Emsal KararlarForex HukukuSigorta Hukuku

Yönetici Poliçesi ve SPK Cezası – Yargıtay 11. HD 2025/4675

Borsada işlem gören bir holdingin yönetim kurulu başkanı, bağlı ortaklıklardan birini halka arz etmeye hazırlanır. Sigortacı, mevcut yönetici sorumluluk poliçesine “izahnameden doğan talepler halka arz poliçesinden karşılanacak” anlamına gelen bir zeyilname ekler ve ayrı bir halka arz poliçesi düzenler. Halka arz tamamlanmaz, ikinci poliçe iptal edilir; ardından Sermaye Piyasası Kurulu yöneticiye idari para cezası verir. Sigortacı ödemeyi zeyilnameye dayanarak reddeder. Uyuşmazlık, iki poliçe arasında köprü olarak kurulan bir ek hükmün, köprünün öbür ayağı yıkıldığında ayakta kalıp kalmadığı sorusuna dönüşür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 30.06.2025 tarihli ve E.2025/976, K.2025/4675 sayılı kararıyla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin bozmaya uyarak verdiği ve sigortacıyı 402.921,00 TL ödemeye mahkûm eden kabul kararını, davalı sigortacının bütün temyiz itirazlarını reddederek oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır.

Kısa özet: Halka açık bir holdingin yöneticisi adına yönetici sorumluluk sigortası bulunmaktadır. Bağlı ortaklığın halka arzı için ayrı bir halka arz poliçesi düzenlenmiş, iki poliçe çakışmasın diye yönetici poliçesine izahname kaynaklı talepleri dışarıda bırakan bir zeyilname eklenmiştir. Halka arz tamamlanmamış, halka arz poliçesi iptal edilmiş, SPK yöneticiye 463.041,00 TL idari para cezası uygulamıştır. Bölge adliye mahkemesi, e-posta yazışmaları ve telefon görüşmelerinden zeyilnamenin yalnızca ikinci poliçe yürürlükte olacağı düşüncesiyle konulduğunu, bu poliçenin iptaliyle zeyilnamenin amacının ortadan kalktığını belirleyerek muafiyet düşülmüş 402.921,00 TL tazminata hükmetmiş; Yargıtay bu kararı onamıştır.

🧾 İki poliçe ve bir zeyilname

Karar metninde aktarılan dava dilekçesine göre davacı, hisseleri borsada işlem gören bir yatırım holdinginin kurucu ortağı, yönetim kurulu başkanı ve genel müdürüdür. Kendisi adına 17.06.2014-17.06.2015 dönemini kapsayan bir yönetici sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Holdingin bağlı ortaklıklarından bir liman işletmesinin paylarının bir kısmını halka arz etmek üzere çalışma başlatılmış, sigortacıdan bu halka arz için ayrı bir teklif istenmiştir.

Süreç belgelerle şöyle ilerlemiştir:

  • 07.05.2015: Sigortacı bir e-posta göndererek mevcut yönetici sorumluluk poliçesine, yalnızca izahnameden kaynaklanabilecek taleplerde halka arz poliçesinin çalışacağını ve bu taleplerin yönetici poliçesinden karşılanmayacağını öngören bir zeyilname ekleneceğini bildirmiştir. Davacıya göre e-postada bu ekin amacı iki poliçenin çakışmasını önlemek olarak gösterilmiştir.
  • 08.05.2015: Halka arz sigorta poliçesi tanzim edilmiştir.
  • Sonrasında: Halka arzın tamamlanmamasına karar verilmiş, halka arz poliçesi davacının talebiyle iptal edilmiştir.
  • 18.09.2015: Halka arzın tamamlanamaması nedeniyle SPK tarafından davacıya uygulanan 463.041,00 TL idari para cezası ödenmiştir.

Davacı, idari para cezalarının yönetici sorumluluk poliçesinde teminat altında olduğunu ileri sürerek sigortacıya başvurmuş; başvuru, zeyilnamedeki izahname istisnasının neden uygulandığı açıklanmadan reddedilmiştir. Dava, muafiyet tutarı düşülerek bulunan 402.921,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle tahsili istemiyle açılmıştır.

⚔️ Tarafların iddia ve savunmaları

Davacının dayandığı başlıca noktalar şunlardır: zeyilnamenin konuluş sebebi iki poliçenin çakışmasını engellemektir; halka arz poliçesi iptal edilince zeyilname de geçersiz hâle gelmiştir; cezaya yol açan eylem ticari bir karar değildir ve poliçedeki “hatalı eylem” tanımına girer. Davacı ayrıca sigortacının, halka arz poliçesinin baştan iptali hâlinde zeyilnamenin bağlayıcı kalacağı ve idari para cezaları dâhil hiçbir hasarın ödenmeyeceği yönünde bir açıklama yapmadığını, bu nedenle aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunmuştur.

Sigortacı ise farklı bir tablo çizmiştir. Ona göre talep yönetici poliçesinin değil ancak halka arz poliçesinin kapsamında değerlendirilebilir; halka arz poliçesi de davacının isteğiyle iptal edilmiştir. Yönetici poliçesi kendi hüküm ve şartlarıyla ayrı bir poliçe olarak varlığını sürdürmekte, talep bu poliçeye eklenen açık istisnaya girmektedir. Zeyilnamenin yürürlüğe girmesi için prim iadesi gerekmediğini, her zeyilnamenin prim değişikliği doğurmadığını ve görüşmeler sırasında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini de eklemiştir.

⚖️ Bölge adliye mahkemesinin gerekçesi ve Yargıtay onaması

Dosya, Yargıtay’ın önüne bu kez ilk defa gelmemektedir. Karar metninden, daha önce verilen bir bozma kararının bulunduğu ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin bu bozmaya uyarak 2024/1566 Esas, 2024/1849 Karar sayılı kararı verdiği anlaşılmaktadır. Önceki bozma kararının içeriği incelenen metinde yer almamaktadır.

Bölge adliye mahkemesinin kabul gerekçesi dört halkadan oluşur:

  1. Tarafların başlangıçtaki amacı, iki ayrı poliçe düzenlemektir.
  2. Zeyilname, iki poliçede çakışan teminatlar bulunduğundan poliçelerin geçersizliğini engellemek ve teminatı açıklamak amacıyla düzenlenmiştir. Bu husus taraflar arasındaki e-posta yazışmaları ve telefon görüşmeleriyle belirlenmiştir.
  3. Zeyilname, ikinci poliçenin yürürlükte olacağı düşüncesiyle konulmuştur. İkinci poliçe ise halka arz işlemleri tamamlanamadığı için davacı tarafından haklı olarak iptal ettirilmiştir.
  4. Bu durumda zeyilnamenin düzenlenme amacı ortadan kalkmıştır; ilk poliçenin teminat kapsamında kalan zarar tazmin edilmelidir.

Hüküm davalı sigortacı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “yönetici sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigorta tazminatının tahsili” olarak nitelendirmiş; bölge adliye mahkemesinin HMK m.373/3 uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verdiğini belirterek temyiz itirazlarının tamamını yerinde görmemiştir. Karar HMK m.370/1 uyarınca onanmış, dosya HMK m.372 gereğince işlem yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; davacı, sigortacı ve şirket adları kaynakta anonimdir.

🔍 Zeyilname neden işlemez hâle geldi?

Kararın ağırlık merkezi bir yorum meselesidir. Zeyilnamenin lafzı, izahname kaynaklı talepleri yönetici poliçesinin dışında bırakmaktadır. Sigortacı bu lafza dayanmıştır. Bölge adliye mahkemesi ise lafzın arkasındaki ortak amaca bakmış ve o amacın, talepleri teminatsız bırakmak değil, iki poliçe arasında aynı riskin iki kez sigortalanmasını önlemek olduğunu tespit etmiştir.

Bu yaklaşım, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesindeki genel yorum kuralıyla örtüşmektedir: Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Karar metni bu maddeye açıkça atıf yapmamaktadır; ancak gerekçede belirleyici olan, yazışmalardan çıkarılan ortak iradedir.

Kararın pratik mantığı şöyle özetlenebilir:

  • İstisna, başka bir poliçenin varlığına bağlı olarak konulmuştur.
  • O poliçe halka arz gerçekleşmediği için iptal edilmiştir; iptal, mahkemece haklı bulunmuştur.
  • İstisnayı ayakta tutmak, sigortalıyı her iki poliçeden de teminatsız bırakacaktır; bu sonuç, tarafların başlangıçtaki amacıyla bağdaşmamaktadır.
  • Zarar, idari para cezası olarak yönetici poliçesinin genel teminatı içinde kalmaktadır.

Sermaye piyasası boyutu da dikkat çekicidir. Yaptırım, halka arzın tamamlanamaması nedeniyle SPK tarafından yöneticiye uygulanmıştır. Karar metni cezanın dayandığı kanun maddesini belirtmemektedir; tartışma cezanın hukuka uygunluğu değil, ödenmiş cezanın sigorta teminatına girip girmediğidir. Halka arz sürecinin tamamlanmamasının farklı sonuçları için sitede yer alan halka arz olmazsa iade taahhüdünde faiz kararına da bakılabilir.

📢 Sigortacının aydınlatma yükümlülüğü

Davacı, sigortacının halka arz poliçesi iptal edilirse zeyilnamenin bağlayıcı kalacağını açıklamadığını da ileri sürmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1423. maddesine göre sigortacı ve acentesi, sözleşmenin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınarak kurulacak sözleşmeye ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını ve özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri sigorta ettirene yazılı olarak bildirir; ayrıca sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olay ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. Aydınlatma açıklamasının verildiğini ispat yükü sigortacıdadır.

Bölge adliye mahkemesi kabul kararını aydınlatma yükümlülüğünün ihlaline değil, zeyilnamenin amacının ortadan kalkmasına dayandırmıştır. Yine de dosyanın bu yönü, poliçe değişikliklerinin hangi koşula bağlı yapıldığının yazılı belgelerde ne ölçüde açık olduğunun önemini göstermektedir. Nitekim mahkeme, sonuca ulaşırken poliçe metninin yanında e-posta yazışmalarını ve telefon görüşmelerini de değerlendirmiştir. Mesleki sorumluluk sigortalarında idari para cezasının teminata girip girmediğine ilişkin farklı bir örnek için sitedeki mali müşavir hatasıyla verilen ceza ve sigorta yazısı incelenebilir.

🗂️ Usul notları: bozmaya uyma ve duruşma sınırı

Bozmaya uyma: HMK m.373/3’e göre bölge adliye mahkemesi, peşin alınmış gideri kullanarak tarafları kendiliğinden duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Bu dosyada bölge adliye mahkemesi bozmaya uymuş, Yargıtay da uyulan bozma doğrultusunda hüküm kurulduğunu tespit ederek ayrıntılı bir yeniden değerlendirmeye girmeden temyiz itirazlarını reddetmiştir. Bu nedenle onama kararının gerekçesi kısadır.

Duruşma isteği: Sigortacı temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını istemiştir. HMK m.369/2’ye göre miktar veya değeri altmış bin Türk Lirasını aşan alacak davalarında taraflardan biri talep ederse duruşma yapılır; m.369/3 uyarınca bu sınırın belirlenmesinde m.362/2 kıyasen uygulanır. Daire, dava konusu meblağın karar tarihinde uygulanan 567.540,00 TL sınırının altında kaldığını belirterek duruşma isteğini reddetmiş ve incelemeyi dosya üzerinden yapmıştır.

Kesinlik: Karar, Yargıtay tarafından “kesin olarak” verilmiştir. Bu tarih itibarıyla 402.921,00 TL’lik tazminat hükmü temyiz aşamasından geçmiştir.

❓ Sık sorulan sorular

Yönetici sorumluluk sigortası SPK idari para cezasını karşılar mı?

Bu dosyada davacı, poliçede idari para cezalarının teminat altında olduğunu ileri sürmüş; bölge adliye mahkemesi de zararın ilk poliçenin teminat kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Sonuç, somut poliçenin hüküm ve şartlarına bağlıdır; karar genel bir kural koymamaktadır.

Zeyilnamedeki istisna açıkken mahkeme neden sigortalı lehine karar verdi?

Mahkeme, yazışmalardan istisnanın yalnızca halka arz poliçesi yürürlükte kalacağı düşüncesiyle ve iki poliçenin çakışmasını önlemek için konulduğunu tespit etmiştir. Halka arz poliçesi haklı olarak iptal edilince istisnanın amacı ortadan kalkmış, lafız tek başına belirleyici sayılmamıştır.

Tazminat neden cezanın tamamı kadar değil?

Ödenen idari para cezası 463.041,00 TL’dir. Davacı, poliçedeki muafiyet tutarını düşerek 402.921,00 TL talep etmiş ve bu tutar avans faiziyle hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay onama kararında yeni bir ilke mi koydu?

Onama gerekçesi kısadır: Daire, bölge adliye mahkemesinin uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurduğunu belirterek temyiz itirazlarını reddetmiştir. Esasa ilişkin ayrıntılı değerlendirme, bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde yer almaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve bölge adliye mahkemesi gerekçesine dayanır; davacının, sigorta şirketinin ve holding şirketlerinin kimliği kaynakta anonimdir. Önceki bozma kararının içeriği incelenen metinde yer almamaktadır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Poliçe hükümleri ve yazışmaları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu