Ceza HukukuEmsal Kararlar

Zorunlu Müdafi Yoksa İstinaf Bozar – Yargıtay CGK 2026/246

Bir ceza davasında sanığın yanında avukatı olmadan yargılanması, bazı suçlar bakımından yalnızca bir eksiklik değil, hükmün bütünüyle sakatlanması sonucunu doğurur. Kanun, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda sanığın istemi olmasa bile ona bir müdafi görevlendirilmesini zorunlu tutar. Peki ilk derece mahkemesi bu kurala uymadan hüküm kurarsa, dosyayı inceleyen bölge adliye mahkemesi ne yapmalıdır: hükmü bozup dosyayı geri mi göndermeli, yoksa duruşma açıp eksikliği kendisi mi gidermeli? Yargıtay 2. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu soruya farklı cevaplar verince uyuşmazlık Ceza Genel Kuruluna taşındı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.04.2026 tarihli ve E.2025/656, K.2026/246 sayılı kararıyla, zorunlu müdafi görevlendirilmeden ve müdafi duruşmada hazır bulunmadan hüküm kurulmasının CMK m.289/1-e kapsamında hukuka kesin aykırılık oluşturduğunu, bu nedenle bölge adliye mahkemesinin CMK m.280/1-e uyarınca ilk derece hükmünü bozabileceğini kabul etmiştir. Genel Kurul ayrıca, aynı dosyada konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen 1 yıl hapis cezasına ilişkin istinaf kararının miktar itibarıyla kesin olduğunu belirtmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını oy çokluğuyla kabul etmiştir.

Kısa özet: Sanık hakkında gece vakti nitelikli hırsızlık (TCK 142/2-h, 143) ve konut dokunulmazlığının ihlali (TCK 116/4) suçlarından dava açılmış, ilk derece mahkemesi sanığı 7 yıl 6 ay ve 1 yıl hapis cezalarıyla cezalandırmıştır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, sanığa zorunlu müdafi atanmadığı gerekçesiyle hükümleri bozmuştur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise bu gerekçenin bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisi dışında kaldığını, duruşma açılarak eksikliğin giderilmesi gerektiğini belirterek bozma yönünde karar vermiştir. Ceza Genel Kurulu, Başsavcılık itirazını kabul ederek Özel Daire bozma kararını kaldırmış ve bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisinin bulunduğunu kabul etmiştir.

📅 Dosyanın yıllara yayılan seyri

Kararın konusu bir hırsızlık olayının kendisi değil, bu olay nedeniyle açılan davanın hangi usulle yürütülmesi gerektiğidir. Karar metninden izlenen süreç şöyledir:

  • 26.02.2019: Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık hakkında gece vakti nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kamu davası açmıştır.
  • 02.01.2020: Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı nitelikli hırsızlıktan 7 yıl 6 ay, konut dokunulmazlığının ihlalinden 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
  • 31.03.2021: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, suçun cezasının alt sınırı nedeniyle CMK m.150/3 gereği zorunlu müdafi atanması gerektiği hâlde yargılamaya devam edildiğini belirterek her iki hükmü bozmuştur.
  • 14.07.2021: İlk derece mahkemesi bozmaya uyarak yeniden yargılama yapmış ve önceki gibi mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.
  • 06.10.2021: Bölge adliye mahkemesi, yargılama giderleri yönünden düzeltme yaparak istinaf başvurularını esastan reddetmiş; 01.11.2021 tarihinde ayrıca bir ek karar vermiştir.
  • 14.05.2025: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bölge adliye mahkemesinin 2021 yılındaki ilk bozma kararının yetki dışında olduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
  • 03.09.2025: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu bozmaya itiraz etmiş, Özel Daire 14.10.2025 tarihinde itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.

🔀 Özel Daire ile Başsavcılık neden ayrıştı?

Bölge adliye mahkemesinin hangi hâllerde hükmü bozup dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderebileceği CMK m.280’de sınırlı olarak sayılmıştır. Diğer hâllerde bölge adliye mahkemesi, dosyayı geri göndermek yerine davayı kendisi yeniden görür. İki taraf, zorunlu müdafi eksikliğinin bu sınırlı hâllerden birine girip girmediği konusunda ayrışmıştır.

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi: Bölge adliye mahkemesinin bozma gerekçesi CMK m.280/1-e ve f bentlerinde sayılan nedenler arasında değildir. Bu durumda CMK m.280/1-g uyarınca duruşma açılmalı, taraflar çağrılmalı, hukuka aykırılık giderilmeli ve deliller değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı: Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçta müdafi görevlendirilmesi ve müdafiin duruşmada hazır bulunması zorunludur. Müdafi hiç atanmadan yargılama yapılması ile atanan müdafiin duruşmada bulunmaması arasında fark yoktur. Her iki durum da CMK m.188/1 ve m.289/1-e’ye aykırıdır; bu nedenle bölge adliye mahkemesinin bozma kararı yerindedir.

Başsavcılık ayrıca, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükmün kesin nitelikte olduğunu ve temyizen incelenemeyeceğini ileri sürmüştür.

🏛️ Ceza Genel Kurulunun çözümü

Ceza Genel Kurulu önce, bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisinin kapsamını açıklamıştır. Karara göre, karar tarihinde yürürlükteki hâliyle CMK m.280/1-e, CMK m.289/1’in (g) ve (h) bentleri dışındaki mutlak hukuka aykırılık nedenlerini kapsamaktadır. Bunlar arasında “Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması” hâli de vardır.

Genel Kurul, CMK m.188/1’e göre kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin duruşmada hazır bulunmasının şart olduğunu vurgulamıştır. Karardaki ifadeyle bu mecburiyet, “evleviyetle” müdafiin görevlendirilmesini de emreder; çünkü hazır bulundurmak, seçilmiş veya görevlendirilmiş bir müdafiin varlığına bağlıdır. Buradan hareketle Genel Kurul şu sonuca ulaşmıştır:

  • Zorunlu müdafiin yokluğunda duruşma yapılması, CMK m.289/1-e kapsamında mutlak hukuka aykırılıktır.
  • Bölge adliye mahkemesi bu durumda, ilk derece hükmünü diğer yönlerini incelemeksizin CMK m.280/1-e uyarınca bozabilir.
  • CMK m.150/3’teki “cezanın alt sınırı” ifadesinin, uygulanması zorunlu nitelikli hâlleri de kapsadığı yönündeki uygulama istikrar kazanmıştır. Gece vakti nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı itibarıyla bu dosyada müdafi görevlendirilmesi zorunludur.

Sonuç olarak Genel Kurul; Başsavcılık itirazını kabul etmiş, 2. Ceza Dairesinin 14.05.2025 tarihli bozma kararını kaldırmış, konut dokunulmazlığının ihlali suçuna ilişkin temyiz talebinin reddine dair ek kararı onamış ve hırsızlık suçundan verilen hükmün esastan denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar vermiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş; üç Genel Kurul üyesi, Özel Daire bozma kararının isabetli olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧩 İstinafın bozma yetkisi neden sınırlı?

Kararın en öğretici bölümü, istinaf sisteminin mantığını anlatan kısmıdır. Ceza Genel Kuruluna göre bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller davanın esasına ilişkin değildir; bunlar yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme etki eden usul kurumlarının ihmal edilmesi durumlarıyla sınırlıdır.

Genel Kurul bu sınırlamanın gerekçesini de açıklamıştır: İlk derece mahkemesinin Yargıtay bozmalarına karşı direnme yetkisi olduğu hâlde bölge adliye mahkemesinin bozma kararlarına direnememesi bu anlayışa dayanır. Kararda, direnme yasağına ilişkin normun maddi ceza adaletiyle doğrudan ilgisi bulunmadığı, esas itibarıyla makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu belirtilmiştir.

Karara göre, karar tarihindeki mevzuat bakımından bölge adliye mahkemesi şu gibi hâllerde hükmü bozabilir:

  • Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
  • Hâkimlik görevini yapmaktan yasaklanmış veya reddi gereken hâkimin hükme katılması,
  • Mahkemenin kanuna aykırı olarak kendini görevli veya yetkili görmesi,
  • Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
  • Duruşmalı verilen hükümde açıklık kuralının ihlal edilmesi,
  • Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması,
  • Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmemesi, önödeme ya da uzlaştırmanın uygulanmaması veya davanın başka bir davayla birlikte yürütülmesinin zorunlu olması (CMK m.280/1-f).

Buna karşılık, eski düzenleme döneminde hükmün gerekçe içermemesi (CMK m.289/1-g) veya savunma hakkının mahkeme kararıyla sınırlandırılması (CMK m.289/1-h) hâllerinde bölge adliye mahkemesi bozma kararı veremeyecekti. Zorunlu müdafi eksikliğinin (h) bendi değil (e) bendi kapsamında görülmesi, Genel Kurulun sonucunu belirleyen temel tercih olmuştur.

Ceza yargılamasında kanun yolu denetiminin sınırlarını tartışan bir başka örnek için, Yargıtay’ın onama kararından sonra kendi kararını kaldırıp kaldıramayacağının ele alındığı CMK 308 itirazı ve onama sonrası bozma yazısına da göz atılabilir.

🔒 Konut dokunulmazlığı hükmü neden incelenmedi?

Dosyanın ikinci uyuşmazlık konusu, aynı yargılamada konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen 1 yıl hapis cezasıdır. CMK m.286/2-a uyarınca ilk derece mahkemelerince verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez.

Genel Kurul, önceki içtihatlarına atıfla kesin nitelikteki hükümlerin ancak belirli koşullarda temyiz denetimine konu olabileceğini hatırlatmıştır: Kesinlik sınırını aşan bir yaptırım gerektirdiği ileri sürülerek suç vasfına yönelik ya da yanılgılı uygulamayla kesinlik sınırında kalan ceza verildiği iddiasıyla yapılan aleyhe başvuru bulunmalıdır. Bu dosyada böyle bir aleyhe temyiz bulunmadığından, konut dokunulmazlığının ihlali suçuna ilişkin hükmün Özel Dairece incelenemeyeceği kabul edilmiş ve temyiz isteminin reddine dair ek karar onanmıştır.

🆕 7571 sayılı Kanun ile gelen değişiklik

Ceza Genel Kurulu, kararında yeni bir yasal düzenlemeye de değinmiştir. 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile CMK m.280/1-e değiştirilmiş; bu tarihten sonra verilen hükümlerde bölge adliye mahkemelerinin, (g) ve (h) bentleri de dâhil olmak üzere CMK m.289’da yazılı tüm kesin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozma kararı verebilmesi mümkün hâle gelmiştir. CMK m.280/1-e’nin güncel metni de “289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması” hâlinden söz etmektedir.

Ancak Genel Kurul, bu değişikliğin geçmişe dönük bir etkisi olmadığını açıkça belirtmiştir. Karardaki ifadeyle muhakeme kanunlarında yapılan değişiklikler, yapıldıkları tarihte yürürlükte olan usul hükümlerine uygun işlemlerin hukuki geçerliliğini bozmayacağı gibi, hukuken sorunlu işlemleri de hukuka uygun hâle getiremez. Bu nedenle 31.03.2021 tarihli bozma kararının yerindeliği, o tarihte yürürlükte olan düzenlemeye göre değerlendirilmiştir.

Pratik açıdan karar iki dönemi birbirinden ayırır:

  • 25.12.2025 öncesi verilen bölge adliye kararlarında: Bozma yetkisi CMK m.289/1’in (g) ve (h) bentleri dışındaki hâllerle sınırlıdır; zorunlu müdafi eksikliği ise bu karara göre (e) bendi kapsamında olduğundan bozma nedenidir.
  • 25.12.2025 sonrası verilen kararlarda: Değişiklikle birlikte (g) ve (h) bentlerindeki hâller de bozma nedeni olabilir; dolayısıyla zorunlu müdafi eksikliğinin hangi bende girdiği tartışması bu kararlar bakımından daha az belirleyicidir.

💬 Merak edilenler

Zorunlu müdafilik hangi suçlarda söz konusudur?

CMK m.150/3’e göre alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. CMK m.150/2 ayrıca çocuklar, kendisini savunamayacak derecede malul olanlar ile sağır ve dilsizler için aynı kuralı öngörür. Ceza Genel Kurulu, alt sınırın belirlenmesinde uygulanması zorunlu nitelikli hâllerin de dikkate alındığını belirtmiştir.

Bölge adliye mahkemesi bozma yerine neden duruşma açmadı?

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, duruşma açılarak eksikliğin giderilmesi gerektiğini düşünmüştü. Ceza Genel Kurulu ise zorunlu müdafi olmadan duruşma yapılmasını mutlak hukuka aykırılık saydığından, bölge adliye mahkemesinin ilk derece hükmünü diğer yönlerini incelemeksizin bozmasını kanuna uygun bulmuştur.

Kararın ardından hırsızlık hükmü kesinleşmiş sayılır mı?

Hayır. Ceza Genel Kurulu yalnızca bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisine ilişkin uyuşmazlığı çözmüş, Özel Dairenin bozma kararını kaldırmıştır. Hırsızlık suçundan verilen hükmün esastan denetlenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.

Karar oy birliğiyle mi verildi?

Hayır, karar oy çokluğuyla verilmiştir. Üç Ceza Genel Kurulu üyesi, Özel Daire bozma kararının isabetli olduğunu ve itirazın reddedilmesi gerektiğini belirterek karşı oy kullanmıştır. Kararda, Genel Kurulun 30.04.2025 tarihli ve 490-197 ile 11.02.2026 tarihli ve 567-79 sayılı önceki kararlarına da atıf yapılmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yayımlanmış kararından ve karar metninde aktarılan yargılama sürecinden derlenmiştir. Karar, bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisine ve kesinlik sınırına ilişkin usul meselelerini çözmekte olup sanığın suçlu olup olmadığına dair bir değerlendirme içermez. Usul kurallarındaki değişiklikler nedeniyle her dosyada hükmün tarihine göre uygulanacak düzenleme ayrıca belirlenir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu