Ceza HukukuEmsal Kararlar

Sanık Ölünce Başsavcılık İtirazı – Yargıtay CGK 2026/462

Kesinleşmiş bir beraat kararına karşı olağanüstü kanun yoluna gidildiğinde, dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gündemine gelene kadar aylar geçebilir. Bu süre içinde hakkında itiraz edilen sanık hayatını kaybederse, Ceza Genel Kurulu esasa girip suçun sabit olup olmadığını tartışabilir mi? Yoksa ölüm, aleyhe başlatılan bu sürecin de anlamını ortadan kaldırır mı? Uyuşturucu madde ticareti iddiasıyla yargılanıp beraat eden bir sanığın dosyası, bu sorunun yanıtını içeriyor.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 09.09.2026 tarihli ve E.2026/147, K.2026/462 sayılı kararıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının beraat hükmüne yönelik itirazından sonra sanığın vefat ettiğini tespit etmiş; hükmün hukuka uygunluğunun denetlenmesinde artık hukuki yarar bulunmadığını ve itirazın konusuz kaldığını belirterek itirazı oy birliğiyle reddetmiştir.

Kısa özet: 2014 yılında sanığın evinde yapılan aramada uyuşturucu madde ve tabancalar ele geçirilmiş, sanık uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yargılanmıştır. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 2015 yılında CMK 223/2-e uyarınca beraat kararı vermiş, Yargıtay 10. Ceza Dairesi 09.12.2025 tarihinde bu hükmü onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, arama tutanağının resmî belge niteliği ve işlem tanığının itiraz şerhi koymaması üzerinden sanık aleyhine itiraz etmiştir. Dosya Ceza Genel Kuruluna gelmeden önce, 30.01.2026 tarihinde sanığın öldüğü UYAP nüfus kaydından anlaşılmıştır. Ceza Genel Kurulu, arama işleminin hukuka uygunluğu meselesine girmeden, ön sorun olarak ölümün etkisini incelemiş ve itirazı reddetmiştir.

🗂️ Dosyanın on iki yıllık seyri

Olaylar 16.08.2014 tarihli aramayla başlar. Sanığın evinde yapılan aramada uyuşturucu maddeler ve tabancalar ele geçirilmiştir. Sanık, tabancaların kendisine ait olduğunu kabul etmiş; ancak uyuşturucuların kendisine ait olmadığını, hırsızlar tarafından eve konulmuş olabileceğini savunmuştur. Arama tutanağında hazır bulunan tek işlem tanığının da imzası yer almaktadır.

Yargılama süreci şu aşamalardan geçmiştir:

  • İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 24.12.2015 tarihli ve 314-379 sayılı kararıyla sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine hükmetmiştir.
  • Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 09.12.2025 tarih ve 2417-13122 sayı ile hükmü onamıştır.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14.01.2026 tarihinde sanık aleyhine itiraz yoluna başvurmuştur.
  • 10. Ceza Dairesi, 22.01.2026 tarih ve 1000-741 sayı ile itiraz nedenlerini yerinde görmemiş ve dosyayı Yargıtay Birinci Başkanlığına göndermiştir.
  • Sanık, itirazdan sonra 30.01.2026 tarihinde vefat etmiştir.

Başsavcılığa göre arama tutanağı taraflarca doğrulanmış, işlem tanığı tutanağa itiraz şerhi koymamıştı; resmî belge niteliğindeki tutanağın tanığın sonraki beyanlarıyla sakatlanması kabul edilemezdi ve beraat hükmü bozulmalıydı.

⚖️ Ön sorun: Arama mı, ölüm mü?

Ceza Genel Kurulunun önündeki asıl uyuşmazlık, uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkin arama işleminin hukuka uygun olup olmadığıydı. Ancak Kurul, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca önce bir ön sorunu ele almıştır: UYAP’tan alınan güncel nüfus kaydında sanığın itirazdan sonra öldüğünün görülmesi.

Esasa ilişkin tartışma, ancak hakkında karar verilebilecek bir kişi ve korunmaya değer bir yarar varken anlamlıdır. Ölüm bu iki koşulu da etkilediği için arama tutanağının delil değeri Kurulca tartışılmamıştır; karar, arama işleminin hukuka uygunluğu hakkında bir içtihat niteliği taşımamaktadır.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.09.2026 tarihli, E.2026/147, K.2026/462 sayılı kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

🕯️ TCK 64: Sanığın ölümü ile hükümlünün ölümü

Kurul, gerekçesine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Sanığın veya hükümlünün ölümü” başlıklı 64. maddesiyle başlamıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir; ancak niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadereye hükmolunabilir. İkinci fıkraya göre hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır; müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş hüküm ise infaz olunur.

Karardan çıkan başlıca tespitler şunlardır:

  • Kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölümü hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açıldıktan sonra sanığın ölümü hâlinde davanın düşmesine karar verilir.
  • Ölü kişi hakkında yargılama yapılamayacağından dava esas itibarıyla ölüm gününde düşmüş sayılır; düşme kararı beyani (ihbari) niteliktedir.
  • Hüküm verildikten sonra fakat kesinleşmeden önce kanun yolu aşamasında sanığın ölmesi hâlinde hükmün kesinleşmesinin önlenmesi gerekir.
  • İştirak hâlinde işlenen suçlarda ölüm, yalnızca ölen kişi bakımından ceza ilişkisini sona erdirir; diğer sanıklar hakkında davaya devam edilir.
  • Üretilmesi, bulundurulması, kullanılması, taşınması ve ticareti suç teşkil eden eşya (TCK 54/4) bakımından ölümden sonra da müsadere kararı verilebilir; suçla ilgili diğer eşyanın (TCK 54/1-2) müsaderesine ise ölümden sonra karar verilemez.

Kurula göre ölüm suçu ortadan kaldırmaz; ancak cezaların şahsiliği gereği sorumlu tutulacak kimse kalmadığından devletin cezalandırma yetkisini sona erdirir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesinin ikinci fıkrası ile 12. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi de ilgilinin ölümü üzerine adli sicil ve arşiv kayıtlarının tamamen silineceğini düzenlemektedir.

🔎 Olağanüstü kanun yolunda hukuki yarar

Kararın belirleyici bölümü, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazının niteliğine ilişkindir. Kurula göre temyiz incelemesi sonucunda ceza dairesinin hükme ilişkin kararıyla olağan kanun yolları sona erer; bu aşamadan sonra ancak CMK 308’de düzenlenen olağanüstü kanun yolu gündeme gelebilir. Bu yetki yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir; Yargıtay Cumhuriyet savcıları, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca bu yetkiyi Başsavcı adına kullanır.

Kurul, itirazın içtihat birliğini sağlama işlevini kabul etmekle birlikte, her kanun yolu başvurusunda olduğu gibi burada da karardan zarar görme ve hukuki yarar şartlarının arandığını belirtmiştir. Gerekçeye göre olağanüstü kanun yollarının amacı, kesin hükmün otoritesinin ancak çok ciddi hukuka aykırılıklar varsa ortadan kaldırılmasıdır; yargısal kararın güvenilirliği ve hukuki kesinlik ilkeleri bunu gerektirir.

Somut olaya uygulandığında sonuç şöyle kurulmuştur: İtiraz, beraat hükmü kesinleşen sanık aleyhine, suçun sabit olduğu iddiasıyla yapılmıştır. Sanık itirazdan sonra öldüğü için ceza mahkûmiyeti ve buna bağlı bütün sonuçlar zaten ortadan kalkacaktır. Yalnızca sanık açısından sonuç doğuracak olan hükmün maddi ceza hukuku veya muhakeme hukuku bakımından denetlenmesinde artık hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu nedenle itiraz konusuz kalmış ve reddedilmiştir; dosya mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.

Karardaki bir ayrıntı da dikkat çekicidir. Kurul, ölüm nedeniyle “düşme” kararı vermemiş, itirazın reddini tercih etmiştir. Bunun nedeni, beraat hükmünün 10. Ceza Dairesinin onama kararıyla kesinleşmiş olmasıdır. Kesinleşmiş bir hüküm karşısında sanığın sonradan ölümü, ortada düşürülecek derdest bir kamu davası bırakmaz; yalnızca aleyhe olağanüstü başvurunun yararını ortadan kaldırır. Böylece onanan beraat hükmü yerinde kalmıştır.

🆕 7589 sayılı Kanun ve CMK 308’in yeni hâli

Karar, CMK 308’in tarihçesini de özetlemiştir: Mülga CMUK döneminde temyiz hükümleri arasında yer alan itiraz, CMK ile olağanüstü kanun yolu olmuş; 6352 sayılı Kanun ile önce kararı veren daireye gönderilme usulü eklenmiş, 7499 sayılı Kanun ile “otuz gün” ibaresi “bir ay” olmuştur.

Son olarak 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle CMK 308 yeniden düzenlenmiştir. Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metne göre:

  • İtiraz, Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm kararlarına karşı yapılabilir.
  • Süre, dosyanın Başsavcıya teslim edildiği tarihten itibaren üç aydır; sanık lehine itirazda süre aranmaz.
  • İtiraz üzerine dosya önce kararı veren daireye gönderilir; daire itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderir.
  • Yeni dördüncü fıkraya göre itiraz istemi; sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar, katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılabilir.

Süre uzadıkça itiraz ile Kurul incelemesi arasında sanığın ölümü gibi gelişmelerin yaşanma ihtimali de artar; karar, böyle bir durumda Kurulun esasa girmeden hukuki yarar şartını denetleyeceğini göstermektedir. Başsavcılık itiraz süresinin başlangıcına ilişkin bir başka Kurul kararı için itiraz süresinin başlangıcı yazısına bakılabilir.

📌 Kararın uygulamaya etkileri

Karar, sanığın ölümünün yargılamanın hangi aşamasında gerçekleştiğine göre farklı sonuçlar doğduğunu açıkça ortaya koymaktadır:

  • Kovuşturma veya olağan kanun yolu aşamasında ölüm: Kamu davası düşer; hükmün kesinleşmesi önlenir.
  • Hüküm kesinleştikten sonra ölüm: Hapis ve infaz edilmemiş adli para cezaları ortadan kalkar; ölümden önce kesinleşen müsadere ve yargılama gideri hükümleri infaz edilir.
  • Kesinleşmiş beraat hükmüne karşı aleyhe itirazdan sonra ölüm: İncelenen kararda olduğu gibi itiraz konusuz kalır ve reddedilir; beraat hükmü yerinde kalır.

Gerekçe yalnızca sanık açısından sonuç doğuran hükümlerle sınırlıdır; müsadere veya diğer sanıklar gibi ölen kişiyi aşan sonuçlar bulunan dosyalarda değerlendirme farklılaşabilir. CMK 308 itirazının daire tarafından incelenmesine ilişkin farklı bir uygulama örneği için onama sonrası CMK 308 itirazı yazısı incelenebilir.

🙋 Sıkça sorulan sorular

Sanık itirazdan sonra ölürse Ceza Genel Kurulu suçun oluşup oluşmadığını inceler mi?

Bu kararda incelememiştir. Ceza Genel Kurulu, ölümün ceza mahkûmiyeti ve buna bağlı tüm sonuçları ortadan kaldıracağını, yalnızca sanık açısından sonuç doğuracak hükmün denetlenmesinde hukuki yarar kalmadığını belirtmiş ve arama işleminin hukuka uygunluğuna ilişkin asıl uyuşmazlığa girmeden itirazı reddetmiştir.

Kurul neden davanın düşmesine değil, itirazın reddine karar verdi?

Beraat hükmü, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin onama kararıyla kesinleşmişti. Başsavcılık itirazı bu kesin hükme karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Sanığın ölümüyle itirazın konusu ve hukuki yararı ortadan kalktığı için Kurul itirazın reddine ve dosyanın mahalline gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine karar vermiştir.

7589 sayılı Kanun ile Başsavcılık itiraz süresi nasıl değişti?

Güncel CMK 308’e göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışındaki tüm kararlarına karşı, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde itiraz edebilir. Sanık lehine itirazda süre aranmaz. Önceki metinde süre bir aydı.

Sanığın ölümü müsadere kararını da engeller mi?

TCK 64’e göre engellemez; niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam edilerek müsadereye hükmedilebilir. Kararda, suçla ilgili olup niteliği itibarıyla müsadereye tabi olmayan eşyanın ise sanığın ölümünden sonra müsaderesine karar verilemeyeceği belirtilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Sanık ve tanıkların kimliği kaynakta anonimdir. Ceza Genel Kurulu arama işleminin hukuka uygunluğu hakkında bir değerlendirme yapmamış, itirazı sanığın ölümü nedeniyle konusuz kalması gerekçesiyle reddetmiştir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud