Ses Teknisyeninde Hizmet Tespiti – Yargıtay HGK 2026/369

Festival sezonu mayısta başlar, eylülde biter; sahne kurulur, bir iki gün sonra sökülür. İşveren tarafına göre ses ve ışık sistemi işinde yılda toplam 20-25 gün çalışılır. Davacıya göre ise on yıl boyunca, konser olsun olmasın, depoda, yolda ve sahnede her gün çalışılmıştır. Kurum kayıtlarında tek gün yoktur. Bu dosyada tartışılan, sezonluk görünen bir sektörde “tam süreli ve aralıksız” çalışmanın nasıl ispat edileceği ve mahkemenin araştırmayı ne zaman yeterli sayabileceğidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.06.2026 tarihli ve E.2025/637, K.2026/369 sayılı kararıyla, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin eksik araştırma gerekçeli bozma kararına karşı iş mahkemesinin verdiği direnme kararını usul ve yasaya uygun bulmuş, sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
🎛️ Tarafların anlattıkları
Davacı vekiline göre davalılar; konser, etkinlik ve festivallerde ses ve ışık sistemlerinin organizasyonu, taşınması, kurulması ve etkinlik boyunca çalıştırılması işini yapmaktadır. Davalılar karı-kocadır ve işyerlerini birlikte işletmektedir. Davacı, 2007 yılında bir Türkiye turnesindeki konserlerde ses teknisyeni olarak çalışmaya başladığını, daha sonra davalılara ait depo niteliğindeki iki ayrı işyerinde ses teknisyeni ve şoför olarak çalıştığını ileri sürmüştür. İş sözleşmesi sona erdikten sonra sigortasız çalıştırıldığını fark ettiğini belirterek 01.07.2007-30.08.2017 dönemi için hizmet tespiti istemiştir.
Davalılar ise farklı bir tablo çizmiştir:
- İş, yıl boyu yapılan bir iş değildir; yalnızca Mayıs-Eylül aylarında, festival ve konser düzenlendiğinde çıkmaktadır.
- Ayda bir, en fazla iki iş olmakta; çelik boru sistemleriyle sahne kurulmakta, 1-2 gün sonra toplanmaktadır. Yılda toplam 20-25 gün çalışılmaktadır.
- Davacı ile aralarında işçi-işveren ilişkisi yoktur; davacı 2009-2010 yıllarında 2-3 ay, ayda 3-4 gün meslek öğrenmek için gelmiş, 2010’dan sonra bağlantısı kalmamıştır.
Davaya fer’î müdahil olarak katılan Sosyal Güvenlik Kurumu ise kayıtlarda davacının iddia ettiği döneme ilişkin çalışma bulunmadığını ve Kurum kayıtlarının aksinin ancak eşdeğer delillerle ispatlanabileceğini savunmuştur.
📑 Özel Dairenin bozma gerekçesi
İlk derece mahkemesi, tanık beyanlarına dayanarak davacının dava konusu dönemde davalıların yanında hizmet akdine tâbi, tam süreli ve aralıksız çalıştığını tespit etmiş; 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamında zorunlu sigortalılığa ve Kurum kayıtlarına tescile hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde öne çıkan unsurlar şunlardır:
- Davacının 2007 yılında öğrenci olduğu,
- Davacının taraf olduğu bir aile mahkemesi dosyasındaki 18.12.2014 tarihli sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağında, organizasyon şirketinde çalıştığının ve aylık gelirinin belli olmadığının yazılı olduğu,
- Davalılardan birinin aynı dosyada tanık olarak davacının akrabası olduğunu ve davacının işlere yardım etmeye başladığını beyan ettiği,
- Bu nedenle 2014 yılında hizmet akdine dayalı çalışmanın belirgin olduğu; ancak tanıkların bir kısmının sürekli çalışmadan, bir kısmının ise çelişkili biçimde söz ettiği.
Daire, mahkemeden hizmetin başlangıç ve bitiş tarihlerinin somut biçimde belirlenmesini, tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesini, çalışmanın kısmi süreli mi tam süreli mi olduğunun araştırılmasını ve özellikle etkinlik, festival ve konserlerin sezonluk olduğu gözetilerek etkinlik sürelerinin belirlenmesini istemiştir.
🔁 Mahkemenin direnme gerekçesi
İş mahkemesi bozmadan sonra davacıyı dinlemiştir. Davacı, 2004-2007 yılları arasında bir mesleki eğitim merkezinde okuduğunu, alttan dersleri nedeniyle 2009’da mezun olduğunu, ancak devam ettiği dönemin davalıların yanında çalışmaya başlamasından önce olduğunu, sonraki dönemde yalnızca yılda iki kez sınava girdiğini açıklamıştır. Mahkeme bu açıklamaya göre eğitim durumunun iddia edilen çalışmaya etkisi olmadığı sonucuna varmıştır.
Mahkeme ayrıca şu gerekçelerle önceki kararında direnmiştir: Davacı bütün delillerini sunmuştur; çalışmanın niteliği gereği tüm konser ve festivallerin başlama-bitiş tarihlerinin tespiti mümkün değildir; davacının etkinlikler dışında da tam süreli ve aralıksız çalıştığı kabul edildiğinden etkinlik sürelerinin belirlenmesi uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacaktır; araştırma yapılabilecek başka kurum, kuruluş veya kişi de bulunmamaktadır.
⚖️ Hukuk Genel Kurulunun değerlendirmesi
Genel Kurul önündeki uyuşmazlık, mahkemenin yaptığı araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı, buna göre bozmada belirtilen araştırmaların yapılmasının gerekip gerekmediğidir.
Genel Kurul önce uygulanacak hukuku belirlemiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca 01.10.2008’den önceki dönem için mülga 506 sayılı Kanun, sonraki dönem için 5510 sayılı Kanun uygulanır. Mülga 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesine göre belgeleri işverence verilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde mahkemeye başvurup alacakları ilamla ispatlayabilir; 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesi de aynı doğrultudadır.
Genel Kurula göre kanundaki koşulların oluşmasıyla çalıştırılanlar kendiliğinden sigortalı sayılır; ancak sigortalılık için fiili ve gerçek çalışma şarttır. Hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesi ağır basar, ispat yükü bir tarafa yükletilemez ve çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilir. İşverenin çalışmayı kabul ya da reddi tek başına hukuki sonuç doğurmaz.
Somut olayda Genel Kurul şu tespitlere dayanmıştır:
- Davacının bildirdiği resmî ve özel kurumlara müzekkere yazılmış, Kurumdaki bilgi ve belgeler getirtilmiştir.
- Davacı tanıklarının yanında resen tespit edilen bordro ve komşu işyeri tanıkları dinlenmiştir.
- Davacı tanıkları adına yapılan hizmet bildirimleri dava dönemini tamamen kapsamadığından yalnızca onların beyanlarıyla sonuca gidilemeyeceği değerlendirilmiş; bu nedenle davalılarla aynı sektörde faaliyet gösteren bir müzik işyeri ile davalıların iş yaptığı bir turizm şirketine ait işyerinden bildirimi bulunan kişiler arasından resen tanıklar belirlenmiştir.
- Bu tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 01.07.2007-30.08.2017 arasında tam süreli ve aralıksız çalıştığının kabulü isabetlidir.
Bu nedenle direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Ancak davalıların ve Kurumun bozma nedeni dışındaki temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, dosya bu itirazların incelenmesi için Yargıtay 10. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
🔎 Hizmet tespitinde ispat ve tanık seçimi
Karar, hizmet tespiti davalarında tanıkların nasıl seçileceğine dair yerleşik ölçütleri yeniden sıralamaktadır. Genel Kurula göre mahkeme:
- İşyerinde tutulması gereken dosyalardan, Kurum belgelerinden, ücret bordrolarından ve varsa müfettiş raporlarından yararlanmalı,
- İşyerinin yöneticileri, diğer çalışanları ile komşu ve yakın işyerlerinde işyerini bilebilecek kişileri gerektiğinde kolluk aracılığıyla belirlemeli,
- Çalışmanın konusu, sürekli, kesintili veya mevsimlik olup olmadığı, başlangıç-bitiş tarihleri ve ücret hakkında beyan almalı,
- Tanıkların bilgiye nasıl ulaştığını, taraflarla ilişkilerini ve uzun yıllara ilişkin bilginin hafızada nasıl korunabildiğini irdelemeli,
- Tanıkların ilgili dönemde hangi işyerinden sigortalı bildirildiğini Kurumdan sorarak beyanlarla örtüşmesini denetlemelidir.
Davalılar temyizde, sektör tanıklarının davacıyla yalnızca bazı etkinliklerde karşılaştığını ve çalışma süresini bilemeyeceklerini ileri sürmüştür. Genel Kurul, bu tanıkların resen belirlenmiş olmasını ve beyanların bütün olarak değerlendirilmesini yeterli görmüştür. Karar, sezonluk görünen bir sektörde bile aynı sektörden ve iş ilişkisi kurulan işyerlerinden seçilen tanıkların, Kurum kaydı bulunmayan uzun bir dönemin ispatında belirleyici olabileceğine örnek oluşturmaktadır.
Benzer kısmi veya düzensiz çalışma tartışmaları için ayda 8 günlük sözleşmede hizmet tespiti ve ev hizmetlerinde haftada üç gün çalışma yazılarına bakılabilir.
📌 Hak düşürücü süre ve açık kalan konular
Kurum vekili temyizde öncelikle davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalılar ise ayrı vergi kayıtları bulunan iki kişinin aynı anda işveren kabul edilemeyeceğini, vekâlet ücreti ve Kurumun yargılama giderlerine ilişkin hükümlerin hatalı olduğunu savunmuştur.
Hukuk Genel Kurulu bu itirazları incelememiştir. Genel Kurulun önündeki konu yalnızca bozma nedeni olan araştırmanın yeterliliğidir; diğer temyiz itirazları 10. Hukuk Dairesine bırakılmıştır. Dolayısıyla kararın hak düşürücü sürenin işleyişi, davalılardan hangisinin işveren sayılacağı veya yargılama giderleri bakımından bir değerlendirme içermediğini not etmek gerekir. Hak düşürücü süre tartışmasının farklı bir görünümü için bildirim öncesi sigortasız çalışma yazısına göz atılabilir.
💡 Soru ve cevaplar
Kurum kaydı hiç olmayan bir dönem için hizmet tespiti istenebilir mi?
Sezonluk bir işte çalışma neden tam süreli kabul edildi?
Hizmet tespiti davasında ispat yükü kimdedir?
Bu karar dosyayı kesin olarak sonuçlandırdı mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer karar incelemelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından derlenmiştir. Tarafların ve tanıkların kimliği kaynakta anonimdir. Kararda ulaşılan sonuç, ilgili dosyadaki tanık beyanlarının ve resmî kayıtların değerlendirilmesine dayanır ve başka çalışma ilişkileri için genellenemez. Dosyadaki diğer temyiz itirazları Özel Dairece incelenecektir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



