Sahte Çekle Haciz Teşebbüs mü? – Yargıtay 11. CD 2025/12703

Araçları otoparka çekilmiş, banka hesabındaki paraya bloke konulmuş bir şirket düşünün. Bütün bunların dayanağı, sahteliği sonradan bilirkişi raporuyla ortaya çıkan çeklerle başlatılan icra takipleri ve alınan ihtiyati haciz kararlarıdır. Peki bu durumda dolandırıcılık suçu tamamlanmış mıdır, yoksa haczedilen mallar henüz satılmadığı için fail teşebbüs hükümlerinden mi yararlanır? Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 07.10.2025 tarihli ve E.2022/10442, K.2025/12703 sayılı kararında oy çokluğuyla ikinci görüşü benimsemiş; iki üye ise ayrıntılı karşı oy yazarak suçun tamamlandığını savunmuştur.
Karar, dolandırıcılık suçunun “zarar” ve “yarar” unsurlarının icra ve haciz işlemleri üzerinden ne zaman gerçekleştiği sorusunu, Dairenin kendi içindeki görüş ayrılığıyla birlikte görünür kılıyor.
🧾 Sahte çekten otoparktaki araçlara
Karşı oy yazılarında özetlenen kabule göre sanık, sahteliği bilirkişi raporuyla tespit edilen çekleri katılan şirket aleyhine icra takibine koymuştur. Bu çeklere dayanarak ihtiyati haciz kararları almış ve katılanın araçlarına ve bir kısım malvarlığına haciz konulmasını sağlamıştır. Takipler, Karadeniz Ereğli 1. ve 2. İcra Müdürlüklerinde 2018 yılında açılmış dosyalar üzerinden yürümüştür.
Haciz yalnız kayıt üzerinde kalmamıştır. Karşı oylardan birinde belirtildiği gibi katılana ait birçok araç fiilen haczedilerek otoparka çekilmiş, ayrıca şirketin banka hesabındaki 198.400 TL’ye bloke konulmuştur. Ancak Dairenin tespitine göre haczedilen araçların satışı yapılmamıştır.
Suç, karar başlığında “bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” olarak gösterilmiştir. Karşı oylardan biri ise eylemi “sahte cirolu çekler ile kamu kurumu niteliğindeki İcra Dairesi marifetiyle takip başlatmak ve haciz yapmak” şeklinde tanımlamaktadır. TCK m.158/1’in (d) bendi kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılmasını, (f) bendi ise bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasını nitelikli hâl olarak düzenlemektedir.
🏛️ Çoğunluğun ölçütü: satış yapılmadı
Yargılama şu aşamalardan geçmiştir:
Karadeniz Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi (12.07.2021, 2020/58 E., 2021/154 K.) sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi (2022/354 E., 2022/782 K.) sanık müdafii ile katılanın istinaf başvurularını CMK m.280/1-a uyarınca esastan reddetmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğname görüşü de esastan ret yönündedir.
Sanık müdafii temyizde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin irdelenmediğini, araştırma taleplerinin reddedildiğini, suçun sübut bulmadığını ve lehe delillerin toplanmadığını ileri sürmüştür. Daire bu temyiz nedenlerinin çoğunu yerinde görmemiştir; mahkûmiyetin dayanağı olan delillerin değerlendirilmesine müdahale etmemiştir.
Bozmanın tek nedeni suçun hangi aşamada kaldığıdır. Daire’nin ifadesiyle icra dosyalarında “borçlu şirketin çok sayıda aracına haciz konulduğu, ancak satışlarının yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanığa atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, eylemin tamamlanmış olduğunun kabulü gerekçesiyle, sanık hakkında fazla ceza tayini” hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuçta Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararı CMK m.302/2 uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak ve iki üyenin karşı oyuyla, oy çokluğuyla bozulmuş; dosya CMK m.304/2-a uyarınca Karadeniz Ereğli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
✍️ Karşı oylar: zarar hacizle doğdu
Kararın hacim olarak en geniş kısmı iki karşı oydur. Her ikisi de hükmün onanması gerektiğini savunur, ancak farklı yollardan bu sonuca ulaşır.
Birinci karşı oy, mülkiyet hakkından hareket eder. Anayasa’nın 35. maddesine atıfla, faydalanma ve tasarruf yetkilerinin kısıtlanmasının veya tümüyle engellenmesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğunu hatırlatır. Bu görüşe göre dolandırıcılıkta genel kural failin menfaat temin etmesi olsa da, somut olaydaki gibi katılanın mülkiyetinden faydalanma ve tasarruf yetkilerinin kısıtlanmış olması da suçun tamamlanması için yeterlidir. Karşı oy, hacizden kurtulmak için icra dosyasında itiraz, hukuk davaları ve kanun yollarından oluşan uzun bir mücadelenin gerektiğini; araçların yed-i emin ücreti ve icra masrafları nedeniyle kurtarılmasının çoğu zaman araç bedelinin üzerinde bir maliyete yol açtığını vurgular.
İkinci karşı oy, Dairenin kendi uygulamasından ayrım yapar. Dairenin benzer olaylarda “kayden yapılan hacizlerde” henüz zarar oluşmadığı için teşebbüs kabul ettiğini belirtir; ancak bu dosyada araçların fiilen haczedilip otoparka çekilerek katılanın egemenlik alanından çıkarıldığını ve hesaptaki paraya bloke konulduğunu vurgular. Bu görüşe göre otopark işletmecisi bir yarar elde edecek, banka da bloke edilen para nedeniyle menfaat sağlayacaktır. TCK m.157’deki “mağdurun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlama” unsuru gerçekleşmiştir; kanun koyucu, zarar oluştuktan sonra yararın bizzat sanık tarafından kullanılmasını aramamaktadır.
🧩 Tartışmanın düğüm noktaları
Çoğunluk ile karşı oylar arasındaki fark, aynı kanun hükümlerinin farklı okunmasından doğmaktadır:
- TCK m.157: Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Hem zarar hem yarar unsuru aranır.
- TCK m.35/1: Kişi, işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu tutulur.
- TCK m.35/2: Teşebbüste, müebbet hapis dışındaki hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Bozmanın “fazla ceza tayini” gerekçesi bu indirimden kaynaklanır.
- Çoğunluğun ölçütü: Haczedilen malların satılmamış olması; yani katılanın malvarlığından henüz kesin bir çıkışın gerçekleşmemesi.
- Karşı oyların ölçütü: Fiilî haciz ve bloke ile katılanın kullanım ve tasarruf yetkisinin engellenmesi; üçüncü kişiler lehine yarar doğması.
- TCK m.158/1: Nitelikli hâllerde üç yıldan on yıla kadar hapis öngörülür; (f) bendinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan az olamaz. Teşebbüs indirimi bu cezalar üzerinden uygulanacaktır.
Çoğunluk görüşü, malvarlığındaki kaybın kesinleşmesini arayan daha dar bir “zarar” anlayışına dayanmaktadır. Karşı oylar ise zararı, malvarlığı değerlerinin kullanımının fiilen engellenmesiyle başlamış kabul etmektedir. Karar, bu konuda Daire içinde yerleşik bir birlik bulunmadığını göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.
🔎 Dosyadaki delil tablosu
Kararın temel dayanakları şöyle sıralanabilir: çeklerin sahteliğini ortaya koyan bilirkişi raporu; sahte çeklerle başlatılan takiplere ait iki ayrı icra müdürlüğü dosyası; bu dosyalarda alınan ihtiyati haciz kararları ve araçlar üzerine konulan hacizler; banka hesabındaki bloke kaydı.
Belirleyici olan ise icra dosyalarındaki satış kaydının yokluğudur. Daire, teşebbüs sonucuna “satışlarının yapılmadığının anlaşılması” üzerinden ulaşmıştır. Bu, ceza yargılamasında icra dosyasının bütün olarak incelenmesinin önemini göstermektedir: hacizlerin kayden mi fiilen mi konulduğu, malların yediemine teslim edilip edilmediği, satış talebi ve ihalenin yapılıp yapılmadığı suçun aşamasını belirleyen olgulardır.
Sanık müdafiinin “ticari ilişkinin irdelenmediği” yönündeki temyiz nedeni ise kabul görmemiştir. Daire, mahkemenin delilleri takdirine ve sübuta ilişkin kabulüne müdahale etmemiş; incelemesini suçun aşaması ve buna bağlı ceza miktarıyla sınırlı tutmuştur.
📌 Mağdur ve sanık bakımından sonuçlar
Bozma kararı ceza miktarına ilişkindir; sanığın eylemi suç olmaktan çıkmamıştır. Yerel mahkeme bozmaya uyarsa teşebbüs hükümlerini uygulayarak yeni bir ceza belirleyecektir. Bozmanın sanık müdafiinin temyizi üzerine verildiği de not edilmelidir.
Mağdur tarafın hukuk alanındaki durumu ise ceza davasının aşamasından bağımsız olarak değerlendirilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 259. maddesi, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıkması hâlinde borçlunun ve üçüncü kişinin bu yüzden uğrayacağı bütün zararlardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir; aynı madde tazminat davasının ihtiyati haczi koyan mahkemede de görülebileceğini belirtir. Borçlu olunmadığının tespiti ve takibin durdurulması ise icra hukukunun kendi yollarıyla ele alınan ayrı bir konudur.
Sahte çeklerin ceza yargılamasındaki başka bir boyutu için serideki sahte çekle dolandırıcılık kararı; malvarlığına konulan haksız bloke nedeniyle tazminat tartışması için haksız blokede tazminat kararı incelenebilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❔ Sık sorulanlar
Sahte çekle haciz koydurmak dolandırıcılık suçu sayılır mı?
İncelenen dosyada sanık hakkında nitelikli dolandırıcılıktan mahkûmiyet kurulmuş ve Yargıtay sübuta ilişkin temyiz nedenlerini yerinde görmemiştir. Tartışma, suçun oluşup oluşmadığı değil hangi aşamada kaldığı üzerinedir.
Daire neden teşebbüs sonucuna vardı?
Çoğunluk, icra dosyalarında araçlara haciz konulduğunu ancak satışlarının yapılmadığını esas almış; bu nedenle suçun tamamlanmadığını ve teşebbüs aşamasında kaldığını kabul etmiştir.
Karşı oy yazan üyeler hangi olgulara dayandı?
Araçların fiilen haczedilip otoparka çekilmesine, banka hesabındaki 198.400 TL’ye bloke konulmasına ve katılanın mülkiyetinden yararlanma ile tasarruf yetkisinin engellenmesine dayanarak suçun tamamlandığını savunmuşlardır.
Teşebbüs kabul edilirse ceza ne kadar azalır?
TCK m.35/2’ye göre müebbet hapis dışındaki hâllerde, verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. İndirimin oranı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre yerel mahkemece belirlenir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ve karşı oylar Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



