Change Araçta Muayene İstasyonu – Yargıtay 3. HD 2026/4085

İkinci el araç alan birinin elindeki en resmî görünen belgelerden biri, geçerli muayene kaydıdır. Peki muayeneden “kusursuz” geçmiş bir aracın şasi numarasının değiştirildiği, yani aracın “change” olduğu sonradan ortaya çıkarsa, alıcı zararını muayene istasyonunu işleten şirketten isteyebilir mi? Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yakın tarihli bir kararı, bu soruya somut bir dosya üzerinden cevap vermektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 24.06.2026 tarihli ve E.2026/158, K.2026/4085 sayılı kararıyla, muayene istasyonu işletmecisine karşı açılan tazminat davasını reddeden ilk derece kararını ve bu karara yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle ortadan kaldırmış; ilk derece kararını davacı yararına bozmuştur. Daireye göre şirket, ayıplı muayene hizmeti nedeniyle ağır kusurludur ve davacının bu sebeple doğan zararından sorumludur.
🔗 Satış zinciri ve ortaya çıkan change
Karar metnine yansıyan olay sırası şöyledir:
- 12.11.2020: Araç, davalı şirkete ait araç muayene istasyonunda muayene edilir. O tarihte aracın maliki, sonradan aracı davacıya satacak olan kişidir.
- 17.11.2020: Davacı, muayene geçerlilik süresi içinde aracı bu kişiden satın alır. Davacıya göre alım kararında aracın “kusursuz” muayene raporuna güvenmiştir.
- 19.07.2021: Davacı aracı dava dışı bir üçüncü kişiye satar.
- Soruşturma: Satıştan sonra Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada aracın şasi numarası üzerinde değişiklik yapıldığı tespit edilir.
- İcra takibi: Yeni alıcı, davacı aleyhine icra takibi başlatır; takip kesinleşir ve borç 185.775,12 TL olarak belirlenir.
- 30.11.2021: Davacı, aracı kendisine satan kişiye ihtarname tebliğ ettirir; ayrıca suç duyurusunda bulunur.
Davacı, şasi numarası değişikliğinin gizli ayıp niteliğinde olduğunu, aracı satan kişinin bütün zararından sorumlu bulunduğunu, muayene şirketinin ise edimini ayıplı ifa ederek araca “kusursuz” rapor düzenlediğini ileri sürmüştür. Fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 180.000,00 TL‘nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiştir. Yargılama sırasında satıcı kişiye karşı açılan dava tefrik edilmiş; bu karar yalnız muayene şirketine yönelik kısmı ilgilendirmektedir.
Şasi numarası kazınmış araçların başka bir hukuki sonucu, trafik sigortası ve Güvence Hesabı yönünden kazınmış şasi ve Güvence Hesabı kararında tartışılmıştır.
🛡️ Muayene şirketinin savunması
Davalı şirket iki temel savunma ileri sürmüştür:
- Husumet: Muayene tarihi olan 12.11.2020’de aracın maliki davacı değil, diğer davalıdır; bu nedenle dava husumet yokluğundan reddedilmelidir.
- Zarar: Davacının hâlihazırda doğmuş bir zararı yoktur.
İlk savunma, muayene hizmetini kimin satın aldığına odaklanır: Hizmeti alan, muayene sırasında malik olan satıcıdır; davacı ise o tarihte araçla ilgisi olmayan bir sonraki alıcıdır. İkinci savunma ise davacının zararının gerçekten doğup doğmadığını sorgular. Yargıtay’ın kararında bu iki savunmadan özellikle ikincisi, “haricen ödeme” olgusu üzerinden ele alınmıştır.
🏛️ İlk derece ve istinaf: zarar ispatlanamadı
Davaya Mersin 3. Tüketici Mahkemesi bakmıştır (E.2022/104, K.2023/18). Mahkeme, davacının kusur yönünden ispatı sağladığını kabul etmiş; ancak uğradığı zararı usulüne uygun delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvuruları üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi (E.2024/968, K.2025/939) istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde şunları ileri sürmüştür: Muayene hizmetinin ayıplı olduğu bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir; şirket ağır kusurludur; araç galerici aracılığıyla dava dışı kişiye satılmış, o kişi icra takibi başlatmış, borç bu kişinin eşine ödenmiş ve icra dosyasına haricen tahsil beyanında bulunulmuştur. Davacıya göre ödemenin kendisi tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi hukuka aykırıdır.
⚖️ Yargıtay’ın değerlendirmesi
Daire uyuşmazlığı, davalı şirkete ait araç muayene istasyonunda gerçekleştirilen muayene hizmetinin ayıplı ifasından kaynaklanan tazminat istemi olarak nitelendirmiştir. Değerlendirme üç adımda ilerlemiştir:
- Aktif husumet: Aracın change olduğunun anlaşılması üzerine, araç bedelinin tahsili için davacı aleyhine yapılan takipte borcun haricen ödenmesiyle aktif husumet ehliyeti davacıya geçmiştir.
- Yükümlülük: Şirket, Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hizmet vermekle yükümlüdür; Yönetmeliğin 8/1 ve EK-2 hükümleri uyarınca şasi ve şasi numarasının kontrolü zorunludur.
- Ayıplı ifa: Bilirkişi raporunda şasi numarasındaki değişikliğin teknik bilgi gerektirdiği belirtilmiş olsa da, şirket personelinin düzenlediği iş emrinde motor numarası ruhsattaki gibi yazılmış, oysa gerçek motor numarasının farklı olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle muayene hizmeti ayıplıdır.
Daire bu tespitlerden hareketle, şirketin ayıplı hizmet nedeniyle ağır kusurlu olduğu ve davacının bu sebeple doğan zararından sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı HMK m.371 uyarınca davacı yararına bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
🔧 Muayenede şasi kontrolü yükümlülüğü
Kararın en öğretici yönü, muayene istasyonunun sorumluluğunu soyut bir “her şeyi görmeliydi” beklentisine değil, somut bir kayıt hatasına dayandırmasıdır. Bilirkişi, şasi numarasındaki değişikliğin fark edilmesinin teknik bilgi gerektirdiğini kabul etmiştir. Bu tespit tek başına şirket lehine yorumlanabilirdi. Ancak aynı muayenede düzenlenen iş emrinde motor numarası, araçtaki gerçek numara yerine ruhsattaki numara olarak yazılmıştır. Daire, bu uyumsuzluğun kontrolün gereği gibi yapılmadığını gösterdiğini kabul etmiştir.
Bu yaklaşım, muayenenin bir “belge karşılaştırması” değil, aracın fiziken incelenmesi olduğunu vurgular. Yönetmelikte şasi kontrolü zorunlu tutulduğuna göre, iş emrine araçta görülmeyen bir bilginin ruhsattan aktarılması ayıplı ifanın göstergesi sayılmıştır.
Ayıplı hizmet kavramının tüketici hukukundaki genel çerçevesi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.15’te yer alır. Bu hükme göre tüketici, seçimlik haklarından biriyle birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da isteyebilir. Kararda bu madde ayrıca anılmamış; Daire sorumluluğu ayıplı hizmet ve ağır kusur tespiti üzerine kurmuştur. Farklı bir hizmet sağlayıcının ayıplı ifasına ilişkin örnek için kripto dönüşümünde ayıplı hizmet yazısına bakılabilir.
💰 Haricen ödeme ve aktif husumet
Derece mahkemeleri davayı, zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetmişti. Uyuşmazlığın düğüm noktası, icra borcunun icra dosyasına değil, takip alacaklısının eşine ödenmesi ve dosyaya “haricen tahsil” beyanında bulunulmasıydı. Davacının temyizdeki itirazı, ödemenin kendisi tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesine yönelikti.
Yargıtay bu noktada daha kısa bir yol izlemiştir: Change tespitinden sonra araç bedelinin tahsili için davacı aleyhine yapılan takipte borcun haricen ödenmesiyle aktif husumet ehliyetinin davacıya geçtiğini belirtmiştir. Başka bir deyişle Daire, zincirin sonundaki alıcıya karşı borcun ödenmiş olmasını, davacının muayene şirketinden zarar talep edebilmesi için yeterli görmüştür. Muayene tarihinde malik olmamak da bu sonucu değiştirmemiştir; zira davacı, aracı muayene geçerlilik süresi içinde satın almış ve zararı bu araç nedeniyle doğmuştur.
Bozmadan sonra ilk derece mahkemesi, Daire’nin “davanın kabulü gerekir” yönündeki değerlendirmesi doğrultusunda yeniden karar verecektir. Hükmedilecek tutarın talep edilen 180.000 TL ile kesinleşen 185.775,12 TL’lik icra borcu arasındaki ilişki ve faiz başlangıcı yönünden nasıl belirleneceği, bozma sonrası yargılamanın konusudur.
📌 Karardan notlar
- Sorumluluk zinciri genişliyor: Change araç satışında yalnız satıcı değil, aracı “kusursuz” kabul eden muayene istasyonu işletmecisi de sorumlu tutulabilmiştir.
- Kayıt hatası belirleyici: İş emrine motor numarasının ruhsattan aktarılması, kontrolün fiilen yapılmadığının göstergesi sayılmıştır.
- Teknik güçlük savunması yetmedi: Şasi değişikliğinin fark edilmesinin teknik bilgi gerektirmesi, şirketi sorumluluktan kurtarmamıştır.
- Sonraki malik de dava açabildi: Muayene tarihinde malik olmayan, ancak muayene geçerlilik süresinde aracı alan kişi davacı olabilmiştir.
- Haricen ödeme yeterli görüldü: Borcun icra dosyası dışında ödenmesi, aktif husumet ehliyetinin davacıya geçmesi için yeterli kabul edilmiştir.
İkinci el araçta gizli ayıp tartışmasının satıcı ve üretici ekseninde ele alındığı bir başka örnek, sıfır araçta gizli ayıp kararıdır.
❓ Merak edilenler
Muayene istasyonu aracın change olduğunu fark etmezse sorumlu olur mu?
Muayene sırasında malik olmayan alıcı dava açabilir mi?
Derece mahkemeleri davayı neden reddetmişti?
Bu kararla tazminat miktarı belirlendi mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; tüketici ve ayıplı hizmet uyuşmazlıklarına ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Kaynakta taraf, satıcı ve alıcı kimlikleri anonimdir; karar metnindeki bir kişi adı ile araç motor numarası yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar bir bozma kararıdır; nihai sonuç bozmadan sonra yapılacak yargılamayla belirlenecektir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; muayene kayıtlarına, bilirkişi tespitlerine, satış tarihleri ile muayene geçerlilik süresine ve zararın doğuş biçimine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




