FAST Zararında Hesaplara Tedbir – İst. BAM 14. HD 2025/808

Cumartesi ve pazar, bankaların şubelerinin kapalı olduğu iki gün. Bir kamu bankasının iddiasına göre, bu bankanın bir şubesinde hesap açtırmış iki kişi, 12–14 Şubat 2022 tarihleri arasında bankanın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki 10.432.000,00 TL’sini FAST sistemi üzerinden toplam 5217 işlemle başka bankalardaki hesaplara aktarıyor. Her işlem, dönemin FAST limiti olan 2.000,00 TL ile sınırlı. Para kısa sürede düzinelerce hesaba dağılıyor, oradan da başka hesaplara gönderiliyor ya da nakit olarak çekiliyor. Ceza kovuşturması sürerken banka, parayı alan kişilere tazminat davası açıyor ve hepsinin banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasını istiyor. Yanıt aranan soru şu: Para alacağı için açılan bir davada, davalıların hesaplarındaki mevduat ihtiyati tedbirle dondurulabilir mi?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 15.05.2025 tarihli ve E.2025/787, K.2025/808 sayılı kararıyla, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin üç davalı yönünden ihtiyati tedbiri kaldıran 18.12.2024 ve 23.01.2025 tarihli ara kararlarına karşı davacı bankanın istinaf başvurusunu HMK 353/1-b.1 ve 394/5 uyarınca esastan reddetmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
💸 Bankanın anlattığı hafta sonu
Davacı, sermayesinin tamamı Hazine ve Maliye Bakanlığına ait, ulusal düzeyde faaliyet gösteren bir kamu bankasıdır. Dava dilekçesinde aktarılan iddialara göre, bankanın Adapazarı Şubesinde hesap açtıran iki davalı, 12.02.2022–14.02.2022 tarihleri arasında bankanın Merkez Bankası rezervlerinden 10.432.000,00 TL’yi FAST (Fonların Anlık ve Sürekli Transferi) sistemiyle farklı bankalardaki hesaplara aktarmıştır. Banka, işlemlerin müdahaleyi ve adli mekanizmanın işlemesini engellemek için özellikle hafta sonuna yayıldığını ileri sürmüştür.
Karar metninde parayı alan hesaplar tek tek sayılmıştır. Birkaç örnek, dağılımın boyutunu gösterir:
- Bir kişi adına 7 ayrı bankadaki hesaplara 1065 işlemle toplam 2.134.000,00 TL,
- Bir kişi adına 5 ayrı bankadaki hesaplara 1236 işlemle toplam 2.472.000,00 TL,
- Bir kişi adına 11 ayrı bankadaki hesaplara 1052 işlemle toplam 2.104.000,00 TL,
- Kıymetli madenler alanında faaliyet gösteren bir anonim şirket adına 4 ayrı bankadaki hesaplara 319 işlemle toplam 638.000,00 TL,
- Listenin sonunda yer alan bazı hesaplara ise 5 işlemle 10.000,00 TL gibi küçük tutarlar.
Banka, ilk aktarımı yapan iki davalının zararın tamamından, parayı hesabında başka hesaplara aktaran ya da nakit çeken diğer davalıların da haksız fiile katılmaları nedeniyle müteselsilen sorumlu olduğunu savunmuştur. Hesaplarına hafta sonu, olağan dışı tutar ve sıklıkta para gelen kişilerin hiçbirinin iade için bankaya başvurmadığını; savcılık raporu, fezleke, MASAK kayıtları ve HTS kayıtlarının bilinçli katılımı gösterdiğini ileri sürmüştür.
Suç duyurusu 14.02.2022 tarihinde yapılmış, düzenlenen iddianameyle İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/531 Esas sayılı dosyasında kovuşturma başlamıştır. Hukuk davasında ise fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 100.000,00 TL’nin 12.02.2022 tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiş, buna ek olarak tüm banka hesaplarına ihtiyati tedbir ve teminatsız ihtiyati haciz talep edilmiştir.
🏛️ İlk derece mahkemesinin iki aşamalı yaklaşımı
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 12.01.2024 tarihli ara kararında talebi ikiye ayırmıştır:
- İhtiyati tedbir: Davanın konusu ve süren ceza yargılaması dikkate alınarak tedbir verilmezse alacağa kavuşmanın çok zorlaşabileceği kabul edilmiş, dava dilekçesindeki miktarlarla sınırlı olmak üzere davalıların bankalardaki mevduatına teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmuştur.
- İhtiyati haciz: Mahkeme, İİK 257 vd. maddelerinin muaccel ve kuvvetle muhtemel bir alacak aradığını, likit olmayan bir alacak için ihtiyati haciz verilemeyeceğini belirtmiştir. Hesaplarda para bulunmazsa veya kısmen bulunursa kalan miktar için haciz düşünülebileceğini, ancak tedbirin sonucunda ne kadar alacağın açıkta kalacağı bilinmediğinden şimdilik bu konuda karar verilemeyeceğini kabul etmiştir.
Bu karara itirazlar gelmiştir. Karar metninden anlaşıldığına göre, bir kısım davalı yönünden itirazların reddine ilişkin 15.04.2024 tarihli ara karar, aynı Dairenin 12.06.2024 tarihli ve 2024/958 Esas, 1006 Karar sayılı kararıyla kaldırılmış, o davalıların itirazı kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi de 18.12.2024 ve 23.01.2025 tarihli ara kararlarıyla, aynı durumda olduklarını belirttiği üç davalı daha için tedbiri kaldırmıştır. İstinafa konu olan, bu son iki ara karardır.
🗣️ Davalıların itirazları
Tedbiri kaldırılan davalıların itirazları, karar metninde özetlenmiştir. Bunlar, parayı alan kişilerin olaya bakışını göstermesi bakımından dikkat çekicidir:
- Hurda altın alım satımı yapan şirketin yetkilisi: Kendisine hurda altın almak isteyen kişilerin ulaştığını, ödemeyi FAST ile gönderdiklerini, faturayı kestiğini ve teslim için beklediğini; hesaplara bloke geldiği saate kadar parayı çekme imkânı olmasına rağmen çekmediğini ileri sürmüştür. Ödemenin şirket hesabına geldiğini, kişisel sorumluluğu bulunmadığını ve davanın kısmi dava olarak açılamayacağını da savunmuştur.
- Yazılım şirketi sahibi: Hesabına gelen toplam 76.000,00 TL’yi yaptığı iş karşılığında aldığını düşündüğünü, parayı gönderen kişiyi tanıma yükümlülüğü bulunmadığını ve kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının oluşmadığını belirtmiştir.
- Bir diğer davalı: Hesaplarına tedbir konulmasını gerektiren bir durum bulunmadığını belirterek tedbirin kaldırılmasını istemiştir.
Banka ise istinaf dilekçesinde ATM kamera görüntülerine, HTS kayıtlarına ve eylemin örgütlü biçimde işlendiği iddiasına dayanarak tedbirin devamını istemiş; davalıların mal varlıklarını üçüncü kişilere devretmesinin önlenmesi gerektiğini savunmuştur.
⚖️ Dairenin gerekçesi: tedbir ile haciz ayrımı
Daire, davanın niteliğini bankanın Merkez Bankası nezdindeki parasının davalıların haksız fiilleriyle çekildiği iddiasına dayalı tazminat istemi olarak belirlemiştir. Ardından HMK 389/1, 390/3 ve 391/1 hükümlerini aktarmış ve kendi önceki kararına atıfla şu ilkeleri sıralamıştır:
- İhtiyati tedbir yalnızca dava konusu olan şey hakkında verilebilir; tedbire konu şey, esasen asıl davanın konusudur.
- Konusu para alacağı olan bir davada, İİK 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa talep üzerine ihtiyati haciz kararı verilebilir.
- Davanın konusu olmayan mal varlığı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemez.
- Para alacağı için açılan davada mal varlığı üzerine tedbir konulamaz.
Somut olayda bankanın talebi, uğradığı maddi zarardan kaynaklanan alacağın tahsilidir. Davalılara ait banka hesapları ise davanın konusu değildir. Bu nedenle Daire, ilk derece mahkemesinin davalıların tüm hesaplarına tedbir koymasının doğru olmadığını, itirazları kabul eden ara kararların usul ve yasaya uygun olduğunu kabul etmiştir. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş, kanun yolu giderleri bankanın üzerinde bırakılmıştır.
📚 Kararda uygulanan hükümler
- HMK m.389/1: Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle sakınca ya da ciddi zarar doğacağından endişe edilmesi hâlinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
- HMK m.390/3: Tedbir isteyen, dayandığı sebebi ve tedbirin türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
- HMK m.394/5: İtiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabilir; başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
- HMK m.362/1-f: Geçici hukuki korumalar hakkında bölge adliye mahkemesinin verdiği kararlar temyiz edilemez.
- İİK m.257/1: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedindeki veya üçüncü kişideki taşınır ve taşınmaz mallarını, alacak ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Ayrımın özü, 389. maddedeki “uyuşmazlık konusu hakkında” ifadesindedir. Bir taşınmazın aynına ilişkin davada o taşınmaza, belirli bir malın teslimine ilişkin davada o mala tedbir konulabilir. Tazminat gibi para alacaklarında ise davalının hesabındaki herhangi bir para, davanın konusu değil, alacağın tahsil edileceği genel mal varlığının bir parçasıdır. Bu mal varlığını güvence altına almanın kanuni yolu ihtiyati hacizdir.
🧭 Uygulamaya yansıyan sonuçlar
Karar, dolandırıcılık veya sistem açığı yoluyla dağıtılan paranın peşine düşen alacaklılar için usul bakımından belirleyici bir çerçeve çizmektedir. Daire, iddiaların ağırlığına, ceza kovuşturmasının sürmesine veya davacının kamu bankası olmasına değil, talep edilen geçici hukuki korumanın türüne bakmıştır.
Kararda ihtiyati haciz şartlarının bu dosyada oluşup oluşmadığı incelenmemiştir; istinafa konu olan yalnızca tedbirin kaldırılmasıdır. İlk derece mahkemesi ise daha önce, alacağın likit olmadığı ve tedbirden sonra açıkta kalacak miktarın bilinmediği gerekçesiyle ihtiyati haciz konusunda henüz karar vermemişti. Böylece bu davalılar bakımından mal varlığını koruyan bir geçici önlem kalmamıştır.
Sitede hesaplara konulan blokeler daha önce farklı açılardan ele alınmıştır. MASAK ertelemesi sonrası sahtecilik blokesi yazısında, MASAK ertelemesinden sonra süren bir sahtecilik blokesi ile tedbir ilişkisi ele alınmıştı. Blokeli hisse rehin sayılmaz kararında ise kredili hisse borcunda blokeli paylar üzerine ihtiyati haciz konusu işlenmişti. Eldeki karar, iki kurum arasındaki sınırı doğrudan çizmesi bakımından bunlardan ayrılır.
❓ Sık sorulanlar
Hesaba gelen para davanın konusu sayılamaz mıydı?
Banka, kendi parasının davalıların hesaplarına aktarıldığını ileri sürmüş, ancak talebini tazminat olarak kurmuştur. Daire, talebin maddi zarardan kaynaklanan bir para alacağı olduğunu, davalılara ait banka hesaplarının ise dava konusu olmadığını kabul etmiştir.
Devam eden ceza kovuşturması tedbir için yeterli değil miydi?
İlk derece mahkemesi ilk ara kararında ceza yargılamasını tedbir gerekçeleri arasında saymıştı. Daire ise sonucu kovuşturmanın varlığına göre değil, para alacağında mal varlığına tedbir konulamayacağı ilkesine göre belirlemiştir.
Tedbirin kaldırılması davanın sonucunu belirler mi?
Hayır. Karar yalnızca geçici hukuki korumaya ilişkindir. Davalıların haksız fiile katılıp katılmadığı ve sorumluluk miktarı, esas hakkındaki yargılamada değerlendirilecektir.
Bu karara karşı temyiz yolu var mı?
Karar, HMK 362/1-f ve 394/5 uyarınca kesin olarak verilmiştir; kaynak sistemde de “kesinleşti” kaydı bulunmaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddialarına ve ilk derece ara kararlarının özetine dayanır; bu iddialar hakkında esas yönünden verilmiş bir hüküm karar metninde yer almamaktadır. Ceza kovuşturmasının sonucu da karar metninde bulunmamaktadır. Talep edilen koruma türü ve alacağın niteliği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



