Kiralanan Antrepoda Sel Zararı – Yargıtay 3. HD 2026/4217

On üç Ekim 2007 günü bir organize sanayi bölgesindeki antrepoyu su basıyor. İçeride kiracı şirkete ait mallar, üçüncü kişilere ait tekstil emtiası ve klimalar bulunuyor. Kiracı iki ayrı dava açıyor: biri binanın maliklerine, diğeri işyeri için poliçe düzenleyen sigorta şirketine. Dosya, iki bozma kararı ve bir karar düzeltme aşamasıyla birlikte yaklaşık on dokuz yıl sonra Yargıtay’da son noktaya ulaşıyor. Kararın öne çıkan soruları şunlardır: Olağanüstü yağış, bina maliklerinin sorumluluğunu ortadan kaldırır mı; yapı malikinin sorumluluğuna dayanan tazminat döviz olarak istenebilir mi; dövizli bir sigorta poliçesinde hangi günün kuru esas alınır?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 30.06.2026 tarihli ve E.2026/2792, K.2026/4217 sayılı kararıyla, Dairenin 04.11.2025 tarihli bozma kararına karşı davacı kiracı ile davalı bina maliklerinin karar düzeltme taleplerini oy birliğiyle reddetmiştir. Böylece kusurun paylaştırılmasına, tazminatın Türk lirası olarak belirlenmesine ve poliçedeki döviz kuru tarihine ilişkin bozma gerekçeleri kesinleşmiştir.
🌧️ Antrepoda ne oldu?
Karar metnine göre davacı şirket, bir organize sanayi bölgesinde yer alan antreponun kiracısıdır. 13.10.2007 tarihinde meydana gelen sel baskınında antrepoda bulunan üçüncü kişilere ait tekstil emtiası ve klimalar ile davacının kendisine ait bazı mallar hasar görmüştür. Davacı, zararın bir kısmını İngiliz sterlini, ABD doları ve Euro cinsinden hesaplamış, asıl davada 2.000 GBP, 221.273,20 USD, 26.754 Euro ve 9.280,70 TL’nin zarar tarihinden itibaren faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalılara göre olay, Meteoroloji Genel Müdürlüğünce “100 yıldan fazla tekerrür eden meteorolojik karakterli doğal afet” olarak nitelendirilen olağanüstü bir yağıştan kaynaklanmıştır.
⚖️ Bina maliklerine ve sigortacıya karşı iki dava
Yargılama, birbirine bağlı iki dava üzerinden yürümüştür:
- Asıl dava: Kiracı, bina maliklerine ve bir başka davalıya karşı, zarardan müteselsilen sorumlu oldukları iddiasıyla tazminat istemiştir. Bina malikleri zarara neden olan olayla ilgilerinin bulunmadığını savunmuş; diğer davalı ise OSB’nin altyapı tesislerinin kendisine devredilmediğini ileri sürmüştür.
- Birleşen dava: Kiracı, işyeri için düzenlettirdiği sinai-ticari yangın sigorta poliçesine dayanarak sigorta şirketine başvurmuş, poliçenin iptal edildiği gerekçesiyle ödeme yapılmamıştır. Sigortacı, 16.08.2007 tarihli poliçeyle su basması ve sel hasarlarının da teminata alındığını, ancak sonrasında yaşanan iki hasar üzerine 02.10.2007 tarihli zeyilnameyle su baskını hasarlarını teminat dışına çıkardığını savunmuştur. Davacı ise poliçenin tek taraflı olarak iptal edilemeyeceğini ileri sürmüş ve talebini ıslahla 2.000 GBP, 208.218,20 USD, 26.754 Euro ve 9.280,70 TL’ye artırmıştır.
Sel baskını sonrasında kira ilişkisinde ortaya çıkan zararlara ilişkin farklı bir örnek için kiracının yangınında kira kaybı yazısına bakılabilir.
🧭 On dokuz yıllık yargılama: iki bozma ve karar düzeltme
Dosyanın aşamaları, kararın neden yalnızca birkaç sorun üzerinde yoğunlaştığını açıklar:
- İlk hüküm (26.02.2020): Asıl davada bir davalı yönünden dava reddedilmiş, bina malikleri aleyhine 33.096,40 USD ve 1.856,14 TL’ye hükmedilmiştir. Birleşen davada 205.029,35 TL’nin 01.02.2008 tarihinden itibaren avans faiziyle sigortacıdan tahsiline, yargılama sırasında ödenen 75.000,00 TL geçici ödemenin mahsubuna ve tahsilde tekerrür olmamasına karar verilmiştir.
- Birinci bozma (02.11.2021): Daire, birleşen davada sigortacının tüm, davacının ise sair temyiz itirazlarını reddetmiştir. Asıl davada ise kusur raporunun yetersiz olduğunu, bina maliklerinin sorumluluğunun %50 olduğu belirtilmesine rağmen bakiye kusurun değerlendirilmediğini ve yapı malikinin sorumluluğuna dayalı davada tazminatın dolar yerine Türk lirası olarak belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Birleşen davada da poliçedeki döviz düzenlemesi üzerinde durulmadığı gerekçesiyle bozma yapılmıştır.
- Bozma sonrası hüküm: Mahkeme, bina maliklerini %50, davacıyı %25, dava dışı OSB’yi %25 kusurlu kabul etmiş; bina malikleri aleyhine 40.817,22 TL’nin 13.10.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle, sigortacı aleyhine 122.611,06 Euro’nun 01.02.2008 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesine göre işleyecek faiziyle tahsiline karar vermiştir. 75.000,00 TL geçici ödeme, ödeme tarihindeki karşılığı olan 19.099,52 Euro olarak mahsup edilmiştir.
- İkinci bozma (04.11.2025, E.2025/1303, K.2025/5227): Daire, asıl davada davalılar lehine Tarifenin 13/3 ve 13/4 maddelerine aykırı olarak fazla vekâlet ücretine hükmedildiğini, birleşen davada ise sigortacının ödeme yükümlülüğünün doğduğu temerrüt tarihindeki Euro alış kuru esas alınarak hasar bedeline hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
- Karar düzeltme (30.06.2026): Davacı ile bina malikleri bu bozmaya karşı karar düzeltme yoluna gitmiş, talepler reddedilmiştir.
🏗️ Doğal afet savunması ve kusurun paylaştırılması
Bina malikleri karar düzeltme dilekçesinde kapsamlı bir savunma ileri sürmüştür. Bu savunmaya göre dosyadaki çok sayıda bilirkişi raporu ve bir üniversitenin öğretim üyelerince hazırlanan teknik raporlar, binanın yapımında bozukluk veya bakım eksikliği bulunmadığını, drenaj sisteminin yeterli olduğunu, hasarın bina içi drenajdan değil dış kaynaklı ve altyapı yetersizliğinden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Davalılar, mücbir sebep niteliğindeki doğal afetin illiyet bağını kestiğini, kusur oranlarının hangi objektif ölçütlere göre belirlendiğinin gösterilmediğini ve maliklerin sorumluluğunun OSB’nin iki katı kabul edilmesinin dayanaksız olduğunu ileri sürmüştür.
Daire bu itirazları kabul etmemiştir. Gerekçede, uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslara göre inceleme ve araştırma yapıldığı ve kusur durumunu belirlemeye yönelik bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu vurgulanmıştır.
Hukuki çerçeve açısından Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesi, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikinin bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler; maddenin son fıkrası sorumluların kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkını saklı tutar. Dosyada sonuç olarak zarar, üç ayrı halka arasında paylaştırılmıştır:
- Bina malikleri: %50,
- Davacı kiracı: %25,
- Dava dışı OSB: %25.
Olağanüstü yağış iddiası bu dosyada sorumluluğu ortadan kaldırmamış, kiracı da zararın bir bölümüne katlanmıştır.
💱 Döviz mi Türk lirası mı? İki ayrı rejim
Kararın belki de en öğretici yönü, aynı sel olayından doğan iki talebin para birimi bakımından farklı kurallara bağlanmasıdır.
Bina malikleri yönünden: Birinci bozma ilamında, TBK 69’da düzenlenen yapı malikinin sorumluluğuna dayanan davada hükmedilen tazminatın dayanağının bir sözleşme ilişkisi olmadığı, bu nedenle tazminatın dolar cinsinden tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Bozma sonrası hüküm bu doğrultuda Türk lirası olarak kurulmuştur.
Sigortacı yönünden: Poliçede “işbu poliçe EUR karşılığı YTL olarak düzenlenmiştir. İşbu poliçe kapsamına dahil rizikonun gerçekleşmesi durumunda tazminat, hasar ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden ödenecektir” düzenlemesi yer almaktadır. Mahkeme alacağı 122.611,06 Euro olarak hüküm altına almış; Daire ise ikinci bozmada sigortacının ödeme yükümlülüğünün doğduğu temerrüt tarihindeki Euro alış kuru esas alınarak hasar bedeline hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davacı bu noktada, poliçedeki “hasar ödeme tarihi” ifadesinin fiilî ödeme tarihi olarak anlaşılması gerektiğini, temerrüt tarihinin esas alınmasının tarafların sözleşme iradesine, TBK 99’a ve sigortalı lehine yorum ilkesine aykırı olduğunu, ayrıca önceki bozma kararıyla oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiğini ileri sürmüştür. TBK 99, ülke parası dışında bir para birimiyle belirlenmiş borcun ödeme gününde ödenmemesi hâlinde alacaklının alacağın aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ödenmesini isteyebileceğini düzenlemektedir. Daire, bu itirazları karar düzeltme sebebi olarak yeterli görmemiştir.
🔒 Bozma dışında kalan yönler yeniden tartışılamaz
Kararın usul yönü de dosyanın akışını belirlemiştir. Bozma sonrası yargılamada davacı, zarar tutarına ilişkin bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve yeniden hesap istemiştir. Mahkeme, birinci bozma ilamında davacının sair temyiz itirazlarının reddedildiğini, bu nedenle zarar hesabının yeniden yapılamayacağını kabul etmiştir.
Daire de karar düzeltme incelemesinde aynı ilkeye dayanmıştır: bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesi artık mümkün değildir. Ayrıca birleşen davaya yönelik vekâlet ücreti itirazlarının bozma kararında incelenmeksizin bırakıldığı belirtilmiştir; bu kısım, bozma sonrası verilecek yeni hükümle birlikte değerlendirilecek niteliktedir.
Karar düzeltme talebinin reddiyle dosyada şu tablo ortaya çıkmıştır:
- Kusur oranları ve zarar tutarı tartışması kesinleşmiştir.
- Bina malikleri yönünden tazminatın Türk lirası olarak belirlenmesi esası korunmuştur.
- Sigorta alacağının Türk lirasına çevrilmesinde temerrüt tarihindeki Euro alış kuru esas alınacaktır.
- Asıl davada fazla vekâlet ücreti hatası düzeltilecektir.
🙋 Sık sorulanlar
Olağanüstü yağış, bina maliklerinin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırdı mı?
Kiracı, bina maliklerinden zararını döviz olarak isteyebildi mi?
Dövizli sigorta poliçesinde hangi tarihin kuru esas alındı?
Bozma sonrası zarar tutarı yeniden hesaplatılabildi mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar düzeltme kararından ve kararda aktarılan önceki aşamalardan derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Karar, bozma kararına karşı karar düzeltme taleplerinin reddine ilişkin olup bozma sonrası ilk derece mahkemesinin vereceği yeni hükmün içeriği bilinmemektedir. Kusur oranları ve kur tarihine ilişkin sonuçlar somut dosyadaki rapor ve poliçe hükümlerine dayanmaktadır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



