Döviz Bürosunda Zincirleme Suç – Yargıtay 11. CD 2026/2791

Altın ve döviz, birikimini enflasyondan korumak isteyenlerin en çok başvurduğu yatırım araçlarıdır. Pek çok kişi bu alımları bir döviz bürosu veya kuyumcu tezgâhında, çoğu zaman tanıdığı bir çalışana parayı teslim ederek yapar. Peki çalışan, müşteriden “altın hesabı açılacak” ya da “döviz alınacak” diye aldığı parayı işyerinin kasasına koymazsa, ceza yargılamasında kaç suç işlenmiş sayılır? Her müşteri için ayrı bir suç mu, yoksa işverene karşı tek bir zincirleme suç mu?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 10.03.2026 tarihli ve E.2021/42009, K.2026/2791 sayılı kararıyla, döviz bürosu müdürünün müşterilerden aldığı paraları şirket hesabına aktarmaması ve kasada açık oluşması şeklindeki eylemler bakımından şirket sahibine karşı zincirleme suç hükümlerinin (TCK m.43/1) uygulanması gerektiğine hükmederek, tek suçtan kurulan mahkûmiyeti eksik ceza tayini nedeniyle oy birliğiyle bozmuştur.
🪙 Tezgâhta teslim edilen para
Karar metnine göre sanık, katılana ait döviz bürosunda müdür olarak görev yapmaktadır. Müşteriler kendisine iki amaçla para teslim etmiştir: ileride altın hesabı açılması ve döviz alınması. Sanık bu paraları şirket hesabına aktarmamıştır.
Olayın dikkat çekici ayrıntısı, parayı teslim eden müşterilere verilen belgedir. Sanık, iki müşteriye aldığı paraya ilişkin imzalı şirket kartviziti vermiştir. Yani müşterilerin elinde resmî bir makbuz veya dekont değil, işyerinin kartviziti üzerine atılmış bir imza bulunmaktadır. Buna ek olarak, müşterilerin verdiği paralar dışında şirket kasasında ayrıca açık oluştuğu tespit edilmiştir.
Dairenin özetine göre olay şu unsurlardan oluşur:
- İki farklı zamanda, iki farklı müşteriden alınan paraların şirket hesabına aktarılmaması,
- Bu paralara karşılık müşterilere imzalı şirket kartviziti verilmesi,
- Müşteri paraları dışında şirket kasasında ayrıca açık oluşması.
🔢 Üç suç mu, tek suç mu, zincirleme mi?
Dosyada üç farklı yaklaşım karşı karşıya gelmiştir:
- İddianame: Sanığın atılı suçtan ayrı ayrı üç kez cezalandırılmasını istemiştir.
- İlk derece mahkemesi: Bozma üzerine yapılan yargılamada (Asliye Ceza Mahkemesi, 2020/88 E., 2020/466 K.) sanığı tek suçtan mahkûm etmiştir.
- Yargıtay: Eylemlerin zincirleme suç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay’ın gerekçesi kısa ve nettir: Suç, şirket sahibi katılana karşı farklı zamanlarda işlenmiştir. Bu durumda TCK m.43/1 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Tek suçtan mahkûmiyet kurulması ise sanık hakkında eksik ceza tayini sonucunu doğurmuştur.
Hem sanık müdafii hem de katılan vekili hükmü temyiz etmiştir. Tebliğname bozma yönündedir. Daire, temyiz nedenlerini bu yönden yerinde bularak hükmü 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla uygulanan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak ve oy birliğiyle bozmuştur. Kararın diğer yönlerine ilişkin temyiz nedenleri ise yerinde görülmemiştir.
🤝 Hizmet ilişkisi ve TCK 155/2
Dosyadaki suç vasfı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadır. TCK m.155/2, güveni kötüye kullanma suçunun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesini nitelikli hâl sayar ve bir yıldan yedi yıla kadar hapis ile üç bin güne kadar adli para cezası öngörür.
Bu olayda paranın sanığa teslim edilme sebebi, onun döviz bürosunda müdür olmasıdır. Müşteri parayı, büro adına işlem yapacak kişiye teslim etmiştir; para, altın hesabı açılması ve döviz alımı gibi belirli bir amaçla kullanılmak üzere sanığın zilyetliğine geçmiştir. Paranın şirket hesabına aktarılmayıp bu amacın dışında tutulması, suçun maddi unsurunu oluşturmaktadır.
- Teslimin sebebi: Sanığın büro müdürü sıfatı (hizmet ilişkisi).
- Teslimin amacı: Altın hesabı açılması ve döviz alımı.
- Amaç dışı tasarruf: Paraların şirket hesabına aktarılmaması, kasada açık oluşması.
🔗 Zincirleme suçun ölçütü: Kime karşı işlendi?
TCK m.43/1’e göre bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bir cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Zincirleme suçun olmazsa olmaz koşullarından biri, mağdurun aynı kişi olmasıdır.
Bu dosyada parayı teslim edenler farklı müşterilerdir. Buna rağmen Yargıtay, suçun şirket sahibi katılana karşı işlendiğini kabul etmiştir. Bu yaklaşımın mantığı şudur: Sanık, işverenine bağlı bir hizmet ilişkisi içinde hareket etmektedir; müşterilerden alınan paralar şirket adına alınmış ve şirket hesabına girmesi gereken paralardır. Paralar hesaba aktarılmadığında ve kasada açık oluştuğunda, zarar doğrudan şirkete yönelmektedir.
Sonuç olarak iddianamedeki “her müşteri ve kasa açığı için ayrı suç” anlayışı da, ilk derece mahkemesinin “tek suç” kabulü de Yargıtay tarafından benimsenmemiş; farklı zamanlarda işlenen eylemlerin işverene karşı tek bir zincirleme suç oluşturduğu kabul edilmiştir. Zincirleme suçta ceza artırımı zorunlu olduğundan, tek suçtan hüküm kurulması sanık lehine sonuç doğurmuş ve bu nedenle eksik ceza tayini olarak nitelendirilmiştir.
🛡️ Kazanılmış hak ve uzlaştırma
Kararda dikkat çeken ikinci bir unsur, kazanılmış hak vurgusudur. Dosyada daha önce 03.11.2015 tarihli bir hüküm kurulmuş, bu hüküm bozulmuş ve temyize konu karar bozma üzerine verilmiştir. Yargıtay, zincirleme suç hükümleri uygulanırken 03.11.2015 tarihli hükümdeki ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunması gerektiğini belirtmiştir. Başka bir ifadeyle, zincirleme suç artırımı uygulansa bile sonuç ceza, önceki hükümdeki miktarı sanık aleyhine aşamayacaktır.
Karar metninde ayrıca suçun CMK m.253 ve 254 uyarınca uzlaştırma kapsamında olduğu, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirtilmiştir. CMK m.253/1-b-7, güveni kötüye kullanma suçunu (üçüncü fıkra hariç) uzlaştırmaya tabi suçlar arasında saymaktadır; bu düzenleme 7188 sayılı Kanun’la getirilmiştir. 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’la TCK m.155’e eklenen ve suç konusunun motorlu taşıt olmasını ağırlaştırıcı neden sayan üçüncü fıkra ise uzlaştırma dışında tutulmuştur.
💱 Altın ve döviz alan yatırımcı açısından
Karar, bir çalışanın işverene karşı işlediği suçun nasıl cezalandırılacağına ilişkin olsa da altın ve döviz yatırımı yapan kişiler için de okunmaya değer bir tablo çiziyor:
- Belge niteliği önemlidir: Dosyada müşterilere verilen tek belge imzalı bir şirket kartvizitidir. Paranın kime ve hangi amaçla teslim edildiğinin sonradan kanıtlanmasında belgenin niteliği belirleyici olabilir.
- Mağdur sıfatı ile suç sayısı farklı kavramlardır: Parayı teslim eden müşteriler dosyada mağdur olarak yer almış olsa da Yargıtay, suç sayısını belirlerken işverene yönelen zararı esas almıştır.
- Hukuki talep ayrı bir yoldur: Ceza yargılaması failin cezalandırılmasına ilişkindir; paranın iadesine ilişkin talepler ise ayrıca değerlendirilir.
Altın üzerinden kâr payı vaadinin suç vasfına etkisini inceleyen kâr payına kuyumcuya verilen altın kararı ile kıymetli maden aracılığının idari boyutunu ele alan kıymetli madende faaliyet izni kararı bu yazıyla birlikte okunabilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
🗂️ Sorularla karar
Paralar farklı müşterilerden alındığı hâlde neden tek zincirleme suç kabul edildi?
Yargıtay’a göre suç, şirket sahibi katılana karşı farklı zamanlarda işlenmiştir. Paralar şirket adına alınmış ve şirket hesabına girmesi gereken paralardır; bu nedenle TCK 43/1 uyarınca işverene karşı zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Bozma sanığın aleyhine mi sonuç doğurdu?
Bozma nedeni eksik ceza tayinidir; zincirleme suçta ceza artırılır. Ancak Yargıtay, 03.11.2015 tarihli hükümdeki ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunması gerektiğini de belirtmiştir.
Bu dosyada uzlaştırma denendi mi?
Evet. Karar metnine göre suç CMK 253 ve 254 uyarınca uzlaştırma kapsamında olduğundan dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş, ancak uzlaşma sağlanamamıştır. Yargıtay incelemesi bu tespitten sonra yapılmıştır.
Kasada oluşan açık da suçun konusuna dahil mi?
Karar metninde, müşterilerin verdiği paralar dışında şirket kasasında ayrıca açık oluştuğu tespit olarak yer almaktadır. Yargıtay, eylemlerin bütün olarak şirket sahibine karşı farklı zamanlarda işlendiğini değerlendirerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yayımlanmış bozma kararının metnine dayanır. Bozma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesinde yeniden ele alınacaktır. Altın ve döviz işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar, belge durumu ve taraflar arasındaki ilişkiye göre farklı sonuçlar doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



