Erteleme Bitti, Bloke Sürdü – İst. BAM 43. HD 2026/735

Deprem bölgesinde ev yapmak isteyen bir yakın, vekâletname verdiği akrabasının hesabına inşaat parası gönderiyor. Para hesaba ulaşıyor ama bir daha çıkamıyor. Önce banka, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) adına yapılan işlem ertelemesini gerekçe gösteriyor; erteleme sona erdikten sonra ise hesaba bu kez “sahtecilik” adıyla ikinci bir bloke konulduğu anlaşılıyor. Hesap sahibi, ortada ne dava ne icra takibi varken parasına neden ulaşamadığını sorarak ticaret mahkemesinden ihtiyati tedbir istiyor. Dosyanın sorusu, yalnızca bir paranın serbest bırakılması değil: Bankanın kendi kararıyla sürdürdüğü bir blokeye karşı, asıl dava açılmadan önce geçici hukuki korumaya ne zaman ulaşılabilir?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 16.04.2026 tarihli ve E.2026/686, K.2026/735 sayılı kararıyla, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddeden kararına yönelik istinaf başvurusunu HMK 353(1)-b.1 uyarınca esastan reddetmiştir. Karar oy birliğiyle ve HMK 362(1)-f uyarınca kesin olarak verilmiştir.
🏗️ Deprem bölgesine gönderilen para
Karar metninde aktarılan talep dilekçesine göre talep eden ile parayı gönderen kişi arasında kayın hısımlığı ve uzun süreli bir güven ilişkisi bulunmaktadır. Parayı gönderen kişi, Şubat 2023’te Hatay’da yaşanan depremden sonra bölgenin yeniden imarına katkı sağlamak ve yatırım yapmak amacıyla taşınmaz edinmeye karar vermiştir. Bu amaçla talep edene 06.08.2024 tarihli noter vekâletnamesiyle temsil yetkisi verilmiştir.
Vekâletname uyarınca Antakya’da bir taşınmaz, gönderilen satış bedeliyle talep eden aracılığıyla satın alınmıştır. Ardından taşınmaz üzerinde inşaata başlanabilmesi için talep edenin banka hesabına ek ödemeler gönderilmiştir. 2024 yılı Ağustos ayında bu ödemelerin bulunduğu iki mevduat hesabına bloke uygulanmıştır.
Talep edenin anlatımında öne çıkan nokta, aradan uzun süre geçmesine rağmen kendisi aleyhine ne bir dava açıldığı ne de icra takibi başlatıldığıdır. Talep eden, yalnızca şüpheye dayanan bir kısıtlamanın makul süreyi aştığını ve Anayasa’nın 35. maddesi ile AİHS’e Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
🔒 İki ayrı bloke: MASAK ertelemesi ve sahtecilik kaydı
Karar metninden çıkan yazışma sırası, dosyanın neden alışılmış bir MASAK uyuşmazlığından farklı olduğunu gösterir:
- Ağustos 2024: Hesaplara, işlem erteleme kararları doğrultusunda bloke uygulanmıştır.
- 13.12.2024: Talep eden adına bankanın genel müdürlüğüne yazılı başvuru yapılarak blokenin dayanağı sorulmuştur.
- 16.12.2024: Banka, müşteri hakkında 5549 sayılı Kanun’un 19/A maddesi uyarınca işlem tesis edildiğini ve inceleme sonuçlanıncaya kadar işleme izin verilmeyeceğini bildirmiştir. Yazı 19.12.2024’te kargoyla ulaşmıştır.
- 24.02.2025: MASAK’a başvurulmuştur. Kurumun cevabında, malvarlığına el koyma yetkisinin CMK 128 ve 5549 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca adli mercilere ait olduğu, 22. madde gereğince Başkanlık nezdindeki işlemler hakkında açıklama yapılamayacağı belirtilmiştir.
- 28.02.2025: İstinaf dilekçesine göre MASAK tarafından son “ertelenmeme” kararı bu tarihte verilmiştir.
- 30.04.2025: Şube yetkililerinin sözlü bilgisi üzerine bankaya yeniden başvurulmuş; hesaba muhtemelen bir kart kuruluşunun talebiyle sahtecilik blokesi konulduğu ileri sürülmüştür.
- 22.05.2025: Banka kısa mesajla incelemenin sürdüğünü bildirmiştir.
Yargılama sırasında bankanın 08.10.2025 tarihli müzekkere cevabı da dosyaya girmiştir. İstinaf dilekçesinde aktarıldığına göre bankanın yazısında, bir kart sisteminin takas altyapısındaki hata nedeniyle bazı kart hamillerinin sistemi manipüle ederek bankayı zarara uğrattığının tespit edildiği belirtilmiştir. Talep eden ise bu hatanın nasıl oluştuğunun ve kendisiyle bağlantısının hiç açıklanmadığını, başka bir hesaptan kendi hesabına para gelmiş olması nedeniyle bankanın benzer bir re’sen tahsilatı kendi hesabında da yapabileceğinden endişe ettiğini savunmuştur.
🏛️ İlk derece mahkemesinin gerekçesi
Talep, istinaf aşamasından dönen bir kaldırma kararından sonra İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2026/91 değişik iş sırasına kaydedilmiş ve mahkeme heyetince incelenmiştir. Mahkeme 03.02.2026 tarihli ve 2026/223 sayılı kararıyla talebi iki gerekçeyle reddetmiştir:
- İstenen tedbir uyuşmazlığın esasına ilişkindir; kabul edilmesi hâlinde taraflar arasındaki uyuşmazlık fiilen çözülmüş, ihtiyati tedbir yoluyla esas hakkında karar verilmiş olacaktır. Bu nedenle talep yargılamayı gerektirmektedir.
- Dosyadaki bilgi ve belgeler, tedbir şartlarının oluştuğunu yaklaşık ispat düzeyinde ortaya koymaya yetmemektedir.
İstinaf dilekçesine göre yerel mahkeme, bankanın müzekkere cevabındaki “ertelenmeme kararından sonra hesap sahibinin dilediği işlemi yapması mümkündür” yönündeki açıklamaya da dayanmıştır.
📝 İstinaf itirazları
Talep eden vekilinin istinaf sebepleri özetle şu başlıklarda toplanmıştır:
- Bankanın yazıda “hukuki bir bloke yok” dediği, uygulamada ise sistemsel bir engelle paranın çıkışına izin vermediği; bu çelişkinin bankaya yeniden müzekkere yazılarak araştırılmadığı.
- 19/A maddesindeki yedi iş günlük sürenin fiilen süresiz hâle geldiği, son ertelenmeme kararından sonra blokenin hiçbir idari dayanağının kalmadığı.
- Bankanın zararını ve bu zararla hesap sahibi arasındaki illiyeti somutlaştırmadığı; zarar iddiası varsa dava açması ya da ihtiyati haciz istemesi gerektiği.
- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi kapsamında mevduatı geri alma hakkının banka tarafından sınırlanamayacağı.
- Mevduatın her an re’sen tahsil edilme tehlikesi bulunduğundan teminatsız tedbir verilmesi gerektiği.
⚖️ Dairenin değerlendirmesi
Daire önce talebin niteliğini belirlemiştir: Değişik iş dosyası üzerinden, mevduat hesabındaki paranın üçüncü kişilerce çekilmesinin teminatsız ihtiyati tedbirle önlenmesi istenmektedir. Ardından HMK’nın 389. maddesindeki tedbir şartlarını ve 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat yükünü aktarmıştır.
Kararın belirleyici cümlesi şudur: Bankaca konulan blokenin sözleşmeye dayalı olup olmadığı ve bankacılık mevzuatına uygun olup olmadığı, esasa ilişkin açılacak davada iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Talep edenin sunduğu delillerle, paranın çekilmesinin tedbiren önlenmesi bakımından yaklaşık ispat koşulu oluşmamıştır.
Daire bu nedenle ilk derece kararını usul ve esas yönünden hukuka uygun bulmuş, istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, istinaf giderlerini talep eden üzerinde bırakmıştır. Gerekçede yedi iş günlük sürenin aşılması, bankanın iki farklı açıklaması ve kart sistemi hatası iddiası ayrıca tartışılmamıştır; bu sorular esas davaya bırakılmıştır.
📚 Kararın dayandığı hükümler
- HMK m.389/1: Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
- HMK m.390/3: Tedbir talep eden, dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendi haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
- HMK m.392/1: Tedbir isteyen, haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacağı muhtemel zararlara karşı teminat gösterir. Talep resmî belgeye veya başkaca kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirterek teminat almayabilir.
- 5549 sayılı Kanun m.19/A: Aklama veya terörün finansmanı şüphesi üzerine, şüpheyi teyit etmek, işlemi analiz etmek ya da sonuçları yetkili makamlara intikal ettirmek amacıyla yükümlüler nezdindeki işlemler yedi iş günü süreyle askıya alınabilir veya aynı süreyle gerçekleşmesine izin verilmeyebilir; yetki Bakana aittir ve bakan yardımcısına devredilebilir.
- HMK m.362/1-f: Bölge adliye mahkemesinin geçici hukuki korumalar hakkında verdiği kararlar temyiz edilemez. Kararın kesin olmasının dayanağı bu bentir.
HMK’nın 397. maddesi ise dava açılmadan önce verilen bir tedbir kararının uygulanmasının istendiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas davanın açılmasını, aksi hâlde tedbirin kendiliğinden kalkacağını düzenler. Bu dosyada tedbir verilmediği için hüküm uygulanmamıştır; ancak değişik iş yolunun asıl davanın yerini tutmadığını hatırlatması bakımından kararın arka planını oluşturur.
🧭 Sitedeki MASAK kararlarından ayrıldığı nokta
Sitede ele alınan MASAK blokesinde 7 iş günü yazısındaki dosya, para sonradan iade edilmişken blokaj süresince yoksun kalınan faiz için açılmış bir alacak davasıydı ve Daire sürenin aşılıp aşılmadığının incelenmesini istemişti. MASAK blokesi ve el koyma yazısındaki Ankara kararında ise sonradan verilen sulh ceza el koyma kararı, bankanın blokesini haklı kılmıştı.
İstanbul BAM 43. HD kararı bu iki dosyadan şu yönlerle ayrılır:
- Talep edene göre MASAK ertelemesi sona ermiş, hesap ikinci bir bankacılık kaydıyla kapalı tutulmuştur.
- Dosyada el koyma kararı ya da savcılık blokesi bulunmadığı ileri sürülmüştür.
- Uyuşmazlık esasa ilişkin bir dava değil, dava öncesi geçici hukuki koruma talebidir; Daire blokenin haklılığı hakkında bir sonuca varmamış, yalnızca yaklaşık ispatın oluşmadığını söylemiştir.
❓ Merak edilenler
MASAK ertelemesi kalkınca banka hesabı açmak zorunda değil mi?
Bu karar o soruyu cevaplamamıştır. Daire, ertelemeden sonra devam eden blokenin sözleşmeye ve bankacılık mevzuatına uygunluğunun esas davada deliller toplanarak incelenmesi gerektiğini belirtmiş, geçici koruma aşamasında bu konuda görüş bildirmemiştir.
Yaklaşık ispat neden sağlanmamış sayıldı?
Gerekçede ayrıntılı bir delil değerlendirmesi yoktur. Daire, blokenin dayanağına ilişkin tartışmanın iddia ve savunma doğrultusunda yürütülecek bir yargılamayı gerektirdiğini ve sunulan belgelerin bu aşamada talep edenin haklılığını yeterince göstermediğini kabul etmiştir. İlk derece mahkemesi de tedbirin kabulünün uyuşmazlığı fiilen çözeceğine dikkat çekmişti.
Bu karara karşı Yargıtay’a gidilebilir mi?
Hayır. Karar, HMK 362(1)-f uyarınca geçici hukuki korumalar hakkında verildiği için kesindir. Bu ret, blokenin haklı olduğu anlamına gelmez; mesele, açılacak esas davada ayrıca incelenebilecektir.
Paranın yatırım amacıyla gönderilmiş olması sonucu etkiledi mi?
Kararda bu yönde bir değerlendirme yoktur. Deprem bölgesinde taşınmaz edinme ve inşaat amacı yalnızca talep dilekçesindeki olay anlatımında yer almıştır. Daire’nin sonucu, paranın hangi amaçla gönderildiğine değil, tedbir şartlarının yaklaşık ispatına dayanmaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan talep ve istinaf dilekçelerindeki iddialara ve ilk derece kararının özetine dayanır; bankanın ve MASAK’ın yazışmaları da karar metnindeki aktarım kadarıyla verilmiştir. Karar bir ihtiyati tedbir talebine ilişkin olup blokenin hukuka uygunluğu hakkında esasa ilişkin bir tespit içermez. Blokenin dayanağı, süresi ve dosyadaki deliller farklı olan durumlarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



