Bilişim ve KVKK HukukuEmsal Kararlar

Yalnız Kınama Kararı İstenemez – Yargıtay 4. HD 2026/7359

Sosyal medyada hakarete uğrayan bir kişi, paylaşımı yapan hakkında ceza davası açılmasını sağlar ve fail kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüyle cezalandırılır. Ardından hukuk mahkemesine başvurur, ancak para istemez: Yalnızca paylaşımın bir mahkeme kararıyla kınanmasını talep eder. Bu talep, ilk bakışta tazminattan daha ölçülü ve daha az iddialı görünür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise meseleyi Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinin yapısı üzerinden değerlendirerek farklı bir sonuca ulaşmıştır. Kararın sorusu kısadır: Kişilik hakkı zedelenen kişi, manevi tazminat istemeden doğrudan “saldırıyı kınayan bir karar” verilmesini isteyebilir mi?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 16.06.2026 tarihli ve E.2024/11936, K.2026/7359 sayılı kararıyla, manevi tazminat talep edilmeksizin yalnızca kınama kararı verilmesi istenemeyeceğini belirterek, haksız eylemin kınanmasına hükmeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Davacı, sosyal paylaşım sitesindeki hakaret içerikli paylaşım nedeniyle davalının ceza mahkemesince cezalandırıldığını ve hükmün kesinleştiğini belirterek yalnızca kınama kararı verilmesini istemiştir. Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ise istinaf başvurusunu kabul ederek haksız eylemin kınanmasına karar vermiştir. Yargıtay, TBK 58/2’deki kınama kararının hâkimin takdirine bırakılmış bir giderim biçimi olduğunu, manevi tazminat istenmeden salt kınama talep edilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.

📱 Paylaşım, ceza davası ve hukuk davası

Karar metnine göre davalı, bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden davacıya yönelik hakaret içeren bir paylaşımda bulunmuştur. Davacı tarafın suç duyurusu üzerine açılan ceza davasında Kars 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 2022/898 Esas, 2022/808 Karar sayılı dosyada davalının cezalandırılmasına karar vermiş ve hüküm kesinleşmiştir.

Davacı, bu kesinleşmiş ceza kararına dayanarak hukuk mahkemesinde dava açmış; ancak dava dilekçesinde herhangi bir para talebinde bulunmamış, yalnızca kınama kararı verilmesini istemiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir.

Dosyanın ilginç yönü, uyuşmazlığın hakaretin varlığı üzerinde değil, talebin biçimi üzerinde düğümlenmesidir. Paylaşımın hukuka aykırılığı ceza yargılamasında ortaya konmuş, istinaf mahkemesi de ifadelerin değer yargısı veya eleştiri sayılamayacağını kabul etmiştir. Tartışma, kişilik hakkı ihlal edilen kişinin hangi hukuki imkânı tek başına isteyebileceği noktasına taşınmıştır.

🔀 İlk derece ile istinafın iki farklı bakışı

Derece mahkemeleri aynı talebi birbirine zıt biçimde değerlendirmiştir:

  • Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (2023/39 E., 2023/157 K.): Davacının manevi zararını para olarak belirleyerek diğer giderim şekillerini hâkimin takdirine bırakması gerektiğini, sadece kınama talep etmesinde hukuki yarar bulunmadığını belirterek davayı reddetmiştir.
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (2023/1859 E., 2024/1388 K.): Talebin tazminat davası niteliğinde olduğunu, manevi tazminat koşullarının oluştuğunu ve paylaşımdaki ifadelerin bütün olarak hakaret teşkil ettiğini kabul etmiştir. Davacının para yerine, tazminata göre daha hafif bir yaptırım olarak kınama istediğini; olay üzerinden geçen süre, olayın oluşu, davacının paylaşımının yarattığı haksız tahrik, TBK 58/2’deki ölçüler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumu gözetildiğinde kınama kararının hakkaniyete uygun olduğunu belirterek davayı kabul etmiş ve haksız eylemin kınanmasına hükmetmiştir.

İstinaf kararı, davacının daha az şey istediği bir talebin kabul edilmesi gerektiği düşüncesine dayanıyordu. Davalı bu karara karşı temyiz yoluna gitmiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.06.2026 tarihli, E.2024/11936, K.2026/7359 sayılı kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

📚 TMK 24-25 ve TBK 58: iki katmanlı koruma

Daire, uyuşmazlığı çözmeden önce kişilik hakkının korunmasına ilişkin hükümleri sırasıyla aktarmıştır. Bu hükümler iki katmanlı bir yapı oluşturur:

Genel katman — Türk Medeni Kanunu: TMK 24’e göre hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir; rıza, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması ile haklı kılınmadıkça her saldırı hukuka aykırıdır. TMK 25 ise davacıya saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteme; bunlarla birlikte düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesini ya da yayımlanmasını talep etme imkânı tanır. Maddi ve manevi tazminat istemleri saklı tutulmuştur.

Özel katman — Türk Borçlar Kanunu: TBK 58’in birinci fıkrasına göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. İkinci fıkra ise şöyledir: “Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”

Daireye göre kanun koyucu, genel ilkeleri TMK 24-25 ve TBK 58/1’de koyduktan sonra, saldırının kınanmasına karar verilebilmesi konusunda TBK 58/2 ile özel bir düzenleme getirmiştir. TBK’nın TMK’dan sonra yürürlüğe girdiği de gözetildiğinde, kınama kararı bakımından uygulanacak kural bu özel hükümdür.

🧑‍⚖️ Kınama neden davacının elinde değil?

Kararın can alıcı cümlesi, TBK 58/2’nin öznesiyle ilgilidir. Fıkrada kınama kararı veren, “hâkim”dir; kınama, manevi tazminatın yerine ya da ona ek olarak hâkimin kararlaştırabileceği bir giderim biçimidir. Daire bu yapıdan şu sonucu çıkarmıştır:

  • Kınama kararı, hâkimin takdirine bırakılmış bir giderim biçimidir.
  • Davacı, manevi tazminat olarak bir miktar para talep etmeksizin salt kınama kararı verilmesini isterse, hâkimin bu takdir hakkını elinden almış olur.
  • Genel ilkeleri belirleyen TMK hükümleri, TBK 58’deki münhasır düzenlemenin yerine geçirilemez.
  • Bu nedenle kişilik haklarına haksız saldırı iddiasıyla açılan davada manevi tazminat talep edilmeksizin, salt kınama kararı verilmesi talep edilemez.

Daire, bu açıklamalar ışığında davacının kınama talebinin reddi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin kabulüne karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur. Dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.

Aynı çizgi Dairenin başka bir kararında da görülmektedir: Daire, aynı tarihli E.2024/10107, K.2026/7356 sayılı kararında da manevi tazminat talebinde bulunulmadan doğrudan hâkimin takdirine bırakılan kınama talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını belirterek o dosyadaki kararı bu yönüyle usul ve kanuna uygun bulmuştur. İki karar birlikte okunduğunda, Dairenin bu konuda yerleşik bir yaklaşım benimsediği anlaşılmaktadır.

🧭 Karardan çıkan sonuçlar

Karar, kişilik hakkı davalarında taleplerin hangi hukuki dayanağa oturduğunun ayrıştırılmasının önemini göstermektedir:

  • Para talebi çekirdektir: TBK 58 kapsamındaki giderimin çekirdeğini manevi tazminat oluşturur; kınama ve yayımlama, hâkimin bu talebe bağlı olarak başvurabileceği tamamlayıcı ya da ikame yollardır.
  • Kesinleşmiş ceza kararı tek başına yetmez: Hakaretin ceza yargılamasında sabit olması, hukuk davasında talebin kanuna uygun biçimde kurulması gerekliliğini ortadan kaldırmamıştır.
  • “Daha az isteme” mantığı kabul görmemiştir: İstinaf mahkemesinin kınamayı tazminattan daha hafif bir yaptırım olarak görmesi, Daire tarafından hâkimin takdir yetkisinin davacıya devri olarak değerlendirilmiştir.
  • TMK 25’teki imkânlar ayrıdır: Kararda aktarılan TMK 25, saldırının önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığının tespiti ile kararın yayımlanması gibi ayrı korunma imkânları öngörmektedir. Daire, kınama kararının bu genel hükümler üzerinden değil, TBK 58/2’deki özel düzenleme üzerinden değerlendirileceğini vurgulamıştır.

Kişilik hakkı ihlallerinin internet ortamındaki farklı görünümleri için Dairenin unutulma hakkı ve manevi tazminat kararına ilişkin yazı da incelenebilir; o dosyada da talep, manevi tazminat ile birlikte değerlendirilmiştir.

❔ Kararla ilgili sorular

Davada hakaretin varlığı tartışmalı mıydı?

Hayır. Davalı, aynı paylaşım nedeniyle ceza mahkemesince cezalandırılmış ve hüküm kesinleşmiştir. İstinaf mahkemesi de ifadelerin bütün olarak hakaret teşkil ettiğini, değer yargısı veya eleştiri sayılamayacağını kabul etmiştir. Uyuşmazlık, yalnızca kınama talebinin tek başına ileri sürülüp sürülemeyeceğine ilişkindir.

Yargıtay kınama kararını neden hâkimin takdirine bağlı gördü?

TBK 58/2’de hâkimin, manevi tazminatın ödenmesi yerine diğer bir giderim biçimi kararlaştırabileceği veya bunu tazminata ekleyebileceği, özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebileceği düzenlenmiştir. Daireye göre davacının para istemeden salt kınama talep etmesi, kanunun hâkime tanıdığı bu takdir hakkını elinden almak anlamına gelir.

İlk derece mahkemesi ile Yargıtay aynı sonuca mı ulaştı?

Sonuç bakımından benzer bir noktaya varılmıştır. İlk derece mahkemesi davacının yalnızca kınama istemesinde hukuki yarar bulunmadığını belirterek davayı reddetmişti. Yargıtay ise TBK 58’in özel düzenleme niteliğine dayanarak kınama talebinin reddi gerektiğini belirtmiş ve davayı kabul eden istinaf kararını bozmuştur.

Bozma kararından sonra dosyada ne olacak?

Dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararı doğrultusunda yeniden karar verecektir; verilecek yeni kararın içeriği karar metninden anlaşılmamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği ve paylaşımın yapıldığı platform kaynakta anonimdir. Karar, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ilişkin olup bozma sonrasında verilecek yeni hükmün içeriği bilinmemektedir. Değerlendirme, yalnızca kınama kararı talep edilen somut dosyaya dayanmaktadır; talebin farklı biçimde kurulduğu dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud