Nafaka Artırım Davasında Islah – Yargıtay 2. HD 2026/2494

Anlaşmalı boşanmada belirlenen iştirak nafakası, yıllar geçtikçe çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaz hâle gelebilir. Velayeti alan ebeveyn bu durumda nafakanın artırılması için dava açar; ancak yargılama uzadıkça dava dilekçesinde yazılan rakam da eskir. Uygulamada tartışmalı olan soru şudur: Bağımsız olarak açılan iştirak nafakası artırım davasında talep edilen miktar, yargılama sırasında ıslahla yükseltilebilir mi? Bölge Adliye Mahkemesi bu soruya olumsuz cevap vermiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise oy çokluğuyla farklı düşünmüştür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.03.2026 tarihli ve E.2025/10739, K.2026/2494 sayılı kararıyla, iştirak nafakasının artırılması davasında ıslah dilekçesinin dikkate alınmamasını ve protokolde ayrıca düzenlenen eğitim giderlerinin iştirak nafakası kapsamında değerlendirilmemesini bozma sebebi yapmış; karar oy çokluğuyla verilmiş ve karşı oyda Hukuk Genel Kurulunun aksi yöndeki bir kararına dayanılmıştır.
📄 Protokolden artırım davasına
Taraflar anlaşmalı olarak boşanmış, mahkemece onaylanan protokolde velayeti anneye bırakılan 2019 doğumlu ortak çocuk için aylık 1.000 TL iştirak nafakası belirlenmiştir. Protokolde ayrıca çocuğun eğitim giderlerinin belirli bir dönemle sınırlı olarak baba tarafından karşılanacağı, bu süre bittikten sonra ise tarafların maddi durumlarına göre ortaklaşa karşılanacağı kararlaştırılmıştır.
Anne, Küçükçekmece 3. Aile Mahkemesinde (2022/762 E.) açtığı davada üç talep ileri sürmüştür:
- Aylık 1.000 TL iştirak nafakasının aylık 3.000 TL’ye yükseltilmesi,
- Baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi,
- Çocuğun artan ihtiyaçları ve süren eğitim hayatı nedeniyle eğitim giderlerinin, eğitim hayatı sona erinceye kadar baba tarafından karşılanacak şekilde yeniden düzenlenmesi.
Yargılama sürerken anne vekili 20.02.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle iştirak nafakasının aylık 5.000 TL olarak belirlenmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi (2024/275 K.) nafaka artırım talebini kabul ederek aylık 3.000 TL’ye hükmetmiş, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi ve eğitim giderlerine ilişkin protokolün uyarlanması taleplerini reddetmiştir.
🏛️ Bölge Adliye Mahkemesinin yaklaşımı
Her iki tarafın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi (2024/1202 E., 2025/1446 K.) şu sonuçlara ulaşmıştır:
- Nafaka miktarına yönelik istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Gerekçeye göre iştirak nafakası niteliği itibarıyla bölünebilir bir alacak olmadığından ıslah yoluyla artırılamaz ve kısmi davaya konu olamaz; bu nedenle dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınması isabetlidir.
- Eğitim giderlerine ilişkin hükmün uyarlanması talebi, ilk derece gerekçesi düzeltilerek reddedilmiştir.
- Kişisel ilişkiye yönelik istinaf kabul edilmiş, ilk derece kararı bu yönden kaldırılarak baba ile çocuk arasında daha uygun sürelerle kişisel ilişki kurulmuştur.
Anne vekili kararı kişisel ilişkinin sınırlandırılması talebinin reddi, nafaka miktarı, ıslahın dikkate alınmaması, ÜFE artışının başlangıcı ve eğitim giderleri yönünden; baba vekili ise nafaka artırımı ve kişisel ilişki yönünden temyiz etmiştir.
✍️ Daire çoğunluğu: ıslah kabul edilmeli
Yargıtay, babanın tüm temyiz itirazlarını ve annenin bozma kapsamı dışındaki itirazlarını reddetmiştir. Islah meselesinde ise çoğunluk görüşü birkaç dayanağa yaslanmıştır:
- Usul kuralı: HMK m.176 uyarınca taraflardan her biri yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir; aynı davada ıslah bir kez yapılabilir. Islah tahkikatın sonuna kadar, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir (HMK m.177).
- Çocuğun üstün yararı: BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3 uyarınca çocukları ilgilendiren tüm faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir.
- Kamu düzeni: Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarihli kararına atıfla, ana babanın bakım yükümünün sonucu olan iştirak nafakasının kamu düzenine ilişkin olduğu ve hâkimin talep olmasa dahi kendiliğinden nafakaya hükmetmesi gerektiği hatırlatılmıştır.
- Bilgi asimetrisi: Boşanmış ana babanın birbirlerinin ekonomik durumunu ve ödeme gücünü önceden tam olarak bilmeleri beklenemez; bu durum ancak yargılama sırasında ortaya çıkar (TMK m.330).
- Usul ekonomisi: Islahın kabul edilmemesi, bir dava bitmeden yeni bir artırım davası açılmasına yol açar ve çocuğun nafakaya zamanında ulaşmasını engeller.
Daire, usul kurallarının yanlış yorumlanarak çocuğun üstün yararına aykırı karar verilmesinin Anayasa’nın 36. ve 41. maddeleri ile uluslararası sözleşmelere aykırılık oluşturacağını belirtmiş ve bağımsız olarak açılan nafaka davasında iştirak nafakasının ıslahla artırılabileceğinin kabul edilmemesini doğru bulmamıştır. Ayrıca takdir edilen nafakayı az bulmuş; ıslah tarihinden önceki dönem için dava dilekçesindeki, ıslahtan sonraki dönem için ıslah dilekçesindeki miktarların dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Islah meselesinin boşanma davasındaki görünümü, yani tedbir ve yoksulluk nafakası ile tazminat taleplerinin ıslahla artırılması, boşanmada ıslahla artan talep yazısında ele alınmıştır. İncelenen karar ise boşanmadan sonra bağımsız olarak açılan artırım davasına ilişkindir.
🔍 Karşı oy ve 2019 tarihli genel kurul kararı
Kararın oy çokluğuyla verilmiş olması, meselenin tartışmalı olduğunu göstermektedir. Karşı oy yazısına göre iştirak nafakasının artırılması talebi, daha önce bağlanan ve kesinleşen nafakanın geçen süre dikkate alınarak dava tarihi itibarıyla yeniden belirlenmesine ilişkindir ve belirlenebilir niteliktedir. Davacı, dava tarihi itibarıyla hangi miktarda artırım isteyeceğini bilebilecek durumdadır; talep bölünebilir veya kısmi davaya konu edilebilir değildir.
Karşı oy, Bölge Adliye Mahkemesinin de dayandığı Hukuk Genel Kurulunun 07.11.2019 tarihli, 2018/3-564 E., 2019/1150 K. sayılı kararına atıf yapmıştır. Bu kararda nafaka bağlanması ve artırım taleplerine konu davalarda, talebin bölünemez ve kısmi davaya konu yapılamaz niteliği gereğince yargılama sırasında ıslah yoluyla artırılamayacağına oy birliğiyle karar verildiği belirtilmiştir. Karşı oy sahipleri bu gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden onanması gerektiğini savunmuştur.
Böylece aynı soruya iki farklı cevap ortaya çıkmaktadır: Genel kurulun 2019 kararındaki usulî yaklaşım ile Daire çoğunluğunun 2026 kararındaki çocuğun üstün yararı ve kamu düzeni temelli yaklaşımı.
🎒 Eğitim giderleri ayrı bir borç değil
İkinci bozma sebebi, protokoldeki eğitim gideri düzenlemesine ilişkindir. Daire, TMK m.182/2 uyarınca iştirak nafakasının, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım, eğitim ve yetiştirilme giderlerine gücü oranında katılmasını sağladığını belirtmiştir. Nafakanın kapsamına yiyecek, giyecek, barınma, sağlık, eğitim, öğretim, harçlık, ulaşım, sosyal ve kültürel ihtiyaçlar girer. Bu nedenle okul ücreti ve eğitim giderleri ayrı ve bağımsız bir yükümlülük değil, iştirak nafakasının içinde değerlendirilmesi gereken giderlerdir; sınırları belirsiz ve infazda tereddüt yaratabilecek ayrı bir ödeme yükümlülüğü kurulması isabetli görülmemiştir. Benzer yaklaşım için okul ücreti ve iştirak nafakası yazısına bakılabilir.
Daire, “olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir” ilkesinden hareketle annenin dilekçesini bir bütün olarak ele almış ve talebin, eğitim giderlerinin iştirak nafakası kapsamında yeniden belirlenmesine yönelik olduğunu kabul etmiştir. Mahkemeden beklenenler şöyle sıralanmıştır: HMK m.31 gereğince eğitim giderlerinin hangi kalemleri içerdiğinin ve talep miktarının açıklattırılması, tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılması, eğitim giderlerine ilişkin belgelerin toplanması, gerekirse bilirkişi raporu alınması ve sonuçta eğitim giderlerini de kapsayan tek bir iştirak nafakasına hükmedilmesi.
📌 Kararın uygulamaya etkisi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş; annenin ÜFE artışının dava tarihinden itibaren uygulanmamasına yönelik temyiz itirazı, bozma sebebine göre şimdilik incelenmemiştir. Babanın tüm temyiz itirazları ile annenin bozma dışındaki itirazları reddedilmiş, kararın bozma kapsamı dışında kalan bölümleri HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır.
Kararın uygulama açısından öne çıkan yönleri şunlardır:
- TMK m.331 uyarınca durumun değişmesi hâlinde nafaka yeniden belirlenebilir; Daire çoğunluğuna göre bu davada talep edilen miktar ıslahla güncellenebilir.
- Islah öncesi dönem için dava dilekçesindeki, sonrası için ıslahtaki miktar esas alınır.
- Protokolde ayrı yazılmış eğitim gideri, uyarlama talebinde iştirak nafakasıyla birlikte tek yükümlülük olarak ele alınır.
- Karar oy çokluğuyla verildiğinden ve karşı oyda genel kurulun 2019 kararına dayanıldığından, meselenin ileride direnme yoluyla yeniden genel kurul gündemine gelme ihtimali bulunmaktadır.
❓ Soru ve cevaplar
İştirak nafakası artırım davasında ıslah neden tartışmalı?
Islah dilekçesindeki miktar hangi tarihten itibaren dikkate alınır?
Protokoldeki eğitim gideri hükmü neden ayrı bırakılmadı?
Kişisel ilişkiye yönelik itirazlar ne oldu?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan ve oy çokluğuyla verilen bozma kararı ile karşı oy yazısından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. İştirak nafakası artırım davalarında ıslah konusunda Hukuk Genel Kurulunun aksi yönde bir kararı bulunduğundan, farklı dairelerin veya mahkemelerin farklı sonuçlara ulaşması mümkündür. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



