Emsal Kararlarİş Hukuku

Bozma Sonrası Asgari Ücret – Yargıtay 10. HD 2026/4949

Bir inşaat ustası, mesai bittikten sonra dinlenmek için işyerinde kalıyor ve orada geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu olayı iş kazası sayıyor; yakınları maddi ve manevi tazminat davası açıyor. On yılı aşan yargılamanın sonunda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hesaplamanın tek bir noktasında kararı bozuyor: Davacı taraf önceki kararı hiç temyiz etmediği için, bozmadan sonra alınan raporda asgari ücret artışlarının hesaba katılması davalı lehine oluşan usulî kazanılmış hakka aykırı bulunuyor.

Karar Arama sayfasında “Danıştay tazminata faiz yürütülmesi” araması yapan okuyucular için bağlamı kuralım: Bu karar idari yargıdan değil, Yargıtay’dan; iş mahkemesinde görülen bir iş kazası tazminat davasından doğmuştur. Kararın faizle bağlantısı, hükümde maddi ve manevi tazminata iş kazası tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi ve karşı oyun, tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanmasını alacaklının munzam zararıyla ilişkilendirmesidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 16.04.2026 tarihli ve E.2025/16987, K.2026/4949 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: İşyerinde kalp krizi sonucu ölen sigortalının yakınları tazminat istemiştir. İlk karar yalnız davalı tarafından istinaf ve temyiz edilmiş, Yargıtay kusur raporunun eksikliği nedeniyle bozmuştur. Bozmadan sonra alınan aktüerya raporunda iki seçenek sunulmuş, mahkeme işlemiş dönemi ileri çekerek asgari ücret artışlarını yansıtan yüksek seçeneği esas almıştır. Daire, önceki kararı temyiz etmeyen davacı yönünden maddi tazminat hesabında davalı lehine usulî kazanılmış hak oluştuğunu, birinci seçeneğin esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Bir üye, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğu gerekçesiyle karşı oy kullanmıştır.

🦺 Mesai sonrası kalp krizi ve dava

Sigortalı, davalı işyerinde inşaat duvar ustası olarak çalışmaktadır. 22.09.2015 tarihinde, kalp damar rahatsızlığına bağlı olarak işyerinde vefat etmiş; Sosyal Güvenlik Kurumu olayı iş kazası olarak kabul etmiştir. Yakınları, asıl dava, birleşen dava ve talep artırım dilekçesiyle maddi ve manevi tazminat istemiştir.

Davalı işveren ise sigortalının sıva işi için anlaşılan bir usta olduğunu, diğer çalışanlar iş bitiminde ayrıldığı hâlde onun dinlenmek amacıyla işyerinde kaldığını, iş saatleri dışında ve işle ilgili bir faaliyet yokken geçirilen kalp krizinden sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. Davalı ayrıca temyiz aşamasında birleşen dava için derdestlik ve iki yıllık zamanaşımı itirazlarını, bozmadan önce yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini de ileri sürmüştür.

⚖️ İlk karar, istinaf ve bozma

Dosyanın seyri, usulî kazanılmış hak tartışmasının nereden doğduğunu gösterir:

  • İlk derece kararı (09.10.2018): İşverene %50 kusur, %50 kaçınılmazlık kabul edilmiş; %30 hakkaniyet indirimi yapılarak 88.517,21 TL net maddi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiziyle hükmedilmiştir.
  • İstinaf (28.11.2019): Bölge adliye mahkemesi, işçinin mesai sonrası işyerinde kalmasının işverence kontrol edilmemesini kusur saymış ve davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bu karar yalnız davalı tarafından temyiz edilmiştir.
  • Bozma (12.11.2020): 10. Hukuk Dairesi, kusur raporunda bünyesel faktörlerin ve işyeri çalışma koşullarının olaya etkisinin değerlendirilmediğini belirterek kararı bozmuştur. Aralarında bir kardiyoloğun da bulunduğu iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten; olay günü sigortalının ne kadar çalıştırıldığını, rutin dışı bir stres yaşayıp yaşamadığını ve bünyesel nedenlerin etkisini gösteren yeni rapor alınması istenmiştir.
  • Bozma sonrası karar: Yeni heyet raporunda işveren %50 kusurlu, bünyesel faktörler %50 etkili, sigortalı kusursuz bulunmuştur. Mahkeme 27.09.2024 tarihli aktüerya raporunu esas alarak asıl davada 88.517,21 TL, birleşen davada 213.379,00 TL net maddi tazminata; manevi tazminat olarak da yakınlara 75.000 TL, 50.000 TL ve 50.000 TL’ye hükmetmiştir.

Bu son karar hem davacılar hem davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar manevi tazminatın düşük olduğunu, kısmen ret nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti verilmesinin hak arama özgürlüğüne aykırı olduğunu ve asıl ile birleşen dava için ayrı vekâlet ücreti gerektiğini ileri sürmüştür.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E.2025/16987, K.2026/4949 sayılı ve 16.04.2026 tarihli kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz. Karar, Yargıtay Karar Arama sisteminde de yayımlanmıştır.

🧩 Dairenin gerekçesi: iki seçenekli rapor

Daire önce, uyulan bozma ilamına uygun biçimde alınan %50 kusur oranının hükme esas alınmasında isabetsizlik görmemiş; davacıların tüm, davalının ise aşağıdaki nokta dışında kalan temyiz itirazlarını reddetmiştir. Bozmanın tek sebebi tazminat hesabının hangi seçeneğe göre yapıldığıdır:

  • 27.09.2024 tarihli aktüerya raporunda birinci seçenek işlemiş dönem sonunu ileri çekmeden, ikinci seçenek ise işlemiş dönem sonunu ileri çekip asgari ücret artışlarını hesaba yansıtarak düzenlenmiştir.
  • Mahkeme ikinci seçeneği esas almıştır.
  • Oysa önceki kararlar davacı tarafça istinaf ve temyiz edilmemiş, bozma yalnız davalının itirazlarının kısmen kabulüne dayanmıştır.
  • Bu durumda maddi tazminat hesabı bakımından davalı lehine usulî kazanılmış hak doğmuştur; bozma kapsamı dışında kalan ve kesinleşen yönler aleyhe olacak şekilde yeniden değerlendirilemez.
  • Mahkemenin yapacağı iş, birinci seçeneği esas alarak maddi tazminat hakkında yeniden karar vermektir.

Daire, ilkenin dayanağını yargılamanın istikrarı ve hukuki güvenlik olarak açıklamıştır: Bozmaya uyulduğunda mahkeme bozma gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür; ancak bozma kapsamı dışında kalarak taraflardan biri yararına kesinleşen hususları yeniden ele alıp o taraf aleyhine hüküm kuramaz.

Aynı Dairenin birkaç hafta önce verdiği bir kararda ilke bu kez davacı lehine işletilmiş; önceki kararı temyiz etmeyen davalının sorumluluğunun sonradan azaltılamayacağı kabul edilmiştir. Bu karşılaştırma için usulî kazanılmış hak: iş kazası (Yargıtay 10. HD 2026/3103) yazısına bakılabilir.

🗣️ Karşı oy: asgari ücret kamu düzenindendir

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda yer alan başlıca görüşler şöyledir:

  • Usulî kazanılmış hak kanunda düzenlenmiş bir kurum değildir, içtihatla gelişmiştir ve uygulama alanının bu kadar genişletilmesi isabetli değildir.
  • HMK 109 uyarınca kısmi dava açılması, kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe feragat anlamına gelmez; davacının kusur ya da ücret verisine itiraz etmemesi kendini sınırladığı anlamına gelmez.
  • Asgari ücret artışları bozmadan sonra doğmuştur; henüz doğmamış bir veri yönünden usulî kazanılmış hak oluşamaz.
  • Asgari ücret kamu düzenine ilişkindir; hâkim istek olmasa dahi yargılamanın her aşamasında hüküm tarihine en yakın asgari ücretleri uygulamakla yükümlüdür.
  • Gerçek zararın karar tarihine en yakın verilerle hesaplanması, tazminat alacaklısının munzam zararının giderilmesi açısından da gereklidir.

Karşı oy ayrıca Dairenin E.2021/6262, K.2022/6811 sayılı kararındaki karşı oy gerekçelerine atıf yapmaktadır. Çoğunluk ile karşı oy arasındaki fark, bozma sonrası değişen ekonomik verilerin “kesinleşen hesap” kapsamında sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.

📅 Hükümde faiz başlangıcı

Tazminata faiz yürütülmesi açısından hüküm fıkrası şu yapıdadır:

  • Maddi tazminat (asıl ve birleşen dava): İş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiz,
  • Manevi tazminat: İş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiz.

Kararın dava özetinde ölüm tarihi 22.09.2015 olarak geçerken, hüküm fıkrasında faiz başlangıcı “iş kazasının meydana geldiği tarih olan 21.09.2015” şeklinde yazılmıştır. Yargıtay faiz yönünü ayrıca tartışmamış, bozma yalnız maddi tazminat hesabındaki seçenekle sınırlı kalmıştır. Bozma sonrası yeniden kurulacak hükümde faiz başlangıcının da bu tarih farkı gözetilerek yazılması beklenebilir. Faiz başlangıcının ıslahla artırılan kısımlar yönünden nasıl belirlendiğine ilişkin bir başka karar için ıslahla artan tazminatta faiz başlangıcı yazısına bakılabilir.

🆕 Sonraki mevzuat değişiklikleri

Davalının temyiz dilekçesine göre asıl dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK 107 (belirsiz alacak ve tespit davası) yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK 109’a dördüncü fıkra eklenmiştir. Yeni fıkraya göre alacağın yalnız bir kısmı dava edildiğinde talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sonuna kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Karşı oyun dayandığı “kısmi dava açılması kalan kısımdan feragat anlamına gelmez” kuralı ise HMK 109’un üçüncü fıkrasında yer almaya devam etmektedir. Bu değişikliklerin derdest davalara etkisi geçiş hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir.

🙋 Sorular ve cevaplar

Bozmadan sonra tazminat yeni asgari ücretle hesaplanır mı?

Bu kararda çoğunluk, davacının önceki kararı istinaf ve temyiz etmemiş olması nedeniyle maddi tazminat hesabında davalı lehine usulî kazanılmış hak oluştuğunu; bu nedenle bozmadan sonra işlemiş dönemin ileri çekilerek asgari ücret artışlarının hesaba yansıtılamayacağını kabul etmiştir. Karşı oy ise asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve her aşamada güncel verilerin uygulanması gerektiğini savunmuştur.

Danıştay tazminata faiz yürütülmesi aramasıyla bu karar neden çıkıyor?

Karar, tazminata faiz yürütülmesine ilişkin aramalarda listelenmektedir; çünkü hükümde maddi ve manevi tazminata iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülmüştür. Uyuşmazlık iş kazasına dayandığından idari yargıda değil, iş mahkemesinde görülmüş ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesince incelenmiştir. İdari işlem ve eylemlerden doğan tazminat (tam yargı) davaları ise idari yargıda görülür ve Danıştay bu alanın üst mahkemesidir.

Mesai sonrası işyerinde geçirilen kalp krizi iş kazası sayılabilir mi?

Bu dosyada Sosyal Güvenlik Kurumu olayı iş kazası olarak kabul etmiş, 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olayı iş kazası hâlleri arasında saymaktadır. Yargıtay, davalının bu yöndeki temyiz itirazlarını reddetmiş; kusur ve illiyet yönünden ise bünyesel faktörleri de değerlendiren uzman heyet raporunu esas almıştır.

Kalp krizinde işverenin kusuru nasıl belirlenir?

Daire, önceki bozmasında kardiyoloğun da yer aldığı heyetten; sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığını, olay günü rutin dışı bir gerginlik yaşanıp yaşanmadığını, ne kadar süre çalıştırıldığını ve bünyesel nedenlerin etkisini gösteren rapor alınmasını istemiştir. Bu raporda işveren %50 kusurlu, bünyesel faktörler %50 etkili bulunmuştur.

Usulî kazanılmış hak hangi taraf lehine doğar?

Bozma kapsamı dışında kalıp kesinleşen yönler, o yönden kararı temyiz etmeyen tarafın karşısındaki taraf lehine korunur. Bu kararda davacı önceki kararı temyiz etmediği için davalı lehine; Dairenin 2026/3103 sayılı kararında ise davalılardan biri temyiz etmediği için davacı lehine usulî kazanılmış hak kabul edilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, iş hukukuna ilişkin diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Kararda yer alan tutarlar ve tarihler ilgili dosyaya özgüdür. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud