İrat Nafaka Toptana Çevrilir mi? – Yargıtay 2. HD 2026/4567

Boşanma kararıyla birlikte bağlanan yoksulluk nafakası, kural olarak aylık irat biçiminde ödenir ve süresizdir. Peki yıllar sonra açılan bir kaldırma davasında mahkeme, “nafakayı tümden kaldırmak yerine karşı tarafa toplu bir ödeme yapılsın” diyebilir mi? İlk bakışta uzlaştırıcı görünen bu çözümün hukuken mümkün olup olmadığı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.04.2026 tarihli ve E.2026/2344, K.2026/4567 sayılı kararında açık bir cevaba bağlanmıştır.
Karar, yoksulluk nafakasının kaldırılması davalarının kapsamını çizmesi bakımından dikkat çekicidir: bu davalarda hâkimin yetkisi nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılması ile sınırlıdır; nafakanın türünü değiştirmek bu sınırın dışında kalır.
📆 1997’de bağlanan nafaka, yıllar sonra açılan dava
Kararın künyesinden dosyanın yaklaşık otuz yıla yayıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar hakkında Kadıköy 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 1995/458 Esas, 1997/131 Karar sayılı ilamıyla boşanma kararı verilmiş ve aynı kararla davalı kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Dava dilekçesinde boşanma tarihi 26.11.1997 olarak belirtilmiştir.
Davacı erkek, açtığı davada davalının nafakaya ihtiyacı olmadığını ileri sürerek öncelikle yoksulluk nafakasının kaldırılmasını, bu mümkün olmazsa nafakanın azaltılmasını talep etmiştir. Dava, İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesinin 2023/278 Esas sayılı dosyasında görülmüş ve 2025/38 Karar sayılı ilamla reddedilmiştir.
Davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi, 2025/555 Esas, 2025/1335 Karar sayılı kararıyla başvuruyu kabul etmiş ve ilginç bir ara formül benimsemiştir: davalı yararına hükmedilen yoksulluk nafakasını kaldırmış, ancak bunun yerine toptan 500.000,00 TL yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Bu karara karşı her iki taraf da temyiz yoluna başvurmuş; davacı erkek vekili davanın reddedilen kısmı ile toplu nafakaya hükmedilmesi yönünden, davalı kadın vekili ise davanın kabulü ve vekâlet ücreti yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
🔎 Yoksulluk nafakası hangi hâllerde kalkar?
Daire, değerlendirmesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175 inci maddesini hatırlatmıştır: boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
Nafakanın sona ermesi ve değiştirilmesi ise aynı Kanun’un 176 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Üçüncü ve dördüncü fıkralar ise nafakanın akıbetini iki ayrı mekanizmaya bağlamaktadır:
- Kendiliğinden kalkma: irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar.
- Mahkeme kararıyla kaldırma: alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır.
- Artırma veya azaltma: tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir.
İncelenen dosyada davacının dayanağı, üçüncü fıkrada sayılan hâllerden “yoksulluğun ortadan kalkması”, yani davalının artık nafakaya ihtiyacı bulunmadığı iddiasıdır.
🔁 İrat mı toptan mı? Takdir ne zaman kullanılır?
Kararın çekirdek gerekçesi, nafakanın ödeme biçimine ilişkin takdirin hangi anda kullanılabileceğine odaklanmaktadır. Daireye göre nafakanın irat veya toptan olarak belirlenmesi, hüküm kurulduğu anda hâkimin takdirine bağlıdır.
Bu takdir bir kez kullanılıp hüküm kesinleştikten sonra ise durum değişir: kararda açıkça belirtildiği üzere bu husus, hükmün kesinleşmesiyle birlikte taraflar bakımından usulî kazanılmış hak oluşturur. Dolayısıyla ödeme biçimi, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte her iki taraf yönünden sabitlenmiş olur.
Somut olayda nafaka 1997 tarihli boşanma ilamıyla irat biçiminde bağlanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin bu iradı kaldırıp yerine 500.000,00 TL toptan ödeme ikame etmesi, aslında yıllar önce kesinleşmiş bir hükmün ödeme biçimine ilişkin unsurunu yeniden ele almak anlamına gelmektedir.
🧷 Usuli kazanılmış hak ve talebin aşılması
Daire, bu noktada iki ayrı gerekçeyi birlikte kullanmıştır. Birincisi, irat şeklinde hükmedilen yoksulluk nafakasının sonradan açılan kaldırma veya azaltma davası kapsamında niteliğinin değiştirilerek toptan ödemeye dönüştürülmesinin hukuken mümkün olmadığıdır.
İkincisi ise bu tür davaların kapsamına ilişkindir. Kararın ifadesiyle, nafakanın kaldırılması veya azaltılması davaları “nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılması ile sınırlı olup, nafakanın türünü değiştirmeye yönelik bir talep ve değerlendirme kapsamı içermez.” Başka bir deyişle, ne davacının böyle bir talebi vardır ne de mahkemenin böyle bir değerlendirme yapma yetkisi bulunmaktadır.
Daire bu iki gerekçeyi birleştirerek sonuca varmıştır: dava konusu talep aşılarak ve mevcut nafakanın niteliği değiştirilerek davanın kısmen kabulü ile toptan nafakaya hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
📑 İspat edilemeyen dava reddedilir
Kararın çoğu zaman gözden kaçan ama sonucu belirleyen bir cümlesi daha vardır. Daire, bozma gerekçesini kurarken “ispatlanamayan davanın reddi gerekirken” ifadesini kullanmıştır. Yani Daire, yalnızca ödeme biçiminin değiştirilmesini hatalı bulmakla kalmamış; davacının dayandığı olgunun, yani davalının yoksulluğunun ortadan kalktığı iddiasının da ispat edilemediğini kabul etmiştir.
Bu tespit, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararıyla da örtüşmektedir. Dosyanın seyrine bakıldığında ilk derece aşamasında ret kararı verilmiş, istinaf aşamasında bu yön değişmiş, temyiz aşamasında ise Daire ilk derecenin sonucuna yaklaşan bir değerlendirme yapmıştır.
Daire, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı kadın yararına bozulmasına, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
🧭 Kararın pratik anlamı
Karar, nafaka uyuşmazlıklarında sık görülen bir eğilime sınır çizmektedir: uzun yıllar süren irat ödemelerini “bir kerede kapatma” yönündeki çözümler, ancak nafakaya ilk kez hükmedildiği anda gündeme gelebilir. Boşanma hükmü kesinleştikten sonra açılan kaldırma, azaltma veya artırma davalarında mahkemenin yapabileceği şey, mevcut iradın miktarına veya devamına karar vermekten ibarettir.
Kararın ikinci mesajı ise usule ilişkindir. Nafakanın kaldırılması davasında dayanılan olgunun — TMK m.176/3’te sayılan hâllerden hangisine dayanılıyorsa onun — ispatı gerekir; ispat edilemediğinde davanın reddi gerekir, ara bir formül üretilmesi değil. Nafaka kalemlerinin kapsamının nasıl belirlendiği konusunda serideki okul ücreti ve iştirak nafakasına ilişkin karar da incelenebilir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Aylık ödenen yoksulluk nafakası toplu ödemeye çevrilebilir mi?
Bu karara göre hayır. Daire, nafakanın irat veya toptan belirlenmesinin hüküm kurulduğu anda hâkimin takdirine bağlı olduğunu, bu hususun hükmün kesinleşmesiyle taraflar bakımından usulî kazanılmış hak oluşturduğunu ve irat şeklinde hükmedilen nafakanın sonradan açılan kaldırma veya azaltma davasında toptan ödemeye dönüştürülmesinin hukuken mümkün olmadığını belirtmiştir.
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde mahkeme kararıyla kaldırılır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde ise nafaka kendiliğinden kalkar.
Nafakanın kaldırılması davasında mahkeme başka bir sonuca hükmedebilir mi?
Kararda bu davaların kapsamının nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılması ile sınırlı olduğu, nafakanın türünü değiştirmeye yönelik bir talep ve değerlendirme kapsamı içermediği belirtilmiştir. Dava konusu talebin aşılarak nafakanın niteliğinin değiştirilmesi, kararda usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yoksulluk nafakasının süresiz olması ne anlama gelir?
4721 sayılı Kanun’un 175 inci maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Süresizlik, nafakanın hiçbir zaman sona ermeyeceği anlamına gelmez; 176 ncı maddede sayılan hâllerin gerçekleşmesi durumunda nafaka kendiliğinden kalkar ya da mahkeme kararıyla kaldırılır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



