Prim Davasında Emsal Ücret Yetmez – Yargıtay HGK 2026/347

Bordroda asgari ücrete yakın bir tutar, hesaba yatan parada da benzer bir rakam görünür; çalışan ise elden ya da farklı yollarla daha yüksek ücret aldığını, primlerinin eksik yatırıldığını ileri sürer. Böyle bir davada mahkeme, aynı meslekte çalışanların piyasadaki ortalama ücretine bakarak “gerçek ücret budur” diyebilir mi? Bir sağlık kuruluşunda radyoloji teknikeri olarak çalışan bir sigortalının açtığı dava, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu soruya verdiği cevabı içeriyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.05.2026 tarihli ve E.2025/695, K.2026/347 sayılı kararıyla, prime esas kazancın yalnızca meslek derneğinden alınan emsal ücret yazısı ve önceki yıllara ait banka ödemeleri esas alınarak belirlenemeyeceğini, HMK’nın 200. maddesindeki sınırı aşan ücret iddiasının yazılı delille ispatı gerektiğini belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
🩻 Bordro ile iddia arasındaki fark
Davacı, dava dilekçesinde iki ayrı talepte bulunmuştur. Birincisi meslek kodunun düzeltilmesidir: Fiilen tıbbi görüntüleme (radyoloji) teknikeri olarak çalıştığı hâlde Sosyal Güvenlik Kurumuna 5230 koduyla, yani gişe/banko görevlisi olarak bildirildiğini ileri sürmüştür. İkincisi ise 01.01.2017-30.06.2017 dönemi için prime esas kazancın gerçek ücret üzerinden tespitidir.
Davalılardan ilk işveren limited şirket, davacının röntgen teknikeri olarak çalıştığını kabul etmiş, ancak meslek kodundaki farklılığın kötüniyetli olmadığını, ücretin bordrolarda gösterildiği gibi net 1.543,20 TL olduğunu ve tüm ödemelerin banka yoluyla yapıldığını savunmuştur. Davaya sonradan dahil edilen ikinci işveren anonim şirket de davacının 20.04.2017-30.06.2017 tarihleri arasında bordrodaki ücretle çalıştığını belirtmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu ise tanıkla ispat sınırını aşan ücret iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
🔁 İki bozma ve bir direnme
2017 yılında açılan dava, Hukuk Genel Kuruluna gelinceye kadar şu aşamalardan geçmiştir:
- İlk derece mahkemesinin birinci kararı (02.07.2019, E.2017/164, K.2019/158): Bordro tanıkları, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneğinin 28.02.2019 tarihli yazısı ve önceki yıllara ait banka ödemeleri esas alınarak dava kabul edilmiştir. Dernek yazısına göre özel hastane, görüntüleme merkezi ve benzeri işyerlerinde çalışan radyoloji teknisyen ve teknikerlerinin ortalama net ücreti asgari ücretin 1,5 katıdır.
- Bölge adliye mahkemesi (04.11.2021, E.2021/76, K.2021/382): İstinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin birinci bozması (16.06.2022, E.2022/259, K.2022/9302): Kabul edilen dönemin bir kısmında davacının dava dışı anonim şirkette bildirildiği, bu işverenin HMK 124 kapsamında davaya dahil edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Bozmaya uyma kararı (06.12.2022, E.2022/219, K.2022/375): İkinci işveren davaya dahil edilmiş, davacının net ücretinin 2.100,00 TL olduğu yeniden tespit edilmiştir.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ikinci bozması (11.09.2023, E.2023/2593, K.2023/7946): Prime esas kazancın emsal ücret yazısı ve önceki banka ödemeleriyle belirlenmesi, HMK 200 ve 202’deki ispat kurallarına aykırı bulunmuştur.
- Direnme kararı (E.2024/19, K.2024/116): İlk derece mahkemesi önceki gerekçesini tekrarlamıştır.
Özel Dairenin ikinci bozma kararında, Kurumun bu kısım dışındaki temyiz itirazlarının yerinde görülmediği açıklanmıştır. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık meslek kodu değil, yalnızca 2017 yılının ilk altı ayına ilişkin prime esas kazancın ispat yöntemi olmuştur.
📐 Çalışma serbestçe, ücret yazılı delille ispatlanır
Hukuk Genel Kurulu, değerlendirmesine 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasıyla başlamıştır. Bu hükme göre işverence bildirilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurup çalışmalarını ilamla ispatladıklarında, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ve prim ödeme gün sayıları dikkate alınır. Kurul, hizmet tespiti davasının dilekçede açıkça yazılmasa bile özünde prime esas kazanç ve prim gün sayısının tespiti talebini de içerdiğini, mahkeme kararının işverenin vermediği bildirgelerin yerine geçtiğini vurgulamıştır.
Kurul, sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve anayasal niteliğini, bu nedenle hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve hâkimin kendiliğinden araştırma yetkisine sahip bulunduğunu kabul etmiştir. Bu davalarda iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı uygulanmaz, hâkim kesin delillerle de bağlı değildir.
Ancak Kurul, kendiliğinden araştırma ilkesinin ücretin ispatı bakımından sınırsız bir serbestlik anlamına gelmediğini açıkça belirtmiştir. Kararda yer alan ayrım şöyledir:
- Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilir.
- Ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği yoktur; HMK’nın 200. maddesinde yazılı sınırı aşan ücret iddiası yazılı delille kanıtlanmalıdır.
- Bu ilke, Kurulun 2018/126, 2019/1127, 2023/483 ve 01.10.2025 tarihli 2025/579 sayılı kararlarında da tekrarlanmıştır.
Somut olayda ilk derece mahkemesi, davacının iddia ettiği ücreti dernek yazısındaki ortalama ve uyuşmazlık döneminden önceki banka ödemeleriyle belirlemişti. Kurula göre 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi uyarınca prime esas kazanç sigortalıya yapılan ödemelerin brüt toplamıdır. Davacının iddia ettiği ücretin miktarı gözetildiğinde iddianın HMK’daki yönteme uygun biçimde ispatı gerekirken, yalnızca emsal ücret araştırmasıyla yetinilmesi eksik araştırma ve inceleme niteliğindedir.
🧾 Hangi belgeler ücreti ispatlar?
Kararda, HMK 200’deki sınırı aşan gerçek ücretin hangi belgelerle kanıtlanabileceği sayılmıştır. Bu belgelerin hukuksal geçerliliğe sahip biçimde düzenlenmiş olması koşuldur:
- İşçinin imzasını taşıyan ve aylık ücreti gösteren para makbuzları,
- Banka kayıtları,
- Ticari defter kayıtları,
- Ücret bordroları.
Tanık dinlenmesi ise iki durumda mümkündür: İddia edilen miktar yazılı delil sınırının altında kalıyorsa ya da sınır aşılsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine veya sonrasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa (HMK 202). Özel Dairenin bozma kararında ayrıca HMK 200’ün ikinci fıkrası hatırlatılarak, senetle ispatı gereken konularda karşı tarafın açık muvafakati hâlinde de tanık dinlenebileceği belirtilmiştir.
Kararın dikkat çeken yönü, “uyuşmazlık öncesi döneme ait banka ödemeleri” ile “uyuşmazlık dönemine ait yazılı delil” arasındaki ayrımdır. Önceki yıllarda belirli bir tutarın ödenmiş olması, sonraki dönemde daha yüksek ücret ödendiğini kendiliğinden göstermez; meslek derneğinin sektör ortalaması da belirli bir işçinin belirli bir işverenden aldığı ücreti ispatlayan bir belge sayılmamıştır. Hukuk Genel Kurulunun işyeri kayıtlarıyla ispat konusundaki başka bir değerlendirmesi için kâr payı priminin ispatı yazısına bakılabilir.
🗣️ Kurulda tartışılan karşı görüş
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Gerekçede aktarıldığına göre görüşmeler sırasında bazı üyeler, prime esas kazancın tespitine ilişkin davanın kamu düzenine ilişkin olduğunu ve kendiliğinden araştırma ilkesine tabi bulunduğunu, bu nedenle yazılı delille ispat kurallarıyla bağlı kalınmadan iddianın her türlü delille kanıtlanabileceğini savunmuştur. Bu görüşe göre direnme kararı, mahkemenin bu yönde tüm araştırmayı yapması gerektiği şeklindeki değişik gerekçeyle bozulmalıydı.
Kurul çoğunluğu bu görüşü benimsememiştir. Sonuç olarak Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesi doğru bulunmamış ve direnme kararı, HMK’nın 371. maddesi uyarınca Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulmuştur. Böylece dosya, ücret iddiasının HMK 200 ve 202’deki yönteme göre yeniden incelenmesi için ilk derece mahkemesine dönmüştür.
💼 Pratik sonuç: Asgari ücret ve alt sınır ilişkisi
Kararda yer alan bir açıklama, ilkenin uygulamadaki sınırını da göstermektedir. 5510 sayılı Kanun’un 82. maddesi prime esas günlük kazancın alt ve üst sınırlarını belirler; günlük kazancı alt sınırın altında kalan veya ücretsiz çalışan sigortalıların kazancı alt sınır üzerinden hesaplanır. Kurula göre günlük kazancın alt sınırı HMK 200’deki sınırı aşıyorsa, ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmaz.
Başka bir ifadeyle yazılı delil kuralı, sigortalının alt sınırın üzerinde bir ücret aldığını ileri sürdüğü durumlarda belirleyici hâle gelmektedir. Somut dosyada da tartışma, bordrodaki net 1.543,20 TL ile iddia edilen net 2.100,00 TL arasındaki fark üzerinde yoğunlaşmıştır.
Karar, 5510 sayılı Kanun’un 3. maddesindeki ücret tanımını ve 80. maddesindeki prime esas kazanç unsurlarını da hatırlatmaktadır: Hak edilen ücretler, prim, ikramiye ve benzeri istihkaklardan o ay yapılan ödemeler ile idari veya yargısal karar gereğince yapılan ödemelerin brüt toplamı esas alınır. Meslek kodunun düzeltilmesine ilişkin dava şartı tartışması için meslek kodu düzeltme davası yazısı, hizmet tespitinde farklı bir ispat sorunu için 18 yaş öncesi çalışmanın tespiti yazısı incelenebilir.
❔ Merak edilenler
Hizmet tespiti davası kamu düzenine ilişkin olduğuna göre ücret her delille ispatlanamaz mı?
Meslek derneğinin emsal ücret yazısı tek başına yeterli midir?
Ücret iddiası hangi durumlarda tanıkla ispatlanabilir?
Asgari ücret civarındaki ücretlerde bu kural nasıl işler?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Taraf kimlikleri kaynakta anonimdir. Bozma sonrasında ilk derece mahkemesinin yapacağı inceleme ve ulaşacağı sonuç bilinmemektedir; ücretin ispatı somut dosyadaki belgelere bağlıdır. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



