Emsal Kararlarİcra HukukuKira Hukuku

Geç Ödemeyi Kabul Eden Alacaklı – Yargıtay 3. HD 2026/3420

Kira alacağı için başlatılan bir icra takibi, taraflar arasında imzalanan bir tasfiye protokolüyle kapanmış gibi görünüyordu. Kiracı şirket, protokolde üstlendiği sekiz senedin tamamını ödedi; ancak bazı senetleri, protokolde tanınan on günlük ek sürenin ardından ödedi. Kiraya veren bu ödemeleri herhangi bir çekince koymadan aldı. Son senet de ödendikten sonra ise protokolün “hükümsüz kaldığını” ve iki milyon liralık takibe kaldığı yerden devam edeceğini ileri sürdü. Uyuşmazlık, kiracının açtığı menfi tespit davasıyla Yargıtay’a kadar geldi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 02.06.2026 tarihli ve E.2025/4266, K.2026/3420 sayılı kararıyla, gecikmeli ödemeleri ihtirazi kayıt koymadan kabul eden ve protokolü feshetmeyen alacaklının, bütün edimler yerine getirildikten uzun süre sonra protokolün geçersizliğine dayanmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağına hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesinin davayı reddeden kararı, 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca davacı yararına oy birliğiyle bozulmuştur.

Kısa özet: Kiraya veren, 2.000.000,00 TL kira alacağı ve 7.388,00 TL damga vergisi için icra takibi başlatmış, kiracı itiraz etmiştir. Taraflar 15.01.2021 tarihli protokolle borcu, toplamı 600.000,00 TL olan sekiz senede bağlamıştır. Protokole göre bir senedin bile vadesinden itibaren on günlük ek sürede ödenmemesi, protokolü hükümsüz kılacak ve takibe dönülecekti. Senetlerin tamamı ödenmiş, bir kısmı geç ödenmiştir. İlk derece ve istinaf mahkemeleri protokolü hükümsüz sayarak davayı reddetmiştir. Yargıtay ise geç ödemeleri çekincesiz kabul eden alacaklının sonradan hükümsüzlüğe dayanamayacağını belirterek kararı bozmuştur.

📑 Takipten protokole: tarafların anlaşması

Karar metnine göre taraflar arasında 01.01.2019 başlangıç tarihli bir kira sözleşmesi bulunmaktadır. Kiraya veren, 17.03.2020 tarihinde adi kira ve hasılat kiralarına dayalı bir icra takibi başlatmış; takipte 2.000.000,00 TL kira alacağı ve 7.388,00 TL damga vergisi olmak üzere toplam 2.007.388,00 TL istemiştir. Kiracı şirket ertesi gün, 18.03.2020 tarihinde takibe itiraz etmiş ve takip durmuştur.

Yaklaşık on ay sonra, 15.01.2021 tarihinde taraflar sekiz maddelik bir borç tasfiye protokolü imzalamıştır. Yargıtay’ın aktarımına göre protokolün temel unsurları şunlardır:

  • Kiracı, toplam tutarı 600.000,00 TL olan ve vade tarihleri belirlenmiş sekiz adet senet vermeyi taahhüt etmiştir.
  • Taraflar karşılıklı taahhüt ve feragat beyanlarında bulunmuştur.
  • Senetlerin vadelerine en fazla on günlük bir opsiyon süresi eklenebilecektir.
  • Protokolün 7. maddesine göre banka kredisinin tam ve zamanında kapanmaması ya da senetlerden birinin bile vadesinde ve on günlük gecikme süresinde ödenmemesi hâlinde protokol hükümsüz kalacak, kiraya veren takip dosyasındaki işlemlere kaldığı yerden devam edebilecektir.

İlk derece mahkemesinin tespitine göre kiracı, protokolün 1. maddesindeki tutarın tamamını ödemiş; senet ödemelerine bağlı olarak kiraya verene 655.250,00 TL ödendiği belirlenmiştir. İstinaf kararında ise 30.04.2021, 31.05.2021 ve 30.06.2021 vadeli senetler başta olmak üzere bazı senetlerin on günlük opsiyon süresinden sonra ödendiği belirtilmiştir. Geç ödemenin varlığı Yargıtay aşamasında da uyuşmazlık konusu değildir.

Kiracı, kiraya verenin protokolü ve tahsilatları takip dosyasına bildirmediğini, bu nedenle haciz tehdidi altında kaldığını ileri sürerek takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Kiraya veren ise protokolün şarta bağlı olduğunu, şart ihlal edildiği için geçersiz hâle geldiğini savunmuştur.

⚖️ İki derece mahkemesi neden “hükümsüz” dedi?

Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi davayı reddetmiştir. Gerekçe, senetlerin bir kısmının on günlük opsiyon süresi aşılarak ödendiği ve bunun protokolün ihlali sayılacağıdır. Mahkeme ayrıca önemli bir ayrıntıya yer vermiştir: Tekirdağ İcra Hukuk Mahkemesinin kesinleşmiş bir kararıyla, protokol gereği yapılan ödemelerin takibe dayanak borca ilişkin olduğu kabul edilmiş ve bu ödemelerin takip dosyasının kapak hesabında dikkate alınmasına karar verilmiştir.

Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi de aynı sonuca ulaşmıştır. Daireye göre hükümsüzlük sonucu, tacir olan taraflarca açıkça kararlaştırılmıştır ve uygulanmalıdır. Ödenen senet bedelleri kapak hesabında zaten değerlendirileceği için kiracının ayrıca korunmasına gerek yoktur. Bölge adliye mahkemesi, kiraya verenin istinafını da kısmen yerinde bulmuştur: İhtiyati tedbir kararı verilmiş olmasına rağmen davalının talep ettiği tazminat hakkında hüküm kurulmamıştı. Bu nedenle ilk derece kararını kaldırıp davayı yeniden reddetmiş ve 2004 sayılı İİK’nın 72/4. maddesi uyarınca asıl alacağın yüzde yirmisi oranında tazminatın kiracıdan alınmasına hükmetmiştir.

🏛️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi

Kiracı vekili temyiz dilekçesinde, alacaklının gecikmeli ödemeleri ihtirazi kayıt koymadan ve gecikme faizleriyle birlikte kabul ettiğini, böylece sözleşmenin devamını zımnen onayladığını ileri sürmüştür. Vekile göre alacaklı, paranın tamamının ödenmesini beklemiş, son senet ödendikten sonra gecikmeyi gerekçe göstererek protokolden kurtulmaya çalışmıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu itirazı yerinde görmüştür. Daire önce uyuşmazlığı “kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti” olarak nitelendirmiş, ardından olguları sıralamıştır. Sonuca ilişkin belirleyici tespitler şunlardır:

  • Protokolde ödenmesi kararlaştırılan senet bedellerinin tamamı ödenmiştir.
  • Bazı senetlerin opsiyon süresini aşan gecikmelerle ödendiği sabittir.
  • Alacaklı, gecikmenin gerçekleşmesinden sonra yapılan ödemeleri ihtirazi kayıt olmaksızın kabul etmiştir.
  • Alacaklı, protokolün feshi yoluna gitmemiştir.
  • Hükümsüzlük, protokoldeki tüm şartlar yerine getirildikten uzun süre sonra ileri sürülmüştür.

Daire bu tablo karşısında, protokolün geçersizliğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağını belirtmiştir. Bölge adliye mahkemesinin yapması gereken, protokolün şartlarının yerine getirildiğini ve protokolün geçerli olduğunu gözeterek, protokol kapsamına göre karar vermektir. Karar, davacı yararına bozulmuş, davacı lehine 40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretine hükmedilmiş ve dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

🧭 TMK 2 ve çelişkili davranış

Kararın dayanağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst davranma” kenar başlıklı 2. maddesidir. Hüküm iki fıkradan oluşur: Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Daire, kararında 25.01.1984 tarihli ve 1983/3 E., 1984/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yaparak bu kuralın işlevini hatırlatmıştır: TMK 2, bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu ve diğer hukuki yolların kapalı olduğu istisnai durumlarda hâkime düzeltici bir imkân tanır. Dürüstlük kuralı, dürüst bir insandan beklenen davranışı ifade eder ve toplumdaki ahlak ölçüleri, teamüller ve ilişkinin amacı dikkate alınarak belirlenir.

Somut olaydaki sorun, sözleşmede açıkça yazılı bir hükümsüzlük şartının varlığına rağmen bu şartın ileri sürülüp sürülemeyeceğidir. Derece mahkemeleri sözleşmenin lafzını esas almış, tacirler arasında kararlaştırılan sonucun uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Yargıtay ise lafzın yanında tarafların sonraki davranışına bakmıştır. Gecikmeyi bildiği hâlde ödemeleri alan, itiraz etmeyen ve fesih yoluna gitmeyen alacaklının bu tutumu, karşı tarafta protokolün yürürlükte olduğuna dair haklı bir güven oluşturmuştur. Tüm edimler ifa edildikten sonra ileri sürülen hükümsüzlük, bu güvenle çelişen bir davranış olarak değerlendirilmiştir.

Benzer bir protokolün bu kez ispat yönünü ele alan kira indirim protokolünün ispatı yazısı, kira takiplerinde taraf anlaşmalarının farklı bir boyutunu göstermektedir.

💼 İİK 72/4 tazminatı ve icra boyutu

Dava, icra takibinden sonra açılmış bir menfi tespit davasıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi, borçlunun takipten önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceğini düzenler.

Maddenin dördüncü fıkrasına göre dava alacaklı lehine sonuçlanırsa ihtiyati tedbir kalkar ve alacaklının geç tahsilden doğan zararı aynı davada takdir edilir; bu zarar yüzde yirmiden aşağı belirlenemez. Bölge adliye mahkemesi bu hükme dayanarak kiracı aleyhine yüzde yirmi oranında tazminata hükmetmişti. Kiracı vekili temyizde bu tazminatın da haksız olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay’ın gerekçesi doğrudan tazminat üzerinde durmamış; bozma, bölge adliye mahkemesi kararına bütün olarak yönelmiştir. Tazminatın akıbeti, protokolün geçerliliği esas alınarak yeniden kurulacak hükme bağlı olacaktır.

Kararın icra hukuku bakımından bir başka yönü, kapak hesabıdır. İcra hukuk mahkemesinin kesinleşmiş kararı, protokol ödemelerinin takip borcuna mahsup edileceğini zaten kabul etmişti. Derece mahkemeleri bunu kiracının korunması için yeterli görmüştü. Yargıtay’ın yaklaşımı ise farklı bir sonuç doğurmaktadır: Protokol geçerli kabul edildiğinde, borcun protokolde belirlenen tutarla tasfiye edilip edilmediği sorusu, iki milyon liralık asıl takip alacağının değil protokolün esas alınmasıyla yanıtlanacaktır.

🔎 Kararın kapsamı ve sınırları

  • Yargıtay, hükümsüzlük şartlarının genel olarak geçersiz olduğunu söylememiştir. Değerlendirme, gecikmeli ödemelerin çekincesiz kabulü ve fesih yoluna gidilmemesi olgularına dayanmaktadır.
  • Kararda “uzun bir süre sonra” ifadesi kullanılmış, ancak belirli bir süre ölçütü konulmamıştır.
  • Bozma kararıdır. Uyuşmazlığın nihai sonucu, bölge adliye mahkemesinin protokolü esas alarak kuracağı yeni hükümle belirlenecektir.
  • Somut olayda taraflar tacirdir ve protokol bir icra takibinin tasfiyesine ilişkindir. Farklı nitelikteki sözleşmelerde ve gecikmeye karşı çekince konulan dosyalarda değerlendirme farklılaşabilir.

❓ Sık sorulan sorular

Sözleşmede yazan hükümsüzlük şartı neden uygulanmadı?

Yargıtay şartın varlığını ve senetlerin bir kısmının geç ödendiğini kabul etmiştir. Ancak alacaklı geç ödemeleri ihtirazi kayıt koymadan almış, protokolü feshetmemiş ve tüm ödemeler tamamlandıktan uzun süre sonra hükümsüzlüğe dayanmıştır. Daire bu davranışı TMK 2’deki dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz bulmuştur.

Ödemelerin kapak hesabına işlenmesi kiracıyı korumaya yetmez miydi?

Derece mahkemeleri böyle düşünmüştür; icra hukuk mahkemesinin kesinleşmiş kararı da ödemelerin kapak hesabında dikkate alınmasını öngörmüştü. Yargıtay ise protokolün geçerli olduğunu kabul ettiği için uyuşmazlığın asıl takip alacağı üzerinden değil, protokol kapsamına göre çözülmesini istemiştir.

Kiracı aleyhine hükmedilen yüzde yirmi tazminat ne olacak?

Tazminat, İİK 72/4 uyarınca ve davanın reddine bağlı olarak verilmişti. Bozma kararı bölge adliye mahkemesi kararının bütününe yöneldiğinden bu hüküm de bozulan karar içindedir. Yeni hükümde tazminatın kurulup kurulmayacağı, davanın sonucuna göre belirlenecektir.

Karar hangi mahkemelerden geçti?

Dava Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2023/1754 E., 2025/69 K. sayısıyla reddedilmiş; Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 2025/1431 E., 2025/1135 K. sayılı kararıyla ilk derece kararını kaldırıp davayı yeniden reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi duruşmalı inceleme sonunda bu kararı bozmuştur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olgulara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddiaları ile derece mahkemesi kararlarının özetine dayanır. Karar bir bozma kararıdır; borcun kalıp kalmadığı ve tazminat hakkında nihai bir hüküm içermez. Protokol hükümleri, gecikmenin süresi ve alacaklının tutumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu