Ceza HukukuEmsal Kararlar

Kapalı Hesaba Gelen Havale – Ankara BAM 21. HD 2025/987

Dolandırıcılık mağdurları çoğu zaman karşı tarafın verdiği IBAN’a para gönderir; para bir kez çıktıktan sonra da zararın ancak failden alınabileceği düşünülür. Oysa bazı dosyalarda paranın yolculuğu sırasında, alıcının bankasında, olağan dışı bir durum ortaya çıkar. Paranın gönderildiği hesap aylar önce kapatılmışsa, alıcının bankası bu parayı aynı kişinin başka bir hesabına aktarıp ödeyebilir mi, yoksa durumu göndericiye bildirmek ve parayı iade etmek zorunda mıdır?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 25.09.2025 tarihli ve E.2025/31, K.2025/987 sayılı kararıyla bu soruya mağdur lehine cevap vermiştir. Daire, kapalı bir hesaba gelen döviz havalesini göndericiye sormadan alıcının başka bir hesabına alacak kaydeden bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu davranış ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu kabul etmiş; davanın reddine ilişkin ilk derece kararını kaldırarak 14.550 USD’nin faiziyle birlikte alıcı bankadan tahsiline hükmetmiştir. Kararda temyiz yolu açık gösterilmiştir.

Kısa özet: Davacı, 2022 yılının ilk aylarında bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıldığını, bu süreçte başka bir bankadaki döviz hesabından, kendisini dolandıranlardan birinin davalı bankadaki hesabına 21 ve 22 Mart 2022 tarihlerinde üç kalemde toplam 14.550 USD gönderdiğini ileri sürmüştür. Paranın gönderildiği hesap 09.12.2021’de açılmış, 03.02.2022’de kapatılmıştı. Davalı banka havaleleri iade etmek yerine, alıcının aynı para cinsinden açık olan başka bir hesabına alacak kaydetmiş ve parayı alıcıya ödemiştir. İlk derece mahkemesi illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırıp davayı kabul etmiştir.

💸 Üç havale ve kapatılmış bir hesap

Karardaki anlatıma göre davacı, 18.01.2022 ile 24.03.2022 arasında birden çok kişi tarafından bilişim sistemleri kullanılarak toplam 24.850 USD ve 15.000 TL tutarında dolandırıldığını ileri sürmüştür. Davacı bu paraları aynı kişiye ait farklı bankalardaki hesaplara gönderdiğini kabul etmiş, ancak davayı yalnızca kapalı hesaba giden kısımla sınırlamıştır. Davacının anlatımına göre parayı alan kişi daha sonra yakalanmış ve nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmıştır.

Uyuşmazlığa konu işlemler şöyle gerçekleşmiştir:

TarihTutarDavalı bankanın işlemi
21.03.20228.450 USDKapalı hesap yerine alıcının başka bir USD hesabına alacak kaydı
22.03.20224.000 USDAynı şekilde başka hesaba alacak kaydı
22.03.20222.100 USDAynı şekilde başka hesaba alacak kaydı

Davalı bankanın soruşturmayı yürüten kolluk birimine verdiği yazı cevabına göre paranın gönderildiği hesap 09.12.2021’de açılmış, 03.02.2022’de kapatılmış ve 01.03.2022’den sonra bu hesapta işlem yapılmamıştı. Davacıya göre gönderici bankası, hesabın kapalı olduğunu tespit edince davalı bankayı uyarıp paranın iadesini istemiş; ancak davalı banka, paranın alıcının başka bir hesabına gönderildiğini bildirmiştir.

Davalı banka ise kapalı hesaba gelen paranın iade edileceğine dair bir mevzuat veya yerleşik uygulama bulunmadığını, gönderici bankanın işlemden yaklaşık bir ay sonra iş ataması yaptığını, SWIFT mesajı üzerine müşterisine ulaşılamadığını, zararın davacının kendi bankasından paranın çıkmasıyla doğduğunu ve havaleye dayanak ilişkiyi sorgulama yetkisi bulunmadığını savunmuştur.

🏛️ İlk derece mahkemesi: “Para zaten alıcıya ulaştı”

Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 10.10.2024 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkeme, davacı ile davalı banka arasında sözleşme bulunmadığından uyuşmazlığı TBK 49’daki haksız fiil hükümleri çerçevesinde ele almış ve şu sonuca ulaşmıştır: Para, davacının ödeme yapmak istediği kişiye, yani IBAN kapalı olmasaydı paranın ulaşacağı kişiye ödenmiştir; banka talimatta belirtilen kişiden başkasına ödeme yapmamıştır. Davacı bankanın müşterisi olmadığından ondan doğrudan IBAN teyidi alınması da mümkün değildir. Mahkemeye göre zarar ile bankanın işlemi arasında uygun illiyet bağı yoktur; üstelik davacı dolandırıldığını havaleden birkaç gün sonra öğrendiğinden, para doğru hesaba gitseydi de zararın büyük olasılıkla yine doğacağı kabul edilmiştir.

Dosyada alınan bankacı bilirkişi raporu da ilk aşamada davalı bankaya kusur yüklenemeyeceği yönündeydi. Ek raporda ise alternatif bir değerlendirme yapılmış; ortada bankanın gidermesi gereken bir çelişki bulunduğu kabul edilirse davacının %50 müterafik kusurlu sayılabileceği ve 7.275 USD isteyebileceği belirtilmişti.

🔢 IBAN doğrulaması neyi kanıtlar?

Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığı şu soruya indirgemiştir: Havalenin gönderildiği hesap (IBAN) kapalıysa, alıcı banka göndericiden yeni talimat almadan parayı aynı kişinin başka bir hesabına alarak ödeme yapabilir mi? Daire bu noktada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 2008/6 sayılı Uluslararası Banka Hesap Numarası Hakkında Tebliği ile Türkiye Bankalar Birliğinin açıklamasına dayanarak IBAN doğrulamasının sınırlarını ortaya koymuştur:

  • IBAN doğrulaması, numaranın standarda uygun biçimde oluşturulup oluşturulmadığını kontrol eder.
  • Bu kontrol, hesabın var olduğunu veya alıcıya ait olduğunu göstermez; kişi ile hesap numarasını eşleştirmez.
  • Tebliğin 7. maddesine göre alıcı hesap numarası IBAN olarak belirtilen gelen para transferlerinde IBAN’ın doğrulanması zorunludur; 8. maddesine göre ise IBAN’ı yanlış olduğu tespit edilen transfer emirleri iade edilebilir veya reddedilebilir.

Daire ayrıca EFT ile döviz havalesi arasındaki farka dikkat çekmiştir. EFT yalnızca Türk lirası işlemlerinde kullanılır; IBAN esas alındığından kapalı bir hesaba EFT gerçekleşemez. Dosyadaki işlemler ise döviz cinsinden, muhabir banka aracılığıyla SWIFT mesajıyla iletilen havalelerdir. Bu tür zincirleme havalelerde alıcı banka, alıcının hesabına alacak kaydı yapmadan önce işlemi durdurup çelişkinin giderilmesini isteyebilecek konumdadır.

🏦 Alıcı bankanın özen borcu ve “çelişki” kavramı

Kararın merkezinde, havale talimatındaki belirsizlik veya çelişki karşısında bankanın nasıl davranması gerektiği yer alıyor. Daire, havale iradesinin güven ilkesi çerçevesinde yorumlanması gerektiğini; talimat yeterince açık değilse bankanın havale edenden bilgi isteyerek belirsizliği gidermek zorunda olduğunu ve bunun özen borcunun bir gereği olduğunu belirtmiştir. Kural olarak banka havale talimatının amaca uygunluğunu incelemez; ancak olağan dışı görünen talimatlarda, havale konusu paranın bir suçun ürünü olduğu veya bir suçta kullanılacağı konusunda ciddi şüphe nedenleri varsa talimatın ekonomik arka planını da incelemesi gerekir. Daireye göre havale alıcısının bankası da özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulabilir.

Somut olayda alıcının adı ile IBAN arasında bir uyumsuzluk yoktu. Daire bunu kabul etmekle birlikte şu olgulara ağırlık vermiştir:

  • Talimatta belirtilen hesap, havalelerden yaklaşık üç buçuk ay önce açılmış ve yaklaşık bir buçuk ay önce kapatılmıştı;
  • kapanıştan sonra hesapta işlem görülmemişti;
  • buna rağmen banka, göndericiden yeni bir talimat beklemeden parayı kendiliğinden alıcının başka bir IBAN’ına ait hesaba alacak kaydetmişti.

Daire, bu somut tespitlerin varlığı nedeniyle bankanın durumu bir çelişki olarak kabul edip gönderici bankaya alıcı hesabın kapalı olduğunu bildirmesi, yeni talimat verilmezse parayı iade etmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bunun yerine re’sen başka hesaba alacak kaydı yapılması, güven kurumu olan bankanın özen yükümlülüğüne aykırı bulunmuştur.

📎 Karar metni: Bölge Adliye Mahkemesi kararının tam metni, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve banka adları kaynakta anonimdir, gerekçedeki doktrin atfı çıkarılmıştır.

🔗 İlliyet bağı ve varsayımsal davranış itirazı

İlk derece mahkemesinin ve bilirkişinin en güçlü dayanağı, davacının sonraki günlerde de aynı kişiye para göndermiş olmasıydı. Gerçekten davacı, uyuşmazlık konusu havalelerden sonra 23.03.2022 tarihinde başka bir hesaba bir EFT daha yapmıştı. Bilirkişiye göre bu durum, ilk havalenin alıcıya ödendiğinin davacı tarafından bilindiğini ve bankanın eylemi ile zarar arasında nedensellik bulunmadığını gösteriyordu.

Daire bu yaklaşımı benimsememiştir:

  • 23.03.2022 tarihli işlem, başka bir banka ve hesaba yapılmış ayrı bir işlemdir; dava konusu havalelerde hesabın kapalı olduğunun bildirilmemesinin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
  • Hesabın kapalı olduğu bildirilseydi davacının refleks olarak aynı tutarı bu kez açık hesaba yeniden göndereceği şeklinde varsayımsal bir çıkarım yapılamaz.
  • IBAN bildirimi alan bir göndericinin nasıl davranacağına ilişkin bir karine öngörülemez; böyle bir bildirim, tam tersine davacıyı diğer havalelerden önce şüphelenmeye ve araştırma yapmaya da sevk edebilirdi.

Bu gerekçelerle Daire, bankanın mevzuata aykırı bulunan davranışı ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu ve davalının haksız fiil hükümleri uyarınca davacıya karşı sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Kararda bilirkişinin ek raporunda seçenek olarak ileri sürülen %50 müterafik kusur indirimi uygulanmamış, talep edilen tutarın tamamına hükmedilmiştir.

📌 Hüküm ve kararın sınırları

Bölge Adliye Mahkemesi, yeniden yargılama yapılmasına gerek görmeden davacının istinaf başvurusunu kabul etmiş, ilk derece mahkemesi kararını HMK 353/1-b-2 uyarınca kaldırmış ve davayı kabul etmiştir. Buna göre 14.550 USD’nin 22.03.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince kamu bankalarının bir yıl vadeli USD mevduatına ödediği faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiş ve tebliğden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık gösterilmiştir; kararın temyiz aşamasından geçip geçmediği yayımlanan metinden anlaşılamamaktadır.

Kararın kapsamı da dikkatle okunmalıdır. Daire, dolandırıcılık mağdurlarının gönderdikleri her paradan alıcının bankasının sorumlu olduğunu söylememiştir. Sorumluluk, somut dosyadaki özel bir olguya, yani kapatılmış bir hesaba gelen havalenin göndericiye sorulmadan başka hesaba yönlendirilmesine dayanmaktadır. Hesabın açık olduğu, ad ile IBAN’ın uyumlu olduğu ve bankanın talimata uygun davrandığı dosyalarda değerlendirme farklı olabilir.

Bankaların havale ve transfer talimatlarındaki özen borcunu farklı açılardan inceleyen sahte imzalı havale talimatı ve e-postayla sahte SWIFT talimatı yazıları bu kararla birlikte okunabilir.

🗨️ Sık sorulan sorular

Davacı bankanın müşterisi olmadığı hâlde banka neden sorumlu tutuldu?

Taraflar arasında sözleşme bulunmadığından uyuşmazlık haksız fiil hükümlerine göre değerlendirilmiştir. Daire, havale alıcısının bankasının da özen yükümlülüğünün ihlalinden doğan zarardan sorumlu tutulabileceğini belirtmiş; kapalı hesaba gelen paranın göndericiye bildirilmeden başka hesaba aktarılmasını bu yükümlülüğe aykırı bulmuştur.

Para zaten talimatta adı yazan kişiye ödendiyse zarar nerede?

İlk derece mahkemesi bu görüşteydi. Bölge Adliye Mahkemesi ise talimatta gösterilen hesabın kapalı olmasını bankanın gidermesi gereken bir çelişki saymıştır. Bankanın durumu bildirmesi hâlinde davacının aynı parayı yeniden göndereceği varsayılamayacağı için, re’sen başka hesaba aktarma ile oluşan zarar arasında illiyet bağı kurulmuştur.

Karar Türk lirası EFT işlemleri için de geçerli mi?

Daire, EFT’nin yalnızca Türk lirası işlemlerinde kullanıldığını ve IBAN esas alındığından kapalı bir hesaba EFT’nin gerçekleşemeyeceğini belirtmiştir. Somut olay muhabir banka üzerinden yapılan döviz havalelerine ilişkindir. Bu nedenle kararın gerekçesi, doğrudan TL EFT işlemlerine değil, alacak kaydı öncesinde durdurulabilen zincirleme döviz havalelerine dayanmaktadır.

Bilirkişinin önerdiği %50 müterafik kusur neden uygulanmadı?

Ek raporda müterafik kusur yalnızca seçenek olarak, “bankanın gidermesi gereken bir çelişki varsa” varsayımıyla ileri sürülmüştü. Daire, bankanın sorumluluğunu kabul etmekle birlikte kararında böyle bir indirim yapmamış ve dava konusu 14.550 USD’nin tamamına faiziyle birlikte hükmetmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan ve temyiz yolu açık olarak verilen istinaf kararından derlenmiştir. Değerlendirme, kapatılmış bir hesaba gönderilen döviz havalelerinin alıcının başka hesabına aktarıldığı somut dosyaya dayanmaktadır; hesabın durumu, transfer türü ve tarafların davranışları farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu