Boşanma HukukuEmsal Kararlar

Protokoldeki Taşınmaz Vaadi – Yargıtay 2. HD 2026/5354

Anlaşmalı boşanmalarda taraflar çoğu zaman yalnızca velayet ve nafakayı değil, boşanmanın mali sonuçlarını da ayrıntılı biçimde protokole yazar. Bazı protokollerde para yerine bir ev, bir arsa ya da belirli bir tutara kadar “alınacak” bir taşınmaz vaat edilir. Boşanma kesinleştikten yıllar sonra bu vaat yerine getirilmezse soru şuna dönüşür: Protokolde yazan tarih, kaçırılınca hakkı ortadan kaldıran bir şart mıdır, yoksa yalnızca borcun ne zaman istenebileceğini gösteren bir vade mi? Ve taşınmaz hiç alınmamışsa, alacaklı eş ne kadarını isteyebilir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.05.2026 tarihli ve E.2025/8207, K.2026/5354 sayılı kararıyla bu sorulara iki katmanlı bir cevap vermiştir. Daire, protokolden doğan edimin yerine getirilmemesi nedeniyle alacak istenebileceğini ve davacının hukuki yararı bulunduğunu kabul etmiş; ancak alacağın, protokolde yazan azami tutar üzerinden değil, davacının noter ihtarında gösterdiği taşınmazlardan ihtar tarihindeki en düşük bedelli olanın değeri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: 2013 yılında anlaşmalı olarak boşanan eşlerin protokolüne göre erkek eş, maddi tazminat olarak 2016 takvim yılı içinde, kadının talep etmesi hâlinde, onun belirleyeceği en fazla 3.000.000 ABD doları değerindeki bir taşınmazı satın alıp kadın adına tescil ettirecekti. Edim yerine getirilmeyince açılan alacak davasını ilk derece mahkemesi “şart gerçekleşmedi” gerekçesiyle reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise 2016 ibaresini vade sayarak 3.000.000 doların tahsiline hükmetmiştir. Yargıtay, alacak isteminde hukuki yarar bulunduğunu kabul etmekle birlikte, tutarın noter ihtarında belirtilen iki taşınmazdan ihtar tarihindeki en düşük bedelli olanın değeri ve temerrüt tarihi dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Bir üye, yalnızca hüküm fıkrasındaki kur ifadesinin düzeltilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

📜 Protokolün 7. maddesi ne öngörüyordu?

Taraflar 21.03.2013 tarihinde açılan davada anlaşmalı olarak boşanmış, boşanma hükmü 25.03.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemece onaylanan protokolün uyuşmazlık konusu 7. maddesi, karar metnine göre özetle şu düzenlemeyi içermektedir:

Erkek eş tarafından, maddi tazminat olarak, 2016 takvim yılı içerisinde (kadın eşin talep etmesi hâlinde) en fazla 3.000.000 ABD doları değerinde, kadın eşin belirlediği bir taşınmaz satın alınarak tamamı kadın eş adına tapuda tescil olunacaktır.

Madde üç ayrı unsur barındırmaktadır: bir zaman ifadesi (2016 takvim yılı), bir talep koşulu (kadın eşin istemesi) ve bir üst sınır (en fazla 3.000.000 ABD doları). Taşınmazı belirleme yetkisi de kadın eşe bırakılmıştır.

Dosyaya göre kadın eş boşanmanın kesinleşmesinden sonra önce sözlü olarak edimin yerine getirilmesini istemiş, ardından noter aracılığıyla ihtar göndererek iki taşınmazdan birinin 30 gün içinde satın alınıp adına tescil edilmesini talep etmiştir. İhtar usulüne uygun tebliğ edilmiş, ancak edim yerine getirilmemiştir.

🔀 İlk derece: şart; istinaf: vade

Davaya bakan İzmir 7. Aile Mahkemesi davayı reddetmiştir. Gerekçesine göre alacak şarta bağlıydı; protokol uyarınca 2016 yılı içinde yapılması gereken talep 2018 yılında ileri sürüldüğü için şart gerçekleşmemiş ve gerçekleşmesi artık imkânsız hâle gelmişti. Mahkeme ayrıca ihtarlarda istenen edimin protokole uygun olmadığını da belirtmiştir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi ise farklı düşünmüştür:

  • “2016 yılı içinde talep edilmesi hâlinde” ibaresi bir vadedir; şart olarak nitelendirilemez.
  • 2016 yılında muaccel hâle gelen alacağın sonraki yıllarda istenmesine engel yoktur.
  • İlk derece mahkemesinin kabul ettiği, edimin ortak çocuğun üniversite eğitimine ve eğitimin süreceği şehre bağlandığı yönündeki yorum, protokolde ya da duruşma beyanlarında karşılık bulmamaktadır; sözleşmede açık bir koşula dönüştürülmeyen saikin kural olarak değeri yoktur.
  • Borcun hiç ifa edilmediği ihtilaflı değildir.

Bu gerekçeyle bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını kaldırmış ve 3.000.000 ABD dolarının fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının, temerrüt tarihi olan 15.06.2019’dan itibaren yasal faiziyle tahsiline karar vermiştir. Karar, erkek eş tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.

🔗 Boşanma protokolü sıradan bir sözleşme mi?

Dairenin gerekçesindeki ilk önemli tespit, protokolün hukuki niteliğine ilişkindir. TMK 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmada hâkim, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Daire bu çerçevede şunları belirtmiştir:

  • Anlaşmalı boşanma hükmünün kesinleşmesiyle, boşanmanın fer’i niteliğinde olup olmadığına bakılmaksızın protokolde yüklenilen edimler boşanmanın ayrılmaz bir parçası hâline gelir.
  • Protokoldeki edimlerin sebebi, tarafların iradesi gereği münhasıran boşanma hükmüne bağlıdır.
  • Bu nedenle edimlerin yerine getirilmesi aşamasında çıkan uyuşmazlıklarda protokol hükümleri özel hukuk sözleşmeleri gibi yorumlanamaz.

Bu tespit, protokol hükümlerinin boşanma kararından bağımsız bir borç ilişkisi gibi ele alınamayacağını vurgulamaktadır. Boşanma protokolünün geçerliliğine farklı bir açıdan bakan bir karar, serideki boşanma protokolü ve aldatma yazısında incelenmiştir.

🧾 İfa edilmeyen edim ve TBK 112-113

Daire, borcun ifa edilmemesinin sonuçları bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun iki hükmüne dayanmıştır:

  • TBK 112: Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
  • TBK 113: Yapma borcu ifa edilmediğinde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır. Daire bu hükmü alacaklıya tanınan bir seçim imkânı olarak değerlendirmiştir.

Daire, bu hükümler ışığında protokolde bir zaman sınırlaması yapılmadığını, davacı kadının edimin ifasını birden fazla kez istediğini ve edimin yerine getirilmediğini tespit ederek, protokol hükmünün yerine getirilmemesi nedeniyle alacak talebinde bulunmakta hukuki yararın bulunduğunu kabul etmiştir. Böylece ilk derece mahkemesinin “şart gerçekleşmedi” yaklaşımı Yargıtay tarafından da benimsenmemiştir.

🏠 Neden azami tutar değil, ihtardaki en düşük bedel?

Kararın belirleyici bölümü, hükmedilecek tutara ilişkindir. Protokol, taşınmazın değeri için bir tavan öngörmüştü: “en fazla” 3.000.000 ABD doları. Bölge adliye mahkemesi ise bu tavanı doğrudan alacak tutarı olarak kabul etmişti.

Daire bu yaklaşımı doğru bulmamıştır. Kadın eş noter ihtarında iki somut taşınmaz göstermiş ve bunlardan birinin satın alınıp adına tescilini istemişti. Daireye göre hüküm kurulurken:

  • İhtarda belirtilen taşınmazlardan, ihtar tarihi itibarıyla en düşük bedelli olanın değeri dikkate alınmalı,
  • Protokolün 7. maddesinde belirtilen bedel gözetilmeli,
  • Faiz yönünden temerrüt tarihi esas alınmalıydı.

Bu şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Dairenin yaklaşımı, alacaklının ihtarla somutlaştırdığı talebin alacağın kapsamını da belirlediği fikrine dayanmaktadır: Alacaklı iki seçenekten birini istemişse, borçlunun o tarihte edimi en düşük maliyetle yerine getirebileceği seçenek ölçü alınmaktadır. Protokoldeki rakam ise ancak bir üst sınır işlevi görmektedir.

🗳️ Karşı oy: kur ifadesi yeterli bir düzeltme miydi?

Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oydaki üye, bölge adliye mahkemesinin 3.000.000 doların “fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının” tahsiline hükmetmesini hatalı bulmuştur. Karşı oya göre TBK 99 borcun ifasına ilişkin genel bir hükümdür; ilamın icraya konulması hâlinde alacaklı, fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödeme talep edebilir. Bu nedenle doğrudan 3.000.000 doların ödenmesine hükmedilmesi gerekirdi.

Karşı oy yazan üye bu yanlışlığın yeniden yargılama gerektirmediğini, kararın HMK 370/2 uyarınca ilgili bent yönünden düzeltilerek onanması gerektiğini savunmuştur. Başka bir deyişle karşı oy, tutar konusundaki çoğunluk görüşüne değil, kararın bozulmasına katılmamıştır.

İki görüş arasındaki fark, protokoldeki rakamın niteliğine ilişkin yaklaşımı yansıtmaktadır: Çoğunluk rakamı bir tavan olarak okumuş, karşı oy ise bölge adliye mahkemesinin tutar belirlemesini yalnızca para birimi ifadesi yönünden düzeltilmesi gereken bir hüküm olarak görmüştür.

📎 Karar metni: Kararın karşı oy dâhil tam metni, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve vekil adları kaynakta anonimdir.

🧭 Protokol hazırlığı açısından anlamı

Karar, anlaşmalı boşanma protokollerindeki ayni edimlerin (taşınmaz alımı, devri veya tescili) yerine getirilmemesi hâlinde ortaya çıkabilecek sorunları somut biçimde göstermektedir:

  • Tarih ifadeleri: Protokoldeki bir takvim yılı, kendiliğinden hak düşürücü bir şart sayılmamış; Daire protokolde bir zaman sınırlaması yapılmadığını belirtmiştir.
  • Saik ile koşul ayrımı: Edimin ortak çocuğun eğitimine bağlı olduğu yönündeki yorum, protokolde açık bir koşul olarak yer almadığı için istinaf aşamasında kabul görmemiştir.
  • “En fazla” ibaresi: Bir üst sınır, alacak tutarıyla aynı şey değildir; tutar, alacaklının somut talebine göre belirlenmektedir.
  • İhtarın içeriği: Noter ihtarında gösterilen taşınmazlar ve ihtar tarihi, hem tutarın hem temerrüdün belirlenmesinde esas alınmıştır.

Kararın sınırları da not edilmelidir. Bozma sonrası bölge adliye mahkemesi taşınmazların ihtar tarihindeki değerini belirleyerek yeniden hüküm kuracaktır; kesin tutar bu kararda belirlenmemiştir. Ayrıca sonuç, belirli bir protokol metnine ve dosyadaki ihtar içeriğine dayanmaktadır. Boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin farklı bir karar, serideki irat nafakanın toptan ödemeye çevrilmesi yazısında incelenmiştir.

💬 Sık sorulanlar

Protokolde yazan yıl geçtikten sonra talepte bulunulması hakkı ortadan kaldırdı mı?

Bu dosyada kaldırmamıştır. İlk derece mahkemesi talebin süresinde yapılmadığını ve şartın gerçekleşmediğini kabul etmişse de Yargıtay, protokolde bir zaman sınırlaması yapılmadığını, edimin birden fazla kez istendiğini ve yerine getirilmediğini belirterek alacak talebinde hukuki yarar bulunduğunu kabul etmiştir.

Yargıtay neden 3.000.000 dolarlık hükmü bozdu?

Protokol “en fazla” 3.000.000 ABD doları değerinde bir taşınmazdan söz ettiği için bu rakam bir üst sınırdır. Daireye göre tutar, kadın eşin noter ihtarında gösterdiği iki taşınmazdan ihtar tarihindeki en düşük bedelli olanın değeri dikkate alınarak, faiz için de temerrüt tarihi esas alınarak belirlenmelidir.

Boşanma protokolü neden özel hukuk sözleşmesi gibi yorumlanmadı?

Daireye göre anlaşmalı boşanma hükmünün kesinleşmesiyle protokoldeki edimler boşanmanın ayrılmaz bir parçası hâline gelir ve sebepleri münhasıran boşanma hükmüne bağlıdır. Bu nedenle ifa aşamasındaki uyuşmazlıklarda protokol hükümleri sıradan özel hukuk sözleşmeleri gibi yorumlanamaz.

Karşı oy hangi noktada ayrıldı?

Karşı oy, bölge adliye mahkemesinin dolar alacağını fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığı olarak hükme bağlamasını hatalı bulmuş; ancak bu hatanın HMK 370/2 uyarınca düzeltilerek onama ile giderilebileceğini, bozmaya gerek olmadığını savunmuştur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Karar Arama sisteminde yayımlanan oy çokluğuyla verilmiş bozma kararından derlenmiştir. Değerlendirme, belirli bir anlaşmalı boşanma protokolü maddesine, bu maddedeki azami değer ifadesine ve noter ihtarında gösterilen taşınmazlara dayanan somut bir dosyaya ilişkindir; protokol metni, edimin niteliği ve taraflar arasındaki yazışmalar farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu