Emsal Kararlarİş Hukuku

Ev Hizmetlisinde Haftada Üç Gün – Yargıtay HGK 2026/123

Bir kadın, 1987 yılının sonbaharında bir ailenin evinde temizlik, ütü ve yemek işlerine başlar. Yıllar geçer, çalışma 2013’e kadar sürer. Kendisine bir sigorta kartı verilir; ancak karttaki sicil numarası o eve değil başka bir işyerine aittir ve prim ödenmemiştir. Açılan hizmet tespiti davasında asıl tartışma, çalışmanın varlığından çok yoğunluğu üzerinde yoğunlaşır: Haftada üç gün çalışan bir ev hizmetlisi “sürekli” çalışmış sayılır mı, yoksa sigortalılığın dışında mı kalır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.02.2026 tarihli ve E.2025/178, K.2026/123 sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesinin direnme kararını genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozmuş; çalışmanın kısmi mi tam zamanlı mı olduğunun araştırılması, haftada üç gün ve üzerindeki çalışmanın sürekli çalışma sayılması gerektiğini belirtmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: Davacı, davalılara ait konutta 01.10.1987’den itibaren ev hizmetlisi olarak çalıştığını ileri sürerek hizmet tespiti istemiştir. İlk derece mahkemesi 15.10.1987-31.12.2000 dönemini kabul etmiş, 2001 sonrası için davacının “haftada üç gün çalıştım” beyanına dayanarak talebi reddetmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararı eksik araştırma nedeniyle bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu; komşu işyeri ve apartmanlarda çalışanların tanık olarak dinlenmesini, çalışmanın kısmi veya tam zamanlı olup olmadığının belirlenmesini, haftada üç gün ve üzerindeki çalışmanın sürekli kabul edilmesini ve fiili çalışmaya dayanmayan bildirimlerin iptalinin değerlendirilmesini gerekli görmüştür.

🏠 Yirmi altı yıllık çalışma iddiası ve savunmalar

Dava dilekçesine göre davacı, davalılara ait konutta 01.10.1987 tarihinde ev hizmetlisi olarak çalışmaya başlamış ve dava tarihinde çalışması devam etmektedir; en son aylık ücreti 950,00 TL’dir. Sigortasının yapılmasını istemesi üzerine kendisinden bazı belgeler alınmış ve bir sigorta kartı verilmiştir. Ancak kartta yazılı sicil numarası davalıların konutuyla ilgili değildir ve prim ödemesi yapılmamıştır. Davacı, 01.10.1987’den başlayan hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.

Davalı ev sahiplerinin vekili ise şu savunmaları ileri sürmüştür:

  • Hak düşürücü süre geçmiştir.
  • Konutun maliki davalılardan yalnızca biridir; diğeri yönünden husumet yoktur.
  • Davacı günlük ev işlerinde yardım etmiş, ancak bu hizmet süreklilik arz etmemiştir.
  • Çalışma 1995-2013 yılları arasında haftada birkaç gün, 09.00-12.30 saatleri arasında olmuştur; davacı aynı dönemde başka evlerde de gündelikçi olarak çalışmıştır.
  • Sigorta bildirimi yapılan işyerinin davalılarla ilgisi yoktur.

Sosyal Güvenlik Kurumu vekili ise tüm delillerin toplanarak karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

🔄 İki ilk derece kararı, bir kaldırma, bir bozma

Yargılamanın seyri şöyledir:

  1. 28.09.2017: İlk derece mahkemesi, davacının 15.10.1987-13.11.2013 arasında kesintisiz çalıştığının ispatlandığını kabul etmiş; ancak davacının 11.06.2015 tarihli duruşmada 2001’den sonra haftada üç gün çalıştığını söylemesi üzerine, üç günden fazla çalışmanın sigortalı sayılabileceğine ilişkin içtihatlara dayanarak 2001 sonrasını reddetmiştir.
  2. 28.02.2019: Bölge adliye mahkemesi, davaya dahil edilen bir davalı hakkında hüküm kurulmamasını ve komşu işyeri çalışanı tanıkların hizmet cetvelleri ile işyeri tescil ve vergi kayıtları getirilmeden beyanlarına dayanılmasını hatalı bularak kararı kaldırmıştır.
  3. 11.01.2022: İlk derece mahkemesi, davanın hak düşürücü süre geçmeden açıldığını, aynı apartmanda görevli çalışanın beyanı başta olmak üzere tanık anlatımlarının çalışma ilişkisini doğruladığını belirterek 15.10.1987-31.12.2000 dönemini tespit etmiş, 2001 sonrasını yine reddetmiş, sigorta bildiriminin yapıldığı işyerinin sahibi yönünden davayı husumetten reddetmiştir.
  4. 08.02.2023: Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
  5. 10.05.2023: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hem kabul hem ret kısmının eksik araştırmaya dayandığını belirterek kararı bozmuştur.
  6. İlk derece mahkemesi önceki gerekçeyi tekrar ederek bozmaya direnmiştir; direnme kararı davacı, davalı mirasçıları ve Kurum tarafından temyiz edilmiştir.
📎 Karar metni: Hukuk Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; davacı, davalılar ve tanık adları kaynakta anonimdir. Karar metnindeki bir sağlık bilgisi PDF’te genel bir ifadeyle değiştirilmiştir.

📜 Ev hizmetlerinde sigortalılık: 1977’den 2015’e

Hukuk Genel Kurulu, önce ev hizmetlerinin iş ve sosyal güvenlik mevzuatındaki yerini ortaya koymuştur. İş hukuku bakımından ev hizmetleri, hem mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesiyle hem de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendiyle kanunun uygulama alanı dışında bırakılmıştır. Sosyal güvenlik bakımından ise tablo farklıdır ve dönemlere göre değişir:

  • 506 sayılı Kanun’un ilk hâli: Ev hizmetleri kanun kapsamı dışındadır.
  • 2100 sayılı Kanun (24.11.1977’de yürürlük): 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendi değiştirilmiş, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayılmayanlar istisnasından çıkarılmıştır.
  • 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesi: Aynı yaklaşım sürdürülmüştür.
  • 6552 sayılı Kanun (01.04.2015’te yürürlük): 5510 sayılı Kanun’a ek 9. madde eklenmiş; 6. maddenin (c) bendindeki istisna, ek 9. maddenin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanları kapsayacak biçimde değiştirilmiştir.

Tespiti istenen dönem 6552 sayılı Kanun değişikliğinden önceye ait olduğundan Kurul, davacı vekilinin “ayda 10 gün” ölçütüne dayanan temyiz itirazına rağmen değerlendirmeyi “ücretle ve sürekli olarak” çalışma ölçütüne göre yapmıştır.

📅 “Sürekli çalışma” ve haftada üç gün ölçütü

Kurula göre ev hizmetlerinde sigortalı sayılmak için ücret ve süreklilik koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa ya da ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa, çalışma sigortalı çalışma olarak kabul edilemez.

Süreklilik bakımından ölçü, işin niteliği değil, ev işinde çalışanın bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Kararda yer alan ifadelerle: Haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilir; çalışma devamlı ise sürekli, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılır. Kurul, bu ilkelerin daha önce de 2014/65 ve 2022/125 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararlarında benimsendiğini belirtmiştir.

Uyuşmazlığın düğüm noktası, ilk derece mahkemesinin “haftada üç gün” beyanını bir ret gerekçesi olarak kullanmasıdır. Mahkeme, üç günden fazla çalışmanın sigortalı sayılabileceği düşüncesiyle tam üç gün çalışmayı kapsam dışında bırakmıştır. Hukuk Genel Kurulu ise tersini söylemiştir: Reddedilen dönemde davacının çalışmasının haftada üç gün ve üzerinde olduğu anlaşılırsa bu, sürekli çalışma olarak kabul edilmelidir.

Kurul, kısmi süreli çalışma kavramını da tartışmıştır. 4857 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre işçinin normal haftalık çalışma süresinin tam süreli emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi hâlinde sözleşme kısmi sürelidir. Kararda aktarıldığı üzere madde gerekçesi ve İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nin 6. maddesi, tam süreli emsal çalışmanın üçte ikisine kadar yapılan çalışmayı kısmi süreli saymaktadır. Kısmi süreli sözleşmelerde hizmet tespitine ilişkin farklı bir dosya için sitedeki ayda 8 günlük sözleşmede hizmet tespiti kararına bakılabilir.

🔎 Hukuk Genel Kurulunun istediği araştırma

Kurul, tanık anlatımlarının ve yapılan yargılamanın davacının çalışmasının kapsamını ve niteliğini ortaya koymaya yetmediğini belirtmiştir. Mahkemeden beklenen araştırma şunlardır:

  • Eve komşu işyeri ve apartmanlarda uzun yıllar oturan veya yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanların (diğer evlerde çalışanlar, komşu market ve bakkal işletenler ve çalışanlar, site güvenlik görevlileri gibi) kimlik ve adresleri tespit edilerek tanık olarak dinlenmesi,
  • Tanık beyanında adı geçen bir kişinin de dinlenmesi,
  • Kargo teslimlerinin hangi saatlerde yapıldığının araştırılması,
  • Toplanacak ve toplanmış delillerin birlikte değerlendirilerek çalışmanın kısmi mi tam zamanlı mı olduğunun belirlenmesi.

Kargo teslim saatlerinin araştırılması dikkat çekici bir ayrıntıdır: Ev içi çalışmalarda yazılı kayıt çoğu zaman bulunmadığından, çalışanın evde hangi saatlerde bulunduğunu dolaylı olarak gösterebilecek kayıtlar da delil olarak değerlendirilmektedir. Dosyada davalıların “09.00-12.30 arası, haftada birkaç gün” savunması ile davacının uzun süreli çalışma iddiası karşı karşıya durmaktadır.

⚖️ Hak düşürücü süre ve yanlış işyerinden bildirim

Hak düşürücü süre: 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesine göre aylık prim ve hizmet belgesi verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak ilamla ispatlayabilirlerse bu hizmetler dikkate alınır. Hukuk Genel Kurulu, araştırma sonunda 2001 sonrası dönemde haftada üç gün ve üzeri çalışma olmadığı anlaşılırsa, 01.01.2001’den önceki dönem bakımından dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin irdelenmesini istemiştir. Hak düşürücü sürenin bildirimle ilişkisine dair başka bir örnek için sitedeki bildirim öncesi sigortasız çalışma kararı da incelenebilir.

Başka işyerinden yapılan bildirim: Davacı adına, davalılarla ilgisi bulunmayan bir işyerinden Kuruma bildirim yapılmıştır. İlk derece mahkemesi bu işyerinin sahibi yönünden davayı husumetten reddetmiştir. Kurul ise bildirimin fiili çalışmaya dayanmadığı tespit edilirse bu işyerinden yapılan bildirimlerin iptalinin gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu gerekçelerle direnme kararı, Özel Daire bozma kararından daha geniş bir gerekçeyle HMK m.371 uyarınca bozulmuş ve dosya HMK m.373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

❓ Sık sorulan sorular

Haftada üç gün evde çalışan kişi 2015 öncesinde sigortalı sayılır mı?

Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, değişiklik öncesi dönem için haftada üç gün ve üzerindeki çalışmanın sürekli çalışma olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ücret koşulunun da gerçekleşmesi aranır.

Ay içinde 10 gün ölçütü bu dosyada neden uygulanmadı?

Bu ölçüt 6552 sayılı Kanun’la getirilmiş ve 01.04.2015’te yürürlüğe girmiştir. Tespiti istenen dönem bu tarihten önce olduğundan Kurul, 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un değişiklik öncesi 6. maddesindeki “ücretle ve sürekli” ölçütünü esas almıştır.

Ev hizmetlisi İş Kanunu’na tabi midir?

Hayır. Kararda belirtildiği üzere ev hizmetleri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesiyle kanunun uygulama alanı dışında bırakılmıştır. Ancak sosyal güvenlik mevzuatı, ücretle ve sürekli çalışan ev hizmetlilerini sigortalı saymaktadır; iki alan birbirinden bağımsız değerlendirilir.

Hukuk Genel Kurulu hizmet süresini kendisi belirledi mi?

Hayır. Kurul hangi dönemin tespit edileceğine karar vermemiş, eksik araştırma nedeniyle direnme kararını bozmuştur. Tespit edilecek süre, yeniden yapılacak yargılamada toplanacak delillere göre ilk derece mahkemesince belirlenecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi, cevap dilekçeleri ve derece mahkemelerinin gerekçelerine dayanır; davacının, davalıların ve tanıkların kimliği kaynakta anonimdir. Bozma sonrasında verilecek karar bu yazının konusu değildir. Mevzuat açıklamaları bilgi amacıyla eklenmiştir. Çalışma süresi, ücret ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu