Nitelikli Dolandırıcılık Asliyede – AYM 2026/111

Forex, kripto para ya da yüksek borsa kazancı vaadiyle işlenen dolandırıcılık dosyalarının büyük bölümü, bilişim sistemlerinin veya bankaların araç olarak kullanılması nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak kovuşturulur. Yıllarca bu dosyaların yeri üç hâkimli heyetle çalışan ağır ceza mahkemeleriydi. 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun bu tabloyu değiştirdi: nitelikli dolandırıcılık, ağır ceza mahkemelerinin görev listesinden çıkarıldı ve tek hâkimli asliye ceza mahkemelerine bırakıldı. Değişikliği Anayasa’ya aykırı bulan üç asliye ceza mahkemesi konuyu Anayasa Mahkemesine taşıdı; Mahkeme ise itirazı oybirliğiyle reddetti.
Anayasa Mahkemesi, 13.05.2026 tarihli ve E.2026/10, K.2026/111 sayılı kararıyla, 7571 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinden “nitelikli dolandırıcılık (m. 158)” ibaresinin çıkarılmasının Anayasa’nın 2., 36., 37. ve 142. maddelerine aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir. Geçiş hükmü niteliğindeki geçici 7. maddeye yönelik başvuru ise başvuran mahkemenin bu hükmü uygulama imkânı bulunmadığından yetkisizlik nedeniyle reddedilmiştir. Karar 07.08.2026 tarihli ve 33333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
- 7571 sayılı Kanun görev kuralını nasıl değiştirdi?
- Asliye ceza mahkemelerinin itiraz gerekçeleri
- İlk inceleme: geçici 7. madde neden incelenmedi?
- Anayasa Mahkemesinin esas değerlendirmesi
- Yatırım dolandırıcılığı dosyalarına yansıması
- Geçiş dönemi ve görev itirazları
- TCK 158’de güncel tablo
- Sık sorulan sorular
🏛️ 7571 sayılı Kanun görev kuralını nasıl değiştirdi?
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesi, ağır ceza mahkemelerinin bakacağı suçları tek tek sayar. Değişiklikten önce bu listede yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik (m. 204/2) ve hileli iflasın yanında nitelikli dolandırıcılık (m. 158) da yer alıyordu. 7571 sayılı Kanun’un 12. maddesi bu ibareyi metinden çıkarmıştır.
Aynı Kanun’un 11. maddesine göre asliye ceza mahkemeleri, sulh ceza hâkimliği ile ağır ceza mahkemesinin görevleri dışında kalan bütün dava ve işlere bakan genel görevli mahkemedir. Anayasa Mahkemesinin kararında da vurgulandığı üzere, ibarenin çıkarılmasıyla nitelikli dolandırıcılık davaları kendiliğinden asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girmiştir.
Kanun gerekçesinde iki amaç açıklanmıştır:
- TCK m.157’deki basit dolandırıcılık ile m.158’deki nitelikli dolandırıcılığın farklı mahkemelerde yargılanmasından kaynaklanan görev uyuşmazlıklarının önlenmesi,
- asliye ceza mahkemeleri nezdinde uzmanlaşma sağlanarak bu suçlara ilişkin yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve suçla daha etkin mücadele edilmesi.
Aynı Kanun’un 13. maddesi ise 5235 sayılı Kanun’a geçici 7. maddeyi eklemiştir. Bu hükme göre yürürlük tarihinde ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan ya da istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan nitelikli dolandırıcılık dosyalarında, sırf görev kuralı değişti diye görevsizlik veya bozma kararı verilemez; bu davalara kesin hükme kadar eski görev kurallarına göre bakılmaya devam edilir.
⚖️ Asliye ceza mahkemelerinin itiraz gerekçeleri
Değişiklikten sonra kendilerine gelen nitelikli dolandırıcılık davalarını inceleyen üç asliye ceza mahkemesi, görev kuralının davanın ön koşulu olduğunu ve bu nedenle “davada uygulanacak kural” sayılması gerektiğini belirterek Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca başvuruda bulunmuştur. Başvuru kararlarında öne çıkan argümanlar şunlardır:
- Suçun ağırlığı ile yargılama güvencesi arasındaki denge: TCK m.158’deki cezanın alt ve üst sınırları değişmediği hâlde heyet yerine tek hâkimin görevlendirilmesinin orantılılığı bozduğu ileri sürülmüştür.
- Görev uyuşmazlığı gerekçesinin yetersizliği: Suçun basit ve nitelikli hâlinin farklı mahkemelerde görülmesinin gerçek bir görev uyuşmazlığı yaratmadığı, TCK m.204’ün temel ve nitelikli hâllerinin de hâlâ farklı mahkemelerde görüldüğü vurgulanmıştır.
- Makul süre: Mahkemelerden birinin başvuru kararında Adalet Bakanlığı istatistiklerine atıfla 2024 yılında ağır ceza mahkemelerine 288.400, asliye ceza mahkemelerine ise 1.874.556 dosya açıldığı belirtilmiş; zaten yoğun olan asliye ceza mahkemelerine bu suçların da eklenmesinin yargılamaları uzatacağı savunulmuştur.
- Doğal hâkim ilkesi: Görev değişikliğinin, suç tarihinden sonra kişinin tabi olduğu mahkemeyi değiştirdiği ileri sürülmüştür.
🔎 İlk inceleme: geçici 7. madde neden incelenmedi?
İstanbul Anadolu 90. Asliye Ceza Mahkemesi yalnızca görev ibaresinin çıkarılmasını değil, geçici 7. maddeyi de iptal istemine dahil etmişti. Anayasa Mahkemesi bu kısmı esasa girmeden reddetmiştir. Gerekçe şudur: Geçici 7. madde, ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan veya istinaf ya da temyiz aşamasında bulunan dosyalara ilişkin bir geçiş hükmüdür. Bir asliye ceza mahkemesinin önündeki davada bu hükmü uygulama imkânı bulunmadığından, somut norm denetimi için aranan “davada uygulanacak kural” şartı gerçekleşmemiş ve başvuru Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmiştir.
📜 Anayasa Mahkemesinin esas değerlendirmesi
Mahkeme kuralı Anayasa’nın 2. (hukuk devleti), 36. (hak arama hürriyeti), 37. (kanuni hâkim güvencesi) ve re’sen 142. (mahkemelerin kuruluşu ve görevi) maddeleri yönünden incelemiştir. Kararın temel adımları şöyledir:
Kanun koyucunun takdir alanı: Anayasa’nın 142. maddesine göre mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri kanunla düzenlenir. Mahkeme, bir davaya bakmakla görevli mahkemenin yeniden belirlenmesinin yargılama usulünde yapılan bir değişiklik olduğunu ve anayasal sınırlar içinde yasama organının takdirinde bulunduğunu hatırlatmıştır. Görev uyuşmazlıklarının giderilmesi, yargılamanın hızlandırılması ve uzmanlaşmanın sağlanması amaçlarının kamu yararına yönelik olduğunu kabul etmiştir.
Tek hâkim, daha az güvence demek değildir: Kararın belki de en dikkat çekici cümlesi, yargılamanın tek hâkim tarafından yürütülmesinin tek başına sanık bakımından daha güvencesiz bir yargılama anlamına gelmediğidir. Mahkemeye göre asliye ceza mahkemelerinde de temel adil yargılanma güvenceleri uygulanmakta ve bu güvencelere uyulmadığı iddiaları kanun yollarında denetlenebilmektedir.
Makul süre dengesi: Mahkeme, benzer suçların aynı mahkemede görülerek uzmanlaşma sağlanmasını makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereği olarak nitelendirmiş; ancak bu amaçla alınan tedbirlerin esasa ilişkin adil bir karar verilmesine engel olmaması gerektiğini de eklemiştir. Somut kuralda böyle bir engel görmemiştir.
Doğal hâkim ilkesi: Kural, geçiş hükmü bulunmadığından yürürlük tarihinde soruşturma aşamasında olan dosyalar bakımından görevli mahkemeyi değiştirmektedir. Mahkeme bu nedenle kuralı ayrıca kanuni hâkim güvencesi yönünden incelemiştir. Ona göre bu ilke, suçtan sonra kişiye veya olaya özgü mahkeme kurulmasını yasaklar; kurulu mahkemelere genel ve soyut biçimde yeni görev verilmesini ve bu mahkemelerin önceki olaylara bakmasını yasaklamaz. Kural belirli bir uyuşmazlığa özgü olmadığından ilkeye aykırı bulunmamıştır.
Sonuçta kural Anayasa’ya aykırı görülmemiş, itiraz ve buna bağlı yürürlüğü durdurma talebi oybirliğiyle reddedilmiştir.
🧭 Yatırım dolandırıcılığı dosyalarına yansıması
Sahte forex platformları, kripto para “danışmanları” ya da borsa sinyal grupları üzerinden işlenen eylemler çoğunlukla TCK m.158/1-f (bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması) veya m.158/1-h (tacir ya da şirket yöneticisi olan kişilerin ticari faaliyetleri sırasında) kapsamında değerlendirilir. Kararla birlikte bu tür dosyalar bakımından şu noktalar netleşmiştir:
- Görevli mahkeme: 7571 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra açılan nitelikli dolandırıcılık davalarında görevli mahkeme, genel görevli asliye ceza mahkemesidir; Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi Anayasa’ya uygun bulmuştur.
- Ceza sınırları değişmedi: Görev değişikliği cezaya dokunmamaktadır. TCK m.158/1’de öngörülen üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile (f) bendindeki dört yıllık alt sınır aynen geçerlidir.
- Kanun yolu denetimi: Mahkeme, tek hâkimli yargılamaya yönelik güvence kaygılarına karşı istinaf ve temyiz denetimini bir güvence unsuru olarak göstermiştir.
Yatırım vaadiyle işlenen dolandırıcılıkta suç vasfına ilişkin Yargıtay değerlendirmelerinden biri için serideki borsada aylık %25 kâr vaadine ilişkin karar incelenebilir.
⏳ Geçiş dönemi ve görev itirazları
Görev, ceza muhakemesinde re’sen gözetilen bir usul kuralıdır; bu nedenle geçiş dönemindeki dosyaların hangi kurala tabi olduğu pratikte önemlidir:
- Yürürlük tarihinde ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan davalar ile istinaf veya temyiz aşamasındaki dosyalar bakımından geçici 7. madde, eski görev kurallarının kesin hükme kadar uygulanacağını öngörmektedir. Bu dosyalarda yalnızca görev değişikliği gerekçesiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez.
- Yürürlük tarihinde soruşturma aşamasında bulunan dosyalar için özel bir geçiş hükmü yoktur. Anayasa Mahkemesi de kararında bu dosyalarda görevli mahkemenin değiştiğini tespit etmiş ve durumu doğal hâkim ilkesine aykırı bulmamıştır.
- Geçici 7. madde ise Anayasa’ya uygunluk yönünden esastan incelenmemiştir.
🆕 TCK 158’de güncel tablo
Nitelikli dolandırıcılık alanında kısa süre içinde iki önemli değişiklik yürürlüğe girmiştir:
- Görev (7571 sayılı Kanun, 24.12.2025): Nitelikli dolandırıcılık ağır ceza mahkemelerinin görev listesinden çıkarılmış, Anayasa Mahkemesi bu değişikliği 13.05.2026 tarihli kararıyla Anayasa’ya uygun bulmuştur.
- Hesap veya ödeme aracı verme (7589 sayılı Kanun, 16.07.2026): TCK m.158’e eklenen dördüncü fıkraya göre, 157 ve 158. maddelerdeki suçlara iştirakin, haksız menfaat amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı olması hâlinde ceza yarı oranında indirilir.
Anayasa Mahkemesinin kararı yalnızca görev kuralına ilişkindir; m.158/4 hakkında bir değerlendirme içermemektedir.
❓ Sık sorulan sorular
Kararla nitelikli dolandırıcılığın cezası hafifledi mi?
Hayır. Değişiklik yalnızca davaya bakacak mahkemeyi belirlemektedir. Başvuran mahkemeler de TCK m.158’deki alt ve üst ceza sınırlarının değişmediğini vurgulamıştır. Ceza miktarı, suçun vasfı ve uygulanacak artırım veya indirimler TCK hükümlerine göre belirlenmeye devam eder.
Ağır ceza mahkemesinde süren eski dosyalar asliye cezaya gönderilecek mi?
5235 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesine göre, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan veya kanun yolu incelemesinde bulunan nitelikli dolandırıcılık dosyalarında, görevin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik ya da bozma kararı verilemez. Bu dosyalar kesin hükme kadar eski görev kurallarına göre görülür.
Tek hâkimli yargılama adil yargılanma hakkını neden ihlal etmiyor?
Anayasa Mahkemesine göre asliye ceza mahkemelerinde de savunma hakkı, delillerin tartışılması, çelişmeli yargılama ve aleniyet güvenceleri uygulanmaktadır. Mahkeme ayrıca bu güvencelere uyulmadığı iddialarının istinaf ve temyiz aşamalarında denetlenebildiğini belirtmiş ve yargılamanın tek hâkimle yürütülmesinin tek başına daha güvencesiz bir yargılama anlamına gelmediği sonucuna varmıştır.
Kararda yatırım ya da kripto dolandırıcılığına özel bir tespit var mı?
Hayır. Karar, TCK m.158 kapsamındaki bütün nitelikli dolandırıcılık davaları için geçerli olan görev kuralına ilişkin soyut bir norm denetimidir. Forex, kripto veya borsa vaadiyle işlenen eylemler de m.158 kapsamında kovuşturulduğu ölçüde bu kurala tabidir; ancak kararda belirli bir yatırım dosyasının olaylarına ilişkin bir değerlendirme bulunmamaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan somut norm denetimi kararından derlenmiştir. Norm denetimi kararları kanun hükmünün Anayasa’ya uygunluğunu soyut olarak inceler; bireysel bir ceza dosyasının sonucunu doğrudan belirlemez. Görevli mahkemenin tespiti, dava ve kovuşturmanın başladığı tarihe ve geçiş hükümlerine göre her dosyada ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



