Kâr Payı Priminin İspatı – Yargıtay HGK 2026/263

Yazılı bir sözleşmesi olmayan, bordroda görünmeyen ve banka açıklamasında adı geçmeyen bir “kâr payı primi”, yalnızca eski çalışma arkadaşlarının anlatımıyla hüküm altına alınabilir mi? Yöneticilik kademesindeki birçok çalışan için yıl sonu primi, sözlü bir anlaşmaya ve yıllar içinde oturmuş bir alışkanlığa dayanır. İş ilişkisi sona erip uyuşmazlık mahkemeye taşındığında ise asıl soru, bu alışkanlığın nasıl kanıtlanacağıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.04.2026 tarihli ve E.2025/455, K.2026/263 sayılı kararıyla bu soruya usul hukuku açısından net bir cevap vermiştir. Kurul, işçinin dayandığı işyeri kayıtları ve bilirkişi incelemesi delilleri toplanmadan, ağırlıkla tanık anlatımına ve açıklamasız banka dekontlarına dayanılarak kâr payı alacağına hükmedilmesini yeterli bulmamış; bölge adliye mahkemesinin direnme kararını oy birliğiyle ve kesin olarak bozmuştur.
- Kâr payı iddiası ve işverenin inkârı
- Dört aşamalı yargılama: kabul, bozma, direnme
- Prim ve kâr payı hukuken ne anlama geliyor?
- Dekontlar ve tanıklar neden yetmedi?
- İşyeri kayıtları ve uzman bilirkişi heyeti
- TBK 403 ve 406: kâr payında bilgi ve ödeme süresi
- Karardan çıkan değerlendirmeler
- Sorular ve cevaplar
📌 Kâr payı iddiası ve işverenin inkârı
Davacı, 27.04.2004 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 02.07.2015 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığını, en son operasyon ve ikmal müdürü olarak net 7.090,11 TL ücret aldığını belirtmiştir. Dava dilekçesine göre taraflar 2004 yılından itibaren şu esasta anlaşmıştı:
- şirketin bir yıl içinde elde ettiği her 100.000 USD kâr için,
- bir sonraki yılın zamlı ücreti üzerinden bir aylık net ücret tutarında kâr payı ödenecek,
- bu ödeme genellikle izleyen yılın şubat, mart ve nisan aylarında üç taksit hâlinde yapılacaktı.
Davacı, kâr payı primi alacağının yanı sıra bir kısım işçilik alacaklarını da talep etmiştir. Davalı işveren ise zamanaşımı savunmasında bulunmuş; kâr payına ilişkin ne bir sözleşme ne de bir işyeri uygulaması bulunduğunu, davacının başka kaynaklardan elde ettiği gelirleri bankaya yatırıp bunları işverene mal etmeye çalıştığını savunmuştur.
⚖️ Dört aşamalı yargılama: kabul, bozma, direnme
| Aşama | Sonuç ve gerekçenin özü |
|---|---|
| İlk derece mahkemesi (08.11.2021, E.2017/762, K.2021/820) | İmzasız excel listesine, işverenden sadır olduğu belli olmadığı için itibar edilmedi. Tanık beyanlarına göre her 100.000 USD için bir aylık ücret tutarında prime hak kazanıldığı kabul edildi; bilirkişinin 2012’den itibaren hesapladığı net 597.319,89 TL’den dekontlardaki ödemeler mahsup edilerek kısmen kabul kararı verildi. |
| Bölge adliye mahkemesi (10.06.2024, E.2022/471, K.2024/1481) | Husumetli tanık beyanlarının yan olgu ve delillerle desteklenmesi hâlinde değer taşıdığı, dokuz ayrı tarihte toplam 253.800 TL ödeme yapılmasının tanık anlatımlarıyla birlikte kâr payı uygulamasını gösterdiği kabul edildi. Belirsiz alacak davası olduğu için faiz başlangıcı dava tarihi olarak düzeltildi. |
| Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (02.12.2024, E.2024/11576, K.2024/15648) | Dekontlardaki ödemelerin davalıdan gelip gelmediği ve kâr payına ilişkin olup olmadığı anlaşılamadığından, davacının dayandığı işyeri kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle bozma. |
| Bölge adliye mahkemesi direnme kararı (E.2025/141, K.2025/496) | Davacının görev tanımının prim ile çalışmayı gerektirdiği, dekontlardaki ödemelerin benzer miktarda olduğu, kârdan pay alma şeklindeki çalışmanın tanıklarla ispatlandığı ve keşfin sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle direnme. |
Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık, prim alacağının ispatı için işyeri kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekip gerekmediğidir.
🏢 Prim ve kâr payı hukuken ne anlama geliyor?
Kurul, gerekçesine primin niteliğini ortaya koyarak başlamıştır. Kararda yer alan tespitler özetle şöyledir:
- Prim, işçinin nitelik ve nicelik bakımından başarılı yaptığı işin karşılığı olarak verilen, verimi ve performansı özendirmeye yönelik ek bir ücrettir.
- Prim; iş sözleşmesine, toplu iş sözleşmesine ya da işverenin tek taraflı uygulamasına dayanabilir. Tek taraflı uygulama işyeri uygulaması hâline gelirse işçinin primi talep hakkı doğar.
- Randıman, vardiya, devamlılık, performans gibi primler asıl ücretten sayılmasa da devamlılık taşıdığında ücret eki niteliği kazanır; asıl ücretin parçası olarak da kararlaştırılabilir.
- İşçiye dağıtılan kâr ile şirket ortağına dağıtılan kâr birbirinden farklıdır. İşçi kârdan pay alsa da iş sözleşmesiyle işverene bağlıdır; bu nedenle işçinin aldığı pay gerçek anlamda ücrettir ve kâr oranı yalnızca bu ücretin miktarını belirleyen bir ölçüdür.
Bu tespit, davalının “davacının şirkette hissesi yoktur” savunmasına da dolaylı bir cevaptır: kâr payı primi ortaklıktan değil iş sözleşmesinden doğar. Ancak böyle bir anlaşmanın veya işyeri uygulamasının varlığını ispat yükü, bundan hak çıkaran işçidedir.
🗂️ Dekontlar ve tanıklar neden yetmedi?
Davacı vekili dosyaya, davacının hesabına yapılan şu ödemelere ait banka dekontlarını sunmuştu:
- 21.03.2014 tarihinde iki kez 31.500 TL, 09.04.2014 tarihinde 32.000 TL, 16.05.2014 tarihinde 16.000 TL, 20.05.2014 tarihinde 14.000 TL,
- 09.02.2015 tarihinde 32.300 TL, 03.03.2015 tarihinde 31.500 TL ve 02.04.2015 tarihinde iki kez 32.500 TL.
Ödemelerin yılın ilk aylarında yoğunlaşması, davacının “kâr payı şubat-nisan arasında taksitle ödenirdi” anlatımıyla örtüşüyor görünmektedir. Ne var ki Kurul, dekontların bir bölümünün açıklama kısmında yalnızca “hesaba tahsil … TRF Yatan” veya “TRF YTN” gibi ifadeler bulunduğunu, tutarların davalı tarafından yatırıldığına ve kâr payı ödemesi olduğuna dair bir açıklama ya da ibare bulunmadığını tespit etmiştir. Ayrıca davalı işverenin sunduğu, davacıya ve emsal işçilere ait banka kayıtlarında da prim veya temettü adı altında bir ödeme görülmemiştir.
Tanık delili bakımından da tablo karışıktır. Davacı tanıklarından ikisi davalı işverene karşı dava açmış kişilerdir; tanıklar davalı işyerinden 2010 yılı Şubat, 2010 yılı Nisan ve 2011 yılı Eylül aylarında ayrılmıştır. Davalı vekili, zamanaşımı itirazı da dikkate alındığında 2012 sonrası döneme ilişkin görgüye dayalı bir anlatım bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı tanıklarından biri davacının kâr payı alıp almadığını bilmediğini, diğeri ise kendisine ve başka bir işçiye kâr payı adı altında ödeme yapılmadığını beyan etmiştir.
Kurul, kaynağı ve niteliği belirsiz kalan dekontların tanık anlatımlarını destekleyen bağımsız bir delil işlevi göremeyeceği yaklaşımını benimsemiştir.
🧮 İşyeri kayıtları ve uzman bilirkişi heyeti
Kararın belirleyici noktası, davacının bizzat dayandığı delillerin toplanmamış olmasıdır. Davacı, alacağını ispat için işyeri kayıtları ve bilirkişi incelemesi delillerine dayanmıştı. Bunun yanında davacı vekili 05.02.2018 tarihli dilekçesinde, 2007-2009 yıllarında “prim” ve “temettü” adı altında ödeme yapıldığını gösteren excel tablosunun, çalıştığı dönemde davacıya açık olan şirket ortak bilgisayar alanından alındığını ve basit bir teknik incelemeyle bu dosyanın davalıya ait veri olduğunun ortaya çıkacağını belirterek bilirkişi incelemesi talep etmişti.
Bölge adliye mahkemesi direnme kararında, davalının prim ödemesini kabul etmediğini ve yapılacak keşfin mevcut duruma etkili olmayacağını belirtmişti. Hukuk Genel Kurulu bu değerlendirmeye katılmamış ve yapılması gerekeni açıkça tarif etmiştir:
- İşyeri kayıtları, aralarında bilgisayar, hesap uzmanı ve mali müşavirlik alanında uzman bilirkişilerin bulunduğu bir heyet tarafından incelenmelidir.
- Bu inceleme ile davalı işyerinde prim ödemesi uygulamasının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
- Oluşacak sonuca göre, gerekirse banka dekontları da yeniden değerlendirilmelidir.
Kurul, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesini doğru bulmamış, direnme kararını HMK 371 uyarınca bozmuş ve dosyayı HMK 373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine göndermiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir. Bu sonuç, işçinin alacağının reddi anlamına gelmez; uyuşmazlığın esası, işyeri kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucunda yeniden değerlendirilecektir.
📑 TBK 403 ve 406: kâr payında bilgi ve ödeme süresi
Kurul, ilgili hukuk olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesini ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 403. maddesini göstermiş, 406. maddeye de değinmiştir. Bu hükümler, kararın neden işyeri kayıtlarına yöneldiğini anlamaya yardımcı olur:
- TBK 403: İşçiye ücretle birlikte üretilenden, cirodan veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılmışsa pay, hesap dönemi sonunda yasal hükümler veya genel kabul görmüş ticari esaslara göre belirlenir. Hesaplamada uyuşulamazsa işveren, işçiye ya da birlikte belirledikleri veya hâkimin atadığı bilirkişiye bilgi vermek ve dayanak defter ve belgeleri incelemeye sunmakla; kârdan pay kararlaştırılmışsa istem üzerine yıl sonu kâr-zarar cetvelini vermekle yükümlüdür.
- TBK 406/3: Cirodan veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde pay, hesap dönemini izleyen en geç üç ay içinde belirlenerek ödenmelidir.
- İş Kanunu 32/2: Prim de dâhil olmak üzere ücret, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkak kural olarak Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan banka hesabına ödenir.
TBK 403’ün öngördüğü bilgi verme ve defterleri inceleme imkânı, kâr payının işverenin muhasebe verilerine bağlı olduğunu gösterir. Kurulun uzman bilirkişi heyetini ve işyeri kayıtlarını öne çıkarması bu çerçeveyle uyumludur.
🧩 Karardan çıkan değerlendirmeler
Karar, prim uyuşmazlıklarında ispat tartışmasının nereye odaklanacağını göstermesi bakımından dikkat çekicidir:
- İşçinin kârdan aldığı pay ücret niteliğindedir; işçinin şirkette pay sahibi olmaması alacağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
- Prim hakkı yazılı sözleşmeye bağlı değildir; işyeri uygulaması hâline gelmiş tek taraflı ödemeler de talep hakkı doğurabilir.
- Açıklamasız ve gönderen bilgisi belirsiz banka dekontları, tek başına “kâr payı ödemesi” olarak nitelendirilmemiştir.
- İşçinin dayandığı işyeri kayıtları ve bilirkişi incelemesi toplanmadan, tanık anlatımıyla yetinilmesi eksik inceleme sayılmıştır.
- İncelemeyi yapacak heyette bilgisayar uzmanı bulunması, elektronik kayıtların ve ortak bilgisayar alanından alındığı ileri sürülen dosyaların denetlenebilmesine yöneliktir.
Kararın sınırı da belirtilmelidir: Hukuk Genel Kurulu davacının kâr payı alacağının bulunup bulunmadığı konusunda esasa ilişkin bir sonuca varmamış, yalnızca bu sonuca hangi delillerle ulaşılması gerektiğini belirlemiştir. Menfaat birliği içindeki tanık beyanlarının değerlendirilmesine ilişkin fazla mesaide menfaat birliği ve tanık beyanı yazısı ile ücret artışlarında eşit davranma borcunu inceleyen performansa dayalı düşük zam yazısı bu kararla birlikte okunabilir.
❓ Sorular ve cevaplar
Hukuk Genel Kurulu işçinin kâr payı alacağını reddetti mi?
Hayır. Kurul, alacağın varlığı veya yokluğu hakkında esasa ilişkin bir karar vermemiştir. Direnme kararı, işçinin dayandığı işyeri kayıtları üzerinde uzman bilirkişi heyetiyle inceleme yapılmadan hüküm kurulduğu için bozulmuştur. Dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiş olup sonuç, yapılacak incelemeye göre belirlenecektir.
Şirkette hissesi olmayan bir yönetici kâr payı isteyebilir mi?
Kararda aktarılan ilkeye göre işçiye ücretle birlikte dağıtılan kâr, ortaklara dağıtılan kârdan farklıdır ve gerçek anlamda ücret niteliğindedir; kâr oranı yalnızca ücretin miktarını belirleyen bir ölçüdür. Bu nedenle pay sahipliği aranmaz. Belirleyici olan, böyle bir anlaşmanın veya işyeri uygulamasının varlığının ispatıdır.
Dokuz ayrı banka ödemesi neden yeterli delil sayılmadı?
Kurul, dekontların bir bölümünde yalnızca “hesaba tahsil … TRF Yatan” gibi ifadeler bulunduğunu, ödemelerin davalı tarafından yapıldığını ve kâr payına ilişkin olduğunu gösteren bir açıklama yer almadığını tespit etmiştir. Davalının sunduğu banka kayıtlarında da prim veya temettü adıyla bir ödeme görülmemiştir. Bu belirsizlik giderilmeden dekontlar tanık anlatımlarını doğrulayan bir delil olarak kabul edilmemiştir.
Kâr payının ödenme zamanı kanunda düzenlenmiş mi?
Evet. Türk Borçlar Kanunu’nun 406. maddesinin üçüncü fıkrasına göre cirodan veya kârdan pay verilmesi kararlaştırılan hâllerde pay, hesap dönemini izleyen en geç üç ay içinde belirlenerek ödenmelidir. Somut olayda davacının anlattığı şubat-nisan dönemindeki taksitli ödeme düzeni de bu zaman aralığına denk düşmektedir; ancak Kurul, uygulamanın varlığının işyeri kayıtlarıyla ortaya konulması gerektiğini vurgulamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararını bozan ilamından ve bu ilamda aktarılan ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Özel Daire gerekçelerinden derlenmiştir. Değerlendirme, yazılı sözleşme bulunmayan, açıklamasız banka ödemeleri ve husumetli tanık anlatımlarının bulunduğu somut dosyaya dayanmaktadır; işyeri kayıtlarının içeriği, sözleşme hükümleri ve ödeme biçimi farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



