Muris Hissesinin Tespiti – İstanbul BAM 12. HD 2025/1641

Bir asrı aşkın süre önce bir bankanın kuruluşuna katıldığı ileri sürülen bir kişinin mirasçıları, ellerinde tek bir hisse senedi bulunmadan bugün ne isteyebilir? Kâğıt senetlerin kaydi sisteme geçirilmesi için öngörülen süre çoktan dolmuş, teslim edilmeyen senetlere ilişkin haklar Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) düzenine bağlanmıştır. Ancak YTM, ödeme yapabilmek için kimin pay sahibi olduğunun önce belirlenmesini beklemektedir. Bu belirlemeyi kimin yapacağı, dolayısıyla davanın kime karşı açılacağı sorusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin incelediği dosyanın merkezinde yer alıyor.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 16.10.2025 tarihli ve E.2023/2452, K.2025/1641 sayılı kararıyla, mirasçıların murislerinin bir bankadaki pay sahipliğinin tespiti istemiyle açtıkları davanın, hisselerin YTM’ye intikal ettiği gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan reddedilmesini doğru bulmamış; ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle ve kesin olarak kaldırmıştır. Daire, hissedarlığın tespiti bakımından husumetin ihraççı bankaya yöneltilmesinde isabetsizlik bulunmadığını kabul etmiştir.
📜 Mirasçıların anlattığı tarihçe
Dava dilekçesindeki anlatıma göre davacıların murisi, dönemin yönetiminin milli bir banka kurulmasına yönelik çağrısı üzerine 128 bin adet altın karşılığında A tipi hisse senedi almış ve 11.03.1917 tarihinde 4 milyon Osmanlı lirası sermaye ile kurulan bir milli bankaya kurucu ortak olmuştur. Muris, bankanın kuruluşundan yaklaşık dört ay sonra, 26.06.1917 tarihinde vefat etmiştir.
Davacılara göre davalı banka 26.08.1924 tarihinde 1 milyon Türk lirası sermaye ile kurulmuş, 1927 yılında söz konusu milli bankayla birleşmiş ve sermayesi 4 milyon liraya çıkmıştır. Birleşme ile birlikte murisin davalı bankanın ortağı hâline geldiği, sonraki dönemde mirasçıların elindeki pay senetlerinin zamanla kaybolduğu, 1950’li yıllara kadar bazı mirasçılara davalı banka tarafından çağrı ve tebligat yapıldığı ileri sürülmüştür.
Davacılar öncelikle murisin pay defterine kayıtlı olup olmadığının, pay türü ve adedinin, sermaye artırımlarının etkisinin ve 1927’den bu yana tahakkuk eden kâr paylarının tespitini istemiştir. Ardından tespit edilen hisselerin miras payları oranında kendilerine devrini, devir mümkün değilse şimdilik 4.000 TL hisse bedeli ile 1.000 TL kâr payının avans faiziyle tahsilini talep etmişlerdir. Aynı istemle açılan ikinci bir dava (İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası) asıl davayla birleştirilmiştir.
🏦 Bankanın savunması ve ilk derece kararı
Davalı banka, hissedarlar defterinde murisin nüfus kaydıyla eşleşen bir hisse kaydına rastlanmadığını, dava dilekçesine hisse senedi eklenmediğini ve bu nedenle iddianın şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispat edilmesi gerektiğini savunmuştur. Bankanın ikinci savunması sermaye piyasası mevzuatına dayanmıştır: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 13. maddesinin 4. fıkrası gereği 31.12.2012 tarihine kadar bankaya teslim edilerek kaydileştirilmeyen hisse senetleri YTM’ye aktarılmış olduğundan, olası hak sahipliği de sona ermiştir.
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 13.06.2023 tarihli ve 2021/210 E., 2023/484 K. sayılı kararıyla bu savunmayı esas almıştır. Mahkemeye göre hisseler süresinde kaydileştirilmediği için YTM’ye devredilmiş olup davalı bankanın sorumluluğu ve davalıya yöneltilebilecek bir talep bulunmamaktadır; asıl dava pasif husumet yokluğundan usulden reddedilmiştir. Birleşen dava ise, asıl davaya muvafakat ettiğini bildiren mirasçıların daha sonra ayrı dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiştir.
Davacılar istinaf dilekçesinde, asli taleplerinin hiç incelenmediğini, bilirkişi incelemesinde bankanın fihrist kayıtlarında murisin adına ulaşıldığını ve 1975 tarihli hissedarlar defterinde 30648 numaralı hisse sahibi olarak aynı ismin geçtiğini belirtmiştir. Ayrıca YTM’nin 26.10.2023 tarihli yazısına dayanarak, YTM’den ödeme alınabilmesi için bile payların sahipliğinin banka tarafından tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
🗂️ Kaydileştirme ve YTM çerçevesi
Daire, değerlendirmesine yasal çerçeveyi hatırlatarak başlamıştır. 6362 sayılı Kanun’un 13/4. maddesi, kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının teslimini zorunlu tutmuştur. Maddenin ilk hâlinde, kayden izlenmeye başlanan tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen araçların YTM’ye intikal edeceği, üzerlerindeki sınırlı ayni hakların sona ereceği ve üç ay içinde satılacağı öngörülmüştü. Anayasa Mahkemesi, 22.10.2015 tarihli ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemeyi iptal etmiş; karar 12.11.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
İptalden doğan boşluk, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve YTM tarafından yatırımcılara yapılacak ödemelerin usul ve esaslarını düzenleyen Yönetmelik ile doldurulmuştur. Kararda aktarıldığı üzere Yönetmeliğin 4. maddesine göre YTM’ye intikal eden araçlardan satılmamış olanlar aynen, satılmış olanlar ise satış tutarları esas alınarak nemalarıyla birlikte, taahhütname ve ibraname alınmak kaydıyla başvuran hak sahiplerine ödenmektedir.
⚖️ Dairenin gerekçesi: tespit ile ödeme ayrımı
Kararın belirleyici kısmı, YTM’nin davacılara verdiği 26.10.2023 tarihli cevaptır. Bu yazıda YTM, murisin paylarının kendisine aktarılıp aktarılmadığı hakkında bilgi bulunmadığını; ödeme için ya fiziki pay asıllarının ihraççı şirkete teslim edilmesi ya da payların kaybolması hâlinde mahkemeden alınacak zayi kararıyla başvurulması gerektiğini; bu iki durum dışında ödeme yapılamayacağını bildirmiştir. Yazıya göre payların ihraççıya ait olduğu ve sahipliği tespit edildikten sonra ihraççı şirket bir teslim tutanağı düzenlemekte, ödenecek tutar bu tutanağa göre belirlenmekte, bedelsiz sermaye artırımlarından doğan pay sayısı ile kâr payı tutarları da ihraççı ile YTM arasındaki mutabakatla saptanmaktadır.
Daire bu yapıdan şu sonuçları çıkarmıştır:
- davacıların YTM’ye başvurabilmesi için ellerinde murisin hissedarlığını gösteren bir belge bulunması ve ihraççı tarafından teslim tutanağı düzenlenmesi gerekir;
- hisse bedeli ve nemaların YTM’den istenebilmesi için önce murisin davalı bankadaki pay sahipliğinin tespit ettirilmesi zorunludur;
- dosyada murisin hissedar olduğunu gösteren ve bankaca onaylanmış bir belge yoktur; bu tespit için öngörülmüş başka bir hukuki yol da bulunmamaktadır;
- bu nedenle davacıların, murislerinin hisselerinin dava yoluyla tespitini istemekte hukuki yararı açıktır;
- Yönetmelikte hissedarlığın tespiti konusunda YTM’yi muhatap kılan bir düzenleme bulunmadığından, tespit talebinde husumetin bankaya yöneltilmesi isabetlidir.
Daire bu görüşünü Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.04.2024 tarihli ve 2022/6566 E., 2024/2950 K. sayılı kararına dayandırmıştır. Sonuç olarak tespit talebi bakımından davanın husumet yokluğundan reddi doğru görülmemiştir. Bilirkişi raporunda, 1975 tarihli hissedarlar defterinde geçen ismin davacıların murisine ait olup olmadığının bankanın kayıtları üzerinde yapılacak ek incelemeyle netleştirilebileceği belirtildiğinden, dosya taraf delilleri toplanarak bu yönden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.
🧾 Tereke adına açılan davada arabuluculuk ücreti
Kararın daha teknik ama uygulamada sık karşılaşılan bir tespiti daha vardır. İlk derece mahkemesi, arabuluculuk ücretini davacı mirasçıların her biri yönünden ayrı ayrı hükmetmiştir. Daire, “kabule göre de” diyerek ikinci bir hata saptamış ve davanın tereke adına açıldığını, bu nedenle tek bir arabuluculuk ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Hüküm fıkrasında davacılar vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiş, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı HMK 353/1-a-6 uyarınca kaldırılmış ve dava yeniden görülmek üzere dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. Yatırılan 269,85 TL peşin istinaf karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine karar verilmiş; karar HMK 362/1-g uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🔎 Pasif husumet ret kararlarıyla birlikte okuma
Bu karar, kaydileştirilmeyen hisseler için ihraççı şirkete açılan davaların reddedildiği kararlarla çelişiyor gibi görünse de aslında aynı sistemin iki ayrı aşamasını ele almaktadır. Sitede daha önce incelenen kaydileşmeyen hissede YTM’nin muhatap olduğuna ilişkin Yargıtay kararında uyuşmazlık, hisse bedeli ve kâr payının ihraççıdan istenmesine ilişkindi ve bu talepler bakımından ihraççının sıfatı bulunmadığı kabul edilmişti.
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin kararı ise bir adım önceki soruya yanıt verir: pay sahipliğinin kendisi belirsizse, bu belirsizliği gidermenin tek yolu ihraççının kayıtlarıdır ve YTM düzenlemesi bu tespiti üstlenmemiştir. Dolayısıyla ödeme talebi bakımından muhatap YTM olsa bile, “murisim gerçekten pay sahibi miydi, kaç pay sahibiydi?” sorusunun muhatabı ihraççı bankadır. Kâğıt senetlerin kaybolduğu dosyalarda ayrıca gündeme gelen zayi davası için kayıp hisse senedinin iptalinde yaklaşık ispat yazısı da tamamlayıcı bir örnek sunmaktadır.
Daire, murisin pay sahibi olduğunu kabul etmemiş; yalnızca bu sorunun esastan incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Hisselerin devri, bedeli ve kâr payı talepleri hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır.
💡 Merak edilenler
Hisseler YTM’ye geçtiyse banka davada neden taraf olabiliyor?
Daireye göre YTM’den ödeme alınabilmesi, payların ihraççıya ait olduğunun ve sahipliğinin tespit edilmesine bağlıdır. Yönetmelikte hissedarlığın tespiti için YTM’yi muhatap kılan bir hüküm bulunmadığından, pay sahipliğinin tespiti talebinde husumet ihraççı bankaya yöneltilebilir.
YTM ödeme için hangi belgeleri arıyor?
Kararda aktarılan 26.10.2023 tarihli YTM yazısına göre ödeme, ya fiziki pay asıllarının ihraççı şirkete teslim edilmesinden sonra ya da payların kaybolması hâlinde mahkemeden alınacak zayi kararıyla yapılan başvuru üzerine mümkündür. İhraççının düzenleyeceği teslim tutanağı, ödenecek tutarın belirlenmesine dayanak oluşturmaktadır.
Mahkeme murisin pay sahibi olduğunu kabul etti mi?
Hayır. Daire yalnızca husumet yönünden verilen ret kararını kaldırmıştır. 1975 tarihli hissedarlar defterinde 30648 numaralı hisse sahibi olarak geçen kişinin davacıların murisi olup olmadığı, bankanın kayıtları üzerinde yapılacak ek inceleme ve taraf delilleriyle ilk derece mahkemesince belirlenecektir.
Kararın temyiz yolu açık mı?
Hayır. Kaldırma ve geri gönderme kararı HMK 362/1-g uyarınca kesindir. Dosya yeniden yargılama için İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesine dönmüştür.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasından ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden erişilen ve Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, kaydileştirilmemiş tarihî hisselerde pay sahipliğinin tespiti talebine ve bu talepte husumet sorununa ilişkindir; hisse bedeli, kâr payı veya YTM’ye yöneltilen ödeme taleplerinde sonuç farklı olabilir. Karar kesin nitelikte bir kaldırma kararı olup uyuşmazlığın esası henüz karara bağlanmamıştır. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



