Emsal Kararlarİş Hukuku

MÖHUK 27 İptali Geriye Yürümez – Yargıtay 9. HD 2026/4310

Bir şirketin yurt dışındaki şantiyelerinde yıllarca aralıklı çalışan bir tekniker, işçilik alacakları için Türkiye’de dava açar. İlk derece mahkemesi uyuşmazlığa çalışılan ülkelerin hukukunu uygular ve o hukuklardaki süreler geçtiği için davayı reddeder. İşçi temyizde, Anayasa Mahkemesinin iş sözleşmelerinde hukuk seçimini düzenleyen hükmü iptal ettiğini hatırlatır. Yargıtay’ın önüne gelen soru iki katmanlıdır: İptal kararı, sona ermiş bir iş ilişkisine geriye dönük uygulanabilir mi; uygulanamıyorsa, hukuk seçimi bulunmayan dönemlerde hangi ülkenin hukuku esas alınır?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 11.05.2026 tarihli ve E.2026/4732, K.2026/4310 sayılı kararıyla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının geriye yürümeyeceğini kabul etmiş; ancak hukuk seçimi anlaşması bulunmayan çalışma dönemleri için daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunu belirleyerek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Davacı, 2011-2018 yılları arasında davalı şirketin yurt dışı şantiyelerinde borulama işleri teknikeri olarak çalıştığını ileri sürerek kıdem, ihbar, yıllık izin, hafta tatili ve genel tatil alacaklarını istemiştir. İlk derece mahkemesi Türkmenistan ve diğer ülke hukukunu uygulayarak alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmiştir. Yargıtay, MÖHUK m.27/1’e ilişkin iptal kararının geriye yürümediğini, hukuk seçimi yapılan dönemde seçilen hukukun uygulanmasının yerinde olduğunu, seçim bulunmayan dönemlerde ise tarafların tabiiyeti, yerleşim yeri ve ücretin Türkiye’de ödenmesi gibi bağlantılar nedeniyle Türk hukukunun uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

🏗️ Şantiyeler, dönemler ve talepler

Dava dilekçesine göre davacı, 2011-2018 yılları arasında davalı şirketin yurt dışı şantiyelerinde borulama işleri teknikeri olarak çalışmış, iş sözleşmesi işverence haklı neden olmadan feshedilmiş ve işçilik alacakları ödenmemiştir. Davacı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.

Davalı işveren ise davacının kendi nezdinde geçen bir çalışması bulunmadığını savunmuş, zamanaşımı def’inde ve husumet itirazında bulunmuş, taleplerin davacının çalıştığı ülkenin mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Daire de gerekçesinin başında, bu savunmanın yasal süresi içinde sunulan cevap dilekçesinde yapıldığını belirtmiştir.

📜 İlk derece ve istinaf: yabancı hukuk ve zamanaşımı

İlk derece mahkemesi, davacının 20.04.2012-31.03.2018 tarihleri arasında fasılalı olarak toplam 2 yıl 9 ay 17 gün süreyle davalının Türkmenistan’daki ve bir başka ülkedeki şantiyelerinde çalıştığını kabul etmiştir. Mahkemeye göre uyuşmazlığa bu ülkelerin hukuku uygulanmalıdır; ilgili kanun hükümlerine göre de talep edilen alacaklar zamanaşımına uğramıştır. Dava bu gerekçeyle reddedilmiştir.

Davacı vekilinin istinaf başvurusu, bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince esastan reddedilmiştir. Böylece uyuşmazlık, yabancı hukukun uygulanması ve o hukuktaki sürelerle sınırlı bir sonuçla Yargıtay’a taşınmıştır.

🧾 İşçinin temyiz gerekçeleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde beş başlıkta itiraz ileri sürmüştür:

  • Anayasa Mahkemesi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 27/1 hükmünü iptal etmiştir; bunun uyuşmazlığa etkisi gözetilmelidir.
  • Sürelerin dolması geçerli sebeplere dayandığından süre yenilenmeli; fesih bildirimi verilmediği ve iş sicil kaydı yapılmadığı için süre hiç başlamamıştır.
  • Kamu düzeni ve emredici kurallar bakımından Türk hukuku uygulanmalıdır.
  • Başvuru sürelerinin bu şekilde dikkate alınması hak arama hürriyetini kısıtlamaktadır.
  • Karar, sürpriz karar yasağı ve hukuki güvenilirlik ilkelerine aykırıdır.
📎 Karar metni: Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları ve bazı yer adları kaynakta anonimdir.

⏳ İptal kararı neden geriye yürümez?

Daire önce Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararını ele almıştır. Karar 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, yayımından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Daireye göre bu süre dolmadan, 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle MÖHUK m.27’de değişiklik yapılmış, böylece herhangi bir yasal boşluk doğmamıştır.

Gerekçenin omurgasını Anayasa’nın 153. maddesi oluşturur. Maddeye göre Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir, Mahkeme iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir ve “İptal kararları geriye yürümez.” Daire, bu kuralın Devlete güveni sarsmamak, kargaşaya yol açmamak ve kazanılmış hakları korumak amacıyla kabul edildiğini belirtmiştir. Buna göre hukuksal alanda etkisini göstermiş durumlar, iptal kararının yürürlüğe girdiği güne kadar geçerli sayılır.

Daire, değerlendirmesini üç tespitle tamamlamıştır:

  1. Değişiklik maddi hukuka ilişkindir: 7550 sayılı Kanunla yapılan değişiklik, yalnızca yürürlüğünden sonra ortaya çıkan olgu ve ilişkilere uygulanabilir; önceki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükteki hükümlere tâbidir.
  2. Özel hukukta geriye yürüme sınırlıdır: Ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine geriye yürümeden söz edilebilir; ancak sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek bir geriye yürüme, kazanılmış hakları, hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını ihlal eder.
  3. Gerekçe kanun hükmü değildir: Anayasa’nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak hüküm kuramaz; bu nedenle iptal kararının gerekçesi kanun hükmü gibi uygulanamaz.

Daire ayrıca, iptal sonucu 27/1’in uygulanamayacağı düşünülse bile MÖHUK m.24 ve m.27/2 uyarınca hukuk seçimi imkânının bulunduğunu ve maddenin iptal edilmeyen dördüncü fıkrasının da dikkate alınması gerektiğini eklemiştir. Kısacası işçinin iptal kararına dayanan itirazı, Türk hukukunun uygulanması sonucunu tek başına doğurmamıştır.

📅 Hukuk seçimi olan ve olmayan dönemler

Daire, dönemin MÖHUK m.27/1 uygulamasına ilişkin ilke ve esasların kendi 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklandığını hatırlatmış ve çalışmayı dönemlere ayırmıştır:

  • 01.10.2016-03.06.2017: Dosyaya göre bu dönem için hukuk seçimi anlaşması yapılmıştır; seçilen yabancı ülke hukukunun uygulanması yerindedir.
  • Diğer aralıklı dönemler: 20.04.2012’den 26.03.2016’ya kadar olan ve 12.07.2017-31.03.2018 arasındaki aralıklı çalışmalar bakımından hukuk seçimi bulunmamaktadır; mahkemenin bu dönemler için vardığı sonuç dosya kapsamına uygun değildir.

Hukuk seçimi bulunmayan veya geçersiz olan dönemde MÖHUK m.27/2’deki genel kural devreye girer: İş sözleşmesine işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku, yani işin fiilen yapıldığı ülke hukuku uygulanır. Ancak m.27/4, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde bu hukukun uygulanabileceğini öngörür. Kararın sonucu bu istisnaya dayanır.

🔗 Daha sıkı ilişki hangi bağlantılarla kuruldu?

Daire, sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınabilecek ölçütleri şöyle sıralamıştır: tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sistem, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, sözleşmenin belirli bir hukuka özgü kurumlar gözetilerek yapılması ve daha önceki bir sözleşmeye gönderme yapılması.

Somut olayda Daire şu bağlantıları belirleyici bulmuştur:

  • Davacı işçi ile davalı işverenin tâbiiyeti,
  • Tarafların yerleşim yerleri,
  • Sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer,
  • İşçinin tâbi olduğu sistem,
  • Ücretin Türkiye’de ödenmesi.

Bu bağlantılar karşısında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan dönemlerde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu dönemler bakımından alacaklar Türk hukuku uygulanarak değerlendirilmelidir. Daire eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile sonuca gidildiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırmış, ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

Kararın uygulamadaki yansıması, aynı işçinin farklı dönemleri için farklı hukukların uygulanabilmesidir: Hukuk seçimi yapılan dönem seçilen hukuka, seçim yapılmayan dönemler ise daha sıkı ilişkili hukuka tâbi tutulmuştur. Zamanaşımı gibi sonuca doğrudan etki eden meseleler de bu ayrıma göre şekillenecektir. Yabancı ülkedeki şantiye çalışmasında Türk hukukunun zımni seçimine ilişkin farklı bir örnek için sitedeki yurt dışı şantiyede grup şirketi kararına bakılabilir.

🆕 MÖHUK m.27’nin bugünkü metni

7550 sayılı Kanunla değiştirilen MÖHUK m.27/1’e göre iş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbidir. Aynı Kanunla değiştirilen dördüncü fıkraya göre ise işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariç olmak üzere, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir.

İkinci fıkra, hukuk seçimi yapılmamışsa işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanacağını ve işin geçici olarak başka bir ülkede yapılmasının o yeri mutad işyeri yapmayacağını düzenler. Üçüncü fıkra ise işin devamlı olarak birden fazla ülkede yapılması hâlinde işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukunu esas alır. Daire, yeni metnin yürürlüğünden önce sona ermiş iş ilişkilerine uygulanamayacağını kabul etmiştir.

❓ Sık sorulan sorular

Anayasa Mahkemesinin MÖHUK m.27/1 iptali eski iş sözleşmelerini etkiler mi?

Bu kararda Daire, Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez.” kuralına dayanarak iptal kararının sona ermiş iş sözleşmelerinden doğan hak ve borçları değiştiremeyeceğini kabul etmiştir. Uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 27/1 hükmü uygulanmıştır.

Neden çalışmanın bir kısmına yabancı hukuk uygulanmaya devam etti?

Dosyaya göre 01.10.2016-03.06.2017 dönemi için taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunmaktadır. Daire, bu dönem bakımından seçilen ülke hukukunun uygulanmasını yerinde görmüştür.

İşin yapıldığı ülke hukuku yerine Türk hukuku nasıl uygulandı?

MÖHUK m.27/2’ye göre kural, mutad işyeri hukukudur; ancak m.27/4 daha sıkı ilişkili hukukun uygulanmasına imkân verir. Daire, tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri, ilişkilerin yoğunlaştığı yer, işçinin tâbi olduğu sistem ve ücretin Türkiye’de ödenmesi nedeniyle bu hukukun Türk hukuku olduğunu belirlemiştir.

Alacaklar bu kararla hüküm altına alındı mı?

Hayır. Yargıtay alacaklar hakkında hüküm kurmamış; bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece mahkemesi kararını bozarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Hukuk seçimi bulunmayan dönemler için alacakların Türk hukukuna göre değerlendirilmesi gerekecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava ve cevap dilekçeleri ile derece mahkemesi kararlarına dayanır; taraf adları, bazı mahkeme ve ülke adları kaynakta anonimdir. MÖHUK hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Hukuk seçimi anlaşmaları ve çalışma koşulları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu