Zayıf İbareli Markada İltibas – Yargıtay 11. HD 2026/2565

Gıda sektöründe sıkça kullanılan, ayırt edici gücü zayıf bir kelime düşünelim. Bir marka sahibi bu kelimeyi başka unsurlarla birlikte markasında yıllardır kullanmaktadır. Bir başkası ise aynı kelimeyi, yanına hiçbir ek unsur koymadan, tek başına marka olarak tescil ettirir. Zayıf bir kelimenin koruma alanının dar olduğu kabul edilir; ancak sonraki marka yalnızca o kelimeden ibaretse durum değişir mi? Üstelik itiraza dayanak yapılan önceki marka, dava sürerken yenilenmediği için koruma dışında kalmışsa bu, davanın sonucunu etkiler mi? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu iki soruyu da içeren bir marka uyuşmazlığında Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04.05.2026 tarihli ve E.2025/5576, K.2026/2565 sayılı kararıyla, ayırt ediciliği zayıf bir ibareden ibaret olan markanın benzer gıda ürünleri bakımından önceki markayla karıştırılma tehlikesi yarattığını kabul eden ve mesnet markanın sonradan yenilenmemesinin geriye etkili olmadığını belirten istinaf kararını oy birliğiyle onamıştır.
🍫 Uyuşmazlığın konusu
Davacı, birden fazla kelimeden oluşan tescilli bir markanın sahibidir. Davalı gerçek kişi, davacı markasındaki kelimelerden birini tek başına içeren bir marka başvurusu yapmıştır. Davacının bu başvuruya itirazı Kurum aşamasında nihai olarak reddedilmiş, YİDK’nın 2018-M-10918 sayılı kararı ile itiraz süreci sona ermiştir. Karar metninde markaların sözcük unsurları anonimleştirilmiştir; bu nedenle yazıda da ibare anılmamaktadır.
Davacı bunun üzerine Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde YİDK kararının iptalini ve 2017/66044 sayılı markanın hükümsüzlüğünü istemiştir. Davada iki davalı bulunmaktadır; karar metninde başvurunun davalı gerçek kişi tarafından yapıldığı, markanın ise davalı şirket adına tescilli olduğu belirtilmektedir. Dosya, ilk derece ve istinaf aşamalarından geçtikten sonra taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay’a gelmiştir.
📝 Tarafların ileri sürdükleri
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki başlıca iddiaları şunlardır:
- Dava konusu markanın esas unsuru, davacı markasındaki ibare ile benzer değil, birebir aynıdır.
- Markaların ortak olduğu ürünler değeri düşük, karıştırılması kolay emtialardır.
- Bu ibare davacının lider/seri markasıdır; tüketici dikkatini bu kelimeye yöneltecektir.
- Davacı markası tanınmıştır; bu nedenle farklı mal ve hizmetler bakımından da başvuru reddedilmelidir.
- Dava konusu marka tanımlayıcı niteliktedir ve mutlak ret nedeni kapsamındadır; başvuru kötüniyetlidir.
Davalılardan birinin vekili, Kurum aşamasında davacının itirazına karşı kullanmama savunması yapıldığını, davacı markasındaki diğer kelimenin markaları birbirinden ayırdığını, ibarenin tescil edildiği sınıflarda tanımlayıcı olmadığını ve tanınmışlık iddiasının yersiz olduğunu savunmuştur. Diğer davalının vekili de markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ve kötüniyetin ispatlanamadığını ileri sürmüştür.
📋 İlk derece mahkemesi: yalnız aynı mallar
İlk derece mahkemesi (E.2019/102, K.2021/137) sonuca iki aşamada ulaşmıştır. Ayniyet düzeyinde ilişki bulunan “şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler” bakımından markalar arasında ortalama tüketiciyi iltibasa düşürecek derecede görsel ve sesçil benzerlik bulunduğunu kabul etmiştir.
Buna karşılık kahve, kakao ve bunlara dayalı içecekler, pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar ile dondurmalar gibi yalnızca benzer olan mallar bakımından farklı düşünmüştür. Mahkemeye göre ibare gıda ürünleri yönünden ayırt edici vasfı zayıf bir işarettir ve bu mallar bakımından davacıya geniş koruma tanınması genel kullanım hakkının ihlali sonucunu doğurur. Mahkeme ayrıca şu tespitlerde bulunmuştur:
- İşaretler arasındaki benzerlik tek başına kötüniyeti göstermez; davalının markanın temel fonksiyonları dışında bir amaçla başvuru yaptığı somut delillerle ortaya konulamamıştır.
- İbarenin zayıf olması, onu 29 ve 30. sınıf mallar bakımından SMK m.5/1-c kapsamındaki mutlak ret engeline sokmaz.
- 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından da kelimenin türetilerek kullanılması ve kullanım tarzı nedeniyle mutlak ret koşulu oluşmamıştır.
Bu gerekçelerle YİDK kararı ve marka, yalnızca anılan beş mal yönünden iptal edilmiş ve hükümsüz kılınmış, fazlaya ilişkin talepler reddedilmiştir.
🔁 İstinaf: zayıf ama tek unsur
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (E.2023/1257, K.2025/1446) iki konuda ilk derece kararından ayrılmış ya da ona katkı yapmıştır.
Birincisi, mesnet markanın akıbeti. İstinaf aşamasında davacının 2010/11369 sayılı markasının hükümden düştüğü ileri sürülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi, dava konusu başvurunun yapıldığı tarihte bu markanın hüküm ifade ettiğini belirtmiş ve yenilenmeme nedeniyle hükümden düşen markanın baştan itibaren geçersiz sayılmayacağını kabul etmiştir.
İkincisi, koruma kapsamı. İçinde gıda mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinin raporunda, mesnet markanın kapsamındaki “çikolatalar, çikolata ürünleri, çikolata ve şekerle kaplanmış ürünler” ile başvuru kapsamındaki şekerleme, kahve-kakao, pastacılık ürünleri, tatlılar ve dondurmalar arasında ayniyet/benzerlik bulunduğu açıklanmıştır. Daire, ibarenin gıda ürünlerinin tamamı yönünden ayırt ediciliği zayıf olduğunu ve koruma kapsamının dar tutulacağını kabul etmiştir. Ancak dava konusu başvuru yalnızca bu ibareden oluşmakta, ayırt ediciliği sağlayacak başka hiçbir unsur içermemektedir. Bu durumda emtia benzerliği bulunan bütün mallar yönünden karıştırılma tehlikesi vardır.
Daire bu gerekçeyle davacının istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış; YİDK kararının ve markanın, 30. sınıftaki şekerlemelerden dondurmalara kadar sayılan mallar bakımından kısmen iptaline ve hükümsüzlüğüne karar vermiştir. Davalıların istinaf itirazları ile davacının diğer itirazları esastan reddedilmiştir.
🏛️ Yargıtay incelemesi
Daire, davayı iltibasa yol açacak nitelikte benzerlik iddiasına dayanan YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemi olarak nitelendirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen kararda uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığını, HMK m.369/1 ve m.371’in uygulanmasını gerektiren bir neden de olmadığını belirterek taraf vekillerinin temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararı HMK m.370/1 uyarınca onamıştır. Karar 04.05.2026 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
Onama gerekçesi kısa olduğundan kararın içtihat değeri, büyük ölçüde onanan istinaf kararının gerekçesinden kaynaklanmaktadır. Davacının tanınmışlık, kötüniyet ve farklı sınıflara ilişkin taleplerinin reddi de bu onamayla birlikte kesinleşmiştir.
📚 İlgili SMK hükümleri
- Nispi ret nedeni (SMK m.6/1): Tescil başvurusu yapılan markanın, önceki tarihli marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
- Mutlak ret nedeni (SMK m.5/1-c): Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf gibi özellikleri münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak tescil edilmez. Mahkemeler, ibarenin zayıf olmasını bu kapsamda görmemiştir.
- Hükümsüzlük (SMK m.25/1 ve 25/5): 5 veya 6. maddedeki hâllerden biri varsa mahkeme markanın hükümsüzlüğüne karar verir; hükümsüzlük hâli malların bir kısmına ilişkinse yalnız o mallar yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Bu davada hüküm de 30. sınıftaki belirli mallarla sınırlı kalmıştır.
- Koruma süresi ve yenileme (SMK m.23): Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır ve onar yıllık dönemlerle yenilenir. Bölge Adliye Mahkemesi, yenilenmeyen markanın başvuru tarihindeki korumasının geriye dönük olarak ortadan kalkmayacağını kabul etmiştir.
💡 Kararın uygulamaya yansıması
Zayıf unsur içeren markalarda koruma kapsamının dar olduğu yaygın kabul gören bir yaklaşımdır. Bu kararın onadığı istinaf gerekçesi ise bu yaklaşımın sınırını çizmektedir: Sonraki marka, zayıf ibareye kendi ayırt edici katkısını eklemeyip yalnızca o ibareden oluşuyorsa, dar koruma anlayışı karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmamaktadır. İlk derece mahkemesinin “genel kullanım hakkı” gerekçesi, başvurunun bütünüyle bu ibareden oluşması karşısında aşılmıştır.
Kararın ikinci önemli yönü zamana ilişkindir. Değerlendirmede esas alınan an, dava konusu başvurunun yapıldığı tarihtir. Mesnet markanın yargılama sürerken yenilenmemesi, o tarihte var olan hakkı sonradan yok saymaya yetmemiştir.
Seri marka ve başlangıç unsuru tartışması sitede daha önce tanınmış seri markada iltibas yazısında, mesnet markanın başka bir dosyadaki akıbetinin YİDK davasına etkisi ise mesnet markanın akıbeti yazısında ele alınmıştı. Bu karar, ayırt ediciliği zayıf tek bir kelimeden ibaret markaya ve yenilenmemenin zamansal etkisine odaklanmasıyla onlardan ayrılmaktadır.
❓ Sorular ve yanıtlar
Dava konusu marka bütünüyle sicilden silindi mi?
Hayır. Hükümsüzlük, 30. sınıfta sayılan şekerleme, çikolata, bisküvi, kraker, gofret, kahve-kakao ve bunlara dayalı içecekler, pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar ile dondurmalar bakımından kısmi olarak verilmiştir. Fazlaya ilişkin talepler reddedilmiştir.
Davacının tanınmışlık iddiası kabul edildi mi?
Kararda tanınmışlığa dayanılarak farklı mal ve hizmetler bakımından koruma tanınmamıştır. Hüküm, benzerlik ve emtia ayniyeti/benzerliği temelinde verilmiş; davacının fazlaya ilişkin temyiz itirazları da reddedilmiştir.
Başvurunun kötüniyetli olduğu sonucuna varıldı mı?
Varılmamıştır. İlk derece mahkemesi, benzerliğin tek başına kötüniyeti göstermediğini ve davalının markanın temel fonksiyonları dışında bir amaçla başvurduğunun somut delillerle ortaya konulamadığını belirtmiş; bu değerlendirme sonraki aşamalarda değiştirilmemiştir.
Bilirkişi heyetinin oluşumu neden önem taşıdı?
Malların aynı mı, benzer mi olduğu sorusu, gıda ürünlerinde teknik bilgi gerektirebilmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi, gıda mühendisinin de yer aldığı heyetin raporunda benzerliğin açıklandığını belirterek ilk derece mahkemesinin yalnız aynı mallarla sınırlı kalmasını doğru bulmamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Yargıtay kararı kısa bir onama kararı olduğundan değerlendirmeler, karar metninde aktarılan ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçelerine dayanır; tarafların kimliği ve marka ibareleri kaynakta anonimdir. İbarenin ayırt edicilik derecesi, mal ve hizmet listeleri, önceki markanın koruma durumu ve sonraki markanın ek unsurları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



