İptal Edilen Sıra Cetveline İtiraz – Yargıtay HGK 2026/93

Aynı ihale bedeli için iki ayrı sıra cetveli düzenlendiğini düşünün: ilki 2010’da yapılmış, bir alacaklının şikâyeti üzerine icra mahkemesince iptal edilmiş, yerine 2013’te yenisi gelmiş. Oysa ilk cetvele karşı genel mahkemede açılmış muvazaa davaları hâlâ sürmektedir ve yeni cetvelde de birinci sıradaki alacaklı değişmemiştir. Bölge adliye mahkemesine göre bu davalar yaşamaya devam etmeli, iptal edilen cetvel üzerinden garame yapılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise farklı düşünmüştür: Ortadan kalkan bir cetvele yöneltilen itirazın artık konusu yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.02.2026 tarihli ve E.2025/52, K.2026/93 sayılı kararıyla, sıra cetveline itiraz davalarında Özel Daire bozma kararına karşı direnen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararını, Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle HMK 371 uyarınca oy birliğiyle bozmuştur.
🏛️ Hukuk Genel Kurulunun vardığı sonuç
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlığı iki soru hâlinde tanımlamıştır: Birincisi, 21.10.2010 tarihli sıra cetvelinin icra mahkemesince iptal edilmesi, kararın kesinleşmesi ve aynı satış bedeli için 14.08.2013 tarihli yeni cetvelin düzenlenmesi karşısında, iptal edilen cetvele yönelik itiraz davalarının konusuz kalıp kalmadığı; ikincisi, satış bedeli nemalandırılmışsa hüküm fıkrasında garame yapılarak alacaklılara ödenecek payların belirlenmesinin yerinde olup olmadığı.
Kurul her iki soruda da Özel Daire ile aynı sonuca ulaşmış: eski cetvele yönelik davaların konusuz kaldığını, iptal edilmiş cetvel üzerinden hüküm kurulamayacağını ve nemalandırılan bedelde payların hüküm fıkrasında belirlenemeyeceğini kabul etmiştir. Direnme kararı bozulmuş, davalı-karşı davacıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş ve dosya HMK 373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.
📂 Konya’daki ihale bedeli ve iki sıra cetveli
Dava dışı borçlu şirket aleyhine çok sayıda takip yapılmış, borçluya ait taşınmaz satılmıştır. Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2009/11917 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 21.10.2010 tarihli sıra cetvelinde, bonoya dayanan iki şirketin alacağı birinci sırada gösterilmiştir. Davacı alacaklıların takip dosyaları ise üçüncüden on dördüncüye kadar çeşitli sıralarda yer almış, bir alacaklının takip dosyası ise cetvele hiç alınmamıştır.
Uyuşmazlık birden fazla davadan oluşmaktadır:
- Asıl dava ve 2010 tarihli dört birleşen dava: Sonraki sıralardaki alacaklılar, birinci sıradaki alacağın senede dayandığını ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüş; cetvelin iptali ya da düzeltilmesiyle davalılara düşen payın kendi dosyalarına ödenmesini, olmazsa garameye dâhil edilmeyi istemiştir.
- Karşı davalar: Davalı şirketler, alacaklarının ticari defterlerle doğrulanacağını savunmuş ve ihale bedelinin cetveldeki şekilde ödenmesini istemiştir.
- 2013 tarihli birleşen dava: Cetvele alınmayan alacaklı, 14.08.2013 tarihli yeni cetvele karşı da muvazaa iddiasıyla itiraz etmiştir.
Dosyayı ilginç kılan paralel süreç şudur: Cetvele alınmayan alacaklının şikâyeti üzerine Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi, 16.02.2011 tarihli ve 2010/1106 Esas, 2011/169 Karar sayılı kararıyla 21.10.2010 tarihli cetveli iptal etmiştir. Karar 02.07.2013’te kesinleşmiş, icra müdürlüğü 14.08.2013’te yeni bir cetvel düzenlemiş ve şikâyetçinin dosyasını dördüncü sıraya almıştır.
⏳ On altı yıla yayılan yargılama: iki bozma ve bir direnme
İlk derece mahkemesi (21.06.2017, 2014/457 E., 2017/641 K.): Davalı şirketlerin yetkilisinin şikâyeti üzerine borçlu şirket yetkilisi hakkında ağır ceza mahkemesinde açılan davada mahkûmiyet kararı verilmesini, taraflar arasındaki ilişkinin 2006 yılına kadar uzanmasını ve senedin düzenleme tarihini dikkate almış; muvazaanın ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaları reddetmiştir. Birinci sıradaki karşı davacıların itirazda hukuki yararı bulunmadığından karşı davalar usulden reddedilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi (06.10.2020, 2017/1456 E., 2020/1214 K.): Borçlunun davalılardan birine borcunun bononun keşide tarihi itibarıyla 25.895,32 TL olduğunu, borçlunun başka bir şirketin borcunu üstlenmesinin davacı alacaklılara karşı ileri sürülebilir bir işlem olmadığını kabul etmiştir. Davalıların icra dosyasına 25.895,32 TL ödenmesine, arta kalan bedelin davacı alacaklılar arasında garame ile paylaştırılmasına karar vermiştir.
Birinci bozma (6. HD, 30.03.2022, 2021/2362 E., 2022/1788 K.): Dava konusu cetvelin icra mahkemesince iptal edildiği ve bu kararın kesinleştiği hususunda değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması ile 2013 tarihli birleşen davadaki talebin yeni cetvele ilişkin olduğunun gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır.
Bölge adliye mahkemesinin ikinci kararı (06.12.2022, 2022/1179 E., 2022/1914 K.): Bozmaya uyulmuş, ancak iptal kararının muvazaa iddialarını konusuz bırakacak şekilde bir değişiklik yaratmadığı, davalıların yeni cetvelde de birinci derecede olduğu gerekçesiyle davalar yeniden kabul edilmiştir.
İkinci bozma (6. HD, 17.01.2024, 2023/907 E., 2024/198 K.): Daire, 21.10.2010 tarihli cetvel iptal edildiğinden bu cetvele yönelik davaların konusuz kaldığını, iptal edilen cetvel üzerinden garame yapılamayacağını ve nemalandırma nedeniyle payların hüküm fıkrasında belirlenmesinin yerinde olmadığını belirtmiştir.
Direnme (2024/469 E., 2024/587 K.): Bölge adliye mahkemesi; sıra cetveline itiraz davasının menfi tespit veya tasarrufun iptali gibi maddi hukuka dayanan bir dava olduğunu, yeni cetvelde davacı ve davalının sırası değişmediğinden muvazaa iddiasının güncelliğini koruduğunu, nemanın ise icra müdürünce oranlanarak belirlenebileceğini savunarak önceki kararında direnmiştir. Davalılar temyizde, icra dosyasına yatan paranın toplam 1.014.751,17 TL’yi bulduğunu da ileri sürmüştür.
🔀 Şikâyet mi, itiraz davası mı?
Kurul, gerekçesini İcra ve İflas Kanunu’nun 140 ve devamı maddeleri üzerine kurmuştur. İİK 140 uyarınca satış tutarı bütün alacaklıların alacağını ödemeye yetmezse icra dairesi bir sıra cetveli yapar; alacaklılar İİK 206’ya göre iflasta girecekleri sıraya kabul edilir.
İİK 142 ise iki ayrı yol öngörür. Cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde her alacaklı, takibin yapıldığı yer mahkemesinde ilgililer aleyhine dava açarak cetvelin içeriğine itiraz edebilir; bu dava basit yargılama usulüyle görülür. İtiraz alacağın esasına ve miktarına ilişkin olmayıp yalnız sıraya ilişkinse, şikâyet yoluyla icra mahkemesine götürülür. Kararda ayrıca icra müdürünün kendiliğinden gözetmesi gereken her husus için İİK 16 kapsamında şikâyet yoluna başvurulabileceği vurgulanmıştır.
Kararın belirleyici tespiti, şikâyet üzerine icra mahkemesinin yetkisinin sınırına ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu’na göre icra mahkemesi, şikâyeti yerinde görürse yalnızca sıra cetvelinin iptaline karar verebilir; icra müdürünün yerine geçerek yeni cetvel düzenleyemez. Yeni cetveli, iptal gerekçesini gözeterek icra dairesi düzenler. Kurul, aynı ilkelerin HGK’nın 11.10.2023 tarihli, 2023/939 Karar sayılı kararında da benimsendiğini belirtmiştir.
Bu yapının sonucu şudur: Şikâyet üzerine verilen iptal kararı kesinleştiğinde eski cetvel hukuken ortadan kalkar. Yeni cetvelin içeriği eskisiyle aynı olsa bile, artık hüküm kurulabilecek bir “eski cetvel” yoktur.
🧩 Konusuz kalma ve nemalandırılan bedel
Direnme gerekçesi pratik bir mantığa dayanıyordu: Muvazaa iddiası maddi hukuka ilişkindir ve yeni cetvelde de aynı alacaklı birinci sıradadır; o hâlde eldeki dosyada karar vermek usul ekonomisine uygundur.
Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı kabul etmemiştir. Kurul’a göre 2010 tarihli dört davada itiraz açıkça 21.10.2010 tarihli cetvelin iptaline yönelikti. Bu cetvel kesinleşmiş bir icra mahkemesi kararıyla ortadan kalkınca, ona yöneltilen itirazlar da konusuz kalmıştır. 14.08.2013 tarihli cetvele yönelik itiraz incelenirken, konusuz kalan davalar bakımından da sanki eski cetvel hâlâ yürürlükteymiş gibi garame yapılması doğru bulunmamıştır.
İkinci bozma gerekçesi, paylaştırmanın kim tarafından ve hangi anda yapılacağı sorusuna dokunur. Davalılar, taşınmaz bedelinin mahkemece nemalandırıldığını bildirmiştir. Kurul’a göre bu durumda ödeme anında alacaklılara düşecek miktar değişeceğinden, mahkemenin hüküm fıkrasında garame yaparak sabit paylar belirlemesi yerinde değildir.
Benzer bir zeminde, muvazaa iddiasıyla açılan sıra cetveline itiraz davasında kabul hâlinde cetvelin iptali yerine payın tahsisinin nasıl hükme bağlandığı için muvazaalı alacak ve sıra cetveli yazısına; direnme kararlarının Hukuk Genel Kurulu’nda nasıl ele alındığına ilişkin başka bir örnek için hakem heyeti ve direnme yazısına bakılabilir.
📝 Uygulama açısından notlar
Birden fazla alacaklının bulunduğu icra dosyaları bakımından karar şu gözlemlere imkân verir:
- Paralel yollar birbirini etkiler: Aynı cetvele karşı genel mahkemede itiraz davası sürerken icra mahkemesinde verilen ve kesinleşen iptal kararı, derdest davaların konusunu ortadan kaldırabilmektedir.
- Yeni cetvel, yeni bir hukuki işlemdir: İçerik aynı kalsa bile hüküm, yürürlükteki cetvel üzerinden kurulabilir. Bu dosyada yeni cetvele yönelik itiraz yalnız 2013 tarihli birleşen davada ileri sürülmüştür.
- İcra mahkemesi cetvel yazmaz: Şikâyetin kabulü hâlinde mahkeme yalnızca iptal eder; yeni cetveli icra dairesi düzenler.
- Nema, paylaştırmayı icra aşamasına bırakır: Nemalandırılan bedelde payların hüküm fıkrasında sabitlenmesi bozma nedeni sayılmıştır.
- Esas inceleme ertelenmiştir: Muvazaa iddiasına ve ticari defterlere ilişkin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
❓ Merak edilenler
Sıra cetveline itiraz davası ile sıra cetveline şikâyet arasındaki fark nedir?
İcra mahkemesi şikâyeti kabul ederse yeni sıra cetvelini kendisi düzenleyebilir mi?
Yeni cetvelde sıralama değişmemişse eski cetvele açılan dava devam eder mi?
Satış bedeli nemalandırılmışsa mahkeme payları kararında belirleyebilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Karar, direnme üzerine verilmiş bir usul bozmasıdır; muvazaa iddiasının esası hakkında bir değerlendirme içermez ve yargılama bölge adliye mahkemesinde devam edecektir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



