Müflis Aracı Kurumda Feragat – Ankara BAM 36. HD 2026/64

Sermaye Piyasası Kurulu bir aracı kurumun faaliyetini durdurup tedrici tasfiyesine karar verdiğinde, kurumun alacaklarını toplamak ve yatırımcılara olan borçlarını karşılamak uzun bir sürece dönüşür. Bu süreçte açılan alacak davalarında şirketi kimin temsil ettiği, kimin davadan feragat edebileceği ve alacağın hangi teknik bilgiyle hesaplanacağı, dosyanın kaderini belirleyen sorulara dönüşebilir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararı, tasfiye ve iflas sürecindeki bir aracı kurumun grup şirketinden alacağına ilişkin davada tam da bu noktalara odaklanıyor.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 22.01.2026 tarihli ve E.2025/1152, K.2026/64 sayılı kararıyla, müflis aracı kurumun grup şirketine karşı açtığı itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararını kaldırmış ve dosyayı yeniden yargılama için geri göndermiştir. Daireye göre mahkeme, davadan yapılan feragatin yetkisiz temsilci tarafından yapılıp yapılmadığını hiç tartışmamış ve SPK mevzuatına ilişkin uyuşmazlıkta yalnızca muhasebe odaklı bir bilirkişi raporuyla yetinmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🏚️ Faaliyet durdurmadan iflasa: aracı kurumun serüveni
Karar metnine göre olayların kronolojisi şöyledir:
- 23.09.2011: Sermaye Piyasası Kurulu, bir menkul kıymetler aracı kurumunun faaliyetlerini mülga 2499 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (h) bendi uyarınca geçici olarak durdurmuştur.
- 02.12.2011: Kurul, aynı kurumun tedrici tasfiyesine karar vermiştir.
- Tasfiye süreci: Aracı kurumların tedrici tasfiyesine ilişkin yönetmelik uyarınca Yatırımcıları Koruma Fonu kurum kayıtlarını incelemiş; grup şirketlerinden birinin kuruma, 31.03.2015 itibarıyla işlemiş faiziyle birlikte 537.764,91 TL borçlu olduğunu tespit etmiştir.
- İflas: Aracı kurum hakkında sonradan kesinleşen bir mahkeme kararıyla iflas kararı verilmiş, davacı taraf iflas idaresi tarafından temsil edilmeye başlanmıştır.
Tespit edilen borç, 01.01.2011-30.03.2015 döneminde grup şirketleri arasında gerçekleşen işlemlerden, Dairenin nitelendirmesiyle cari hesap ilişkisinden kaynaklanmaktadır.
🔗 Grup şirketinden istenen alacak
Alacağın tahsili için başlatılan icra takibine borçlu şirket 04.04.2016 tarihinde borca itiraz etmiş, takip 06.04.2016 tarihinde durmuştur. Bunun üzerine aracı kurum, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemiyle dava açmıştır.
Davalı grup şirketi ise şu savunmaları ileri sürmüştür:
- Takibe konu tutar ile kendi ticari kayıtları örtüşmemektedir.
- Sunulan cari hesap ekstresi, davalıya ait müşteri hesabıyla birlikte değerlendirilmemiştir; mükerrer hesaplama ihtimali vardır.
- Takip tutarına adat faizi yansıtılmış, ancak faiz faturası düzenlenmemiştir.
- Aracı kurumun tedrici tasfiyeye girmesiyle taraflar arasındaki sözleşme sona ermiş olup sözleşmeden dönme cezasının cari hesaba yansıtılması gerekir.
🔁 İki tur yargılama, iki kaldırma
Birinci tur: Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 10.10.2018 tarihli ve 2016/358 E., 2018/584 K. sayılı kararıyla davayı feragat nedeniyle reddetmiştir. Bu karar, Ankara BAM 25. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarihli ve 2023/1972 E., 2024/2780 K. sayılı kararıyla kaldırılmıştır. Kaldırma gerekçesinin özü şudur: Feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve kural olarak geri alınamaz; ancak irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptali istenebilir (HMK m.311). Davacı şirket adına yapılan feragatin yetkisiz temsilci tarafından yapıldığı iddiası, aynı dava içinde ön sorun olarak her türlü delille incelenmeli ve tedrici tasfiye ile iflas kararları da dikkate alınarak tartışılmalıdır.
İkinci tur: Aynı mahkeme 28.05.2025 tarihli ve 2025/78 E., 2025/599 K. sayılı kararıyla davayı kısmen kabul etmiştir. Mahkemeye göre takip tarihinde davalının kendi ticari defterlerine göre dahi davacı alacaklıdır; ancak davalı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediği için faiz istenemez. Takip 325.037,84 TL üzerinden devam etmiş, 65.007,57 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.
Bu karara her iki taraf da itiraz etmiştir. İflas idaresi, aracı kurumların mevzuatın izin verdiği hâller dışında ödünç para veremeyeceğini, dolayısıyla işlemin SPK’nın da nitelendirdiği şekilde bir kredi olduğunu, bu nedenle faizin ihtar veya temerrüt aranmaksızın doğduğunu ve 212.727,10 TL faizin de istenebileceğini ileri sürmüştür. Davalı ise feragatin yok sayıldığını, itiraz edilen eski bilirkişi raporuna dayanıldığını, icra inkâr tazminatının koşullarının oluşmadığını ve avukat olmayan iflas idare memuru lehine 52.006,05 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu savunmuştur.
🏛️ Dairenin gerekçesi ve kesin hüküm
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, iki tarafın istinaf başvurusunu da kabul etmiş ve ilk derece kararını HMK m.353/1-a.6 uyarınca kaldırmıştır. Gerekçe iki ayaklıdır:
- Feragat tartışılmamıştır: Önceki kaldırma kararında gösterildiği hâlde, ilk derece mahkemesi gerekçesinde feragatin geçerli olup olmadığına hiç değinmemiş; feragati geçersiz saydıysa bunun nedenini de açıklamadan doğrudan ticari defterlere dayanarak davayı kabul etmiştir. Daire bunu usul ve yasaya aykırı bulmuştur.
- Bilirkişi raporu yetersizdir: Kabule göre de, hükme esas alınan rapor yeterli değildir. Mahkemece SPK uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden, taraf ve yargı denetimine elverişli, tüm itirazları karşılayan yeni bir rapor alınmalıdır.
Dosya, feragatin geçerliliği önceki kaldırma kararında belirtilen şekilde tartışılarak ve tedrici tasfiye ile iflas kararları değerlendirilerek yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Karar 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
✍️ Feragat neden bu kadar belirleyici?
HMK m.311’e göre feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur; irade bozukluğu hâllerinde ise iptali istenebilir. Bu nedenle geçerli bir feragat varsa, alacağın varlığı veya miktarı artık tartışılamaz ve dava bu yönüyle sona erer.
Tasfiye ve iflas sürecindeki bir şirkette ise “şirket adına kim beyanda bulunabilir?” sorusu her zamankinden karmaşıktır. Faaliyetleri durdurulmuş, tedrici tasfiyeye alınmış ve ardından iflas etmiş bir aracı kurumda temsil yetkisinin hangi tarihte kimde olduğu, feragat beyanının geçerliliğini doğrudan etkiler. İlk kaldırma kararı da feragatin, tedrici tasfiye ve iflas kararlarıyla birlikte değerlendirilmesini açıkça istemiştir.
Daire, feragat konusu tartışılmadan doğrudan alacağın esasına girilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Kararın mantığı açıktır: Feragat geçerliyse alacağın esasının incelenmesine yer kalmaz; geçersiz sayılıyorsa bunun nedeni gerekçede gösterilmelidir.
🔬 Mali müşavir yerine SPK uzmanı
Kararın ikinci ayağı, sermaye piyasası kurumlarına ilişkin alacak davalarında bilirkişi seçimine ilişkindir. İflas idaresi, mali müşavir bilirkişinin yalnızca muhasebe kayıtlarına dayanarak rapor hazırladığını, oysa uyuşmazlığın SPK mevzuatına ilişkin olduğunu ileri sürmüştü. Özellikle şu sorular teknik ve mevzuat bilgisi gerektirmektedir:
- Aracı kurumun grup şirketine aktardığı paranın basit bir ödünç mü, yoksa mevzuat bakımından kredi niteliğinde bir işlem mi olduğu,
- Faizin temerrütle mi doğduğu, yoksa işlemin kendisinden kaynaklanan asli bir faiz mi olduğu,
- Yatırımcıları Koruma Fonu’nun tasfiye sırasında yaptığı hesaplamanın hangi esaslara dayandığı,
- Cari hesap ile müşteri hesabı bakiyelerinin birlikte nasıl değerlendirileceği.
Daire, bu soruların tam olarak aydınlatılması için SPK uzmanlarından oluşan heyetten rapor alınmasını zorunlu görmüştür. Karar, faiz, icra inkâr tazminatı ve vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazlarını esas yönünden karara bağlamamış; bu konular yeniden yapılacak yargılamaya bırakılmıştır.
🧩 Yeniden yargılamada açık kalan sorular
Dosya ilk derece mahkemesine döndüğünde öncelikle feragatin geçerliliği ele alınacaktır. Feragatin geçersiz bulunması hâlinde alacak miktarı, faizin niteliği ve başlangıcı, icra inkâr tazminatının koşulları ile iflas idaresinin temsil ettiği tarafa vekalet ücreti verilip verilemeyeceği yeniden değerlendirilecektir.
Aracı kurumların mali sıkıntıya düşmesinin hukuki sonuçları seride farklı açılardan ele alınmıştır. Tedrici tasfiyedeki kurumun yöneticileri hakkında verilen şahsi iflas kararına ilişkin aracı kurum yöneticisinin iflası kararı ile yatırımcının Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne başvurusunu konu alan kaydileşmeyen hisse kararı, bu dosyanın arka planını anlamaya yardımcı olur.
💬 Soru ve cevaplar
Tedrici tasfiye ile iflas aynı şey mi?
Hayır. Bu dosyada tedrici tasfiye kararını Sermaye Piyasası Kurulu vermiş, iflas kararı ise daha sonra mahkemece verilip kesinleşmiştir. Karar metninde her iki aşamanın da temsil yetkisinin ve feragatin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Davadan feragat edildikten sonra dava yeniden görülebilir mi?
Feragat kural olarak kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Ancak HMK m.311 irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptalinin istenebileceğini öngörür. Bu dosyada ileri sürülen iddia, feragatin yetkisiz bir temsilci tarafından yapıldığıdır; istinaf daireleri bu iddianın aynı dava içinde ön sorun olarak incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Daire alacağın varlığı hakkında bir sonuca vardı mı?
Hayır. Daire alacağın varlığı, miktarı veya faiz konusunda esasa ilişkin bir değerlendirme yapmamıştır. Kararı, feragatin tartışılmaması ve bilirkişi raporunun yetersizliği nedeniyle kaldırmış; bu konuların yeniden yapılacak yargılamada incelenmesini istemiştir.
Kararın yatırımcılar açısından önemi nedir?
Tasfiyedeki bir aracı kurumun alacaklarının tahsil edilebilmesi, yatırımcılara ve diğer alacaklılara yapılacak ödemeler için kaynak oluşturur. Kararın grup içi işlemlerden doğan alacaklarda uzman bilirkişi incelemesini zorunlu görmesi, bu tür alacakların sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin yayımlanmış kaldırma kararından ve karar metninde aktarılan önceki yargılama aşamalarından derlenmiştir. Kaldırma kararı uyuşmazlığın esası hakkında bir sonuç içermez; dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



