Emsal KararlarForex Hukuku

Banka Çalışanının Getiri Vaadi – Yargıtay 11. HD 2025/6304

Gişede güler yüzle karşılayan, yıllardır tanınan bir banka görevlisi “özel bir havuz” üzerinden yüksek gelir vaat ettiğinde, birikimini teslim eden kişi parayı kime emanet etmiş sayılır: çalışana mı, bankaya mı? Bankalar bu tür davalarda çoğu zaman paranın banka kayıtlarına hiç girmediğini, müşterinin hesap cüzdanı ya da dekont almadığını ve dolayısıyla çalışanın şahsına güvendiğini savunur. Zaman geçtikçe ikinci bir savunma da gündeme gelir: zamanaşımı.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.10.2025 tarihli ve E.2025/2228, K.2025/6304 sayılı kararıyla, banka çalışanının yüksek getiri vaadiyle aldığı ve zimmetine geçirdiği paradan bankayı tam kusurlu kabul ederek sorumlu tutan ve zamanaşımı definin uzamış ceza zamanaşımı nedeniyle reddedildiği ilk derece kararını oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Davacı, bir banka çalışanının “bankaların özel havuz sitesinde hesap açtırılması hâlinde yüksek gelir elde edileceği” yönündeki vaadiyle kendisinden para aldığını, çalışanın sahte hesap cüzdanı düzenlediğini ve paraları müşterilerin onayı olmadan aktardığını ileri sürmüştür. Dosyada Hazine bonosu ve B tipi likit fona ilişkin belgeler yer almıştır. Mahkeme, bozma ilamına uyarak, çalışanın suç teşkil eden eylemlerinin 2003 yılında da sürdüğünü, uzamış ceza zamanaşımının dolmadığını kabul etmiş; bankanın kurtuluş kanıtı öngörülmeyen yardımcı kişi sorumluluğu kapsamında zarardan tam sorumlu olduğuna hükmederek 22.069,00 TL’nin bankadan tahsiline karar vermiştir. Yargıtay hükmü onamıştır.

💼 Vaat, belgeler ve teslim edilen para

Karar metninde aktarılan dava dilekçesine göre davalılardan biri, diğer davalı bankanın çalışanıdır. Bu kişi davacıya, bankaların “özel havuz sitesinde” hesap açtırması hâlinde yüksek gelir elde edeceğini söyleyerek ondan para almıştır. Sonrasında şubenin hesap hareketleri banka yönetiminin dikkatini çekmiş ve müfettiş incelemesi yapılmıştır. Dilekçede ileri sürülen olgular şunlardır:

  • çalışan, banka müşterilerinin onayı olmadan para transferi yapmıştır;
  • sahte hesap cüzdanı düzenlemiştir;
  • hakkında ceza yargılaması yürütülmüştür;
  • bankanın gerekli özen ve kontrolü göstermediği için sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.

Dava başlangıçta 1.000.000.000,00 eski Türk lirası üzerinden açılmış, davacı vekili 16.02.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle zararı 22.069,00 TL olarak açıklamış ve bu tutarın alım gücü gözetilerek en yüksek mevduat faiziyle bankadan tahsilini istemiştir.

İlk derece kararında dosyadaki yatırım araçlarına ilişkin iki belgeye özellikle değinilmiştir: vade tarihi 26.10.1999 olan bir Hazine bonosu ve 02.07.2002 tarihli, 1597 adet B tipi likit fon bulunduğunu gösteren belge. Bu tarihler, aşağıda görüleceği üzere zamanaşımı tartışmasının çıkış noktası olmuştur.

🏦 Bankanın iki savunması

Davalı banka vekili, davanın reddini istemiş ve savunmasını özetle şu noktalara dayandırmıştır:

  • Güven çalışanın şahsına duyulmuştur: Davacı parayı banka çalışanına teslim etmiş, karşılığında banka hesap cüzdanı ya da dekont almamıştır; bu durum bankaya değil, çalışanın kendisine güvenildiğini gösterir.
  • Davacı ağır kusurludur: Banka kayıtlarında davacıya ait bir kayıt, banka ile yapılmış bir sözleşme veya bankada para kaydı bulunmamaktadır.

Çalışan ise cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemenin değerlendirmesinde ayrıca zamanaşımı definin incelendiği görülmektedir; paranın yatırıldığı yıllar ile ıslah tarihi arasında uzun bir zaman geçmiş olması bu tartışmayı kaçınılmaz kılmıştır.

⏳ Zamanaşımı: neden ceza kanunu süresi?

Mahkeme, Hazine bonosunun vade tarihinin 1999, likit fon belgesinin 2002 tarihli olduğunu kabul etmekle birlikte, zamanaşımının başlangıcını bu tarihlere bağlamamıştır. Karar metnindeki gerekçe şu adımları izlemektedir:

  • ceza mahkemesi, gerekçeli karar başlığında ve kesinleşme şerhinde suç tarihini 2003 olarak göstermiştir;
  • banka çalışanının usulsüz ve suç teşkil eden eylemleri 2003 yılında da devam etmiştir;
  • ceza dosyasındaki bilirkişi raporuna göre davacıya başka bir mudinin hesabından aktarma yapılarak ödenen paraların işlem tarihleri 2003 yılının haziran–eylül dönemine aittir;
  • zamanaşımı, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun genel sürelerine göre değil, ceza kanunu hükümlerine göre belirlenmelidir;
  • her iki tarih bakımından da ıslah tarihi itibarıyla 15 yıllık uzamış zamanaşımı geçmemiştir.

Bu kabulle zamanaşımı defi reddedilmiştir. Karar, yatırım vaadiyle alınan paranın zimmete geçirildiği dosyalarda zamanaşımının hesabında ceza dosyasındaki suç tarihinin ve eylemlerin süreklilik gösterip göstermediğinin belirleyici olabileceğini göstermektedir. Aynı konunun ceza yargılamasındaki görünümü için banka zimmetinde zamanaşımı yazısına bakılabilir.

⚖️ Bankanın tam kusuru ve yardımcı kişi sorumluluğu

Tazminatın belirlenmesinde mahkeme, davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığını da tartışmış ve bankanın savunmasını kabul etmemiştir. Gerekçenin ana hatları şöyledir:

  • banka tüm işlemlerinde gerekli dikkat ve özeni göstermek zorundadır; bu yükümlülük istihdam ettiği kişilerin seçimini de kapsar;
  • çalışan, davacı ve pek çok kişi ile ilgili benzer usulsüzlükler yapmış, banka buna sessiz kalmış ve çalışanın işlemlerini denetlememiştir;
  • banka, zararın oluşmasını önlemek için aktif davranmamıştır; bu nedenle tam kusurludur;
  • bankalar mudi ile sözleşme ilişkilerini çalıştırdıkları kişiler aracılığıyla yürütür; mudi ile çalışan arasında 818 sayılı BK’nın 55. maddesindeki gibi bir haksız eylem ilişkisi yoktur;
  • bu nedenle banka, kurtuluş kanıtı öngörmeyen BK 100. madde uyarınca sorumludur; aynı Kanun’un 99/2 ve 100/son hükümleri hafif kusur için dahi kurtuluşu kaldırmaktadır.

Böylece bankanın “hesap cüzdanı ve dekont alınmadı” savunması, davacının kusurunu gösteren bir olgu olarak sonuca etkili görülmemiştir. Belirleyici olan, paranın bir banka görevlisine, banka hizmeti görüntüsü altında teslim edilmesi ve bankanın görevlisini denetleme yükümlülüğüdür. Zarar miktarı ise kesinleşen ceza dosyası ve bilirkişi raporu esas alınarak 22.069,00 TL olarak belirlenmiştir.

Mahkeme sonuç olarak çalışana yönelik davanın açılmamış sayılmasına, banka aleyhine açılan davanın kabulüne ve 22.069,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bankadan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir. Banka çalışanı zimmetinin farklı bir görünümü olan boş fişe imza alınması meselesi için banka çalışanının zimmeti ve boş fiş yazısı bu kararla birlikte okunabilir.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin onama ilamı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimleştirilmiştir.

🔍 Yargıtay incelemesi ve sonuç

Hükmü yalnızca davalı banka vekili temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi davayı, “davalı banka çalışanına verilen paranın, banka kayıtlarında gözükmemesi ve davalı banka çalışanının zimmetine geçirmesi iddiasına dayalı tazminat davası” olarak nitelendirmiştir.

Daire, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulduğunu ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek banka vekilinin bütün temyiz itirazlarını yerinde görmemiş ve kararı 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle onamıştır. İlk derece mahkemesi kararı bozmaya uyularak verildiğinden, Dairenin kısa gerekçesi önceki bozma ilamıyla çizilen çerçevenin uygulanıp uygulanmadığının denetimiyle sınırlı kalmıştır; esasa ilişkin değerlendirmeler ilk derece kararında yer almaktadır.

📘 Bugünkü mevzuatla karşılaştırma

Olaylar 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde gerçekleştiği için mahkeme o Kanun’un hükümlerine dayanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda aynı kurumların karşılıkları şöyledir:

KonuKararda dayanılan6098 sayılı TBK
Haksız fiilde zamanaşımı ve ceza zamanaşımıCeza kanunu hükümlerine göre belirlenen 15 yıllık uzamış zamanaşımıTBK m.72/1: iki ve on yıllık süreler; tazminat ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa bu süre uygulanır.
Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk818 sayılı BK m.100TBK m.116: borçlu, yardımcılarının işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.
Sorumsuzluk anlaşmasıBK m.99/2 ve m.100/sonTBK m.116/3: izinle yürütülen uzmanlık gerektiren hizmetlerde yardımcı kişi sorumluluğunu kaldıran anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

TBK m.116/3’teki düzenleme, faaliyeti kanunla izne bağlanmış bankalar bakımından yardımcı kişi sorumluluğunun sözleşmeyle bertaraf edilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle kararın dayandığı mantık, yeni Kanun döneminde de karşılık bulmaktadır.

❓ Sık sorulan sorular

Para banka kayıtlarına hiç girmediyse banka yine sorumlu tutulabilir mi?

Bu dosyada tutulmuştur. Banka, davacının hesap cüzdanı ve dekont almadığını, banka kaydı bulunmadığını savunmuştur. Mahkeme ise bankaların mudi ile ilişkilerini çalışanları aracılığıyla yürüttüğünü, bu nedenle bankanın kurtuluş kanıtı öngörülmeyen yardımcı kişi sorumluluğu kapsamında sorumlu olduğunu kabul etmiş; çalışanın pek çok kişiye yönelik usulsüzlüklerine bankanın sessiz kalmasını da tam kusur gerekçesi yapmıştır.

Hazine bonosu 1999’da vadesini doldurduysa dava neden zamanaşımına uğramadı?

Mahkeme zamanaşımını Borçlar Kanunu’nun genel sürelerine göre değil, fiilin suç oluşturması nedeniyle ceza kanunu hükümlerine göre hesaplamıştır. Ceza mahkemesi suç tarihini 2003 olarak belirlemiş, çalışanın eylemlerinin 2003 yılında da sürdüğü tespit edilmiştir. Bu tarihler ile 2018 yılındaki ıslah arasında 15 yıllık uzamış zamanaşımı dolmamıştır.

Çalışan hakkında ayrıca hüküm kuruldu mu?

Hayır. Karar metnine göre mahkeme, çalışana yönelik davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Tazminat hükmü yalnızca banka aleyhine kurulmuş ve Yargıtay incelemesi de banka vekilinin temyizi üzerine yapılmıştır.

Zarar miktarı nasıl belirlendi?

Mahkeme, kesinleşen ceza dosyasının kapsamı ve bilirkişi raporu doğrultusunda zararı 22.069,00 TL olarak belirlemiş; davacı da talebini ıslahla bu tutara göre düzenlemiştir. Hüküm, bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bankadan tahsili şeklinde kurulmuş, fazlaya ilişkin istem reddedilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Karar Arama sisteminde yayımlanan onama ilamından ve bu ilamda aktarılan ilk derece mahkemesi gerekçesinden derlenmiştir. Değerlendirme, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde gerçekleşen, ceza mahkemesince suç tarihi belirlenmiş ve bozmaya uyularak karara bağlanmış somut dosyaya dayanmaktadır; olay tarihleri, ceza dosyasının sonucu ve tarafların kusur durumu farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu