Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal KararlarForex Hukukuİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Spor Şirketinde Fon Kullandırma – Danıştay 13. D 2023/5299

Sportif faaliyetler yürüten halka açık bir şirket, net kâr elde edemediği bir dönemde ilişkili taraflarına yüz milyonlarca liralık menkul kıymet devreder ve karşılığında alacaklı hâle gelir. Sermaye Piyasası Kurulu bunu, ilişkili taraflara fon kullandırılmasına sınır getiren kendi kararına aykırı bulur ve şirketin yönetim kurulu üyesine idari para cezası verir. Yönetim kurulu üyesi ise iki itiraz ileri sürer: Ortada nakit fon değil menkul kıymet satışı vardır ve “fon kullandırma” kavramı yaptırım uygulanacak kadar belirli değildir.

Danıştay 13. Dairesi, 06.12.2023 tarihli ve E.2018/240, K.2023/5299 sayılı kararıyla, cezaya karşı açılan iptal davasını reddeden idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi kararını oybirliğiyle onamıştır. Böylece menkul kıymet devrinden doğan alacağın ilişkili taraflara fon kullandırma sayılabileceği yönündeki değerlendirme Danıştay denetiminden geçmiştir. Dosyadaki Danıştay Tetkik Hâkimi ise belirlilik ve eşitlik ilkeleri yönünden bozma önermiştir.

Kısa özet: Sportif faaliyet alanındaki halka açık bir şirketin 31.05.2015’te sona eren hesap döneminde net kâr elde edilemediği hâlde ilişkili taraflara 166.372.602,00 TL fon kullandırıldığı tespit edilmiştir. Kurul, şirketin yönetim kurulu üyesine 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesi uyarınca 24.672,00 TL idari para cezası vermiş; davacı cezanın iptalini ve ödediği 18.504,00 TL’nin faiziyle iadesini istemiştir. İdare mahkemesi davayı reddetmiş, istinaf başvurusu reddedilmiş, Danıştay bu kararı onamıştır.

⚽ Cezanın konusu: ilişkili taraflardan alacaklar

Davacı, 31.05.2015 tarihi itibarıyla sportif faaliyet alanında çalışan halka açık bir anonim şirketin yönetim kurulu üyesidir. Kurul, şirketin ilişkili taraflarından olan alacakları konusunda daha önce aldığı bir kararda belirlenen kriterlere uyulmadığı gerekçesiyle davacı hakkında 24.672,00 TL idari para cezası uygulamıştır.

Davacı, Kurul kararının kendisine ilişkin kısmının iptalini ve ödediği 18.504,00 TL‘nin yasal faiziyle birlikte iadesini istemiştir. İdare mahkemesi kararında yer alan tespitlere göre:

  • Cezanın gerekçesi, ilişkili taraflara fon kullandırılmasına yönelik Kurul düzenlemelerine 01.06.2014–31.05.2015 dönemi itibarıyla uyum sağlanmamasıdır.
  • Şirket, 31.05.2015 tarihinde sona eren yıllık finansal tablo döneminde net kâr elde edemediği hâlde ilişkili taraflara 166.372.602,00 TL fon kullandırmıştır.
  • Bu durum, ilgili Kurul kararının 7. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine aykırı bulunmuştur.

📏 Kurul kararındaki sınır: kâr payının %50 fazlası

Tetkik hâkiminin düşüncesinde, ihlal edildiği kabul edilen düzenlemenin içeriği de aktarılmıştır. Faaliyet konusu sportif faaliyetler olan halka açık anonim şirketlere ilişkin bu Kurul kararının 7. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre, bu şirketlerin ilişkili taraflarına kullandırabilecekleri fonların toplam tutarı, bir önceki hesap dönemi kârından söz konusu ilişkili tarafların tamamına dağıtılmasına karar verilen kâr payının %50 fazlasını aşamaz.

Bu formülün pratik sonucu açıktır: Önceki dönemde dağıtılabilir kâr ve ilişkili taraflara dağıtılan kâr payı yoksa, kullandırılabilecek fon tutarı da sınırlı kalır. Somut olayda şirketin net kâr elde edemediği bir dönemde 166 milyon lirayı aşan bir tutar ilişkili taraflarda alacak olarak görünmektedir.

Tetkik hâkimi, bu düzenlemenin 6362 sayılı Kanun’un 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının özel bir türü olabileceğini de belirtmiştir. Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası, halka açık ortaklıkların ilişkili kişilerle emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri ve ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı işlemler yaparak kârlarını veya malvarlıklarını azaltmalarını yasaklamaktadır. Örtülü kazanç meselesinin farklı bir yönü için örtülü kazançta şirketin dava ehliyeti yazısına bakılabilir.

🗣️ Yönetim kurulu üyesinin itirazları

Davacı hem dava aşamasında hem de temyizde benzer itirazlar ileri sürmüştür:

  • İlişkili taraflara herhangi bir fon kullandırılmamıştır; uyuşmazlık konusu işlem bir menkul kıymet satışıdır.
  • Kurul kararı hâkim ortağa menkul satışını yasaklamamakta, yalnızca nakit aktarımını sınırlamaktadır.
  • Düzenleme öngörülemez biçimde yorumlanmış, cezanın dayanağı yönünden belirlilik ilkesi ihlal edilmiştir.
  • Yeterli inceleme yapılmamış; alacak miktarındaki azalma dikkate alınmamıştır.

Kurul ise dava konusu işlemin ve bölge idare mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

📋 İdare mahkemesi ve istinaf

İdare mahkemesi, 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesine dayanmıştır. Bu hükme göre Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere idari para cezası verilir.

Mahkeme, davacının “nakit fon kullandırılmadı, menkul kıymet devredildi” itirazını şu gerekçeyle kabul etmemiştir: Halka açık şirket, ilişkili taraflarına yaptığı menkul kıymet devri nedeniyle alacaklandırılmış ve söz konusu menkul kıymet bedelinden yoksun kalmıştır. Mahkemeye göre bu durum karşısında iddia yerinde değildir ve Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava reddedilmiş; bölge idare mahkemesi de ilk derece kararını usul ve hukuka uygun bularak 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunu reddetmiştir.

🔎 Tetkik hâkimi: belirlilik ve eşitlik

Danıştay Tetkik Hâkimi bozma yönünde ayrıntılı bir düşünce yazmıştır. Düşünce, Anayasa’nın 38. maddesindeki suç ve cezada kanunilik ilkesinin idari yaptırımlara da uygulandığını, ancak Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere idari suçlarda bu ilkenin daha esnek uygulanabileceğini kabul ederek başlamaktadır. Sermaye piyasasının hızla değişen yapısı nedeniyle Kurul’un düzenleme yetkisinin bulunduğu da düşüncede kabul edilmiştir.

Buna karşın tetkik hâkimi, yaptırımın dayanağı olan Kurul kararının da hukuka uygun olması gerektiğini vurgulamış ve üç sorun saptamıştır:

  • Eşitlik: Konusu sportif faaliyetler olan halka açık şirketlerin diğer halka açık şirketlerden neden farklı bir rejime tabi tutulduğu Kurul tarafından açıklanmamıştır.
  • Yayım: Kurul kararı SPK Haftalık Bülteni’nde yayımlanmış, ancak Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. Düzenleyici nitelikteki bir işlemin, kişilerin takip etmesi beklenebilecek mecralarda yayımlanması belirlilik açısından önemlidir.
  • Kavramın belirsizliği: Kurul kararında “fon kullandırmak” kavramı tartışmaya yer vermeyecek şekilde açıklanmamıştır.

Tetkik hâkimine göre bu nedenlerle Kurul kararı idari yaptırıma konu olabilecek nitelikte bir düzenleme değildir; ona dayanan ceza da hukuka aykırıdır.

✅ Danıştay’ın onama kararı

Danıştay 13. Dairesi bu düşüncede yer alan görüşü benimsememiştir. Daire, bölge idare mahkemesi kararlarının ancak 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde bozulabileceğini hatırlatmış; temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğunu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirecek nitelikte bulunmadığını belirtmiştir.

Sonuç olarak davacının temyiz istemi reddedilmiş, istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararı 06.12.2023 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle onanmıştır. Temyiz giderleri davacı üzerinde bırakılmıştır.

📎 Kararın tam metni: Danıştay 13. Dairesinin 06.12.2023 tarihli, E.2018/240, K.2023/5299 sayılı onama kararı PDF olarak buradan okunabilir.

Onama kararı kısa gerekçelidir; Daire belirlilik, eşitlik ve yayım konularına ayrı ayrı cevap vermemiştir. Kararın ağırlığı, onaylanan idare mahkemesi gerekçesinden gelmektedir: Menkul kıymet devri nedeniyle ilişkili taraflardan alacaklı hâle gelinmesi, fon kullandırma kapsamında değerlendirilmiştir. Kurul kararına dayanan cezalarda dayanak kararın akıbetinin sonucu nasıl etkileyebileceğine ilişkin farklı bir örnek için dayanağı iptal edilen SPK cezası yazısına bakılabilir.

📚 Kanun düzeyindeki güncel çerçeve

Karar, 2015 hesap dönemine ilişkin bir cezayı ve işlem tarihindeki mevzuatı esas almaktadır. Bugün 6362 sayılı Kanun’un 103. maddesine bakıldığında, birinci fıkraya 7222 sayılı Kanun ile tüzel kişilere brüt satış hasılatı ve vergi öncesi kâra göre ceza verilmesini öngören bir cümle, 7518 sayılı Kanun ile de bu hesaplamanın usulünü Kurula bırakan bir cümle eklendiği görülmektedir.

Maddenin güncel metninde ilişkili taraflarla işlemler bakımından ayrıca dikkat çeken bir hüküm de altıncı fıkradır. Bu fıkraya göre halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, basiretli ve dürüst bir tacir olarak yapmaları beklenen faaliyetleri yapmamaları yoluyla ilişkili oldukları kişilerin kârlarının ya da malvarlıklarının artmasının sağlanması hâlinde ilgili tüzel kişiye idari para cezası verilir; ceza elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Yönetim kurulu üyelerine verilen SPK cezalarında kusurun araştırılmasına ilişkin farklı bir mesele için kusursuz SPK cezası olmaz yazısına bakılabilir. O dosyada cezaların şahsiliği tartışılmış; incelenen kararda ise tartışma, cezanın dayanağı olan düzenlemenin kapsamı ve belirliliği üzerinde yoğunlaşmıştır.

❓ Merak edilenler

Nakit yerine menkul kıymet devri fon kullandırma sayıldı mı?

Bu dosyada evet. İdare mahkemesi, halka açık şirketin ilişkili taraflarına yaptığı menkul kıymet devri nedeniyle alacaklandırıldığını ve menkul kıymet bedelinden yoksun kaldığını belirterek davacının “yalnızca nakit aktarımı yasaktır” itirazını yerinde görmemiştir. Danıştay bu kararı onamıştır.

Spor şirketleri için öngörülen fon sınırı nasıl hesaplanıyordu?

Tetkik hâkiminin düşüncesinde aktarıldığı üzere Kurul kararının 7. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre, sportif faaliyet alanındaki halka açık şirketlerin ilişkili taraflara kullandırabilecekleri fonların toplamı, bir önceki hesap dönemi kârından bu taraflara dağıtılmasına karar verilen kâr payının %50 fazlasını aşamıyordu.

Kurul kararının Resmî Gazete'de yayımlanmaması sonucu değiştirdi mi?

Hayır. Tetkik hâkimi, kararın yalnızca SPK Haftalık Bülteni’nde yayımlanmasını belirlilik ilkesi bakımından sorunlu bulmuş ve bozma önermiştir. Ancak Daire bu görüşe katılmamış, temyiz nedenlerini bozmayı gerektirecek nitelikte görmeyerek kararı oybirliğiyle onamıştır.

Cezanın tutarı neydi ve davacı ne istemişti?

Yönetim kurulu üyesine 24.672,00 TL idari para cezası verilmiştir. Davacı, Kurul kararının kendisine ilişkin kısmının iptalini ve ödediği 18.504,00 TL’nin yasal faiziyle iadesini istemiştir. Dava reddedildiği ve ret kararı onandığı için iade talebi de karşılanmamıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; SPK yaptırımlarına ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Kaynakta davacı, şirket ve Kurul kararının tarih ve sayısı anonimdir; bu bilgiler yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Tetkik hâkiminin düşüncesi Daire kararının parçası değildir ve yalnızca dosyadaki tartışmayı göstermek amacıyla aktarılmıştır. Karar 2014-2015 hesap dönemine ve o tarihteki Kurul düzenlemesine dayanır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; işlemin niteliğine, uygulanacak düzenlemenin yürürlükteki hâline ve dosyadaki tespitlere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud