Emsal KararlarForex Hukuku

İçtihat Değişince Vekâlet Ücreti – Konya BAM 6. HD 2026/327

Davasını açtığı gün yerleşik içtihada göre haklı görünen bir kişi, yargılama sürerken çıkan bir içtihadı birleştirme kararı nedeniyle davayı kaybederse karşı tarafın avukatlık ücretini de ödemek zorunda mıdır? Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenli kişileri “yüksek rant” vaadiyle yatırıma yönlendirdiği ileri sürülen Konya merkezli bir şirkete karşı açılan iade davasında bu soru gündeme geldi. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, zamanaşımı nedeniyle verilen ret kararını yerinde bulmakla birlikte, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesini hatalı saydı.

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 16.03.2026 tarihli ve E.2025/13, K.2026/327 sayılı kararıyla, yatırılan paranın iadesi davasının zamanaşımı nedeniyle reddini doğru bulmuş; ancak zamanaşımının başlangıcını belirleyen içtihadı birleştirme kararı dava açıldıktan sonra verildiğinden, davalının yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılması ve davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi gerektiğine hükmederek ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur.

Kısa özet: Davacı, davalı şirketin Avrupa’daki Türkiye kökenli kişileri yılda yüzde 15 ile 25 arasında rant vaadiyle yatırıma yönlendirdiğini ileri sürerek 29.735 DM karşılığı 15.203,26 Euro’nun iadesini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı zamanaşımından reddetmiş ve davalı lehine nispi vekâlet ücretine hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, eylemin haksız fiil niteliğinde olduğunu, 7,5 yıllık uzamış ceza zamanaşımının paranın yatırıldığı tarihten itibaren dolduğunu kabul etmiş; fakat zamanaşımının başlangıcını belirleyen 2022 tarihli içtihadı birleştirme kararı 2011’de açılan davadan sonra verildiğinden davacının karşı tarafın giderlerinden sorumlu tutulamayacağına karar vermiştir.

💶 Yatırım vaadi ve talep

Dava dilekçesinde anlatılanlara göre davalı şirketin ticari merkezi Konya’dadır ve şirket geçmişte Avrupa’da, özellikle Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli kişileri yatırım yapmaya yönlendirmiştir. Davacı tarafa göre bu tür sermaye yatırımları konusunda deneyimi bulunmayan yatırımcılar, iştirak senetlerinin yüksek miktarda rant getireceği vaadiyle ikna edilmiştir. Hisse senedi devir ve kabul sözleşmeleri imzalanırken şirket adına hareket eden kişilerin, hissedarlara yılda yüzde 15 ile 25 arasında rant ödeneceği sözünü verdiği ileri sürülmüştür.

Davacı bu güvenceye dayanarak davalıya nakit olarak 29.735 DM karşılığı 15.203 Euro ödediğini, vaat edilen hiçbir getiriyi alamadığını ve bilinçli yanıltıcı beyanlar nedeniyle zarara uğradığını belirtmiştir. Talep, şimdilik 15.203,26 Euro ana para ile 02.05.2000 tarihinden işleyecek faizin davalıdan tahsilidir. Dava 22.09.2011 tarihinde açılmıştır.

🛡️ Davalının savunması

Davalı şirket vekili; tacir olan şirkete karşı davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek iş bölümü itirazında bulunmuş, taraflar arasında davacıyı borç altına sokacak bir hukuki işlem bulunmadığını, iddiaların geçerli yazılı delile dayanmadığını savunmuştur. Davalıya göre hisse senetleri karşılığında para istenmesi kanuna aykırıdır, kâr payı alınamadığı iddiası gerçeğe aykırıdır, yabancı paranın aynen ödenmesi konusunda bir anlaşma yoktur ve faiz istenemez. Davalı, öncelikle görevsizlik, aksi hâlde hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddini istemiştir.

📄 İlk derece mahkemesinin hükmü

Konya Asliye Ticaret Mahkemesi 15.10.2024 tarihli kararında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.06.2024 tarihli ve 2024/3275 E., 2024/5065 K. sayılı ilamını uzun alıntıyla aktarmıştır. Alıntılanan kararda, 1990’lı yıllarda yurt dışında yerleşik küçük yatırımcıların yüksek kâr vaat eden şirketlere yoğun para aktardığı, yeni para girişinin durmasıyla kâr payı dağıtılamadığı, Dairenin bir dönem para verenlerle şirket arasında ortaklık ilişkisi kurulmadığını ve yatırımcıların haksız fiil hükümlerine göre paralarını geri alabileceğini kabul ettiği anlatılmaktadır. Aynı alıntıda 7194 sayılı Kanun’un 41. maddesiyle getirilen düzenleme ve bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptali de özetlenmiştir.

Mahkeme bu çerçevede, SPK’ya sunulan CD kayıtlarına göre davacının şirkete en son 28.05.1998 tarihinde para yatırdığını, davanın ise 22.09.2011’de açıldığını tespit etmiş; davalının eyleminin haksız fiil olduğunu ve uzamış ceza zamanaşımı süresinin geçtiğini kabul ederek davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Davalı lehine de karar tarihindeki tarifeye göre nispi vekâlet ücretine hükmetmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ön inceleme duruşmasının yapılmadığını ve uyuşmazlığın tespit edilmediğini, görevli mahkemeye gönderme talebine rağmen dosyanın uzun süre sonra gönderildiğini, davayı o tarihte kaybetseydi ödeyeceği vekâlet ücreti ile yeni tarifeye göre ödeyeceği ücretin aynı olmadığını, yalnızca davalının sunduğu belgelere göre karar verildiğini ileri sürmüştür.

⏳ Dairenin zamanaşımı değerlendirmesi

Bölge Adliye Mahkemesi, davalının zamanaşımı definde süresinde bulunduğunu ve bu konuda davacı lehine usuli kazanılmış bir hak oluşmadığını tespit etmiştir. Daireye göre:

  • Davalının eylemi haksız fiil niteliğindedir ve haksız fiilin işlendiği tarihin belirlenmesi önem taşır.
  • Haksız fiil tarihi ile dava tarihi gözetildiğinde zamanaşımı defi 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre değerlendirilmelidir.
  • 818 sayılı Kanun’da genel zamanaşımı 10 yıldır; 765 sayılı Kanun’un 102/4 ve 104/2 maddelerine göre eyleme uyan ceza zamanaşımı 5 yıl, uzamış zamanaşımı 7,5 yıldır.
  • Dosyadaki ortaklık durum belgesine göre davacı en geç 02.05.2000 tarihinde para yatırmıştır; bu tarih haksız fiil tarihi olarak kabul edilmelidir.
  • Dava 22.09.2011’de, yani 7,5 yıllık süre geçtikten sonra açıldığından zamanaşımı nedeniyle ret kararında isabetsizlik yoktur.

Bu yönüyle Daire, ilk derece mahkemesiyle aynı sonuca ulaşmıştır. Yatırılan paranın iadesi talebi esas bakımından karşılık bulmamıştır.

📎 Karar metni: Bölge adliye mahkemesi kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan anonimleştirilmiş hâliyle derlenmiştir; kaynak metinde esas ve karar numaraları maskelenmiş olduğundan künye resmî karar dizini kaydından alınmış, ilk derece kararındaki alıntıda geçen bireysel başvurucu adı çıkarılmıştır.

⚖️ İçtihat değişikliği ve yargılama giderleri

Kararın belirleyici kısmı yargılama giderlerine ilişkindir. Daire, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2023 tarihli ve 2022/11-658 E., 2023/750 K. sayılı kararından şu ilkeyi aktarmıştır: Dava açıldığı andaki mevzuata göre davasında veya savunmasında haklı olan taraf, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı nedeniyle davada haksız çıkmış sayılamaz. Bir kimseye karşı tarafın giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermesidir. Dava açıldığı anda haklı olan taraf, yargılama sırasındaki mevzuat değişikliği yüzünden haksız çıkmış sayılmayacağından giderlerden sorumlu tutulamaz. Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı 18.11.2009 tarihli ve 2009/18-421 E., 2009/526 K. sayılı kararında da benimsemiştir.

Somut olayda Daire, yargılama sürerken Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K. sayılı kararıyla haksız fiilin işlendiği tarihin paranın alındığı tarih olduğunun ve zamanaşımının bu tarihten başlayacağının kararlaştırıldığını tespit etmiştir. Dava 2011 yılında, bu içtihadı birleştirme kararından yaklaşık on bir yıl önce açılmıştır. Dolayısıyla davalının yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılması ve davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi gerekirken davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

🔁 Yeniden kurulan hüküm

Daire, davacının bu yöndeki istinaf talebini kabul ederek ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurmuştur:

KonuYeni hüküm
EsasDavanın zamanaşımı nedeniyle reddi
Karar ve ilam harcı732,00 TL harçtan peşin alınan 558,40 TL mahsup edilerek bakiye 173,60 TL davacıdan tahsil edilecek
Davacının giderleriDavacı üzerinde bırakıldı
Davalı lehine vekâlet ücretiTakdirine yer olmadığı
İstinaf harçları427,60 TL istinaf karar harcının talep hâlinde davacıya iadesi; 1.169,40 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesi

Karar 16.03.2026 tarihinde oybirliğiyle verilmiş, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık bırakılmıştır.

🔍 Kararın taşıdığı anlam

Yurt dışında toplanan paraların iadesine ilişkin davalar, on yılı aşan sürelerde ve birden fazla kanun ile içtihat değişikliği arasında görülmüştür. Bu karar, davanın esastan kaybedilmesi ile yargılama giderlerinden sorumluluğun her zaman aynı sonucu doğurmadığını göstermektedir. Gider sorumluluğunun ölçütü, dava açıldığı andaki hukuki duruma göre tarafın haklı olup olmadığıdır; sonradan çıkan bir içtihadı birleştirme kararı bu değerlendirmeyi geriye dönük olarak değiştirmemektedir.

Öte yandan karar, zamanaşımı savunmasının dürüstlük kuralı çerçevesinde tartışılmasına ilişkin bir değerlendirme içermemektedir; davacının istinaf sebepleri arasında da böyle bir itiraz aktarılmamıştır. Anayasa Mahkemesi başka bir dosyada, dürüstlük kuralına aykırılık iddiası tartışılmadan verilen zamanaşımı reddini mahkemeye erişim hakkı yönünden ihlal saymıştır. Bu yaklaşım için holdinge yatırılan parada zamanaşımı yazısına bakılabilir.

💬 Okuyucu soruları

Davacı neden haklı bulunmadığı hâlde vekâlet ücretinden kurtuldu?

Daireye göre dava açıldığı tarihte yürürlükte olan hukuki duruma göre davacı haklı konumdaydı. Zamanaşımının başlangıcını paranın alındığı tarih olarak belirleyen içtihadı birleştirme kararı 2022’de verildiğinden, davacı karşı tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş sayılmamıştır.

Zamanaşımı süresi nasıl hesaplandı?

Daire, eylemi haksız fiil kabul ederek 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerini uygulamıştır. Eyleme uyan ceza zamanaşımı 5 yıl, uzamış zamanaşımı 7,5 yıl olarak belirlenmiş, süre paranın en geç yatırıldığı 02.05.2000 tarihinden başlatılmıştır.

Davacı kendi yaptığı masrafları geri alabildi mi?

Hayır. Davacının yaptığı yargılama giderleri kendi üzerinde bırakılmıştır. Karar yalnızca davalının giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmemesini sağlamıştır; istinaf aşamasındaki başvuru harcı ise davalıdan alınarak davacıya verilmiştir.

Bu ilke yalnızca içtihadı birleştirme kararları için mi geçerli?

Dairenin aktardığı Hukuk Genel Kurulu kararında ilke, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü ile yeni bir içtihadı birleştirme kararını birlikte kapsayacak şekilde ifade edilmiştir. Somut olayda uygulanan ise 2022 tarihli içtihadı birleştirme kararıdır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan anonimleştirilmiş kararından derlenmiştir. Değerlendirme, yüksek getiri vaadiyle şirkete para yatırdığını ileri süren bir kişinin 2011’de açtığı iade davasında zamanaşımı ve yargılama giderlerine ilişkindir; karar temyiz edilebilir niteliktedir ve farklı yatırım tarihleri, dava tarihleri veya Anayasa Mahkemesi kararı sonrası yeniden yargılama içeren dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu