Kısmi Islahla Yeni Talep Eklenemez – Yargıtay HGK 2026/448

Bir dava açılıyor, dilekçede belli kalemler sayılıyor. Yargılama sürerken davacı, aynı olaydan doğduğunu düşündüğü ama dilekçede yer vermediği başka ödemeleri de ıslahla davaya eklemek istiyor. Islah, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda iddiayı genişletmenin bilinen yolu olduğuna göre bu mümkün mü? Yoksa ıslah yalnızca dilekçede zaten bulunan bir talebi artırmaya ve düzeltmeye mi yarar? Uygulamada farklı cevaplar verilen bu soru 2026 yılında içtihadı birleştirme yoluyla karara bağlandı; incelenen Hukuk Genel Kurulu kararı bu yeni İBK’yı derdest bir dosyaya uygulamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.07.2026 tarihli ve E.2020/672, K.2026/448 sayılı kararıyla, dava dilekçesinde talep edilmeyen kamulaştırma bedeli ile temyiz harç ve masrafının kısmi ıslah dilekçesiyle davaya eklenemeyeceğini kabul etmiş ve Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını değişik gerekçeyle oy birliğiyle onamıştır.
⚖️ Hukuk Genel Kurulunun cevapladığı soru
Kararda uyuşmazlık şöyle tanımlanmıştır: Kamulaştırmasız el atma davası sonucunda taşınmaz maliklerine ilamlı icra dosyasıyla ödenen tazminat ve fer’ilerinin davalıdan rücuen istendiği dosyada, dava dilekçesinde talep edilmeyen ve aynı nedene dayandığı ileri sürülen kamulaştırma bedeli ödemesi ile rücuya dayanak davada ödenen temyiz harç ve masrafının ıslah dilekçesiyle talep edilip edilemeyeceği. Buna bağlı olarak, ıslahın dava konusu edilmemiş bir alacağa ilişkin olduğu değerlendirilip bu kısım yönünden davanın reddedilmesinin yerinde olup olmadığı tartışılmıştır.
🔌 Rücu davası nasıl başladı?
Davacı şirket, bir elektrik dağıtım bölgesinin işletme hakkını 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesiyle devralmıştır. Enerji nakil hatları nedeniyle açılan kamulaştırmasız el atma davasında hak sahipleri lehine karar verilmiş, davacı bu ilamdan doğan borcu ilamlı icra dosyası üzerinden ödemiştir. Davacı, sözleşme gereğince bu bedelden davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
- Dava dilekçesindeki talep: Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, ilamlı icra dosyasıyla ödenen kamulaştırmasız el atma tazminatı ve fer’ileri toplamı 110.754,71 TL’nin rücuen tahsili.
- Islah dilekçesindeki ilave: Dava dilekçesinde belirtilmeyen 8.164,74 TL ödeme, 1.734,00 TL temyiz harcı ve kamulaştırma bedeli olarak ödendiği ileri sürülen 67.060,00 TL; dava değeri toplam 185.979,45 TL’ye yükseltilmiştir.
- Davalının savunması: Hisse satış sözleşmesi ve eki ihale şartnamesi uyarınca bu bedellerden davacının sorumlu olduğu; ayrıca dayanak dava ve icra dosyasında davalıya bildirimde bulunulmadığı, bu nedenle faiz ve icra giderlerinin istenemeyeceği.
🧾 Islahla eklenen kalemler ve derece mahkemeleri
Dosyanın aşamaları şöyledir:
- İlk derece: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 12.10.2017 tarihli kararıyla sözleşmenin 7. maddesi gereğince devir öncesi döneme ilişkin davalardan doğan mali yükümlülüklerin TEDAŞ’a ait olduğunu kabul etmiştir. Davacının ilamla belirlenen tutarı, ilam vekâlet ücretini, harç ve yargılama giderlerini ve temyiz harçlarını isteyebileceğini; ancak dava TEDAŞ’a ihbar edilmediğinden dava tarihinden sonraki faizleri ve icra harç ve masraflarını isteyemeyeceğini belirterek 99.519,96 TL’nin tahsiline hükmetmiştir.
- İstinaf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, 04.04.2019 tarihli kararıyla davacının istinafını kısmen kabul etmiş; dayanak ilamdaki 87.520,78 TL asıl alacak, 5.330,38 TL yasal faiz, 9.051,66 TL vekâlet ücreti, 289,34 TL peşin harç ve 924,18 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 103.116,34 TL’nin 14.03.2014 ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar vermiştir. Dava dilekçesinde yer almayan bir hususun ıslahla davaya eklenemeyeceği gerekçesiyle ıslahla istenen kalemleri reddetmiştir.
- Bozma: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17.02.2020 tarihli kararıyla davalının tüm temyiz itirazlarını reddetmiş; davacının temyizi üzerine ise HMK m.176 uyarınca davacının davasını tamamen ıslah edebileceği gibi kısmi ıslahla talep sonucunu da artırabileceğini belirterek ıslahın ilke olarak usule uygun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı davacı yararına bozmuştur.
- Direnme: Bölge Adliye Mahkemesi, fazlaya ilişkin hakları saklı tutan davacının dava değerini ıslahla artırabileceğinin tartışmasız olduğunu, ancak başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya eklenemeyeceğini belirterek önceki kararında direnmiştir.
Direnme kararı her iki tarafça temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu önce davalının temyizini ele almış; Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kararına yönelik temyiz istemi Özel Dairece reddedilen ve böylece aleyhindeki kısım kesinleşen davalının, direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığını belirterek bu temyizi reddetmiştir.
📚 Yeni içtihadı birleştirme kararının gerekçesi
Kurul, dava dilekçesinde yer almayan bir hususun tam ıslahla yargılamaya dâhil edilebileceği konusunda tereddüt bulunmadığını, tartışmanın bunun kısmi ıslah bakımından da geçerli olup olmadığı noktasında yoğunlaştığını belirtmiştir. Farklı içtihatların sürmesi üzerine mesele Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2021/8 Esas sayılı dosyasına taşınmış ve 08.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karara bağlanmıştır. Karar metnine göre İBK, 30.06.2026 tarihli ve 33296 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; sonuç cümlesi şöyledir: “Hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceğine.”
Hukuk Genel Kurulunun aktardığı gerekçe birkaç temel düşünceye dayanır:
- Kısmi ıslahın işlevi: Kısmi ıslah, dava dilekçesindeki eksik veya hatalı hususları düzeltmek içindir. Daha önce dava konusu edilmeyen yeni bir talebin bu yolla eklenmesi, devam eden davada adeta ikinci bir dava açma sonucunu doğurur ve kısmi ıslahı bir “ek dava” yoluna dönüştürür.
- Ön incelemenin bağlayıcılığı: HMK m.140/3 uyarınca tahkikat, ön inceleme tutanağı esas alınarak yürütülür. Ön incelemede belirlenmemiş bir uyuşmazlığın sonradan kısmi ıslahla eklenmesi, tahkikatın sınırlarını genişletir ve ön inceleme kurumunu işlevsiz bırakır.
- Silahların eşitliği: Savunmasını dava dilekçesindeki taleplere göre hazırlayan davalı, sürpriz bir talep karşısında kalır; bu durum Anayasa m.36 ve AİHS m.6 kapsamındaki silahların eşitliği ilkesiyle bağdaşmaz.
- Hukuki güvenlik ve makul süre: Taraflar hangi taleplerle yargılanacaklarını önceden bilmelidir. Yeni talep kalemlerinin sonradan eklenmesi yargılamayı öngörülemez hâle getirir ve HMK m.30’daki usul ekonomisi ilkesine aykırı biçimde süreci uzatabilir.
Kurul, içtihadı birleştirme kararlarının derdest dosyalarda mahkemeleri bir kanun gibi bağladığını hatırlatarak İBK’nın sonucunu dosyada bekletici mesele yapmıştır.
🔍 Kurul kararı somut dosyaya nasıl uyguladı?
Hukuk Genel Kurulu, davacının dava dilekçesindeki talep sonucunu kamulaştırmasız el atma tazminatı ile bu hükmün faiz ve vekâlet ücreti gibi fer’i sonuçlarının rücuu olarak belirlediğini tespit etmiştir. 07.02.2017 tarihli ıslah dilekçesinin kısmi ıslah niteliğinde olduğunda tereddüt bulunmadığını; bu dilekçeyle ise bu kez üçüncü kişilere aynı sebeple ödendiği ileri sürülen kamulaştırma bedeli ve temyiz masraflarının davaya eklenmek istendiğini belirtmiştir.
Kurula göre ıslahla ileri sürülen bu alacak iddiaları, dava dilekçesinde talep edilenden farklı, yeni bir talep niteliğindedir. Somut olayda kanunun cevaz verdiği şekilde mevcut talebin artırılması veya genişletilmesi değil, daha önce hiç talep edilmeyen bir talebin eklenmesi söz konusudur. Islah talebi İBK kapsamında kaldığından, kısmi ıslah dilekçesiyle istenen kalemler yönünden davanın reddinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sonuç olarak davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve direnme kararı değişik gerekçeyle onanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi aynı sonuca genel ıslah ilkelerinden hareketle ulaşmış, Kurul ise sonucu yeni İBK’ya dayandırmıştır. Karar 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🧭 Talep artırımı ile yeni talep arasındaki çizgi
Kararın pratik değeri, ıslahla yapılabilecek işlemlerle yapılamayacak işlem arasındaki çizgiyi netleştirmesindedir. Karar metninden çıkan ayrım şöyle özetlenebilir:
- Kısmi ıslahla mümkün olan: Dava dilekçesinde yer alan bir talebin miktarının artırılması, genişletilmesi veya kısmen değiştirilmesi. Kararın aktardığı Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde de fazlaya ilişkin hakları saklı tutan davacının dava değerini ıslahla artırabileceği tartışmasız kabul edilmiştir.
- Kısmi ıslahla mümkün olmayan: Dava dilekçesinde hiç bulunmayan, ön incelemede tartışılmayan yeni bir talep kaleminin davaya eklenmesi.
- Tam ıslah: HMK m.179 uyarınca ıslahı yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren usul işlemleri yapılmamış sayılır; tam ıslahta yargılamanın başına dönülür.
HMK m.176’ya göre taraflar usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Somut dosyada aynı olaydan kaynaklandığı ileri sürülen bir ödemenin bile, dava dilekçesinde talep edilmemişse kısmi ıslahla eklenemeyeceği kabul edilmiştir.
Islahın farklı uyuşmazlıklardaki görünümleri için nafaka artırım davasında ıslah, boşanmada ıslahla artan talep ve patentte sonradan eklenen istem yazılarına bakılabilir.
💬 Merak edilenler
İçtihadı birleştirme kararı tam olarak ne diyor?
Bu dosyada hangi kalemler ıslahla istenmiş ve neden reddedilmiştir?
Davalının temyizi neden incelenmedi?
Islahla talep miktarı artırılabilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından ve kararda aktarılan ilk derece, istinaf ve Özel Daire aşamalarından derlenmiştir. İçtihadı birleştirme kararına ilişkin bilgiler, Hukuk Genel Kurulu kararında aktarılan kısımlarla sınırlıdır. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Islahın kapsamına ilişkin değerlendirme her dosyada dava dilekçesindeki talep sonucu ve ön inceleme tutanağı esas alınarak yapılır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



