Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Dükkân Önüne Beton Bariyer – AYM 2021/22274

Kiraya verilmek üzere alınmış iki dükkân düşünün: Ön cepheleri ana yola bakıyor, karşıda bir akaryakıt istasyonu, çevrede mağazalar var. Bir gün aynı binada adliye lojmanı bulunduğu için binanın önü 90 santimetre yüksekliğinde beton bloklarla çevriliyor. Araç yanaşamıyor, yaya geçişi zorlaşıyor, dükkânlar boş kalıyor. Malik kira kaybı için idareye dava açıyor; idare mahkemesi ise “dükkân zaten hiç kiraya verilmemişti, zarar muhtemel zarardır” diyerek davayı reddediyor.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 18.05.2026 tarihli ve 2021/22274 başvuru numaralı kararıyla bu yaklaşımın mülkiyet hakkıyla bağdaşmadığına hükmetmiş ve Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar 20.10.2026 tarihli ve 33406 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kısa özet: Güvenlik gerekçesiyle konulan bariyerler meşru amaçlı ve kanuni dayanaklı bulunmuş, gereklilik testinden de geçmiştir. İhlal, orantılılık aşamasında doğmuştur: İdare mahkemesi malikin özel ve olağandışı bir külfete katlandığını kabul ettiği hâlde, taşınmaz daha önce ve bariyerler kalktıktan sonra da kiralanmadı diye zararı “muhtemel” saymış; beton bariyerin yerine demir bariyer konulduğu iddiasını da araştırmamıştır. AYM, zararın miktarının tam bilinmemesinin onu muhtemel kılmayacağını belirtmiş, yeniden yargılamaya hükmetmiş, tazminat talebini reddetmiştir.

🧱 Binanın önü nasıl kapandı?

Başvurucu, Mardin’in Midyat ilçesinde bulunan ve adliye lojmanı olarak da kullanılan bir binadaki iki bağımsız bölümü (dükkân) 30.06.2016 tarihinde satın almıştır. Karar metnine göre süreç şöyle gelişmiştir:

  • Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı, Ocak ve Şubat 2017’de Kaymakamlıktan adliye lojmanı çevresindeki güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesini istemiştir. Yapılan değerlendirmede lojmanın yan sokağı, ana cadde ve kaldırım üzerinden bombalı araçla saldırı riski bulunduğu, güzergâhların beton bloklarla perdelenebileceği belirtilmiştir.
  • Kaymakamlık, 22.05.2018 tarihli cevabında bariyerlerin 28.02.2017 tarihinde güvenlik nedeniyle konulduğunu, ne zamana kadar kalacağının belli olmadığını bildirmiştir.
  • Başvurucu ise istinaf aşamasında, binanın önünün daha erken, 08.06.2016 tarihinde Emniyet Müdürlüğüne yapılan terör saldırısının ardından kapatıldığını ileri sürmüştür.

Bariyerlerin dükkânların kara yolu üzerindeki cephelerini kapattığı, kuzeydeki yolu ise tamamen kestiği daha sonra bilirkişi raporlarıyla tespit edilecektir.

📏 Sulh hukukta tespit: 25.079,74 TL kira getirisi

Başvurucu 30.05.2018 tarihinde Midyat Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti istemiştir. Mahkeme 01.06.2018 tarihinde keşif yapmış; taşınmazın merkezde ve taşıt yoluna yakın olduğunu, içinin boş olduğunu, bariyerler nedeniyle dükkânlara yaya ve taşıt ulaşımının kolaylıkla sağlanamadığını tespit etmiştir.

Fen bilirkişisi raporunda 90 cm boyunda ve 63 cm eninde beton bariyerlerin dükkânların cephesini kapattığı belirtilmiştir. Ek raporda ise dükkânlar kullanıma hazır olsa bile bu hâliyle kullanılamayacağı ifade edilmiş ve 28.02.2017-30.05.2018 dönemi için emsal dükkânlar esas alınarak kira getirisi 25.079,74 TL olarak hesaplanmıştır.

Başvurucu, bu tutarın ödenmesi için Valilik ve Kaymakamlığa başvurmuş; talebin zımnen reddi üzerine Mardin 2. İdare Mahkemesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 25.079,74 TL maddi tazminat davası açmıştır.

⚖️ İdare mahkemesi: eylem hukuka uygun, zarar muhtemel

İdare Mahkemesi önce ara kararıyla taşınmazın kiraya verilip verilmediğini ve bariyerlerin durumunu sormuştur. Emniyet Müdürlüğünün 04.03.2020 tarihli cevabına göre beton bariyerler yaklaşık 6-7 ay önce kaldırılmış, taşınmaz 2016’dan beri hiç kiraya verilmemiştir. Cevaba eklenen fotoğrafta ise binanın önünü aralıklarla çevreleyen demir bariyerler görülmektedir.

Mahkeme 19.03.2020 tarihinde davayı reddetmiştir. Gerekçe iki katmanlıdır:

  • Eylemin hukuka uygunluğu: Kaymakamın kamu güvenliğini sağlama ve önleyici kolluk yetkisini düzenleyen 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 32. maddesinin (Ç) bendi uyarınca alınan önlemde hukuka aykırılık yoktur; dolayısıyla hizmet kusuru da yoktur.
  • Kusursuz sorumluluk kabul edildi ama zarar bulunmadı: Mahkeme, dükkânın önünün kapatılmasının başvurucu açısından “diğer vatandaşlardan farklı, özel ve olağandışı” bir nitelik taşıdığını ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesinin gündeme geldiğini kabul etmiştir. Ancak taşınmaz bariyerlerden önce de, kaldırıldıktan sonra da kiralanmadığı için kira kaybının kesin değil “muhtemel” olduğunu, emsal kira hesabının kiralanabilirliği kanıtlamadığını belirtmiştir.

Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, demir bariyerlerin de kullanımı kısıtladığı yönündeki istinaf itirazlarına rağmen 03.03.2021 tarihinde başvuruyu kesin olarak reddetmiştir. Bireysel başvuru 12.04.2021 tarihinde yapılmıştır.

📎 Kararın tam metni: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 18.05.2026 tarihli, 2021/22274 başvuru numaralı ihlal kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🔍 AYM’nin üç basamaklı denetimi

Anayasa Mahkemesi tüm iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bariyerler taşınmaza ulaşımı engellediğinden müdahale, mülkten barışçıl yararlanma kuralı çerçevesinde ele alınmıştır. Denetim adım adım şöyle ilerlemiştir:

  • Kanunilik: İdare Mahkemesinin 5442 sayılı Kanun m.32/Ç’ye dayanan değerlendirmesini yerinde bulmamak için bir neden görülmemiştir.
  • Kamu yararı: Terör olaylarının sık yaşandığı bir bölgede, kısa süre önce saldırı yaşanmışken adliye lojmanının korunmasında kamu yararı bulunduğu “açık” kabul edilmiştir.
  • Elverişlilik ve gereklilik: Önlemin kamu görevlilerinin güvenliği amacına elverişli olduğu, idarenin tedbir seçiminde takdir yetkisi bulunduğu ve tedbirin müdahaleyi bariz biçimde ağırlaştırmadığı sonucuna varılmıştır.
  • Orantılılık: Sonucu belirleyen aşama budur. Mahkeme, tüm toplumun yararlandığı bir önlemin külfetine yalnızca belirli kişilerin katlanmasının adil dengeyi bozabileceğini, bu külfetin topluma pay edilmesi gerektiğini hatırlatmıştır.

Dolayısıyla karar, güvenlik önleminin kendisini hukuka aykırı bulmamaktadır. İhlal, önlemin malike yüklediği külfetin hiçbir dengeleyici mekanizmayla karşılanmamasından doğmuştur.

💡 “Muhtemel zarar” ile “hesaplanabilir zarar” ayrımı

Kararın en öğretici kısmı, idare mahkemesinin zarar değerlendirmesine yönelik eleştiridir. AYM’nin tespitleri üç noktada toplanabilir:

Birincisi, eksik araştırma. İdare Mahkemesi “bariyerler kalktıktan sonra da kiralanmadı” tespitine dayanmış, ama beton bariyerlerin yerine demir bariyer konulduğu iddiasını incelememiştir. AYM’ye göre önemli olan bariyerin beton ya da demir olması değil, taşınmazın kullanımının idarece kısıtlanmaya devam edip etmediğidir. Taşınmazın son durumunun kısıtlılığa yol açıp açmadığı hiç araştırılmamıştır.

İkincisi, kısıtlamanın kabul edilmiş olması. Hem bilirkişi raporları hem de İdare Mahkemesinin kendi kabulü, bariyerlerin dükkânın özgülendiği amaca uygun kullanılmasını engellediğini ortaya koymaktadır. Mal yükleyip indirecek araçların yanaşamaması ve müşterilerin ulaşım güçlüğü, dükkânın tercih edilebilirliğini etkiler; böyle bir engelin malike zarar vereceği açıktır.

Üçüncüsü, zararın niteliği. Mahkemenin ifadesiyle zararın miktarının tam olarak bilinmemesi, onun muhtemel olduğu anlamına gelmez; zararın hesaplanabilir olması tazmin yükümlülüğünün doğması için yeterlidir. Kullanılabilir durumdaki bir taşınmazın kullanımının engellenmesi, kullanımdan elde edilecek ekonomik yarar tutarında zarara yol açar. Hesaplamadaki güçlük, zararı “muhtemel” saymayı haklı kılmaz.

Bu yorum, kusursuz sorumluluğu ilke olarak kabul edip sonra zarar şartı üzerinden fiilen işlevsiz bırakan bir yaklaşımın orantılılık dengesini malik aleyhine bozduğunu göstermektedir. Kamusal bir kısıtlamanın mülke etkisini konu alan başka bir AYM kararı için imar kısıtlılığında tazminat yazısına, idareye yüklenen benzer bir külfet örneği için ruhsat için bedelsiz terk şartı değerlendirmesine bakılabilir.

🔁 Giderim: yeniden yargılama, tazminata ret

Başvurucu ihlal tespitinin yanında yeniden yargılama, 25.079,74 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat istemiştir. Anayasa Mahkemesi:

  • İhlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna ve kararın Mardin 2. İdare Mahkemesine (E.2018/1503, K.2020/857) gönderilmesine,
  • Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine,
  • 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

oybirliğiyle karar vermiştir. Bu nedenle kira kaybına ilişkin tazminatın miktarı AYM tarafından belirlenmemiştir; o değerlendirme, ihlal kararında gösterilen ilkeler doğrultusunda idare mahkemesinde yapılacak yeni yargılamaya bırakılmıştır.

🗂️ Kararın uygulamaya bakan yönleri

Karar, kamu binalarının çevresine alınan fiziki güvenlik önlemlerinden etkilenen işyeri ve konut malikleri bakımından şu noktaları öne çıkarmaktadır:

  • Güvenlik önleminin hukuka uygun olması, malikin katlandığı özel külfetin karşılıksız kalacağı anlamına gelmez; fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi bu boşluğu doldurmak için vardır.
  • Taşınmazın önceki dönemde kiraya verilmemiş olması, kendi başına zararın bulunmadığı sonucunu doğurmaz; kullanımın engellenmesi başlı başına ekonomik bir kayıptır.
  • Önlemin biçim değiştirmesi (beton yerine demir bariyer) kısıtlamanın sona erdiği anlamına gelmeyebilir; yargı merciinin taşınmazın son durumunu araştırması beklenir.
  • Delil tespiti ve bilirkişi raporları, kısıtlamanın varlığı ve kira getirisinin hesaplanması bakımından dosyanın omurgasını oluşturmuştur.

Öte yandan karar, bölgesel güvenlik koşullarına ve somut keşif bulgularına dayanmaktadır. Bariyerin konumu, süresi, taşınmazın niteliği ve erişimin ne ölçüde engellendiği farklı olan dosyalarda değerlendirme de farklılaşabilir.

❓ Merak edilenler

AYM güvenlik bariyerlerinin konulmasını hukuka aykırı buldu mu?

Hayır. Mahkeme müdahalenin 5442 sayılı Kanun’un 32. maddesinin (Ç) bendine dayandığını, adliye lojmanının korunmasında kamu yararı bulunduğunu ve önlemin elverişli ve gerekli olduğunu kabul etmiştir. İhlal, malike yüklenen külfetin zarar yokmuş gibi değerlendirilerek dengelenmemesinden, yani orantılılık aşamasından kaynaklanmıştır.

Dükkân daha önce hiç kiraya verilmemişse kira kaybı istenebilir mi?

Bu kararda idare mahkemesi tam da bu gerekçeyle zararı “muhtemel” saymıştı. AYM bu yorumu makul bulmamış; kullanılabilir bir taşınmazın kullanımının engellenmesinin ekonomik yarar tutarında zarar doğurduğunu, zararın hesaplanabilir olmasının tazmin yükümlülüğü için yeterli olduğunu belirtmiştir. Tutarın ne olacağı ise yeniden yargılamada belirlenecektir.

Beton bariyer kaldırılıp demir bariyer konulması neden önemliydi?

İdare mahkemesi, beton bariyerler kalktıktan sonra da dükkânın kiralanmadığını zararın yokluğuna delil saymıştı. Başvurucu ise yerine demir bariyer konulduğunu ve kısıtlamanın sürdüğünü ileri sürmüştü. AYM, belirleyici olanın bariyerin malzemesi değil kullanımın kısıtlanıp kısıtlanmadığı olduğunu ve bu konuda hiçbir araştırma yapılmadığını vurgulamıştır.

Başvurucu AYM'den tazminat alabildi mi?

Hayır. Maddi ve manevi tazminat talepleri, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucuya yalnızca 40.487,60 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedilmiş, dosya yeniden yargılama için Mardin 2. İdare Mahkemesine gönderilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; mülkiyet hakkı ve idarenin sorumluluğuna ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucu, vekil, raportör ve heyet üyelerinin adları ile karar metninde atıf yapılan önceki başvuruların taraf adları yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar, somut olaydaki güvenlik koşullarına, keşif ve bilirkişi tespitlerine dayanır; benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç, önlemin niteliğine, süresine ve taşınmaz üzerindeki fiili etkisine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud