Ceza HukukuEmsal Kararlar

Tefecilikte Ticari İlişki Savunması – Yargıtay CGK 2026/242

Bir kişiye para gönderip zaman içinde verdiğinden daha fazlasını geri almak, tek başına tefecilik suçunun kanıtı sayılabilir mi? Ceza yargılamasında bu soru, özellikle taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığında ve parayı alan kişi artık dinlenemediğinde zorlaşır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kamu görevlisi olan bir sanığın eşi aracılığıyla yürüttüğü para trafiğini “ortak iş makinesinin kira geliri” olarak açıkladığı dosyada, aradaki farkın doğrudan faiz kazancı kabul edilemeyeceğine hükmetti.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.04.2026 tarihli ve E.2024/289, K.2026/242 sayılı kararıyla, ilk derece sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin tefecilik suçundan kurduğu mahkûmiyet hükmünü oy çokluğuyla bozmuş, aynı dosyadaki iki sanık hakkında rüşvet suçundan verilen beraat hükümlerini ise oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Olay tarihinde Cumhuriyet savcısı olan sanık hakkında, eşi ve kendi hesabından bir kişiye gönderdiği paralar karşılığında faiz aldığı iddiasıyla tefecilik, ayrıca bir araç alımı nedeniyle rüşvet isnadıyla dava açılmıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi rüşvetten beraat, tefecilikten 2 yıl 1 ay hapis ve adli para cezası vermiştir. Ceza Genel Kurulu, ticari ilişki savunmasının dosyadaki delillerle çürütülemediğini, gönderilen ve geri alınan paralar arasındaki farkın faiz olduğunun ancak bir ihtimal olarak kaldığını belirterek mahkûmiyeti bozmuş; rüşvet beraatini ise onamıştır.

💸 Suçlamanın dayandığı para trafiği

Karar metnine göre sanık, bir tanık aracılığıyla tanıştığı ve sonradan samimi olduğu bir kişiye, eşi adına yürütülen ve kâr ortaklığına dayandığı belirtilen bir işte kullanılmak üzere para göndermiştir. Eşinin hesabından farklı tarihlerde toplam 764.500 TL, kendi hesabından ise iki seferde toplam 165.000 TL aktarılmıştır. Böylece gönderilen toplam tutar 929.500 TL’ye ulaşmıştır.

İddiaya göre bu paranın bir kısmı için parayı alan kişiden toplam 494.500 TL tutarında üç çek alınmış, ayrıca on üç ay boyunca her ay 7.000 dolar “faiz adı altında” tahsil edilmiştir. Çeklerin karşılıksız çıkması üzerine icra takibi başlatılmış, takipte bir miktar tahsilat yapılmış ve alacak bir başkasına temlik edilmiştir. Yapılan hesaplamada, parayı alan kişinin geri ödemeleri, icra tahsilatı ve temlik bedeli birlikte değerlendirildiğinde toplam 1.200.865,75 TL ödendiği, yani gönderilen paradan 271.365,75 TL fazla ödeme yapıldığı belirlenmiştir.

Şikâyet, icra takibinin ardından CİMER’e yapılan başvuruyla gündeme gelmiştir. Şikâyetçi sonradan vefat ettiği için hiçbir aşamada dinlenememiş; eşi ve çocukları ise olayla ilgili doğrudan bilgi sahibi olmadıklarından çelişkili beyanlarda bulunmuştur.

🚜 Sanığın açıklaması: kâr ortaklığı ve kira geliri

Sanık ve eşi, şikâyetçiyle aralarındaki ilişkinin ticari nitelikte olduğunu savunmuştur. Bu açıklamaya göre gönderilen paralar ortak alınacak bir iş makinesi için verilmiş, şikâyetçinin aylık olarak yaptığı ödemeler faiz değil bu makinenin kira geliridir. Kira ödemeleri kesilince güvence olarak çek alındığı, sonradan ise hiç iş makinesi alınmadığının anlaşıldığı ileri sürülmüştür.

Savunmayı destekleyen önemli bir belge de sanığın mal beyanıdır. Şikâyet yapılmadan çok önce verilen bu beyanda, eşinin şikâyetçiye ticari iş karşılığı verdiği 510.000 TL için aylık 7.000 dolar ödeneceği açıkça yazılmıştır. Ceza Genel Kurulu, bu açıklamanın suçlamadan önce, olağan bir yasal yükümlülük kapsamında yapılmış olmasına özel bir ağırlık tanımıştır.

📜 Özel Dairenin hükmü ve temyiz

Sanık, olay tarihinde Cumhuriyet savcısı olduğundan yargılama, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 5. Ceza Dairesinde yapılmıştır. Daire, 20.02.2024 tarihli kararıyla sanık ile diğer bir sanığı rüşvet suçundan CMK 223/2-e uyarınca beraat ettirmiş; sanığı ise tefecilik suçundan TCK 241/1, 62, 52/2-4 ve 53/1-5 maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırmış, hak yoksunluğuna ve taksitlendirmeye hükmetmiştir.

Hüküm iki taraftan temyiz edilmiştir. Sanık müdafileri tefecilik suçunun sabit olmadığını ileri sürmüştür. Katılan vekili ise tefecilikte zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğini, rüşvet suçunun da sabit olduğunu savunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı onama istemli tebliğname düzenlemiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme istemi, kanuni şartları bulunmadığından CMK 299/1 uyarınca reddedilmiştir.

📎 Karar metni: Ceza Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; kişi adları kaynakta anonimleştirilmiştir.

⚖️ Tefecilik suçunun unsurları

TCK 241/1’e göre kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır (TCK 241/2). Genel Kurul, maddenin gerekçesine de atıfla suçun çerçevesini şöyle çizmiştir:

  • Tipik fiil: Faiz ya da başka bir ad altında da olsa kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermektir.
  • Kazanç amacı şarttır: Kazanç elde etme amacı taşımayan ödünç verme eylemleri suç oluşturmaz.
  • Gerçek alacak-borç ilişkisi: Para trafiğinin kişiler arasında doğmuş gerçek bir alacak-borç ilişkisine dayanıp dayanmadığı önem taşır.
  • Tek kişi yeterlidir: Bir kişiye ödünç para verilmesi suçun oluşması için yeterlidir; işin meslek hâline getirilmesi aranmaz.
  • Birden fazla mağdur: Suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan söz edilemez (CGK, 22.01.2025, 461-35).

Genel Kurul ayrıca “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini ayrıntılı biçimde hatırlatmıştır. Kararın ifadesiyle ceza mahkûmiyeti herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalıdır; delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan, yüksek de olsa bir ihtimal üzerine mahkûmiyet kurulamaz.

🔎 Ceza Genel Kurulunun delil değerlendirmesi

Genel Kurul çoğunluğu, tefecilik suçlamasının sabit olmadığı sonucuna aşağıdaki gerekçelerle ulaşmıştır:

Delil / olguGenel Kurulun yorumu
Yazılı sözleşme bulunmamasıTaraflar arasında güven ilişkisine dayalı anlaşma yapıldığı yönündeki savunma sanık aleyhine değerlendirilemez.
Aylık 7.000 dolara birebir denk gelen havale bulunmamasıÖdemelerin bazen bankadan bazen elden yapıldığı, şikâyetçinin oğlunun da elden teslimden söz ettiği gözetildiğinde bu durum hayatın olağan akışına uygundur.
Havalelerde “borç ödemesi” ve “borç iadesi” açıklamalarıBu açıklamalar faizle borç para verildiği şeklinde yorumlanamaz.
Çeklerin paranın verilmesinden yaklaşık bir yıl sonra keşide edilmesiKira ödemeleri kesilince teminat amacıyla çek alındığı savunmasıyla uyumludur.
Şikâyetten önce verilen mal beyanıTicari iş karşılığı verilen para ve aylık ödeme önceden açıklanmıştır.
271.365,75 TL’lik farkAralarında hukuki/ticari bir ilişki bulunduğunda tereddüt olmayan taraflar arasındaki bu farkın doğrudan tefecilikten kaynaklanan faiz olduğunu söylemek “zannı galipten” ibaret kalır.

Kararda, sanığın kendi hesabından gönderdiği 100.000 TL ve 65.000 TL’nin birkaç gün sonra aynı tutarlarla sanığa geri ödendiği de tespit edilmiştir. Son soruşturmanın açılması kararında sanığın eşi üzerinden başka kişilere de faizle borç para verdiği ileri sürülmüşse de, bu kişilerin kim olduğu açıklanmamıştır. Para transferi tespit edilen tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde, bu transferlerde faiz kararlaştırıldığına ve kazanç amacına dair bir delil ortaya konulamamıştır.

Bu nedenle Genel Kurul, sanığın tefecilik suçundan CMK 223/2-e uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Yedi Genel Kurul üyesi ise tefecilik mahkûmiyetinin isabetli olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır; kararda karşı oyun ayrıntılı gerekçesi yer almamaktadır.

🚗 Rüşvet isnadı neden beraatle sonuçlandı?

Dosyadaki ikinci suçlama, başka bir soruşturmada dinlenen iletişim kayıtlarına dayanmaktadır. Diğer sanığın bir telefon görüşmesinde, yeni gelen soruşturma savcısına yeni bir araç verdiğini anlatan sözler sarf ettiği tespit edilmiş ve bu ifadeden hareketle rüşvet alma ve verme suçlarından kamu davası açılmıştır.

Genel Kurul önce TCK 252’nin yapısını hatırlatmıştır: Rüşvet, kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için menfaat sağlanmasıdır; rüşvet konusunda anlaşmaya varılması hâlinde suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur (TCK 252/3). Anlaşmanın, işin yapılmasından önce veya en geç yapıldığı anda gerçekleşmesi gerekir (CGK, 29.11.2023, 119-623).

Somut olayda ise sanığın hangi soruşturma dosyasında, görevinin gereği olarak hangi işi yapması ya da yapmaması için menfaat temin ettiğine ve bu amaçla bir rüşvet anlaşması yapıldığına dair somut bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Araştırmada söz konusu aracın diğer sanığın galerisinden değil başka bir yerden alındığı, alım-satımın taraflarının işlemi ticari faaliyet olarak açıkladığı ve bilirkişi raporunda savunmanın aksini gösteren bir tespit yapılamadığı anlaşılmıştır. Rüşvet beraatleri bu nedenlerle CMK 302/1 uyarınca oy birliğiyle onanmıştır.

🧾 Hak yoksunluğu ve ek savunma hakkı

Genel Kurul, “kabule göre” iki isabetsizliğe daha dikkat çekmiştir:

  • TCK 53/5 uygulanamaz: Tefecilik suçu, TCK 53/1-a’da sayılan hak ve yetkiler (kamu görevi gibi) kötüye kullanılarak işlenebilecek bir suç değildir. Bu nedenle sanık hakkında 53/5 uyarınca ayrıca hak yoksunluğuna hükmedilemez.
  • CMK 226/2 ek savunma: Dava açan belgede 53/5’in uygulanması talep edilmediği hâlde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden bu hükmün uygulanması savunma hakkını kısıtlamıştır.

Kararda para trafiğindeki bir “fazla ödeme”, tek başına kazanç amaçlı ödünç verme sayılmamış; ilişkinin niteliği, belgelerin düzenlenme zamanı ve suçlamadan önceki açıklamalar birlikte tartılmıştır. Tefecilik iddiasının vergi yargılamasına yansıyan farklı bir boyutu için vergi davasında masumiyet karinesi yazısına bakılabilir.

❓ Sık sorulan sorular

Tefecilik için birden çok kişiye para vermek gerekir mi?

Hayır. Ceza Genel Kurulu, önceki içtihadına atıfla, kazanç amacıyla tek bir kişiye ödünç para verilmesinin suçun oluşması için yeterli olduğunu ve işin meslek hâline getirilmesinin aranmadığını belirtmiştir.

Verilen paradan fazlasının geri alınması faiz sayılır mı?

Bu dosyada sayılmamıştır. Genel Kurul, taraflar arasında hukuki ve ticari bir ilişki bulunduğunda tereddüt olmadığını, gönderilen ve geri alınan tutarlar arasındaki 271.365,75 TL’lik farkın doğrudan faiz olduğunu söylemenin ancak bir ihtimal olarak kaldığını belirtmiştir. Sonuç, somut dosyadaki delillerin bütününe dayanmaktadır.

Şikâyetçinin vefat etmesi kararı nasıl etkiledi?

Şikâyetçi aşamalarda dinlenemediği için iddianın en doğrudan kaynağı yargılamaya taşınamamıştır. Genel Kurul bu durumu, savunmayı çürütecek kesin delilin bulunmadığı tespitinin unsurlarından biri olarak değerlendirmiştir.

Dinlenen bir telefon görüşmesi rüşvet için yeterli değil miydi?

Kararda yeterli görülmemiştir. Görüşmede bir araçtan söz edilmesine karşın hangi dosyada, hangi iş için menfaat sağlandığına ve bir rüşvet anlaşması yapıldığına dair somut iddia ve delil bulunmadığı, aracın da ticari bir alım-satımla başka bir yerden alındığı tespit edilmiştir. Bu nedenle beraat hükümleri oy birliğiyle onanmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgilerine iletişim sayfası üzerinden, serinin diğer yazılarına Emsal Kararlar arşivinden erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir dosyadaki delillerin değerlendirilmesine dayanır ve tefecilik suçlamasında her para trafiğinin ticari ilişki sayılacağı anlamına gelmez; karar oy çokluğuyla verilmiş olup bozma sonrası yargılama sonucu bu yazının kapsamı dışındadır. Farklı delil durumlarında sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu