Sulh Sonrası Güvence Hesabı Payı – Yargıtay 4. HD 2026/5756

İki aracın çarpıştığı bir kazada yaralanan yolcu, araçlardan birinin trafik sigortacısıyla temyiz aşamasında anlaşıyor; ibraname, feragatname ve makbuz dosyaya giriyor. Diğer aracın ise kaza tarihinde geçerli zorunlu trafik sigortası yok, bu nedenle o aracın payı için Güvence Hesabı davalı konumunda. Anlaşma yapılan sigortacının ödemesi, Güvence Hesabının borcundan düşülecek mi; düşülecekse hangi ölçüde? Dosya iki kez Yargıtay’a gidiyor ve ikinci turda Daire, hesabın kusur oranları üzerinden ve güncel verilerle yeniden yapılmasını istiyor.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 13.05.2026 tarihli ve E.2025/16104, K.2026/5756 sayılı kararıyla, Güvence Hesabının temyiz itirazlarının tamamını reddetmiş, davacı yolcunun temyiz itirazlarını ise kısmen kabul ederek İtiraz Hakem Heyeti kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🚗 Kaza ve talepler
Karar metnine göre 10.07.2021 tarihinde, bir sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile teminat altına alınan araç ile kaza tarihinde geçerli ZMSS poliçesi bulunmayan bir araç kazaya karışmıştır. Araçlardan birinde yolcu olan davacı yaralanmış ve malul kalmıştır. Sigortasız aracın sorumluluğu bakımından davalı taraf Güvence Hesabıdır.
Davacı, eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek bakiye tazminat için başvuru yapmış; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 107.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 270,00 TL rapor masrafının müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Islah dilekçesiyle talebini sürekli iş göremezlik için 213.689,58 TL’ye, rapor ücretiyle birlikte toplam 213.959,58 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılardan biri cevabında başvurunun usulden reddini, %20 hatır taşıması indirimi yapılmasını ve hesabın TRH 2010 yaşam tablosu ile 1,8 teknik faize göre yapılmasını savunmuştur. Diğer davalı ise hatır taşıması indirimi uygulanarak yapılan 16.855,00 TL ödeme ile sorumluluğunun sona erdiğini, maluliyetin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
⚖️ Hakem heyetlerinin ilk kararları
Uyuşmazlık Hakem Heyeti: Bilirkişi raporlarına dayanarak 121.076,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 270,00 TL adli tıp raporu ücreti olmak üzere toplam 121.346,30 TL’nin, Güvence Hesabı yönünden 29.09.2021, sigorta şirketi yönünden 22.09.2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.
İtiraz Hakem Heyeti: Sigorta kuruluşunun itirazını reddetmiş, davacının itirazını kısmen kabul etmiştir. Heyet, hatır taşıması indirimi yapılmaması gerektiğini ve vekâlet ücretinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiğini kabul ederek şu hükmü kurmuştur:
- Güvence Hesabı yönünden 29.09.2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle 138.919,92 TL,
- Sigorta şirketi yönünden 22.09.2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle 28.463,02 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili,
- 21.837,98 TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınması.
Hükmün yapısı önemlidir: Tutarlar, her davalının sigortaladığı ya da sorumlu olduğu aracın kusuruna göre ayrı ayrı belirlenmiş, ancak dış ilişkide müteselsil sorumluluk kurulmuştur. Bu yapı, KTK 88/1’deki “bir motorlu aracın katıldığı kazada üçüncü kişinin zararından birden fazla kişi sorumluysa müteselsil sorumluluk” kuralıyla uyumludur. KTK 88/2 ise iç ilişkide zararın olayın bütün şartlarına göre paylaştırılacağını, özel durumlar aksini haklı göstermedikçe işletenlerin kusurları oranında zarara katlanacaklarını düzenler.
🤝 Temyizde sulh ve iki bozma
İtiraz Hakem Heyeti kararı taraflarca temyiz edilmiş; temyiz incelemesi sürerken sigorta şirketi vekili 08.06.2023 tarihli dilekçesiyle tarafların sulh olduğunu bildirmiş, dosyaya ibraname, feragatname ve makbuz başlıklı belge sunulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 10.07.2023 tarihli kararıyla, temyiz aşamasında ortaya çıkan sulh hakkında İtiraz Hakem Heyetince ek karar verilmesi için dosyayı geri göndermiştir.
İtiraz Hakem Heyeti ek kararında sigorta şirketi yönünden davanın feragat/sulh nedeniyle reddine, Güvence Hesabına ilişkin kararın ise “aynen muhafaza edilmesine” hükmetmiştir.
Birinci bozma (E.2024/14828, K.2025/5413): Daire bu ek kararı iki yönden yerinde görmemiştir. Birincisi, davacının yargılama sırasında sigorta şirketi yönünden davadan feragat etmesi nedeniyle Güvence Hesabının yalnızca kalan tutardan sorumlu olduğu gözetilmemiştir. İkincisi, bozma öncesi kaldırılan ve artık ortada olmayan bir karara atıf yapılarak hüküm kurulmuş; HMK 297 gözetilerek, kaldırılan kararın yerine geçecek denetlenebilir ve infaz edilebilir bir hüküm oluşturulmamıştır. HMK 297/2, hüküm sonucunda taleplerden her biri hakkında verilen hükmün ve taraflara yüklenen borçların sıra numarası altında, açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini ister.
Bozmaya uyularak verilen karar: İtiraz Hakem Heyeti bu kez sigorta şirketi yönünden davayı feragat/sulh nedeniyle reddetmiş, Güvence Hesabına karşı davanın kabulüyle 110.459,92 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 29.09.2021 tarihinden itibaren yasal faiziyle Güvence Hesabından tahsiline karar vermiştir.
Bu karara karşı hem davacı hem Güvence Hesabı temyiz yoluna başvurmuştur. Davacı; 138.919,92 TL’lik tutarın Güvence Hesabının sorumluluğundaki aracın kusuru için hesaplandığını, sigorta şirketinin bu tutardan bir sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle sulh olunan tutarın mahsup edilemeyeceğini ve hesabın yeni ücret verileriyle yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Güvence Hesabı ise başvuru şartı, kusur oranları, teknik faiz, rapor giderlerinin teminat dışında olduğu ve vekâlet ücreti gibi itirazlarda bulunmuştur.
🧮 Feragat edilen kısım neden düşülmez?
Daire ikinci incelemede önce Güvence Hesabının temyiz itirazlarını ele almıştır. Kararın bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturan yönlerin yeniden incelenemeyeceği belirtilerek Güvence Hesabının tüm temyiz itirazları reddedilmiştir.
Davacının itirazları bakımından ise Daire şu tespiti yapmıştır: Davacının feragat ettiği kısım, diğer davalı sigorta şirketinin kusuruna denk gelen kısımdır. Bu kısım, Güvence Hesabının kusur oranına denk gelen kısımdan düşülemez. Başka bir ifadeyle, birinci bozmadaki “kalan tutar” ifadesi, sulh olunan sigortacının kendi kusur payına isabet eden tazminatın Güvence Hesabının payından çıkarılması anlamına gelmemektedir.
Kararın mantığı, dosyadaki hesap yöntemiyle birlikte okunduğunda daha anlaşılır hâle gelir. Davacının da temyizde vurguladığı gibi bilirkişi raporu, her davalının sorumluluğunu kendi sigortaladığı ya da sorumlu olduğu aracın kusuruna göre hesaplamıştır. Davacı, sigortacıyla yaptığı sulh ile o sigortacının payına ilişkin talebinden vazgeçmiştir; Güvence Hesabının kendi kusur payına düşen tazminat ise bu sulhten etkilenmemiştir.
Bu yaklaşım, Türk Borçlar Kanunu’nun müteselsil borçlulukta ibraya ilişkin hükmüyle de uyum içindedir. TBK 166/3’e göre alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. Kararda bu maddeye ayrıca atıf yapılmamıştır; ancak Dairenin kusur oranına dayalı ayrımı, iç ilişkideki payları esas alan bu sistemle örtüşmektedir. Sigortasız ya da kimliği belirsiz araç nedeniyle Güvence Hesabının sorumluluğuna ilişkin farklı bir uyuşmazlık için kazınmış şasi ve Güvence Hesabı yazısına bakılabilir.
📈 Bozmadan sonra güncel verilerle hesap
İkinci bozma sebebi hesap yöntemine ilişkindir. Daire, davacının hesap raporuna yönelik temyiz itirazlarının ilk bozma kararında “şimdilik” incelenmediğini hatırlatmış ve bozmadan sonra karar tarihine en yakın (güncel) verilerle hesap yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
Daire, İtiraz Hakem Heyetinin izleyeceği yolu şöyle göstermiştir:
- Raporu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınması,
- Güvence Hesabının sorumlu olduğu miktarın kendi kusur oranına göre belirlenmesi,
- Hesabın güncel verilerle, özellikle güncel asgari ücret üzerinden yapılması,
- Daha önce kesinleşen kusur ve müterafik kusur indirim tutarlarının da gözetilmesi.
Son madde dikkat çekicidir: Güncel verilerle yeniden hesap, kesinleşmiş unsurları yeniden tartışmaya açmamaktadır. Kusur oranları ve önceki aşamalarda kesinleşen indirimler sabit kalırken, yalnızca hesaba esas ekonomik veriler güncellenmektedir. Bu yönüyle karar, bozmaya uyulmasıyla oluşan usuli kazanılmış hak ile güncel veri ilkesini birlikte uygulamaktadır. Tazminat hesabında esas alınacak ücret verilerine ilişkin başka bir uygulama için kaza tazminatında AGİ hesabı yazısına göz atılabilir.
📝 Karardan notlar
- Sulh, yalnızca sulh olunan davalının payını etkiler: Kararda, feragat edilen kısmın diğer sigortacının kusuruna denk gelen kısım olduğu ve Güvence Hesabının kusur payından düşülemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
- Hüküm fıkrası kendi başına infaz edilebilir olmalıdır: İlk bozmada, ortadan kaldırılmış bir karara atıfla “aynen muhafaza” şeklinde hüküm kurulması HMK 297’ye aykırı bulunmuştur.
- Bozmaya uyma, karşı taraf lehine kazanılmış hak doğurur: Güvence Hesabının bu aşamadaki itirazları, bozmaya uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hak gerekçesiyle reddedilmiştir.
- Güncel veri, kesinleşmiş indirimleri değiştirmez: Yeni hesapta güncel asgari ücret esas alınırken daha önce kesinleşen kusur ve müterafik kusur indirimleri korunacaktır.
🙋 Soru ve cevaplar
Kazada sigortacılardan biriyle sulh olunursa Güvence Hesabının borcu azalır mı?
Birinci bozmadaki 'kalan tutar' ifadesi ne anlama geliyordu?
Bozmadan sonra tazminat hangi verilerle hesaplanır?
Hakem heyeti hükmünde önceki karara atıf yapılabilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, trafik ve sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Tarafların ve sigorta şirketinin kimliği kaynakta anonimdir. Kararda yer alan tutarlar ve kusur değerlendirmesi ilgili dosyaya özgüdür. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



