Beraate Rağmen Ceza Zamanaşımı – Yargıtay HGK 2026/358

Özelleştirme öncesinde bir elektrik dağıtım şirketinin kasasındaki 7.003.000,00 TL, devir tarihinden hemen önce repoya bağlanır. Borçlarını devralan kamu şirketi, bu nakit borç ödemede kullanılmadığı için gereğinden fazla borç üstlendiğini ileri sürer ve şirket yöneticilerinden tazminat ister. Yöneticiler hakkında açılan ceza davası beraatle biter; hükümde dayanılan bent ise CMK 223/2-a, yani “yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması”dır. Hukuk mahkemesi bu bende bakarak ceza zamanaşımını uygulamaz ve davayı süre aşımından reddeder. Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen soru şudur: Beraat hükmünün dayandığı bent mi, yoksa gerekçede gerçekte söylenen mi belirleyicidir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.06.2026 tarihli ve E.2025/196, K.2026/358 sayılı kararıyla, ceza mahkemesinin beraati hüküm fıkrasında 223/2-a’ya dayandırmasına rağmen gerekçede “yeterli delil elde edilemediği” belirtildiğinde, eylemin suç oluşturmadığının kesinleştiği sonucuna varılamayacağını kabul etmiş; ceza zamanaşımını uygulamayan direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
💼 Repoya bağlanan nakit ve devredilen borç
Karar metnine göre davacı, dağıtım şirketlerine henüz hisseleri özel sektöre devredilmeden önce gönderilen talimat yazılarında, enerji bedeli ödemelerinden sonra bankalarda bir iki günlük kısa vadeli nakit ihtiyacı dışında para bulundurulmaması, özellikle devir aşamasındaki şirketlerin bu konuda daha hassas olması gerektiğinin bildirildiğini ileri sürmüştür.
Özelleştirme şartnamesine göre dağıtım şirketinin geçmiş dönem enerji borçları davacıya devredilmiştir. Devre esas mizan kayıtlarına göre 30.11.2010 itibarıyla davacıya devredilen enerji borcu toplam 202.249.681,26 TL‘dir. Davacıya göre bilanço tarihinde şirket hesabında bulunan ve bu borcun ödenmesinde kullanılabilecek 7.003.000,00 TL, diğer davalıların talimat ve işlemleriyle repoya bağlanmış; bu nedenle davacıya fazla borç devredilmiştir. Davacı, son altı aylık repo ortalaması olan 3.730.250,00 TL ile aradaki farkı, yani 3.272.750,00 TL‘yi devir tarihinden itibaren avans faiziyle, şirket ve eski yöneticilerden müştereken ve müteselsilen istemiştir.
Davalılar ise zararın ve sorumluların 04.06.2012 tarihli soruşturma raporuyla öğrenildiğini, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını savunmuştur. Aynı olaya ilişkin farklı bir dosyada repo ve ceza kararının zarar hesabına etkisi için sitedeki özelleştirmede repo, ceza kararı ve zarar hesabı yazısına bakılabilir.
🗂️ On yıla yayılan yargılama
- İlk karar (01.10.2015): Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, zararın 04.06.2012 tarihli teftiş raporuyla öğrenildiğini, bu tarihten itibaren iki yıldan fazla süre geçtikten sonra dava açıldığını belirterek davayı zamanaşımından reddetmiştir.
- Birinci bozma (17.11.2016): 11. Hukuk Dairesi, eylemin suç oluşturup oluşturmadığının kural olarak hukuk hâkimince belirleneceğini, ceza zamanaşımının uygulanması için mahkûmiyet kararı, hatta ceza davası açılması dahi aranmadığını, suç duyurusunun akıbeti araştırılmadan karar verilemeyeceğini belirterek bozmuştur.
- İkinci karar (04.11.2021): Mahkeme, yöneticiler hakkındaki ceza davasında CMK 223/2-a uyarınca verilen beraatin kesinleştiğini, bu nedenle eylemin suç sayılması koşulunun bulunmadığını belirterek davayı yine zamanaşımından reddetmiştir.
- İkinci bozma (20.06.2023): Daire, ceza kararında beraat gerekçesi olarak “her türlü şüpheden uzak ve kesin inandırıcı delillerin elde edilememesi”nin gösterildiğini, bu durumda ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini belirterek oy çokluğuyla bozmuştur.
- Direnme (24.10.2024): Yerel mahkeme önceki gerekçesini tekrar ederek direnmiş, davacı direnme kararını temyiz etmiştir.
⏳ Uzamış ceza zamanaşımı nasıl işler?
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi ile 6098 sayılı TBK’nın 72. maddesi aynı mantığı paylaşır. TBK 72/1’e göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır.
HGK, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin özel düzenlemenin de aynı yapıda olduğunu hatırlatmıştır: 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinin son fıkrası iki ve beş yıllık süreleri öngörmekte, fiil cezayı gerektiriyor ve ceza kanununa göre daha uzun zamanaşımına tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o sürenin uygulanacağını belirtmektedir; benzer düzenleme 6102 sayılı TTK’da da korunmuştur.
Kurul ayrıca hukuk ve ceza yargısı ilişkisine değinmiştir. TBK 74’e göre hukuk hâkimi, ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla bağlı değildir; kusur ve zarar miktarına ilişkin ceza kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Bununla birlikte, ceza mahkemesinin bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabulü hukuk hâkimini bağlar.
🔍 223/2-a ile 223/2-e arasındaki fark
CMK 223/2, beraat kararının verilebileceği hâlleri ayrı bentlerde sayar. Kararda aktarıldığı şekliyle:
- (a) bendi: Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
- (b) bendi: Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
- (c) bendi: Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
- (d) bendi: Suçun işlenmesine rağmen bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
- (e) bendi: Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması.
Somut dosyada görevi kötüye kullanma suçlamasıyla yargılanan yöneticiler hakkında Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesi 02.10.2018 tarihinde beraat kararı vermiştir. Karar gerekçesinde, bilirkişi raporuna göre sanıkların kamu görevlisi olmadıkları, davacıyı zarara uğrattıklarının kanıtlanamadığı ve cezalandırılmalarını gerektirir her türlü şüpheden uzak yeterli delil elde edilemediği belirtilmiştir. Hüküm fıkrasında da aynı delil yetersizliği vurgulanmış, ancak beraat 223/2-a bendine dayandırılmıştır. Karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
Yerel mahkeme, yalnızca bent numarasına bakarak “fiil suç değildir” sonucuna ulaşmıştır. HGK ise maddenin bentlerini ayrı ayrı sayarak, gerekçe ile hüküm fıkrasındaki anlatımın gerçekte delil yetersizliğine dayandığını esas almıştır.
🏛️ Kurulun vardığı sonuç
Hukuk Genel Kurulu, davalı gerçek kişiler hakkında 223/2-a uyarınca beraat kararı verilmiş olsa da, kararın gerekçesinde ve hüküm fıkrasında “sanıkların atılı suçu işledikleri yönünde cezalandırılmalarını gerektirir her türlü şüpheden uzak yeterli kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği” belirtildiğinden, yerel mahkemenin tazminat davasına konu fiillerin cezayı gerektiren bir fiil olmadığı ve bu nedenle ceza zamanaşımının uygulanmayacağı yönündeki gerekçesini yerinde bulmamıştır.
Görüşmeler sırasında karşı görüş de dile getirilmiştir. Bu görüşe göre ceza mahkemesi tüm delilleri toplayıp fiilin suç teşkil etmediği gerekçesiyle beraat kurmuşsa hukuk hâkimi bununla bağlıdır; 223/2-a uyarınca verilen beraatle fiilin suç oluşturmadığı kesinleşmiştir, dolayısıyla ceza zamanaşımı uygulanamaz. Bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Sonuçta Kurul, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek direnme kararını 1086 sayılı HUMK’un 429. maddesi gereğince bozmuş; karar düzeltme yolunu açık tutmuştur. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
📈 Yatırım uyuşmazlıklarına yansıması
Karar bir özelleştirme dosyasında verilmiş olsa da, ilkenin yatırım ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarında da karşılığı vardır. Bu tür dosyalarda zarar çoğu zaman yıllar sonra, bir teftiş veya denetim raporuyla ortaya çıkar; iki yıllık süre çoktan dolmuş olabilir. Davacının dayanabileceği en önemli imkân, eylemin aynı zamanda suç oluşturması hâlinde uygulanacak daha uzun ceza zamanaşımıdır.
- Bent tek başına belirleyici sayılmamıştır: HGK, beraat hükmünün hangi bende dayandırıldığına değil, gerekçe ve hüküm fıkrasında fiilin suç olup olmadığı konusunda gerçekte neyin kabul edildiğine bakmıştır.
- Delil yetersizliği, fiilin suç olmadığı anlamına gelmez: Kurul çoğunluğuna göre “yeterli delil elde edilemedi” ifadesi, eylemin kanunda suç olarak tanımlanmadığına dair kesinleşmiş bir kabul oluşturmamaktadır.
- Hukuk hâkiminin bağımsızlığı korunmuştur: Ceza kararı yalnızca maddi olgunun varlığı veya yokluğu konusunda bağlayıcıdır; kusur ve zarar konusunda hukuk hâkimi kendi değerlendirmesini yapar.
Uzamış ceza zamanaşımının yatırım vaadiyle alınan paralara ilişkin bir hukuk davasında nasıl uygulandığına dair bir örnek için sitedeki banka çalışanının getiri vaadi kararı incelenebilir.
❓ Sık sorulanlar
HGK davanın kabul edilmesine mi karar verdi?
Ceza zamanaşımı için mahkûmiyet kararı gerekir mi?
Kurulda aykırı görüş var mıydı?
Repo işleminin kendisi hukuka aykırı bulundu mu?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaya ilişkin anlatım, kararda aktarılan taraf iddialarına ve yargılama sürecine dayanır; taraf ve yönetici adları kaynakta anonimdir. Bozma kararı, davalıların sorumlu olduğu veya tazminat ödenmesi gerektiği anlamına gelmez; dosya yerel mahkemece yeniden incelenecektir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



