Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Arsa Yatırımında Hile Var mı? – Yargıtay 11. CD 2025/16038

Yurt dışında yaşayan yatırımcılar, bir emlakçının gösterdiği arsalara villa yapılıp satılacağına ve bundan kazanç elde edeceklerine inanarak 136.008,00 Euro gönderiyor; para emlakçının eşinin banka hesabına yatırılıyor, arsalar ise başkalarına satılıyor. İlk derece mahkemesi olayı “taraflar arasındaki hukuki ihtilaf” olarak görüp sanıkları beraat ettiriyor. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 10.12.2025 tarihli ve E.2021/31440, K.2025/16038 sayılı kararıyla bu değerlendirmeyi delillerin takdirinde yanılgı olarak nitelendirmiş ve beraat hükümlerini oy birliğiyle bozmuştur.

Karar iki soruya birlikte yanıt veriyor: Gayrimenkul yatırımı vaadiyle para toplanması ne zaman hukuki ihtilaf olmaktan çıkıp dolandırıcılık hâline gelir? Paranın gönderildiği hesabın sahibi olan eşin sorumluluğu hangi olgulara dayanır?

Kısa özet: İlk derece ağır ceza mahkemesi 2015/41 Esas, 2016/118 Karar sayılı kararıyla emlakçı olarak çalışan karı koca sanıkları, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf olduğu ve hileli hareketin bulunmadığı gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat ettirmiştir. Katılanlar vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi 10.12.2025 tarihinde; güven ilişkisi kurulup gayrimenkul yatırımının yüksek getirili olduğuna ikna edilen katılanların toplam 136.008,00 Euro’yu eşin banka hesabına gönderdiğini, eşin de toplantılara katıldığını ve tapuların kullanıldığını belirterek beraat hükümlerini Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle bozmuştur.

🏗️ Villa satışından arsa yatırımına: güvenin inşası

Olayın başlangıcı sıradan bir emlak işlemidir. Emlakçı olarak çalışan sanıklardan biri, katılanlardan birine bir villa satışında aracılık etmiş; bu vesileyle diğer katılanlarla da tanışmıştır. Karar metnine göre sanık, villa satışına yaptığı aracılığın verdiği güvenle katılanlara elinde yatırım yapmaya uygun arsalar bulunduğunu, bu arsalara villalar inşa edildikten sonra satılarak kazanç sağlanabileceğini söylemiştir.

Anlatımı somutlaştıran adımlar da atılmıştır: belirli bir köy ve mevkideki parseller katılanlara gezdirilmiş, tapu kayıtlarının fotokopileri gösterilmiştir. Katılanlar ülkelerine döndükten sonra, satın alınacak arsaların ada ve parsel numaralarını açıklamaya yazarak diğer sanığın, yani emlakçının eşinin banka hesabına değişik tarihlerde toplam 136.008,00 Euro göndermiştir.

Bu parsellerin ikisi için katılanlardan ikisiyle ayrı ayrı “emlak alım ve tapu devri sözleşmesi” düzenlenmiştir. Görüşmeler ve yazışmalar sürerken sanık, arsalar üzerindeki villaların bir kısmını kendi adına tescil ettirmiş, bir kısmını da başkalarına satmıştır. Katılanlar yatırımlarının akıbetini sorduklarında oyalanmış; Türkiye’ye geldiklerinde taşınmazların başkalarına satıldığını öğrenmişlerdir.

📄 İlk derece mahkemesi: “hukuki ihtilaf”

Sanıklar hakkında, kamu kurumu olan tapu müdürlüğünü araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla dava açılmıştır. İlk derece ağır ceza mahkemesi ise taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğunu, ortada hileli bir hareket bulunmadığını kabul ederek beraat hükümleri kurmuştur.

Bu yaklaşımın mantığı anlaşılabilir görünür: taraflar arasında yazılı sözleşmeler vardır, arsalar gerçektir, tapu kayıtları sahte değildir. Sözleşmeye aykırılık varsa bunun hukuk mahkemesinde tazminat veya iade davasıyla çözüleceği düşünülebilir. Katılanlar vekilleri hükmü temyiz etmiş, Tebliğname de bozma yönünde görüş bildirmiştir.

Kararda temyiz incelemesinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK hükümlerine göre yapıldığı belirtilmektedir.

⚖️ Dairenin bozma gerekçesi

Daire, dosya kapsamından şu olguların birlikte anlaşıldığını belirtmiştir:

  • Sanık, katılanlarla güven ilişkisi kurmuş ve onları gayrimenkul yatırımının yüksek getirili olduğuna ikna etmiştir,
  • Katılanların toplam 136.008,00 Euro’yu eşi olan diğer sanığın banka hesabına göndermeleri sağlanmıştır,
  • Güven ilişkisinin devamına ve yatırımların mahiyetine ilişkin toplantılar yapılmış, bu toplantılara her iki sanık birlikte katılmıştır,
  • Katılanlara tapu kayıtları gösterilmiş, örnekleri verilmiş, arsaların yeri gösterilmiştir,
  • Bir kısım taşınmaz için emlak alım ve tapu devri sözleşmeleri düzenlenmiştir,
  • Katılanlar yatırımlarının akıbetini sorduğunda oyalanmış, taşınmazlar başkalarına satılmıştır.

Bu olgulara göre Daire, kamu kurumu olan tapu müdürlüğünün maddi varlıklarından tapuları kullanarak atılı suçu işledikleri sabit olan sanıkların cezalandırılmaları gerektiği sonucuna varmıştır. Delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek ve yerinde olmayan gerekçelerle beraat hükümleri kurulması yasaya aykırı bulunmuş; hükümler 1412 sayılı CMUK m.321 uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle bozulmuştur.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧭 Hukuki ihtilaf ile hile arasındaki çizgi

Yatırım amaçlı para transferlerinde savunmanın en sık başvurduğu argüman, olayın “hukuki ihtilaf” olduğudur. Karar, bu argümanın yazılı sözleşmenin varlığıyla kendiliğinden kabul edilemeyeceğini gösteriyor. Belirleyici olan, paranın hangi süreç sonunda ve hangi temsillere dayanılarak gönderildiğidir.

TCK m.157/1’e göre dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Hukuki ihtilafta taraflar, gerçekten var olan bir sözleşme ilişkisinin ifasında uyuşmazlığa düşer. Dolandırıcılıkta ise sözleşme, aldatmanın bir aracı hâline gelir.

Somut olayda Dairenin öne çıkardığı unsurlar bu ayrımı netleştiriyor: önceki bir satıştan doğan güven kullanılmış, yatırımın yüksek getirili olduğu telkin edilmiş, iknayı güçlendiren resmi belgeler gösterilmiş, para alındıktan sonra taşınmazlar sanığın kendi adına veya üçüncü kişilere devredilmiş, katılanlar ise oyalanmıştır. Bu tablo, borcun sonradan ifa edilememesinden çok, ilişkinin baştan itibaren katılanların zararına kurgulandığı sonucuna götürmüştür.

Kastın teslimden önce mi sonra mı doğduğu sorusu, benzer ayrımların merkezindedir. Bu ölçütün başka bir uygulaması için serideki güveni kötüye kullanma mı dolandırıcılık mı kararı incelenebilir. Tapu devirlerinde aldatma iddiasının hukuk yargılamasındaki yansıması için ise dolandırılma iddiası ve tapu iptali kararı karşılaştırılabilir.

🏛️ Tapu kayıtları ve TCK m.158/1-(d)

İddianame ve Dairenin kabulü, eylemin basit dolandırıcılık değil, TCK m.158/1-(d) kapsamında nitelikli dolandırıcılık olduğu yönündedir. Bu bent, dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hâl saymaktadır. Fıkranın yaptırımı üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır.

Daire, somut olayda bu nitelikli hâlin dayanağını “kamu kurumu olan tapu müdürlüğünün maddi varlıklarından tapuların kullanılması” olarak açıklamıştır. Katılanların güveni, kendilerine gösterilen tapu kayıtları ve örnekleriyle pekiştirilmiştir. Kanaatimizce, ülkelerine dönen ve yerinde denetim imkânı sınırlı olan yatırımcılar bakımından resmî kayıtların gösterilmesi, aldatmanın inandırıcılığını belirgin biçimde artıran bir unsurdur.

🏦 Hesabına para giden eşin sorumluluğu

Kararın yatırım dolandırıcılığı dosyaları için en öğretici yönü, paranın gönderildiği hesabın sahibi olan eşe ilişkin değerlendirmedir. Yatırım vaadiyle toplanan paraların, vaadi veren kişinin değil bir yakınının veya üçüncü kişinin hesabına yönlendirilmesi sık görülen bir yöntemdir. Hesap sahibi çoğu zaman “hesabım kullanıldı, olaydan haberim yoktu” savunmasını yapar.

Bu dosyada Daire, eşin sorumluluğunu yalnızca hesabın ona ait olmasına dayandırmamıştır. Kararda, yatırımların mahiyetine ilişkin toplantılara eşin de katıldığı özellikle belirtilmiştir. Hesap sahipliği ile birlikte aldatma sürecine fiilen katılım, sanıkların birlikte hareket ettiği sonucunu desteklemiştir. TCK m.37/1’e göre suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumludur. Katkının daha sınırlı kaldığı durumlarda ise TCK m.39’daki yardım etme hükümleri gündeme gelir.

Hesap sahiplerinin cezai sorumluluğunun sınırlarına ilişkin farklı açılardan verilmiş kararlar için serideki kripto hesabı açtırılan aracı kararı ile hesap kullandıranda CMK 311 kararı birlikte okunabilir.

🆕 TCK m.158’e eklenen dördüncü fıkra

Karar tarihinden sonra, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m.158’e dördüncü fıkra eklenmiştir. Buna göre m.157 ve 158’deki suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Yeni fıkra, hesap sahiplerinin sorumluluğunu kademelendirmektedir: katkı yalnızca hesabın veya kartın kullandırılmasından ibaretse ceza indirilir. İncelenen dosyada ise Dairenin tespitine göre hesap sahibi eş, yatırımların mahiyetine ilişkin toplantılara da katılmıştır. Bu tür bir katkının “hesap vermekle sınırlı” sayılıp sayılamayacağı, yeni düzenleme sonrası dosyalarda somut olgulara göre tartışılacak başlıca sorulardan biri olacaktır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Yazılı sözleşme imzalanmışsa olay dolandırıcılık sayılabilir mi?

Sayılabilir. Bu dosyada iki katılanla emlak alım ve tapu devri sözleşmesi düzenlenmiş olmasına rağmen Daire, güven ilişkisinin kullanılması, yüksek getiri telkini, tapu kayıtlarının gösterilmesi ve taşınmazların başkalarına devredilmesi olgularını birlikte değerlendirerek beraat hükmünü bozmuştur.

Paranın gittiği hesabın sahibi hangi durumda sorumlu tutulur?

Karara göre yalnızca hesap sahipliği değil, sürece katılım da değerlendirilmiştir. Hesap sahibi eşin yatırım toplantılarına katıldığı tespit edilmiştir. 7589 sayılı Kanun’la eklenen TCK m.158/4, katkının hesap veya ödeme aracı vermekle sınırlı kaldığı hâllerde cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir.

Tapu kaydı gösterilmesi neden nitelikli hâl sayıldı?

TCK m.158/1-(d), dolandırıcılığın kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılmasıyla işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenler. Daire, kamu kurumu olan tapu müdürlüğünün maddi varlıklarından olan tapuların kullanılarak suçun işlendiğini kabul etmiştir.

Bozma kararıyla sanıklar doğrudan mahkûm olmuş mu sayılır?

Hayır. Daire beraat hükümlerini bozmuştur; bozma üzerine dosya ilk derece mahkemesinde yeniden ele alınır ve hüküm o mahkemece kurulur. Kararın içeriği, Dairenin delillerin takdirine ilişkin değerlendirmesini ortaya koymaktadır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu