İlaç Markasında Karıştırılma – Yargıtay 11. HD 2026/4064

Eczane rafında yan yana duran iki kutu düşünüldüğünde, birinin göz damlası, diğerinin vitamin olması iki markanın karışmayacağı izlenimini verebilir. Marka hukukunda ise karşılaştırma raftaki ürünle değil, sicildeki mal listesiyle yapılır. Bir ilaç firmasının, başlangıç heceleri kendi markasıyla aynı olan bir başvuruya karşı açtığı davada mesele tam olarak budur: Fiilen farklı ürünlerde kullanılan ve ihtisas sahibi bir kitleye de hitap eden iki ilaç markası arasında karıştırılma ihtimali nasıl değerlendirilir?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 01.07.2026 tarihli ve E.2025/7142, K.2026/4064 sayılı kararıyla, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararını iptal eden ve başvuru markasını 5. sınıftaki mallar yönünden hükümsüz kılan ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddini oy birliğiyle onamıştır.
💊 Başvuru, itiraz ve YİDK kararı
Karar metnine göre davacı, 2017/53896 sayılı markanın sahibidir. Davalı şirket, 2021/106757 sayılı marka için başvuruda bulunmuş, davacı bu başvuruya kendi markasını mesnet göstererek itiraz etmiştir. Türk Patent ve Marka Kurumu bünyesindeki YİDK, itirazı nihai olarak reddetmiştir.
Davacı vekili bunun üzerine dava açarak YİDK kararının iptalini ve marka tescil edilmişse 5. sınıftaki geniş bir mal listesi yönünden hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini istemiştir. Listede insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, diyet ve gıda takviyeleri, bebek mamaları, diş hekimliği ürünleri, hijyen ürünleri ve dezenfektanlar gibi mallar yer almaktadır.
Dava dilekçesinde öne çıkan argümanlar şunlardır:
- Markalar arasında görsel ve işitsel olarak iltibasa yol açabilecek benzerlik vardır; başlangıç heceleri aynıdır.
- Markalar bir ilacın etken maddesinden türetilmemiştir.
- İlaçların karıştırılması telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir; ilaçlar bilinçli ve ihtisas sahibi kişilerce de karıştırılabilir.
- Başvuru da davacının markası gibi 5. sınıfta yapılmıştır.
🛡️ Davalı şirketin savunması
Davalı Kurum vekili, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Davalı şirket vekili ise markaların benzer olmadığını, ibarelerin son kısımlarının farklı olduğunu ileri sürmüştür. Savunmanın dikkat çeken yönü, ilaç emtiası bakımından alelade bir tüketici kitlesinin ortalama tüketici olarak belirlenemeyeceği, ürünlerin kullanım alanlarının dahi farklı olduğu ve hastaların bu iki ürünü karıştırmasının mümkün olmadığı yönündeki görüştür. Kötüniyet iddiasının ispatlanmadığı da savunulmuştur.
Bu savunma, ilaç markalarında sık karşılaşılan bir yaklaşımı yansıtmaktadır: Reçeteyle satılan ya da eczacı aracılığıyla verilen ürünlerde, alıcı kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olduğu ve bu nedenle küçük farklılıkların yeterli olacağı düşüncesi. Mahkemenin bu düşünceye verdiği cevap, kararın en öğretici kısmıdır.
🔬 Fikri ve sınai haklar mahkemesinin değerlendirmesi
Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (E.2022/297, K.2023/199) davayı kabul etmiştir. Gerekçe birkaç basamaktan oluşmaktadır.
Malların aynılığı: Dava konusu markanın kapsamındaki 5. sınıf mallar ile itiraza mesnet markanın 5. sınıftaki malları aynıdır.
Etken madde testi: Davalı markasını oluşturan ibare veya içerdiği herhangi bir hece bir ilacın etken maddesi değildir; ibare yüksek derecede somut ve soyut ayırt ediciliğe sahiptir. İki marka da etken maddeyi oluşturan bir sözcükten türetilmemiştir. Bu tespit önemlidir; zira etken maddeden türetilen ortak hecelerin ayırt edici gücü zayıf kabul edilebilecekken, burada ortak unsur tescil sahibine özgü bir ibaredir.
Görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik: Başvuru markası “nor-da-min” şeklinde okunup algılanmakta, iki markanın görsel ve işitsel benzerliği yüksek düzeydedir. Markaların bilinen bir anlamı olmadığından kavramsal benzerlik bulunmasa da başvuru markasının kavramsal olarak uzaklaştığı da söylenemez. Başvuruda markayı uzaklaştıracak ilave bir kelime, şekil unsuru veya renk farkı yoktur.
Fiili kullanımın önemi: Davacının markasının şu an göz damlası, davalının markasının vitamin için kullanılması, iptal ve hükümsüzlük davası bakımından anlam taşımamaktadır. Çünkü taraflar tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde markalarını tescil kapsamındaki aynı malların tamamı için kullanmaya başlayabilir. Esas olan, tescili istenen mal veya hizmetin hitap ettiği alıcı kitlesinin algısıdır.
İlgili tüketici kesimi: Malların bir kısmı doktor, veteriner, eczacı, diş hekimi gibi ihtisas sahibi ve dikkat düzeyi yüksek bir kesime; diğer kısmı makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketiciye hitap etmektedir. Mahkemeye göre her iki kesim bakımından da yüksek benzerlik nedeniyle markalar arasında ilişki kurulacak, tüketici başvuru markasını davacıya ait zannedebilecek ya da marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bağlantı bulunduğu yönünde yanılgıya düşebilecektir.
Bu gerekçelerle ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu kabul edilmiş; YİDK kararının iptaline, 2021/106757 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
🏛️ İstinaf ve Yargıtay aşaması
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (E.2023/1576, K.2025/1881), ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Kararı yalnızca davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “itirazın reddine dair nihai Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü” olarak nitelendirmiştir. Daire, ilk derece kararında isabetsizlik bulunmadığını ve istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) uyarınca esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararı HMK 370/1 uyarınca onamıştır. Karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🧩 Karardan çıkan ölçütler
Onama kararı kısa olsa da benimsenen ilk derece gerekçesi, ilaç ve sağlık ürünü markalarında kullanılabilecek bir değerlendirme sırası ortaya koymaktadır:
- Sicil esas alınır: Karşılaştırma, markaların bugün hangi üründe kullanıldığına göre değil, tescil veya başvuru kapsamındaki mal listesine göre yapılır.
- Etken madde sorusu sorulur: Ortak hece bir etken maddeden geliyorsa ayırt edicilik tartışılabilir; gelmiyorsa ortak unsur güçlü bir ayırt edici unsur olarak kalır.
- Dikkatli alıcı da yanılabilir: İhtisas sahibi kitlenin dikkat düzeyi yüksek olsa da görsel ve işitsel benzerlik yüksekse karıştırılma ihtimali ortadan kalkmaz.
- Ek unsur yoksa uzaklaşma yoktur: Başvuruda markayı farklılaştıran baskın bir kelime, şekil veya renk bulunmaması benzerliği güçlendirir.
- İlişkilendirme yeterlidir: Tüketicinin ürünleri aynı kaynaktan sanması gerekmez; marka sahipleri arasında ekonomik bağ bulunduğunu düşünmesi de yeterli görülmüştür.
Benzer ibarelerin karıştırılma ihtimalini farklı sektörlerde ele alan kararlar için tek harf farkı ve zayıf ibareli markada iltibas yazılarına; YİDK iptal davasında mesnet markanın akıbetinin etkisi için mesnet markanın akıbeti yazısına bakılabilir.
📘 SMK’daki dayanaklar
Kararın dayandığı temel kural, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesinin birinci fıkrasıdır. Buna göre tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış bir markayla aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
SMK 25/1 ise 5. veya 6. maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması durumunda mahkemenin markanın hükümsüzlüğüne karar vereceğini öngörür. Aynı maddenin beşinci fıkrasına göre hükümsüzlük hâlleri yalnızca bir kısım mal veya hizmete ilişkinse kısmi hükümsüzlüğe karar verilir; bu dosyada da hükümsüzlük talebi 5. sınıftaki belirli mallarla sınırlı tutulmuştur.
Mahkemenin “beş yıl içinde tüm mallarda kullanabilir” tespiti, SMK 9/1’deki kullanma yükümlülüğüyle bağlantılıdır. Hükme göre tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmayan markanın iptaline karar verilir. Bu süre içinde marka sahibi tescil kapsamındaki tüm mallarda kullanıma başlayabileceğinden, bugünkü fiili kullanımın dar olması karşılaştırmayı daraltmamaktadır. SMK 25/7 ise hükümsüzlük davalarında, kanunda öngörülen şartlarla, davacı markasının kullanılmadığı savunmasının def’i olarak ileri sürülebilmesine imkân tanımaktadır.
🙋 Sık sorulanlar
Ürünler fiilen farklıysa iki ilaç markası karıştırılabilir mi?
Doktor ve eczacı gibi dikkatli alıcılar karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırır mı?
Etken maddeden türetilmiş olmamak neden önemlidir?
YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük aynı davada istenebilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, marka ve fikri mülkiyete ilişkin diğer değerlendirmeler ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve bu kararla benimsenen ilk derece gerekçesinden derlenmiştir. Marka ibareleri kaynakta büyük ölçüde maskelenmiştir. Karıştırılma ihtimali değerlendirmesi markaların somut görünümüne, mal listelerine ve hitap edilen kitleye göre değişir; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



