Geciken Fon Çıkışında Eşit Kusur – Yargıtay 11. HD 2025/3807

Yatırımcı telefonda “artık çıkmak istiyorum” dediğinde, bu söz bankayı ne ölçüde bağlar? Bireysel portföy yönetimi sözleşmesiyle dolar cinsinden bir fona yatırılan birikim, 2018 yazındaki dalgalanmada erimeye başlamış; müşteri haftalarca fondan çıkmak istediğini söylemiş, banka çalışanı ise her seferinde beklemeyi önermiştir. Yazılı çıkış talimatı ancak ağustosun ortasında verilebilmiş, aradaki dönemde fonun değeri düşmeye devam etmiştir. Uyuşmazlık, yazılı talimat şartı ile telefonda açıkça dile getirilen iradenin çatıştığı noktada Yargıtay’a kadar gelmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.05.2025 tarihli ve E.2024/5013, K.2025/3807 sayılı kararıyla, zararın yarısını bankaya yükleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi kararını tarafların temyiz itirazlarını reddederek HMK 370/1 uyarınca onamıştır. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
💵 Dolar fonundaki birikim ve telefon görüşmeleri
Karar metninde aktarılan iddialara göre davacı, davalı bankayla 12.10.2017 tarihli Bireysel Portföy Yönetimi Sözleşmesini imzalamış ve dolar birikimini bankanın “Dolar Dinamik Fon” adlı fonuna aktarmıştır. Davacı tarafı aktarılan tutarı 585.800,00 ABD doları olarak belirtmiş; banka ise davacının 16.10.2017 tarihinde 585.000,00 USD’nin fon hesabına aktarılması için yazılı talimat verdiğini ifade etmiştir.
Davacıya göre portföy bilgileri her ay düzenli olarak gönderilmiş, ancak 2018 yılı Temmuz ayının başında portföy bilgisi boş görünmüştür. Bankayı arayıp müşteri temsilcisinden bilgi istediğinde fon değerinin 546.553,95 USD’ye indiğini öğrenmiş ve paranın vadeli dolar hesabına aktarılmasını istemiştir. Davacı, bu ve sonraki taleplerine rağmen paranın vadeli hesaba aktarılmadığını, hesap kapatıldığında değerin 450.203,00 USD’ye düştüğünü ileri sürmüştür.
Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 25.000,00 TL’nin avans faiziyle tahsilini istemiştir. Dava, Ankara 3. Tüketici Mahkemesinde görülmüştür.
🗂️ Bankanın savunması: kesin bir çıkış emri yoktu
Banka, davacının ekonomi eğitimi almış ve yatırım konusunda bilgili biri olduğunu, piyasaların durumunu değerlendirebilecek konumda bulunduğunu savunmuştur. Savunmanın ana dayanakları şöyle özetlenebilir:
- Portföy dökümü ve fon raporu her ay davacının e-posta adresine gönderilmiştir.
- Davacı, imzaladığı sözleşmeler ve özellikle “Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri Genel Risk Bildirim Formu” ile oluşabilecek zararları önceden öngörüp kabul etmiştir.
- Açma ve kapama talimatları arasındaki dönemde davacının döviz alım satımı, fon alım satımı ve fon dönüşümü gibi başka işlemler için talimatları bulunmaktadır; ancak dava konusu fondan çıkışa ilişkin yazılı bir talimat yoktur.
- Telefon görüşmeleri fonun genel gidişatına ilişkin değerlendirmelerden ibarettir ve çoğunlukla müşterinin “bekleyelim, bir bakalım, duruma göre değerlendirelim” türünden temennileriyle sona ermiştir.
Bankaya göre bu görüşmelerin hiçbiri kesin bir çıkış emri niteliği taşımamaktadır.
🏛️ Üç aşamada üç farklı sonuç
İlk derece mahkemesi (Ankara 3. Tüketici Mahkemesi, 2019/259 E., 2021/232 K.) davayı reddetmiştir. Gerekçe kısadır: Davacı bankaya kesin bir tarih ve tutar içeren yazılı talimat vermemiştir; bankaca işleme alınmayan bir yazılı talimat bulunmadığından bankanın hatalı bir işlemi de yoktur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi (2021/1972 E., 2024/609 K.) ise telefon görüşmelerinin içeriğine odaklanmış ve şu tespitlerde bulunmuştur:
- Davacı, 2018 yılı Mayıs ayından itibaren banka çalışanıyla yaptığı görüşmelerde katılım fonundan çıkıp parasının dolar mevduat hesabına yatırılmasını istediğini dile getirmiştir.
- Banka çalışanı bu dönemde portföy yönetiminin fona ilişkin beklentilerini ve değerlendirmelerini öne sürerek çıkışı sürekli ertelemeye çalışmıştır.
- Davacı 25.07.2018 tarihinde kesin olarak çıkmak istediğini bildirmiş; çalışan, sözleşme gereği verilmesi gereken yazılı beyana ilişkin e-postayı göndereceğini söylemesine rağmen bunu geciktirmiştir.
- Davacı da bu gecikmeye karşın bankaya ihtar veya uyarı göndermemiş, bankaya bizzat başvurmamıştır.
- Davacı sistemden gelen e-posta üzerine 13.08.2018’de yazılı çıkış beyanında bulunmuş, çıkış işlemi 16.08.2018 itibarıyla gerçekleştirilmiştir.
Daire bu tespitlerden hareketle 89.628,67 USD’lik zararda, dosyadaki bilirkişi raporlarının aksine, davacı ile bankanın eşit oranda kusurlu olduğunu kabul etmiştir. Bankanın kusuruna isabet eden zarar 44.814,33 USD olarak belirlenmiş; ancak davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 25.000,00 TL istediğinden, istinaf başvurusu kabul edilip ilk derece kararı kaldırılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “bireysel müşteri sözleşmesi ve bireysel portföy yönetimi sözleşmesi kapsamında uğranılan zararın tahsili” olarak nitelendirmiştir. Bölge adliye mahkemesinin esastan verdiği kararda hukuka aykırılık ve HMK 369/1 ile 371. madde kapsamında bozma nedeni bulunmadığı gerekçesiyle iki tarafın temyiz itirazlarını reddetmiştir. Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı dava 6502 sayılı Kanun’un 73/2. maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan davacıdan harç alınmamış, temyiz gideri davalıya yükletilmiştir.
⚖️ Eşit kusur nasıl kuruldu?
Bölge adliye mahkemesinin vardığı sonuç, iki tarafın davranışının ayrı ayrı tartılmasına dayanmaktadır. Kararın arka planındaki genel hükümler şunlardır:
- TBK m.114: Borçlu genel olarak her türlü kusurdan sorumludur; sorumluluğun kapsamı işin özel niteliğine göre belirlenir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.
- TBK m.52: Zarar gören, zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Bankanın kusuru, çalışanın müşterinin açıkça dile getirdiği çıkış isteğini fon beklentilerini öne sürerek ertelemesi ve kesin çıkış isteğinden sonra yazılı beyan için gereken e-postayı geciktirmesidir. Davacının payına düşen kusur ise bu gecikmeye rağmen bankaya ihtar ya da uyarı göndermemesi ve bankaya bizzat başvurmamasıdır. Daire, iki tarafın da zararın büyümesine katkıda bulunduğunu kabul ederek yükü ikiye bölmüştür.
Kararın dikkat çeken yönü, bölge adliye mahkemesinin kusur oranını dosyadaki bilirkişi raporlarından farklı belirlemesidir. Karar metninde raporların hangi oranı önerdiği yer almamaktadır; yalnızca eşit kusur sonucunun “raporların aksine” kurulduğu belirtilmiştir. Yargıtay bu takdiri hukuka uygun bulmuştur.
Bankanın davacının bilgili bir yatırımcı olduğu ve risk bildirim formunu imzaladığı savunması, kararda bankayı sorumluluktan kurtarmaya yetmemiştir. Risk bildirimi fonun değer kaybetme ihtimaline ilişkindir; uyuşmazlık ise piyasa riskinden çok, müşterinin çıkış isteğinin işleme alınmasının geciktirilmesine ilişkindir.
📞 Yazılı talimat şartı ve telefondaki irade
İlk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi arasındaki fark, yazılı talimat şartına bakıştadır. İlk derece mahkemesi yazılı ve kesin tarih-tutar içeren talimat bulunmamasını yeterli saymıştır. Bölge adliye mahkemesi ise yazılı beyan sürecinin bizzat banka çalışanı tarafından geciktirildiğini tespit etmiş; bankanın kendi çalışanının yarattığı gecikmeden yararlanarak “yazılı talimat yok” savunmasıyla sorumluluktan tamamen kurtulamayacağını kabul etmiştir.
Bu yaklaşımda telefon görüşmelerinin içeriği belirleyici olmuştur. Banka, görüşmelerin “bekleyelim” türünden temennilerle bittiğini savunmuştur. Bölge adliye mahkemesi ise Mayıs 2018’den itibaren müşterinin çıkmak istediğini dile getirdiğini ve 25.07.2018’de bunu kesin olarak ifade ettiğini kabul etmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlığın çözümü, kayıtların hangi tarihten itibaren açık bir çıkış iradesi içerdiğinin tespitine bağlanmıştır.
Yazılı talimatla kapatma meselesinin kaldıraçlı işlemler bakımından nasıl ele alındığı petrol pozisyonunda yazılı kapatma talimatı yazısında, portföy yöneticisinin özen borcunun farklı bir görünümü ise portföy yöneticisinin özeni yazısında incelenmiştir. Sözlü talimatla döviz bozdurulmasına ilişkin sözlü talimat kararı da aynı ispat sorununun başka bir yüzünü göstermektedir.
🧭 Kararın kapsamı ve sınırları
- Yargıtay kararı gerekçesi kısa bir onama kararıdır; eşit kusur değerlendirmesini kendisi ayrıntılı biçimde yeniden yapmamış, bölge adliye mahkemesinin takdirini hukuka uygun bulmuştur.
- Hüküm altına alınan tutar, kısmi dava niteliğindeki talep nedeniyle 25.000,00 TL’dir. 44.814,33 USD, bankanın kusuruna isabet eden zarar olarak gerekçede belirtilen tutardır.
- Kusur oranı somut olayın telefon kayıtlarına, çalışanın tutumuna ve müşterinin tepkisine göre belirlenmiştir; farklı kayıt içeriğine sahip dosyalarda oran değişebilir.
- Dava tüketici mahkemesinde görülmüş ve davacı harçtan muaf tutulmuştur. Görev ve tüketici sıfatı ayrıca tartışılmamıştır.
- Kararda fonun değer kaybının nedenleri ve fonun yönetiminde ayrı bir özen eksikliği bulunup bulunmadığı incelenmemiştir; uyuşmazlık çıkışın geciktirilmesine odaklanmıştır.
❓ Sık sorulanlar
Yazılı talimat verilmemişse banka hiç sorumlu tutulamaz mı?
Bu kararda ilk derece mahkemesi bu yönde karar vermiş, ancak kararı istinafta kaldırılmıştır. Bölge adliye mahkemesi, yazılı beyan sürecinin banka çalışanı tarafından geciktirildiğini tespit ederek bankayı zararın yarısından sorumlu tutmuş, Yargıtay da bu sonucu onamıştır.
Müşteri neden kusurlu sayıldı?
Bölge adliye mahkemesine göre davacı, kesin çıkış isteğini bildirdikten sonra yazılı beyan için gereken e-posta gecikince bankaya ihtar veya uyarı göndermemiş, bankaya bizzat başvurmamıştır. Bu davranış zararın artmasına katkı olarak değerlendirilmiş ve kusurun yarısı davacıya yüklenmiştir.
Risk bildirim formu bankayı korumadı mı?
Banka, davacının risk bildirim formuyla olası zararları önceden kabul ettiğini savunmuştur. Mahkemelerin ulaştığı sonuç, uyuşmazlığın piyasa riskinden çok çıkış talebinin işleme alınmasındaki gecikmeye ilişkin olduğunu göstermektedir; bu gecikmeden doğan zararın yarısı bankaya yüklenmiştir.
Kararda hangi zarar tutarı hesaplanmıştır?
Bölge adliye mahkemesi toplam zararı 89.628,67 USD, bankanın kusuruna düşen kısmı 44.814,33 USD olarak belirtmiştir. Davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 25.000,00 TL talep ettiğinden, hüküm bu talep miktarıyla sınırlı kurulmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, sermaye piyasası ve yatırım uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Olgulara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf beyanları ile ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarının özetine dayanır. Kusur oranı somut dosyadaki telefon kayıtları ve tarafların tutumuna göre belirlenmiş olup farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



