Asgari İşçilikte Yol Kotu Altı – Yargıtay HGK 2026/432

Üç buçuk metre. Diyarbakır’da tamamlanan on yedi katlı bir konut binasında, yol seviyesinin altında kalan bu bölümün bina yüksekliğine eklenip eklenmeyeceği, işverene çıkarılan fark prim borcunun tamamen ortadan kalkması ile ayakta kalması arasındaki farkı belirledi. Yerel mahkeme on yılı aşan yargılama boyunca iki kez direndi, dosya iki kez Hukuk Genel Kuruluna geldi. Sonunda çoğunluk, sosyal güvenlik primi bakımından ölçülmesi gerekenin binanın görünen yüksekliği değil, işçinin fiilen çalıştığı yapının tamamı olduğu sonucuna vardı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.07.2026 tarihli ve E.2025/636, K.2026/432 sayılı kararıyla, asgari işçilik incelemesinde yapı yüksekliğine yol kotu altının da dâhil edilmesi gerektiğini kabul etmiş, binayı 4/A grubunda sayarak Kurum işlemini iptal eden direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
🏗️ On yedi katlı binada fark prim
Davacı şirket, Diyarbakır’daki bir parsel üzerinde konut amaçlı, bodrum (yol kotu altı) ve zemin dâhil 17 katlı bir özel bina inşaatını tamamlamış ve Sosyal Güvenlik Kurumundan ilişiksizlik belgesi istemiştir. Özel nitelikteki inşaat işlerinde Kurum, işverenin yeterli işçilik bildirip bildirmediğini araştırmakla yükümlüdür. Bu araştırma sonunda Kurum, yapıyı 5/A sınıf ve grubunda kabul etmiş, 314.280,61 TL eksik işçilik üzerinden prim ve gecikme zammı hesaplayarak 12.03.2013 tarihli yazıyla şirkete tebliğ etmiştir. Kurum, daha sonra kendisine bildirilen işçiliği düzelterek 27.05.2013 tarihinde eksik işçiliği 318.306,71 TL olarak yeniden belirlemiştir.
Şirket, binanın 4/A grubunda yer aldığına ilişkin belgelerle Kuruma itiraz etmiş, itiraz 14.05.2013 tarihinde reddedilmiştir. Bunun üzerine iş mahkemesinde açılan davada, inşaatta çalıştırılan işçilerin Kuruma bildirildiği ve primlerinin yatırıldığı, buna rağmen 128.241,27 TL fark prim borcu çıkarıldığı ileri sürülerek Kurum işleminin iptali istenmiştir.
📏 İki ölçüm, iki sınıf
Uyuşmazlığın teknik çekirdeği, aynı binaya ilişkin iki farklı yükseklik ölçümüdür:
- İşveren ve yerel mahkeme: Yükseklik, binanın kot aldığı noktadan saçak seviyesine kadar ölçülür. Ruhsatı veren belediyenin ve mimarlar odasının yazıları bu ölçüme göre binanın 49,80 metre olduğunu bildirmiştir. Bu durumda bina 4/A grubundadır.
- Kurum ve Özel Daire: Yol kotu altındaki 3,50 metre de hesaba katılır. Ruhsatta yol kotu altı dâhil yükseklik 53,30 metre, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise bodrum dâhil 53,20 metre olarak gösterilmiştir. Bu durumda bina 5/A grubuna girer.
Kararda, 4/A ile 5/A gruplarını ayıran yükseklik eşiği ve bu grupların asgari işçilik oranları ayrıca açıklanmamıştır. Ancak tarafların ve mahkemelerin kabulünden, ölçüme yol kotu altının eklenip eklenmemesinin binanın grubunu, dolayısıyla fark prim borcunun varlığını doğrudan belirlediği anlaşılmaktadır.
🔄 Yerel mahkemenin iki direnmesi
Diyarbakır 1. İş Mahkemesi 11.02.2015 tarihinde, bilirkişi raporu ve belediyenin imar biriminin yazısına dayanarak binayı 4/A grubunda saymış ve fark prim borcuna ilişkin Kurum işlemini iptal etmiştir. Kurumun temyizi üzerine (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi 16.04.2015 tarihinde, yapının tüm inşaat alanının konut amaçlı olduğunu, yüksekliğin yol kotu altı ve üstünün toplamı olan 53,20 metre kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Bozmadan sonra dosya Diyarbakır 5. İş Mahkemesine tevzi edilmiş, mahkeme 02.03.2020 tarihinde direnmiştir. Direnme gerekçesine iki yeni dayanak eklenmiştir. Birincisi, aynı nitelikteki başka bir dosyada keşif yapılmış ve binanın toplam yüksekliği 48,50 metre bulunarak 4/A grubunda kaldığı tespit edilmiş, bu karar 10. Hukuk Dairesince onanmıştır. İkincisi, aynı nitelikteki bir başka dosyada verilen direnme kararı Hukuk Genel Kurulunun 2019 tarihli kararıyla onanmıştır.
Hukuk Genel Kurulu 09.11.2022 tarihinde, bozmadan sonra toplanan yeni delillere dayanan bu kararın gerçek bir direnme değil “yeni hüküm” olduğunu belirterek dosyayı Özel Daireye göndermiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 11.12.2023 tarihinde, ilk bozma ilamındaki tespitlerin kesin olduğunu ve bu doğrultuda hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararı yeniden bozmuştur. Yerel mahkeme 27.05.2024 tarihinde önceki gerekçesini tekrarlayarak ikinci kez direnmiş ve dosya bu kez esastan incelenmek üzere Genel Kurula gelmiştir.
🏛️ Genel Kurul çoğunluğunun gerekçesi
Genel Kurul uyuşmazlığı şöyle tanımlamıştır: Binanın yüksekliği 49,80 metre mi yoksa 53,20 metre midir; buna göre bina 4/A ve 5/A yapı sınıf ve gruplarından hangisine girer ve eksik bildirilen işçilik nedeniyle yapılan prim tahakkuku yerinde midir?
Çoğunluk, cevaba ölçüm tekniğinden değil asgari işçilik uygulamasının amacından ulaşmıştır. Kararın belirleyici paragrafına göre davacının inşaatında yol kotu altında da işçi çalıştırılmış, hatta kot altı inşaatta kot üstüne nazaran daha fazla işçilik ve malzeme kullanılmıştır. Bu durumda yol kotu altının bina yüksekliğine dâhil edilmesi gerektiği ve bu sonucun asgari işçilik uygulamasının amacıyla örtüştüğü açıktır.
Yapının tüm inşaat alanının konut amaçlı olduğu da dikkate alınarak bina yüksekliği bilirkişi raporundaki gibi 53,20 metre, yapı sınıfı da 5/A kabul edilmiştir. Görüşmeler sırasında bir kısım üyeler, yüksekliğin yol kotu altı dâhil edilmeden 49,80 metre olarak hesaplanması ve direnme kararının onanması gerektiğini savunmuş; bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. Direnme kararı, HMK geçici m.3 yollamasıyla uygulanan HUMK m.429 uyarınca bozulmuş, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere kesin olarak karara bağlanmıştır.
📚 5510 m.85 ve asgari işçilik
Kararın dayandığı 5510 sayılı Kanun’un 85. maddesi, işverenin işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti hâlinde, işin yürütümü açısından gerekli asgari işçilik tutarının belirlenmesini öngörür. Bu belirlemede yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı ve ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınır.
- Kapsam: Kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ile bankaların ihale mevzuatına göre yaptırdığı işler ve özel nitelikteki inşaat işleri bakımından Kurum, yeterli işçiliğin bildirilip bildirilmediğini araştırır.
- Sonuç: Yeterli işçilik bildirilmemişse eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan prim, gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte bir ay içinde ödenmek üzere işverene tebliğ edilir.
- Amaç: Genel Kurul kararında asgari işçilik uygulamasının iki amacı vurgulanmıştır: kayıt dışı istihdamın ve kaçak sigortalı çalıştırmanın önlenmesi ile Kurumun prim, devletin de vergi gelirinin güvence altına alınması.
- Sigortalıya etkisi: Karara göre bu uygulama sigortalılar yönünden geçmiş hizmetlere dönük bir hak sağlamaz; yalnızca işverenin ödemesi gereken primlerin tahsiline yöneliktir.
Çoğunluğun yaklaşımı tam da bu amaç vurgusuna dayanır. Bina yüksekliği imar mevzuatında farklı bir referans noktasından ölçülebilir; ancak asgari işçilik incelemesinin sorusu, yapının ortaya çıkması için ne kadar emek harcandığıdır. Bodrum gibi yol kotu altındaki kısımlar da işçilik gerektirdiğinden, bunları dışarıda bırakan bir ölçüm emeğin bir bölümünü hesaptan düşürmüş olur.
İşçinin sigortalılığına ilişkin farklı sorular sitede daha önce ayda 8 günlük kısmi sözleşmede hizmet tespiti ve müfettiş raporuyla ek bildirge yazılarında ele alınmıştı. Bu karar ise sigortalının değil, işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünün kapsamına odaklanmaktadır.
⏱️ İtiraz ve dava süreleri
Kararda alıntılanan 5510 m.85 metni, fark prim tahakkukuna karşı izlenen yolu da göstermektedir. İşveren, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir ve itiraz takibi durdurur. Kurumca itirazın reddi hâlinde, ret kararının tebliğinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesine başvurulabilir. Ancak mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz.
Aynı maddenin sonraki fıkraları, devamlı mahiyetteki işyerlerinde yapılan asgari işçilik incelemesi sonucunda raporun Kurumun ilgili birimine gönderilmesinden önce işverenle uzlaşma yapılabileceğini ve uzlaşılan tutarlar hakkında dava açılamayacağını düzenler. Somut dosyada böyle bir uzlaşma bulunmadığından uyuşmazlık, itirazın reddinden sonra açılan iptal davası içinde çözülmüştür. Kurumun 12.03.2013 tarihli işleminden Genel Kurul kararına kadar geçen süre ise on üç yılı aşmıştır.
❓ Okurların sorabileceği sorular
Belediyenin ve mimarlar odasının yazıları neden belirleyici olmadı?
Bu yazılar, binanın yüksekliğinin kot alınan noktadan saçak seviyesine kadar ölçüleceğini ve 49,80 metre olduğunu bildirmiştir. Genel Kurul çoğunluğu ise asgari işçilik incelemesinde amacın harcanan işçiliği belirlemek olduğunu, yol kotu altında da işçi çalıştırıldığını esas almış ve ruhsat ile bilirkişi raporundaki toplam yüksekliği dikkate almıştır.
Aynı nitelikteki başka dosyada farklı karar verilmişti; bu durum sonucu değiştirdi mi?
Yerel mahkeme, başka bir dosyada keşifle binanın 48,50 metre bulunduğunu ve bir başka dosyadaki direnme kararının 2019 yılında Hukuk Genel Kurulunca onandığını belirtmişti. Genel Kurul bu dosyada söz konusu kararlara ayrıca değinmemiş; ruhsat ve bilirkişi raporundaki ölçümü esas alarak sonuca ulaşmıştır.
Asgari işçilik farkı ödenince işçilerin hizmet süresi artar mı?
Kararda aktarılan tanıma göre asgari işçilik uygulaması, sigortalılar yönünden geçmiş hizmetlerine dönük herhangi bir hak sağlamadan yalnızca işverenin ödemesi gereken primlerin tahsili amacını taşır. Sigortalıların hizmet sürelerinin tespiti ise ayrı bir uyuşmazlık konusudur.
Kararla birlikte şirketin ne kadar prim ödeyeceği belli oldu mu?
Hayır. Genel Kurul direnme kararını bozmuş, dosya yerel mahkemeye dönmüştür. Kararda Kurumun eksik işçilik hesapları (314.280,61 TL ve düzeltilmiş hâliyle 318.306,71 TL) ile davacının ileri sürdüğü fark prim tutarı yer almakla birlikte, nihai borç tutarı belirlenmemiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, iş ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporu ve mahkeme kabullerine dayanır; tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir ve 4/A ile 5/A yapı gruplarının ölçütleri kararda ayrıca açıklanmamıştır. Bozma sonrasında verilecek yeni hükmün içeriği bu yazının konusu değildir. Yapının kullanım amacı, ruhsat bilgileri ve bildirilen işçilik farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



