 sayılı kararıyla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin istinaf başvurularını esastan reddeden kararını bir kısım hükümler yönünden onamış, bir kısım mahkûmiyet hükümleri yönünden ise oy birliğiyle bozmuştur. Bozma gerekçelerinden biri, farklı yatırım bahaneleriyle farklı tarihlerde menfaat temin edilmesine rağmen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasıdır.
🔋 Yatırım bahaneleri ve yargılamanın kapsamı
Karar metni olayı ayrıntılı bir anlatımla değil, hükümler ve bozma gerekçeleri üzerinden ortaya koymaktadır. Gerekçeden anlaşıldığı kadarıyla sanıklar, katılanlardan farklı projeler adına para temin etmiştir. Metinde geçen bahaneler şunlardır:
- yenilenebilir enerji yatırımı ve yatırım kredisi temini,
- enerji alanında faaliyet gösteren bir limited şirkete yatırım,
- ilerleyen süreçte kredi kullandırılacağı vaadi,
- gayrimenkul, sağlık ve otel projeleri.
Bir katılan yönünden ise dolandırıcılık eylemlerini kolaylaştırmak için ayrıca bir anonim şirket kurdurulduğu ve bu şirketle “kredi kolaylaştırma sözleşmesi” imzalandığı belirtilmektedir. Dosyada sanıklar yalnızca dolandırıcılıktan değil; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, örgüte üye olma, örgüte yardım etme, resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından da yargılanmıştır. Bazı sanıklar bankacı olup katılanlar, bunların diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini ileri sürmüştür.
🏛️ İlk derece ve istinaf aşaması
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi 20.12.2023 tarihli ve 2023/253 Esas, 2023/558 Karar sayılı kararıyla örgüt ve sahtecilik suçlarından beraat kararı vermiş; beş sanığı ise her bir katılan veya katılan grubu yönünden ayrı ayrı TCK 158/1-f-son ve 158/3 uyarınca cezalandırmıştır. Hükümlerden bazılarında TCK 168/1’deki etkin pişmanlık indirimi de uygulanmıştır. Cezalar, katılana göre 1 yıl 10 ay 15 gün ile 11 yıl 3 ay hapis arasında değişmektedir. En yüksek hükümde 11 yıl 3 ay hapis cezasının yanında 216.482.600,00 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. Bazı sanıklar yönünden tekerrür hükümleri de uygulanmıştır.
TCK m.158/1-f, dolandırıcılığın bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hâl sayar. Aynı fıkranın son cümlesine göre bu bentte hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. TCK m.158/3 ise suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını öngörür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesi, 02.05.2024 tarihli ve 2024/1595 Esas, 2024/1600 Karar sayılı kararıyla duruşma açmadan inceleme yapmış ve istinaf başvurularını CMK m.280/1-a uyarınca esastan reddetmiştir. Hükümler, katılan vekilleri ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmiştir.
🚧 Hangi hükümler temyiz edilemedi?
Kararın ilk bölümü bir eleme işlevi görür. CMK m.286/2-g’ye göre on yıl veya daha az hapis cezasını ya da adli para cezasını gerektiren suçlardan verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemez. CMK m.286/2-a ise ilk derece mahkemesince verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına ilişkin esastan ret kararlarını temyiz dışında bırakır.
Daire bu iki hükmü uygulayarak örgüt ve sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine ve bankaların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıktan kurulan bir grup mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerini CMK m.298/1 uyarınca reddetmiştir. Uyuşmazlık konusu suçların CMK m.286/3’teki istisnalar arasında bulunmadığı da ayrıca belirtilmiştir. Böylece katılanların örgüt suçlarına ilişkin itirazları esastan incelenmemiştir.
Nitelikli dolandırıcılıktan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyizler ise esastan incelenmiş ve sabit olmayan suçlar yönünden mahkemenin takdirinde isabetsizlik görülmeyerek onanmıştır.
🔗 Zincirleme suç: farklı bahane, farklı tarih
TCK m.43/1’e göre bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bir cezaya hükmedilir; ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Kararda zincirleme suç meselesi üç farklı sonuçla karşımıza çıkar:
- Bozma yapılan grup: Sanıklar bazı katılanlardan önce enerji yatırımı bahanesiyle menfaat sağlamış, ilişki devam ederken gayrimenkul, sağlık ve otel projesi bahaneleriyle farklı tarihlerde yeniden para almıştır. Bir başka katılan çiftinden de enerji şirketine yatırım bahanesiyle para alındıktan sonra kredi kullandırılacağı vaadiyle farklı tarihlerde menfaat temin edilmiştir. Daire, bu eylemlerin zincirleme şekilde gerçekleştirildiğini ve TCK m.43/1 uyarınca artırım yapılması gerektiğini belirterek eksik ceza tayinini bozma nedeni yapmıştır.
- Eleştiriyle onanan hüküm: Bir katılandan yatırım kredisi için ayrı, yenilenebilir enerji yatırımı için ayrı hileli hareketlerle farklı tarihlerde menfaat temin edilmiştir. Daire burada da zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini tespit etmiş; ancak katılan vekilinin aleyhe temyizi bulunmadığından bu hususu bozma nedeni yapmamıştır.
- Zincirleme suçun reddedildiği hüküm: Bir katılana yönelik eylemlerde menfaat, kurdurulan şirketle imzalanan kredi kolaylaştırma sözleşmesi kapsamında, aynı hileli hareketlerle ve aynı tarihlerde temin edilmiştir. Daire, zincirleme suç koşullarının oluştuğuna ilişkin tebliğname görüşüne katılmamıştır.
Bu üçlü tablo, ayrımın ölçütünü açık biçimde gösterir: Belirleyici olan, menfaatin değişik zamanlarda ve farklı hileli hareketlerle mi temin edildiği, yoksa tek bir sözleşme çerçevesinde aynı hileyle ve aynı tarihlerde mi elde edildiğidir. Farklı yatırım hikâyeleri ve farklı ödeme tarihleri zincirlemeye; tek sözleşme ve eş zamanlı ödeme tek suça işaret etmektedir.
Kararda her katılan veya katılan grubu için ayrı hüküm kurulmuştur. Bir sanık müdafii, her müşteki için ayrı ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Daire bu itirazı kabul etmemiş; zincirlemeyi aynı mağdura yönelik farklı tarihli eylemler bakımından değerlendirmiştir. Farklı mağdurların ayrı ayrı değerlendirildiği benzer bir yaklaşım için sitedeki saadet zincirinde her mağdur ayrı kararına; aynı mağdura karşı tekrarlanan eylemler için döviz bürosunda zincirleme suç yazısına bakılabilir.
🧩 Aynı eylem, birden fazla nitelikli hâl
Daire, sanıkların eylemlerinin TCK m.158/1-f’nin yanı sıra iki bendi daha oluşturduğunu tespit etmiştir:
- (d) bendi: kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık,
- (h) bendi: tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık.
Bu bentler yönünden de hüküm kurulması gerektiği gözetilmemiştir. Ancak sonuç iki grupta farklıdır. Bir grupta temel cezanın zaten alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş olması nedeniyle bu eksiklik sonuca etkili görülmemiş ve bozma nedeni yapılmamıştır. Bozma yapılan grupta ise aynı eksiklik, zincirleme suç ve tekerrür hatalarıyla birlikte hukuka aykırılık olarak sayılmıştır.
Üç veya daha fazla kişinin birlikte işlemesine bağlı artırımın usule ilişkin bir sonucu için sitedeki 158/3 artırımında zorunlu müdafi kararı incelenebilir.
📅 Tekerrürde tarih sırası
TCK m.58/1’e göre tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde uygulanır. Dosyada bir sanık hakkında, suç tarihlerinden sonra, 04.12.2020 tarihinde kesinleşen bir ilam tekerrüre esas alınmıştır.
Daire bu hatayı iki farklı yolla gidermiştir. Bir katılan grubu yönünden hukuka aykırılığı CMK m.303 uyarınca kendisi düzeltmiş ve ilk derece hükmünden tekerrüre ilişkin paragrafları çıkararak hükmü düzelterek onamıştır. Diğer grupta ise tekerrür hatası, zincirleme suç ve bentlere ilişkin eksikliklerle birlikte değerlendirildiğinden hüküm bozulmuş ve dosya CMK m.304/2-a uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
🆕 Kararın ardından gelen değişiklik
Kararın verildiği tarihten sonra TCK m.158’e 7589 sayılı Kanunla eklenen dördüncü fıkra, bu suçlara iştirakin yalnızca banka veya ödeme hesabının kullanılmasını sağlayan bilgi ya da araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı kalması hâlinde cezanın yarı oranında indirileceğini öngörmektedir. İncelenen kararda bu hükme ilişkin bir değerlendirme bulunmamaktadır.
❓ Sık sorulan sorular
Aynı kişiden farklı projeler için alınan paralar neden zincirleme suç sayıldı?
Daire, menfaatin farklı tarihlerde ve her seferinde farklı bir yatırım bahanesine dayanan hileli hareketlerle temin edildiğini tespit etmiştir. TCK m.43/1’deki “değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” koşulu bu durumda gerçekleşmiş kabul edilmiştir.
Bir katılan yönünden zincirleme suç neden kabul edilmedi?
O katılana yönelik eylemlerde menfaat, kurdurulan bir şirketle imzalanan kredi kolaylaştırma sözleşmesi kapsamında, aynı hileli hareketlerle ve aynı tarihlerde temin edilmiştir. Daire bu nedenle tebliğnamedeki zincirleme suç görüşüne katılmamıştır.
Örgüt suçlarından verilen beraat kararları neden Yargıtay’da incelenmedi?
Karar metnine göre örgüt ve sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümleri CMK m.286/2-g, bir grup mahkûmiyet hükmü ise CMK m.286/2-a kapsamında temyiz edilemeyen istinaf kararları arasında kalmıştır. Temyiz istemleri bu yüzden CMK m.298/1 uyarınca reddedilmiştir.
Tespit edilen her hata bozma sonucu doğurdu mu?
Hayır. Bentlere ilişkin eksiklik bir grupta temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi nedeniyle sonuca etkili görülmemiştir. Zincirleme suç eksikliği de bir hükümde aleyhe temyiz bulunmadığı için bozma nedeni yapılmamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar metni olayların ayrıntısını değil hükümleri ve bozma gerekçelerini içerdiğinden, yatırım bahanelerine ilişkin anlatım yalnızca gerekçede geçen ifadelere dayanır; sanıkların, katılanların ve şirketlerin kimliği kaynakta anonimdir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Karar, bozma sonrası yargılamanın sonucunu göstermemektedir. Olguları farklı dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



