Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Sahte Teminat Mektubuyla Yatırım – Yargıtay 11. CD 2026/5239

Kredi borcunu ödeyemeyen ve çiftliğini satmak isteyen bir hayvan yetiştiricisinin karşısına, çiftliğe “yüksek miktarda yatırım” yapmak isteyen iki kişi çıkar. Tereddüt eden üreticiyi ikna etmek için masaya 3.000.000 Euro bedelli bir banka teminat mektubu ve birkaç şirket belgesi konur. Çiftlik teslim edilir, hayvanlar kısa sürede kesilip satılır; elde kalan ise bir protokol ile 330.000 TL bedelli bir senettir. İlk derece mahkemesi sanıkları beraat ettirir. Yargıtay, aradan geçen yıllara rağmen tabloyu bir borç ilişkisi olarak değil, baştan kurgulanmış bir aldatma olarak görür.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 07.05.2026 tarihli ve E.2021/30944, K.2026/5239 sayılı kararıyla, yatırım yapma izlenimi yaratılarak ve gerçek olmayan bir bankaya ait teminat mektubu gösterilerek katılanın çiftliğindeki menkul mallar üzerinde tasarrufta bulunan sanıklar hakkındaki beraat hükümlerini, tebliğnamedeki onama görüşüne aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Sanıklar, maddi sıkıntı içindeki katılana çiftliğine yatırım yapacakları izlenimini vermiş, ikna için gerçek olmayan bir bankaya ait 3.000.000 Euro bedelli teminat mektubu ile faaliyette olmayan şirketlere ilişkin belgeler göstermiştir. Katılanla protokol imzalanmış, 330.000 TL bedelli senet verilmiş, çiftlik teslim alınır alınmaz hayvanlar kestirilip satılmıştır. Ağır ceza mahkemesi beraat kararı vermiştir. Yargıtay, katılanın istikrarlı anlatımı, sanıkların çelişkili savunmaları ve dosyadaki teminat mektubu, protokol ve bono örneği karşısında TCK m.158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğunu, beraatin delillerin değerlendirilmesindeki hatadan kaynaklandığını belirtmiştir.

🐄 Çiftliğe yatırım vaadi nasıl kuruldu?

Karar metninde aktarılan olaylara göre katılan, çiftçilik ve hayvancılıkla geçimini sağlamakta, bankadan kredi çekerek satın aldığı hayvanlara bakmaktadır. Kredi borcunu ödeyemediği için maddi sıkıntı içine düşmüş ve çiftliğini satmayı düşünmüştür. Sanıklardan biri, bulunduğu ilçede bu durumu öğrenmiş, diğer sanıkla birlikte katılanla görüşerek çiftlik üzerinde yüksek miktarda yatırım yapmak istedikleri izlenimini yaratmıştır.

Katılanın tereddütlerini gidermek için iki tür belge kullanılmıştır:

  • Gerçek olmayan bir kişi adına düzenlenmiş, bir bankanın aracı olduğu yabancı bir bankaya ait gösterilen 3.000.000 Euro bedelli teminat mektubu,
  • Sanıklardan biri ve eşine ait olduğu söylenen, ancak gerçekte faaliyette olmayan ve sicilden terkin edilmiş şirketlere ilişkin ticaret sicil gazetesi, sicil memurluğu ve oda belgeleri.

Katılan, parayı almadan resmî satış yapmak istememiştir. Bunun üzerine bir sanığın borçlu, diğerinin kefil olarak imzaladığı bir protokol düzenlenmiş ve katılana 330.000,00 TL bedelli senet verilmiştir. Daire’nin tespitine göre sanıkların gerçekte ödeme imkânı da niyeti de yoktur; amaç, katılana ait hayvanlar başta olmak üzere çiftlikteki menkul mallar üzerinde tasarrufta bulunabilmektir. Nitekim çiftliği fiilen teslim alır almaz hayvanları kestirip satmış, diğer mallar üzerinde de tasarrufta bulunmuşlardır.

📄 İlk derece mahkemesinin beraat hükmü ve tebliğname

Dava, ağır ceza mahkemesinin 2015/85 Esas, 2016/26 Karar sayılı dosyasında görülmüştür. Sanıklar hakkında iki suç tipi üzerinden yargılama yapılmıştır: kamu kurum ve kuruluşları ile benzeri tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık. Mahkeme, sanıkların beraatine hükmetmiştir.

Hükmü katılan vekili temyiz etmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde ise beraat hükümlerinin onanması görüşü yer almıştır. Daire, ön incelemede hükümlerin temyiz edilebilir olduğunu, katılanın temyiz hak ve yetkisinin bulunduğunu ve temyizin süresinde yapıldığını tespit ettikten sonra esasa girmiştir.

⚖️ Dairenin bozma gerekçesi

Yargıtay, beraat kararını tek bir eksen üzerinden değerlendirmiştir: delillerin değerlendirilmesinde hata. Daire’ye göre dosyadaki şu unsurlar birlikte ele alındığında sanıkların mahkûmiyeti gerekmektedir:

  1. Katılanın anlatımı: Sanıkları olay öncesinde tanımayan ve onlara suç atma şüphesi bulunmayan katılanın aşamalardaki istikrarlı ve tutarlı beyanları.
  2. Sanıkların savunmaları: Aşamalarda çelişki içeren savunmalar.
  3. Belgeler: Dosyadaki banka teminat mektubu, protokol ve bono örneği.
  4. Fiilî davranış: Çiftliğin teslim alınmasının hemen ardından hayvanların kestirilip satılması.

Daire bu delillerden, sanıkların en baştan itibaren katılanı dolandırma kastıyla, birlikte suç işleme kararlılığı ve eylem birliği içinde, belli bir plan dâhilinde hareket ettikleri ve icra hareketlerini tüm aşamalarda birlikte gerçekleştirdikleri sonucuna ulaşmıştır. Gerçek olmayan bir bankanın 3.000.000 Euroluk teminat mektubunu göstererek hileli hareketlerle katılanın hayvanları ve çiftlikteki menkul mallar üzerinde tasarrufta bulunmak suretiyle haksız menfaat temin eden sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri gözetilmeden beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmüş ve hükümler, tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozulmuştur.

📎 Karar metni: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; sanık, katılan, banka ve yer bilgileri kaynakta anonimdir.

🏦 Hangi bent? 158/1-f ile 158/1-d arasındaki fark

Kararın başlığında iki ayrı suç tipi yer almaktadır. Biri, kamu kurum ve kuruluşları veya vakıf, dernek gibi tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılmasına ilişkin (d) bendi; diğeri bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasına ilişkin (f) bendidir. İddiaya göre (d) bendi, terkin edilmiş şirketlere ait sicil gazetesi, sicil memurluğu ve oda belgelerinin kullanılmasına; (f) bendi ise teminat mektubuna dayanmaktadır.

Daire’nin bozma gerekçesinde ise suç, yalnızca TCK m.158/1-f kapsamında nitelendirilmiştir. Gerekçede belirleyici unsur, katılanın gözünde yatırımcıların ödeme gücünü kanıtlayan bir banka teminatının bulunmasıdır. Bankaya duyulan güven, sanıkların vaadini inandırıcı kılmak için kullanılmıştır. Karar, belgeyi düzenleyen bankanın gerçek olmamasını da bu bent bakımından bir engel olarak görmemiştir.

Bu ayrımın ceza bakımından sonucu önemlidir. TCK m.158/1’in son cümlesine göre (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. (d) bendi bu ağırlaştırılmış alt sınırın kapsamında değildir.

Fiilin birden fazla kişi tarafından plan dâhilinde işlendiğinin vurgulanması, TCK m.37/1’deki birlikte faillik kuralıyla örtüşmektedir: Suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumludur.

🤝 Protokol ve senet varken hukuki ihtilaf mı?

Yatırım vaadine dayalı dosyalarda sıkça tartışılan soru, ortada bir sözleşme ve borç senedi bulunduğunda uyuşmazlığın ceza hukukunun mu yoksa özel hukukun mu konusu olduğudur. Bu olayda da katılanla sanıklar arasında, bir sanığın borçlu, diğerinin kefil olduğu bir protokol vardır ve katılana 330.000 TL bedelli senet verilmiştir. İlk bakışta bu tablo, ödenmeyen bir satış bedeli gibi görünebilir.

Daire, protokol ve senedin varlığını beraat için yeterli görmemiştir. Kararda bu belgeler, aldatmanın bir parçası olarak ele alınmıştır: Gerçekte ödeme imkânı ve niyeti olmayan sanıkların, katılanın resmî satışa yanaşmaması üzerine protokol ve senet yoluyla çiftliğe ulaştıkları kabul edilmiştir. Kastın sonradan değil, en baştan var olduğu sonucuna ise çiftliğin teslim alınır alınmaz hayvanların kestirilip satılmasından ve gösterilen teminat mektubunun gerçek olmayan bir bankaya ait olmasından varılmıştır.

Sitede yer alan arsa yatırımı vaadinde hukuki ihtilaf ayrımı ve yatırım vaadinde basit yalan gerekçesi kararları da aynı sınır çizgisini farklı olaylar üzerinden tartışmaktadır. Bu kararda öne çıkan unsur, sözleşmenin yanında sahte bir banka güvencesinin ve faaliyette olmayan şirketlere ait belgelerin kullanılmasıdır.

🗂️ Eski usulle temyiz: 5320 sayılı Kanun m.8

Kararın sonuç kısmında bozmanın, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (CMUK) 321. maddesi uyarınca yapıldığı belirtilmiştir. 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine göre bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar CMUK’un 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır ve bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.

İlk derece hükmü 2016/26 Karar numarasını taşımaktadır ve dosya istinaf aşamasına gitmeden doğrudan Yargıtay’ın önüne gelmiştir. Daire’deki esas numarası 2021 yılına, karar ise 07.05.2026 tarihine aittir. Karar metni, bu sürenin uyuşmazlığa etkisi konusunda bir değerlendirme içermemektedir.

Güncel mevzuat bakımından bir not eklemek gerekir: 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la TCK m.158’e dördüncü fıkra eklenmiştir. Bu hüküm, dolandırıcılık suçlarına iştirakin banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı olduğu hâllerde cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir. İncelenen kararda sanıklar katılanla bizzat görüşmüş ve belgeleri kendileri sunmuştur; karar bu hükme ilişkin bir değerlendirme içermemektedir.

💬 Sık sorulan sorular

Teminat mektubunu düzenleyen banka gerçek değilse suç yine 158/1-f mi?

Bu kararda Daire, gerçek olmayan bir bankaya ait 3.000.000 Euroluk teminat mektubunun gösterilmesini hileli hareketlerin merkezine koymuş ve fiili TCK m.158/1-f kapsamında nitelendirmiştir. Banka güvencesi izlenimi, katılanın ikna edilmesinde araç olarak kullanılmıştır.

Tebliğname onama görüşündeyken Daire neden bozdu?

Tebliğname Daire’yi bağlamaz. Daire, katılan vekilinin temyiz nedenlerini yerinde bularak delilleri yeniden değerlendirmiş; katılanın tutarlı beyanları, sanıkların çelişkili savunmaları ve dosyadaki belgeler karşısında beraatin hatalı olduğu sonucuna varmıştır.

Katılana verilen senet, olayın ceza davası olmasını engeller mi?

Bu kararda engellememiştir. Daire, protokol ve 330.000 TL bedelli senedin, ödeme imkânı ve niyeti bulunmayan sanıkların çiftliğe ulaşmak için kullandığı araçlar olduğunu kabul etmiştir. Belirleyici olan, kastın en baştan var olup olmadığıdır.

Bozmadan sonra sanıklar mahkûm olmuş sayılır mı?

Hayır. Bozma kararıyla dosya yeniden yargılama için yerel mahkemeye döner. Yerel mahkemenin bozmaya uyup uymayacağı ve sonuçta nasıl bir hüküm kurulacağı karar metninden bilinmemektedir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, Dairenin karar metninde aktardığı tespitlere dayanır; sanıkların, katılanın, bankanın ve yerleşim yerlerinin kimliği kaynakta anonimdir. Bozma kararı sonrasında yapılacak yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu