Hekimin Rücu Talebi ve Sigorta – Hakem K. 2025/284011

Bir kadın doğum hekimi, doğumda yaşanan bir bebek ölümü nedeniyle aileye manevi tazminat ödemeye mahkûm edilir. Karar kesinleşir, aile icra takibi başlatır ve hekim icra dosyasına ödeme yapmaya başlar. Hekimin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ise “sigortalının kusuru tespit edilemedi” gerekçesiyle ödemeyi reddeder. Sigorta Tahkim Komisyonuna taşınan uyuşmazlıkta iki soru öne çıkar: Mahkemenin kesinleşmiş kararıyla belirlenen sorumluluk sigortacıyı bağlar mı ve hekim, henüz ödemediği borç kısmını da sigortacıdan isteyebilir mi?
Sigorta Tahkim Komisyonu bünyesindeki hakem heyeti, 08.06.2025 tarihli ve K-2025/284011 sayılı kararıyla, hekimin icra dosyasına fiilen ödediği 477.872,10 TL‘nin sigorta kuruluşundan tahsiline, henüz ödenmemiş 241.127,90 TL‘lik kısma ilişkin talebin ise bu aşamada reddine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, Komisyonun 62. sayı Hakem Karar Dergisi’nde yayımlanmıştır.
🩺 Doğumdan icra takibine uzanan süreç
Karar metninde aktarılan olaylar, beş yıla yayılan bir yargılama zincirini gösterir:
- 15.08.2019: Başvuran hekimin dahil olduğu doğumda yaşanan komplikasyon sonucu bebek hayatını kaybeder. Hekimin zorunlu mali sorumluluk poliçesinin vadesi 08.09.2018-08.09.2019’dur.
- 06.11.2019: Bebeğin anne ve babası Antalya 4. Tüketici Mahkemesinde manevi tazminat davası açar.
- 15.06.2021: İlk derece mahkemesi davayı reddeder. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, Adli Tıp raporunun itirazları karşılamadığını belirterek kararı kaldırır ve kadın hastalıkları ve doğum alanından bir bilirkişinin de yer aldığı bir kuruldan rapor alınmasını ister.
- 26.12.2023: Yeniden yapılan yargılamada mahkeme, onam formlarında hekim imzasının bulunmaması ile hastanenin organizasyon ve koordinasyon eksiklikleri nedeniyle davalıların birlikte kusurlu olduğuna karar verir; anneye 175.000 TL, babaya 150.000 TL manevi tazminata, olay tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen hükmedilir.
- 11.09.2024: Bölge adliye mahkemesi, hekim yönünden de sorumluluk bulunduğunu açıklayarak harç yönünden düzeltme yapar ve kesin olarak karar verir.
- 04.11.2024: Aile icra takibi başlatmış, hekim sigorta kuruluşuna başvurmuş; sigorta kuruluşu kusur durumunun tespit edilemediği gerekçesiyle ödemeyi reddetmiştir.
- 03.01.2025: Hekim vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurur.
Bölge adliye mahkemesinin kesin kararında hekim bakımından şu değerlendirme aktarılmıştır: Annenin önceki doğumuna ilişkin öykü ve bebeğin başının ilerlememesi karşısında doğumun bizzat hekim tarafından takip edilmesi ve ilerleme olmadığında sezaryen yapılması gerekirken bu hususlara uyulmamıştır. Hastane yönünden ise nöbetçi çocuk hekimi ve anestezi hekimi bulunmaması, hekimin ve teknisyenin hastane aracıyla getirilmesi gibi eksiklikler kusur olarak görülmüştür.
Başvuru tarihine kadar hekim icra dosyasına 477.872,10 TL yatırmış, kalan borç başvuru dilekçesinde 242.988,54 TL, karar gerekçesinde 241.127,90 TL olarak yer almıştır. Hekim, ödenen ve ödenecek tutarın tamamının sigortacı tarafından karşılanmasını ve süreç nedeniyle manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.
🛡️ Sigorta kuruluşunun itirazları
Sigorta kuruluşunun cevabı birkaç katmandan oluşur:
- Uyuşmazlığın keşif, tanık ve kapsamlı bilirkişi incelemesi gerektirdiği, bu nedenle Komisyonun dosyadan el çekmesi gerektiği,
- Tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, olayın komplikasyon olup olmadığının Adli Tıp raporuyla belirlenmesi gerektiği,
- Sigortacının ancak sigortalının kusuru oranında sorumlu olabileceği; haksız fiilden doğan müşterek ve müteselsil sorumluluğun poliçe kapsamında sınırsız biçimde sigortacıya yüklenemeyeceği,
- Hastanenin sorumluluk sigortacısının araştırılarak davanın ona ihbar edilmesi gerektiği.
Kuruluş ayrıca teminat için hem tıbbi müdahale tarihinde hem de hekimin tazminat talebinden haberdar olduğu tarihte geçerli bir poliçe bulunması gerektiğini ileri sürmüştür. Hakem heyeti, poliçenin olay tarihini kapsadığını ve hekimin ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirdiğini kabul etmiştir.
📑 Zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası neyi kapsar?
Poliçe, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek 12. maddesine dayanır. Bu hükme göre özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre bu sıfatı taşıyanlar, tıbbi kötü uygulama sebebiyle kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.
Heyetin aktardığı Genel Şartlar A.1 maddesine göre sigorta, sözleşmeden önceki on yıllık dönemde veya sözleşme süresinde mesleki faaliyet nedeniyle verilen zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde yapılan tazminat taleplerini, bunlarla bağlantılı yargılama giderlerini, faizi ve makul giderleri poliçe limitleri dahilinde karşılar. Heyet ayrıca sigorta ettirenin yükümlülüklerini (rizikoyu derhal bildirmek, sorumluluğu gerektiren olayları on gün içinde bildirmek, dava ve kovuşturmaya ilişkin belgeleri gecikmeksizin iletmek) ve sigorta tazminatının bildirimden itibaren en geç kırk beş gün sonra muaccel olacağını düzenleyen hükümleri de karar gerekçesine almıştır.
Benzer bir meslek sorumluluk sigortası uyuşmazlığı için sitedeki avukatın mesleki hatası ve sigorta yazısına bakılabilir.
⚖️ Kesinleşmiş karar ve müteselsil sorumluluk
Kararın merkezindeki tespit kısadır: Sigorta kuruluşu “sigortalının kusuru bulunmadığı” savunmasını ileri sürse de bölge adliye mahkemesi kararıyla hekimin hükmedilen tazminattan müşterek ve müteselsil sorumluluğu kesinleşmiştir. Heyete göre sigortalının sorumluluğu kesinleşmiş mahkeme kararıyla belirlenmiş olup bu karar sigorta şirketini bağlar. Bu nedenle Adli Tıp raporu alınması ya da kusurun yeniden tartışılması talepleri karşılık bulmamıştır.
Sigortacının “yalnız sigortalının kusur payı kadar sorumluyum” savunması bakımından heyet, sigortacının sigortalının sorumluluğu ölçüsünde tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, sigortalı tazminatın tamamından sorumlu tutulmuşsa sigortacının da bu ölçüde sorumlu olacağını belirtmiştir. Karar, bu yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/3380 E., 2019/3476 K. sayılı kararından şu ifadeyi aktarmaktadır: “Müşterek ve müteselsil sorumluluk sigortacının akdi sorumluluğunu sınırlandırmaz.” Kararda ilke “m. 1478” atfıyla anılmıştır; sorumluluk sigortasının genel tanımı Türk Ticaret Kanunu’nun 1473. maddesinde, zarar görenin doğrudan dava hakkı ise 1478. maddesinde yer almaktadır.
Hekimin tıbbi sorumluluğuna ilişkin sitedeki farklı bir karar için doğumda komplikasyon mu tıbbi hata mı yazısı incelenebilir; incelenen hakem kararı ise hekimin sorumluluğunu değil, bu sorumluluğun sigorta güvencesine yansımasını konu almaktadır.
💳 Rücu hakkı ödemeyle doğar
Başvurunun reddedilen kısmı, henüz ödenmemiş icra borcudur. Heyet, rücu hakkının fiilen ödeme yapıldıktan sonra doğduğunu, henüz ödenmemiş bir bedel için sigortacıdan tazminat istenemeyeceğini belirtmiş; bu konuda Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/3978 E., 2020/2402 K. sayılı kararından “Rücu alacağı, ödeme ile doğar. Henüz ödenmeyen bir borç için rücu hakkı doğmaz.” ifadesini aktarmıştır.
Bu nedenle icra dosyasında kesinleşmiş ama ödenmemiş 241.127,90 TL’lik kısım “bu aşamada” reddedilmiştir. Heyet, tutarın ileride ödenmesi hâlinde genel hükümler uyarınca yeniden başvuru hakkının saklı olduğunu ayrıca not etmiştir. Böylece ret, hakkın özüne değil, talebin erken ileri sürülmesine dayanmaktadır.
Başvuru dilekçesinde yer alan faiz ve manevi tazminat istemleri bakımından ise heyet, rücu ödemesine ilişkin temerrüt faizi talebi bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermiştir. Süreç nedeniyle istenen manevi tazminata karar gerekçesinde ayrıca değinilmemiştir.
🧾 Hüküm ve yargılama giderleri
Hüküm fıkrası dört bentten oluşur:
- Başvurunun kısmen kabulüyle 477.872,10 TL maddi tazminatın sigorta kuruluşundan tahsiline, 241.127,90 TL talebin reddine,
- 10.785 TL başvuru ücreti ve 240 TL tebligat ücretinden oluşan 11.025 TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre 7.327,59 TL’sinin sigorta kuruluşundan alınmasına,
- Başvuran lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 75.680,82 TL vekâlet ücretine,
- Reddedilen kısım için sigorta kuruluşu lehine, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 17. fıkrası uyarınca tarifeye göre hesaplanan 38.580,46 TL’nin beşte biri olan 7.716,09 TL vekâlet ücretine.
Karar oybirliğiyle verilmiş ve bildirimden itibaren 10 gün içinde Komisyon nezdinde itiraz yolu açık tutulmuştur. Dergide bu kararın itiraz aşamasına ilişkin bir bilgi yer almamaktadır.
❓ Sık sorulan sorular
Sigortacı, mahkemenin bulduğu kusuru tahkimde yeniden tartıştırabildi mi?
Hastane ile birlikte müteselsil sorumluluk sigortacının payını azalttı mı?
Ödenmemiş icra borcu neden kabul edilmedi?
Bu sigortayı kim yaptırmakla yükümlüdür?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisi’nin 62. sayısında yayımlanan K-2025/284011 sayılı hakem kararından derlenmiştir. Hekimin, ailenin ve sigorta kuruluşunun kimliği kaynakta anonimdir; tıbbi olaya ilişkin anlatım, hakem kararında aktarılan mahkeme kararı özetleriyle sınırlıdır. Yargıtay kararlarından yapılan alıntılar hakem kararındaki aktarıma dayanır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Hakem kararları yalnızca ilgili uyuşmazlığın tarafları için sonuç doğurur; poliçe şartlarına ve olayın özelliklerine göre farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



