Kayıp Hisse Senedinin İptali – İstanbul BAM 12. HD 2026/1360

Kağıt hisse senetleri bugün pek çok yatırımcıya uzak bir geçmiş gibi görünür. Oysa 1980’li yıllarda yurt dışında çalışan vatandaşlara tanınan imkânla bir bankanın paylarını satın alan, senetlerini konsolosluktan elden teslim alan ve yıllarca temettü tahsil eden kişiler için bu belgeler hâlâ canlı bir hukuki sorundur. Senet elden çıktığında, kayıtlara ulaşılamadığında ve payların akıbeti belirsizleştiğinde başvurulan yol, zayi nedeniyle iptal davasıdır. Bu davada mahkemenin davacıdan ne ölçüde ispat bekleyeceği ise kararın asıl konusudur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 16.07.2026 tarihli ve E.2026/1000, K.2026/1360 sayılı kararıyla, nama yazılı banka hisse senetlerinin zayi nedeniyle iptali isteminin “zayi iddiası inandırıcı değil” gerekçesiyle reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Daire, hasımsız görülen bu tür davalarda davacının mahkemede olumlu bir kanaat oluşturacak kadar delil sunmasının yeterli olduğunu, TTK m.663 uyarınca ilan sürecinin tamamlanması gerektiğini belirterek ilk derece kararını oy birliğiyle kaldırmıştır.
📜 Konsolosluktan teslim alınan banka payları
Dava dilekçesindeki anlatıma göre davacı, uzun yıllar Avusturya ve İsviçre’de işçi olarak çalışmıştır. 1983 yılında, o dönem yurt dışındaki vatandaşlara satın alma hakkı tanınan bir bankanın B grubu paylarından nama yazılı 20 adet hisse senedi edinmiş ve senetleri bir başkonsolosluktan teslim almıştır. Davacı tarafın beyanına göre bu paylar üzerinden farklı tarihlerde temettü ödemesi de alınmıştır.
Uyuşmazlığın çıkış noktası, senetlerin yenileriyle değiştirilmek üzere şirket tarafından geri çağrılmasıdır. Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılında senetleri bankanın bir şubesine teslim ettiğini, ancak yeni senetleri hiçbir zaman teslim almadığını ve eski senetlerin akıbeti hakkında bilgi edinemediğini ileri sürmüştür. Bu nedenle 20 adet nama yazılı B grubu hisse senedinin zayi nedeniyle iptaline karar verilmesi istenmiştir.
Dava, bir yatırımın yıllar içinde “kâğıt üzerinde” nasıl kaybolabileceğinin tipik bir örneğidir: Pay sahibi yurt dışındadır, senetler fiziki belgedir, şirket senetleri değiştirme sürecine girmiştir ve arada geçen onlarca yıl boyunca paylar kaydi sisteme geçirilmiştir.
🗂️ Banka, YTM ve MKK kayıtları ne söylüyor?
İlk derece mahkemesinin topladığı deliller, dosyanın neden zorlaştığını da gösterir. Karar metninde aktarılan başlıca bilgiler şunlardır:
- Dava dışı bankanın 26.01.2024 tarihli müzekkere cevabı: Davacının 2008 yılında bankaya başvurarak senetlerin yurt dışında bulunduğu sırada Türkiye’deki evinden çalındığını bildirdiği; 2013 yılında yaptığı başvuruda ise senetleri değiştirilmek üzere şubeye teslim ettiğini ve yenilerinin verilmediğini ileri sürdüğü belirtilmiştir.
- Noter ihtarnamesi: Davacı, 29.11.2023 tarihli ihtarname ile nama yazılı pay senetlerinin tespiti için dava dışı şirkete başvurmuştur.
- Yatırımcı Tazmin Merkezi’nin 20.12.2023 tarihli cevabı: Merkeze devredilen banka paylarının yatırımcıların ad-soyad bilgisi olmaksızın ve kimin ne kadar paya sahip olduğu bilinmeksizin toplu olarak aktarıldığı, bu nedenle devredilen paylar arasında davacıya ait pay bulunup bulunmadığının bilinmediği bildirilmiştir.
- Bilirkişi kök ve ek raporları: Davaya daha önce bakan Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince alınan raporlarda, davacıya ait 10.000 TL nominal değerli olarak görülen 20 adet B grubu pay kaydı tespit edilmiştir.
- Merkezi Kayıt Kuruluşu kaynaklı pay sahipleri çizelgesi: Son pay sahipleri listesinde davacının adının bulunmadığı ve payların süresinde kaydileştirilmediği bildirilmiştir.
Bu tablo, fiziki senetlerin kaydileştirme döneminde sisteme aktarılmaması hâlinde payların izinin nasıl sürülemez hâle gelebileceğini ortaya koymaktadır. Kaydileştirilmeyen paylar ile Yatırımcı Tazmin Merkezi arasındaki ilişkiye farklı bir açıdan bakan bir karar için serideki kaydileştirilmeyen hisse ve Yatırımcı Tazmin Merkezi kararı incelenebilir.
🚫 İlk derece mahkemesinin ret gerekçesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 05.05.2026 tarihli ve 2026/60 E., 2026/275 K. sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkeme, TTK m.661/3 uyarınca davacının senedin zilyedi olduğu ve onu zayi ettiği yolundaki iddialarının inandırıcı bulunması gerektiğini hatırlatmış, ardından şu tespitlere dayanmıştır:
- Nama yazılı hisse senetleri ciro ve teslim yoluyla el değiştirebilen belgelerdir.
- Davacı, bankaya farklı yıllarda yaptığı başvurularda zayi sebebini farklı biçimlerde (evden çalınma ve şubeye teslim) anlatmıştır.
- Senetlerin şubeye teslim edildiği ve geri alınamadığı iddiası belgelendirilmemiştir.
Mahkemeye göre bu çelişkiler karşısında davacı iddiasını ispatlayamamıştır. Davacı vekili ise istinaf dilekçesinde, kanunun “ispat edilmesi” değil “inandırıcı bulunması” ölçütünü kullandığını, bunun yaklaşık ispat anlamına geldiğini ve ilk derece mahkemesinin tam ispat arayarak hata yaptığını ileri sürmüştür.
⚖️ İstinaf dairesinin değerlendirmesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı TTK m.661 ve devamı maddelerine dayalı nama yazılı hisse senedinin zayi sebebiyle iptali istemi olarak nitelendirmiştir. Dairenin gerekçesi şu basamaklardan oluşmaktadır:
- Uygulanacak hükümler: TTK m.657’ye göre aksine özel hüküm bulunmadıkça nama yazılı senetler hamile yazılı senetlere ilişkin hükümlere göre iptal olunur; TTK m.661/1 uyarınca iptale hak sahibinin istemi üzerine mahkemece karar verilir.
- Kayıt tespiti: Bilirkişi incelemesinde payların davacı adına kayıtlı olduğu belirlenmiştir; nama yazılı senetlerin ciro ve teslimle devri bankaya bildirilmediği için kayıtlarda görünmeyebilir.
- İspat ölçüsü: Hasımsız açılan ve verilen kararın kesin hüküm niteliği taşımadığı bu tür davalarda, davacının mahkemede olumlu kanaat uyandıracak kadar delil sunması yeterlidir.
- Tam ispatın sonucu: Davacının daha fazlasını ispata zorlanması, zayi nedeniyle iptal hükümlerinin uygulanmasını imkânsız hâle getirecektir.
- Üçüncü kişilerin korunması: Senetler başkasına devredilmişse, ilan üzerine bu kişiler haklarını ileri sürebilir; istirdat davası veya hasımlı bir davayla iptal kararının kaldırılması yolları açıktır.
- Eksik işlem: Uzun süren yargılamaya rağmen TTK m.663 uyarınca yapılması gereken ilanlar tamamlanmamıştır.
Daire, gerekçesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.02.2016 tarihli, E.2015/14291, K.2016/2204 sayılı kararına da atıf yapmıştır. Sonuç olarak davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiş, ilk derece kararı HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmış ve dosya, ilanlar tamamlanarak sonucuna göre karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmiştir. Karar, HMK m.353/1-g kapsamında dosya üzerinden verilmiş olup kesin niteliktedir ve oy birliğiyle alınmıştır.
🔍 “İnandırıcı bulma” ölçütü ve ilan mekanizması
Kararın öğretici yönü, zayi nedeniyle iptal davasının yapısını hatırlatmasıdır. TTK m.661/3, dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece “inandırıcı bulunması” gerektiğini düzenler. TTK m.663 ise mahkemenin bu açıklamaları inandırıcı bulması hâlinde, belli olmayan hamili ilan yoluyla senedi belirli bir süre içinde ibraz etmeye çağıracağını ve aksi takdirde senedin iptaline karar verileceğini ihtar edeceğini öngörür. Bu süre en az altı aydır ve ilk ilan gününden itibaren işler.
Bu iki hüküm birlikte okunduğunda sistemin mantığı belirginleşir. Mahkeme ilk aşamada kesin bir ispat aramaz; zilyetlik ve zayi hakkında makul bir kanaate ulaşması yeterlidir. Asıl güvence, ilan sürecidir. Senedi elinde bulunduran üçüncü bir kişi varsa ilan üzerine ortaya çıkabilir ve hakkını ileri sürebilir. Karar kesin hüküm oluşturmadığından, gerçek hak sahibinin sonradan dava yoluyla hakkını araması da mümkündür.
Somut dosyada ilk derece mahkemesi, davacının geçmişteki başvurularında zayi sebebini farklı anlatmasını belirleyici saymıştır. İstinaf dairesi ise bu tür tutarsızlıkların, ilan sonucunda ortaya çıkabilecek durumlar karşısında ileride açılabilecek davalarda tartışılabileceğini belirtmiş; ilan aşamasına geçilmeden davanın reddedilmesini doğru bulmamıştır. Diğer bir deyişle Daire, çelişki iddiasını tamamen önemsiz saymamış, ancak bunun ilan mekanizmasını baştan devre dışı bırakacak bir gerekçe olamayacağını kabul etmiştir.
💼 Eski kâğıt pay sahipleri için anlamı
Kararın doğrudan konusu bir usul ve ispat meselesi olsa da, fiziki senetle yatırım yapmış kişiler bakımından bazı genel gözlemler yapılabilir:
- Kayıt ile senet ayrı değerlendirilir: Payın bilirkişi incelemesinde kişi adına kayıtlı görülmesi, MKK kaynaklı güncel pay sahipleri listesinde yer almamasına rağmen zayi iddiasını destekleyen bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
- YTM’ye toplu devir ispatı zorlaştırabilir: Karar metnine göre kaydileştirilmeyen banka payları Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne isim bilgisi olmaksızın toplu olarak aktarıldığından, belirli bir yatırımcıya ait payların tespiti mümkün olmamıştır.
- Ret kararı ile ilan süreci arasındaki sıra: Daireye göre ilanlar tamamlanmadan zayi iddiasının inandırıcı olmadığı gerekçesiyle davanın reddi, TTK m.663’ün öngördüğü düzen ile bağdaşmamaktadır.
- Nihai sonuç henüz belli değildir: Karar bir kaldırma kararıdır. İlan süreci sonunda hak iddia eden çıkıp çıkmayacağına göre ilk derece mahkemesi yeniden karar verecektir.
Serideki diğer sermaye piyasası kararlarında, hisse edinimine ilişkin ispat sorunlarının farklı bağlamlarda nasıl ele alındığı da görülebilir; örneğin hisse vaadiyle gönderilen paranın ispatı kararı bu açıdan karşılaştırma imkânı sunar.
❓ Merak edilenler
İstinaf dairesi senetlerin iptaline karar verdi mi?
Hayır. Daire, ilk derece mahkemesinin ret kararını kaldırmış ve dosyayı geri göndermiştir. TTK m.663 uyarınca ilanlar tamamlanacak, hak sahipliği iddia eden çıkmazsa zayi nedeniyle iptal kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Nihai karar ilk derece mahkemesince verilecektir.
Nama yazılı senet neden hamile yazılı senet hükümlerine göre iptal ediliyor?
TTK m.657, aksine özel hükümler bulunmadıkça nama yazılı senetlerin hamile yazılı senetlere ilişkin hükümlere göre iptal olunacağını düzenler. Bu nedenle Daire, TTK m.661 ve devamındaki usulü, özellikle m.663’teki ilan yoluyla çağrıyı somut olaya uygulamıştır.
Başvurulardaki farklı anlatımlar neden tek başına ret sebebi sayılmadı?
Daireye göre bu davalar hasımsız görülür ve verilen karar kesin hüküm oluşturmaz. Senetler başkasına devredilmişse, o kişiler ilan üzerine haklarını ileri sürebilir; istirdat davası veya hasımlı dava yolları da açıktır. Bu nedenle davanın reddine yol açan hususların, ilan sonrası gelişmelere göre açılabilecek davalarda tartışılabileceği kabul edilmiştir.
İlan süresi ne kadar olmalıdır?
TTK m.663’e göre mahkeme, belli olmayan hamili senedi belirli bir süre içinde ibraz etmeye çağırır. Bu sürenin en az altı ay olarak belirlenmesi gerekir ve süre ilk ilan gününden itibaren işlemeye başlar. Somut dosyada bu ilanların tamamlanmamış olması kaldırma sebeplerinden biri olmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden erişilen bölge adliye mahkemesi karar metninden derlenmiştir. Karar bir kaldırma kararı olup uyuşmazlığın nihai sonucu, ilanların tamamlanmasının ardından ilk derece mahkemesince verilecek karara bağlıdır. Kıymetli evrakın iptali davalarında ispat ölçüsü, kayıtların değerlendirilmesi ve üçüncü kişilerin hakları; somut olayın koşullarına, delillere ve uygulanacak mevzuata göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



