Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Batık Bankada Altın Hesabının Kuru – Danıştay 13. D 2025/873

Bir katılım bankasında 194,97 gram altın biriktiren bir mudi, bankanın faaliyet izni 22.07.2016 tarihinde kaldırıldığında hesabının sigorta kapsamında ödeneceğini düşünür. Ancak hesap, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından incelemeye alınır ve yaklaşık yedi yıl blokeli kalır. Bloke 2023 yılında kalktığında mudiye altın değil, 2016 yılındaki altın fiyatı üzerinden hesaplanmış Türk lirası tutar, birikmiş kâr payıyla birlikte ödenir. Mudiye göre bu arada altının değeri katlanmıştır ve aradaki fark Fonun sorumluluğundadır. Uyuşmazlık, sigortalı mevduatın hangi tarihteki fiyatla paraya çevrileceği sorusunda düğümlenir.

Danıştay 13. Dairesi, 24.02.2025 tarihli ve E.2024/164, K.2025/873 sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davada hem Yönetmelik hükmünün iptali hem de kur farkı zararının tazmini taleplerini reddetmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş; iki üye, işlemin iptali ve tazminat yönünden karşı oy kullanmıştır. Hüküm fıkrasında, tebliğden itibaren 30 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık bırakılmıştır.

Kısa özet: Faaliyet izni kaldırılan Asya Katılım Bankası’ndaki altın hesabı, TMSF mevzuatı gereği iznin kaldırıldığı günün İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatı ve Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmiş, hesap uzun süre blokeli kaldıktan sonra 67.714,83 TL olarak ödenmiştir. Davacı, ödeme günündeki altın fiyatının esas alınmasını ve oluşan farkın tazminini istemiştir. Daire, sigorta ilişkisinde riskin gerçekleştiği anın bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarih olduğunu, bu tarihin esas alınmasında ve ödemenin Türk lirası yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını kabul etmiştir. Karşı oydaki üyeler ise bir yılı aşan blokenin mülkiyet hakkını ihlal ettiği görüşündedir.

🪙 Altın hesabından blokeli liraya

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Asya Katılım Bankası’nın faaliyet iznini kaldırmış, bankanın yönetim ve denetimi Fona geçmiştir. Fon Kurulu kararıyla sigortaya tabi katılım fonlarının hak sahiplerine ödenmesine 05.12.2016 tarihinden itibaren Vakıf Katılım Bankası aracılığıyla başlanmıştır. Banka hakkında 16.11.2017 tarihinde iflas kararı verilmiştir.

Davacının bankada Türk lirası ve altın cinsinden hesapları bulunmaktadır. Altın hesabındaki 194,97 gram, faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihindeki İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatı ve Merkez Bankası döviz alış kurları üzerinden Türk lirasına çevrilmiştir. Hesaplar toplam 41.585,28 TL olarak 02.12.2016 tarihinde Vakıf Katılım Bankası’na aktarılmıştır; Danıştay Savcısının düşüncesinde bu tutarın 25.513,74 TL’sinin altın hesabına ait olduğu belirtilmektedir.

Davacı hakkında açılan bir ceza davası nedeniyle hesaba Fon tarafından “TMSF Blokesi-Teftiş” adıyla bloke konulmuştur. Ceza mahkemesi davacının malvarlığı hakkında tedbir kararı vermeyince Fon Kurulu blokeyi kaldırmış, aktarılan tutar birikmiş kâr payıyla birlikte 17.10.2023 tarihinde 67.714,83 TL olarak ödenmiştir. Davacı 26.10.2023 tarihinde Fona başvurarak altının ödeme günündeki gram fiyatı üzerinden hesaplanmasını istemiş, başvuru reddedilmiştir.

📂 Davacı ne istedi, Fon ne savundu?

Dava iki ayaklıdır: ret işleminin ve bu işleme dayanak olan Sigortaya Tabi Mevduat ve Katılım Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik’in 6. maddesinin iptali ile oluşan zararın yasal faiziyle tazmini.

Davacının başlıca iddiaları şunlardır:

  • Altın hesabının ödeme günündeki değer yerine izin kaldırma günündeki fiyatla ödenmesine dayanak olan Yönetmelik hükmü mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.
  • Uygulanan tedbir nedeniyle parasına ancak yaklaşık yedi yıl sonra ulaşabilmiştir.
  • Ödeme sırasında zor durumda imzaladığı ibraname ve taahhütnameyi kabul etmemektedir.

Fon ise ödemenin hesabın kendisi değil, sigorta kapsamında eş değer bir tazminat olduğunu, faaliyet izninin kaldırıldığı tarihin sigorta ilişkisinde riskin gerçekleştiği tarih olduğunu savunmuştur. Fona göre katılım fonlarının ödenebilmesi için “doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde” kanıtlanması gerekir; bloke bu inceleme için konulmuş ve kaldırıldığı tarihe kadar geçerli bir tedbirdir. Fon ayrıca tutarın nemalandırılarak ödendiğini ve benzer davaların ret yönünde kesinleştiğini ileri sürmüştür.

🧑‍⚖️ Danıştay Savcısının farklı önerisi

Tetkik hâkimi davanın reddi görüşündedir. Danıştay Savcısı ise ikiye ayrılan bir çözüm önermiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinin iptali isteminin reddi gerektiğini, buna karşılık başvurunun reddine ilişkin işlemin iptal edilerek davacının munzam zararının, idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi gerektiğini düşünmüştür.

Savcının dayanağı, Anayasa Mahkemesinin Fona devredilen bankalardaki blokeler hakkındaki bireysel başvuru kararlarıdır. Düşüncede aktarıldığı üzere Anayasa Mahkemesi, Yönetmeliğin 10. maddesinin üçüncü fıkrasındaki azami süreleri aşan, yani faaliyet izninin kaldırılmasından itibaren bir yılı geçen blokeleri ölçüsüz bulmuş ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

⚖️ Daire neden reddetti?

Yönetmelik hükmü yönünden: Yönetmelik, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 63. maddesinin üçüncü fıkrasının Fon Kuruluna verdiği yetkiye dayanmaktadır. Daire, Türk Ticaret Kanunu’nun 1401. maddesindeki sigorta sözleşmesi tanımına atıf yaparak, mevduat sigortasında riskin bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı anda gerçekleştiğini ve Fonun ödeme sorumluluğunun da bu tarihte doğduğunu belirtmiştir. Döviz veya kıymetli maden cinsinden hesapların Türk lirasına çevrilmesinde bu tarihin esas alınması hukuka aykırı değildir. Türk Borçlar Kanunu’nun 99. maddesindeki “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir” kuralı da ödemenin Türk lirası yapılacağına ilişkin düzenlemeyi desteklemektedir.

Ret işlemi ve tazminat yönünden: Daireye göre Fon, katılım fonlarını yalnız “doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde” kanıtlandığında ödeyebilir. Bu kapsamda hesaplar terör örgütüyle bağlantı yönünden incelenmiş; kararda, 2013 sonundan itibaren bankadan yoğun para çıkışı yaşanırken yeni hesap açan ya da bakiyesini artıranların işlemlerinin yaş, meslek ve önceki işlem geçmişi gibi ölçütlerle şüpheli sayıldığı aktarılmıştır. Davacının hesabına konulan bloke, şüphe giderilinceye kadar tedbiren konulmuş, Fon Kurulu kararıyla kaldırılmış ve ödeme mevzuata uygun yapılmıştır.

Daire son olarak, sigorta kapsamındaki ödemeden önce gerekli araştırmanın yapılması ve bu süre boyunca ekonomik değerin kullanımının askıya alınmasının mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale sayılamayacağını belirtmiştir. İşlem hukuka uygun bulunduğu için tazminat istemi de reddedilmiş, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davacıya yükletilmiştir.

📎 Karar metni: Danıştay 13. Dairesinin kararı, mevzuat.adalet.gov.tr (Bedesten) üzerinden doğrulanan resmî metinden derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, karşı oyda anılan bireysel başvurucunun adı çıkarılmıştır.

🗳️ İki karşı oy: bloke süresi meselesi

Karşı oy yazan iki üye de Yönetmeliğin 6. maddesini hukuka uygun bulmuş; ayrılık yalnız ret işlemi ve tazminat kısmındadır. Ancak iki karşı oyun gerekçesi birbirinden farklıdır.

  • Birinci karşı oy: Anayasa Mahkemesinin (B. No: 2018/34950 ve benzeri kararlar) yaklaşımına göre bloke süresi, faaliyet izninin kaldırılmasından itibaren en fazla bir yıl olabilir. Bu sürenin aşılmasıyla mülkiyet hakkı ihlal edilmiştir. Zarar, ödenen 67.714,83 TL ile bloke tarihinden bir yıl sonraki tarihte alım yapılmış olsaydı ulaşılacak tutar arasındaki farktır. Fonun “para birimi değiştirilmesi istenmedi” savunması da bildirim belgelenmediği için yerinde görülmemiştir.
  • İkinci karşı oy: Kanundaki “doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan” ifadesi, hesabın batık bankada gerçekten kayıtlı ve mevcut olup olmadığına ilişkin bir ölçüttür. Davacının hesabının gerçek bir hesap olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığından bloke baştan hukuka aykırıdır; tutar hiç bloke uygulanmadan ödenmeli ve aradaki zarar karşılanmalıdır.

📚 Uygulanan hükümler

  • 5411 sayılı Kanun m.63: Resmî kuruluşlar, kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlara ait olanlar dışındaki mevduat ve katılım fonları Fon tarafından sigorta edilir; kapsam ve tutarı Fon Kurulu belirler. Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşlarındaki ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon tarafından mevduat sigorta rezervinden ödenir.
  • Sigortaya Tabi Mevduat Yönetmeliği m.6: Kararda aktarıldığı şekliyle, ödemeler Türk lirası yapılır; kıymetli maden hesaplarının karşılığı, faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatı ve Merkez Bankası döviz alış kurlarıyla belirlenir.
  • Tasfiye Yönetmeliği m.10: Sigortalı tutarların tespit ve ödeme süresi faaliyet izninin kaldırılmasından itibaren üç aydır; bu süre üç ay ve gerekirse iki kez daha üçer ay uzatılabilir.
  • TBK m.99: Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.

🔎 Altın ve döviz hesabı sahipleri için anlamı

Kararın en geniş etkisi, kur riskinin kime ait olduğuna ilişkindir. Çoğunluk görüşüne göre bir banka batınca altın veya döviz hesabı sahibinin sigortalı alacağı, iznin kaldırıldığı gün Türk lirasına dönüşür. Sonraki dönemdeki değer artışı, ödemenin gecikmesi bloke gibi bir tedbirden kaynaklansa bile Fonun sorumluluğuna yüklenmemiştir. Fonun savunmasına göre tutar aracı bankaya aktarıldıktan sonra para biriminin değiştirilmesi mudinin talebine bağlıdır; birinci karşı oy ise bu yönde bir bildirim yapıldığının belgelenmediğini vurgulamıştır.

Bu yaklaşım, sitede daha önce ele alınan batık bankada döviz mevduatının iflas kuru yazısındaki meseleden farklıdır. O yazı, sigorta kapsamı dışında kalan alacağın iflas masasına hangi kurla kaydedileceğini konu alıyordu; bu kararda ise sigorta kapsamındaki ödemenin Fon tarafından hangi tarih esas alınarak yapılacağı tartışılmıştır. Fonun kayyım sıfatıyla yaptığı işlemlerde görevli yargı yeri için TMSF kayyımlığında görevli yargı yazısına da bakılabilir.

❓ Merak edilenler

Batık bankadaki altın hesabı altın olarak mı ödenir?

Kararda aktarılan Yönetmelik hükmüne göre sigorta kapsamındaki ödemeler Türk lirası yapılır. Kıymetli maden hesaplarının karşılığı, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı günün İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatı ve Merkez Bankası döviz alış kurlarıyla hesaplanır. Daire bu düzenlemeyi hukuka uygun bulmuştur.

Ödeme yıllar sonra yapılırsa aradaki değer farkı istenebilir mi?

Bu dosyada Daire çoğunluğu, gecikmenin Fonun incelemesi için konulan blokeden kaynaklandığı durumda dahi farkın tazmin edilemeyeceğini kabul etmiştir. Davacıya, aktarılan tutar birikmiş kâr payıyla birlikte ödenmiştir. Karşı oydaki üyeler ise bir yılı aşan bloke süresi için zararın karşılanması gerektiği görüşündedir.

“Doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanma” ne anlama geliyor?

Çoğunluk bu şartı, hesabın şüpheli işlemlerle bağlantısı yönünden de incelenebileceği şekilde yorumlamıştır. İkinci karşı oy ise ifadenin yalnızca hesabın bankada gerçekten kayıtlı olup olmadığını ölçtüğünü savunmuştur.

Neden dava doğrudan Danıştay’da görüldü ve karar kesin mi?

Davada bir yönetmelik maddesinin iptali de istendiği için Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görev yapmıştır. Hüküm fıkrasına göre karara karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açıktır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım karar metnindeki tespitlere, taraf iddialarına ve Danıştay Savcısının düşüncesine dayanır. Karar ilk derece sıfatıyla verilmiş olup İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açıktır; temyiz aşamasının sonucu karar metninde yer almamaktadır. Bloke süresi, hesabın türü, ödeme ve bildirim tarihleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu