Alacaklının Veraset İlamı Talebi – Yargıtay 7. HD 2026/2657

Borçlu öldüğünde alacaklının önündeki ilk engel çoğu zaman paranın kendisi değil, kime karşı takip yapacağını bilmemesidir. Mirasçıların kimler olduğu ve hangi paylarla mirasçı oldukları mirasçılık belgesinde (veraset ilamında) yazar; ama Türk Medeni Kanunu bu belgeyi isteyebilecek kişiler arasında alacaklıyı saymaz. Uygulama yıllardır bu boşluğu alacaklıya bir “yetki belgesi” vererek kapatıyordu. İki bölge adliye mahkemesi bu yetki belgesinin gerçekten şart olup olmadığı konusunda birbirine zıt kararlar verince, soru Yargıtay’ın önüne geldi.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.05.2026 tarihli ve E.2026/1779, K.2026/2657 sayılı kararıyla, bölge adliye mahkemeleri arasındaki içtihat farkını giderdi: Mirasbırakanın alacaklısı, mirasçılık belgesi talebinde hukuki yararını ispatlamak için icra dairesinden veya mahkemeden alınmış yetki belgesi sunmalıdır. Karar oy birliğiyle verildi.
🧭 Aynı talep, iki şehir, iki farklı sonuç
Uyuşmazlığın kaynağı sıradan bir alacak ilişkisidir. Bir tünelin işletmecisi olan şirket, tünelden ödeme yapmadan geçen ve sonradan ölen kişiler için alacak takibine girişmek istemiştir. Borçlu öldüğünden takibin mirasçılara yöneltilmesi gerekir; mirasçıların kim olduğunu ortaya koyan resmî belge ise mirasçılık belgesidir. Şirket, her iki dosyada da hasımsız olarak, yani karşısına bir davalı almadan, sulh hukuk mahkemesine başvurarak bu belgenin verilmesini istemiştir.
Her iki ilk derece mahkemesi de talebi aynı gerekçeyle geri çevirmiştir: Şirket, yetki belgesi almadan mirasçılık belgesi isteyemez. Sonuç istinaf aşamasında ayrışmıştır. İki bölge adliye mahkemesinin kararları da kesin nitelikte olduğundan, bu farklılık olağan kanun yolu ile giderilemeyecek bir içtihat çatışmasına dönüşmüştür.
📂 İstanbul BAM: alacak belgesi yeterlidir
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 26.06.2025 tarihli ve 2025/2400 E., 2025/1605 K. sayılı kararında ilk derece mahkemesinin aktif husumet yokluğundan verdiği ret kararını yerinde görmemiştir. Dairenin yaklaşımı şu noktalara dayanmaktadır:
- Hukuki yararı bulunan kişinin dava açması için önceden temin edilmiş bir yetki belgesi aranmaz.
- Yetki belgesinin şart koşulması hak arama yollarını kapatır.
- Şirket alacağını gösteren belgeleri sunduğundan hukuki yararı kabul edilmelidir.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/16661 Esas sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu gerekçeyle ilk derece mahkemesinin hükmü kesin olarak kaldırılmıştır.
🔒 Bursa BAM ve Başkanlar Kurulu: kişisel veri kaygısı
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi ise 08.01.2026 tarihli ve 2026/1 E., 2026/41 K. sayılı kararıyla yine aynı unvanla anılan şirketin benzer başvurusundaki istinaf talebini esastan reddetmiştir. Daireye göre nüfus kayıtları kişisel veridir ve mirasçılık belgesi kural olarak yasal mirasçılara verilir. Alacaklının iki ayrı yolu zaten vardır: Takipten önce borçlunun öldüğü anlaşılırsa icra mahkemesinden değişik iş numarasıyla yetki istenebilir; dava sırasında ölüm anlaşılırsa HMK m.124/3 uyarınca taraf değişikliği yapılabilir. Bu yollar varken doğrudan sulh hukuk mahkemesine başvuruya izin vermek, kişisel verilerin ilgisiz kişilerce kötü niyetle elde edilmesine kapı aralayabilir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu da 16.02.2026 tarihli ve 2026/3 E., 2026/2 K. sayılı kararıyla bu görüşü benimsemiştir. Kurul, bankalar ve kurumsal şirketler gibi müşterilerinin verisini baştan elinde tutan alacaklılar için kredi sözleşmesi benzeri belgelerle talepte bulunulmasının düşünülebileceğini kabul etmekle birlikte, yetki belgesi şartı kaldırılırsa herkesin ülkedeki tüm mirasbırakanlar için mirasçılık belgesi isteyebileceğini ve bunun nüfus kayıtlarının alenileşmesi sonucunu doğuracağını vurgulamıştır. Kurul, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi uyarınca görüşünü ekleyerek uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay’a başvurmuştur.
🏛️ Yargıtay 7. HD’nin vardığı sonuç
Daire, uyuşmazlığı “mirasbırakanın alacaklısının mirasçılık belgesi verilmesine yönelik talebinde yetki belgesi gerekip gerekmediği” olarak tanımlamış ve meseleyi üç basamakta ele almıştır.
Birinci basamak, kanunun lafzıdır. TMK m.598, mirasçılık belgesinin başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere verileceğini düzenler; talep hakkı olanlar arasında murisin ya da mirasçının alacaklısı yoktur. Daire, doktrinde bu nedenle alacaklıya talep hakkı tanınmasının kanuna aykırı olduğunu savunan görüş ile uygulamadaki ihtiyacı karşıladığı için bu hakkı kabul eden görüşün bulunduğunu not etmiştir.
İkinci basamak, işin niteliğidir. Mirasçılık belgesi verilmesi HMK m.382/2-c-6 uyarınca çekişmesiz yargı işidir. Çekişmesiz yargıda talepte bulunabilecek kişi “maddi anlamda ilgili”, yani yargılamadan hukuki menfaati doğrudan etkilenen kişidir. Mirasçılık belgesinde maddi anlamda ilgili olanlar yasal mirasçılardır; bu sıfatı taşımayan birinin talepte bulunabilmesi için kendisine verilmiş bir yetkinin varlığı gerekir.
Üçüncü basamak, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasıdır. Daireye göre Yargıtay’ın farklı hukuk dairelerinin istikrarlı kararları, alacaklının yetkili mahkemeden ya da icra dairesinden alacağı yetki belgesiyle mirasçılık belgesi isteyebileceğini kabul etmektedir. Bu uygulamanın kaynağı İİK m.94/2 ve m.121’dir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/16661 E., 2014/11770 K. sayılı kararı ise genel uygulamadan ayrılan bir karar niteliğindedir.
Daire, alacaklıya tanınan bu hakkın hak arama özgürlüğünün bir uygulaması olduğunu ve temelinde hukuki yarar bulunduğunu belirtmiştir. Hukuki yarar, temin edilen yetki belgesiyle ispatlanacaktır; bu yetki, HMK m.53 anlamında bir dava takip yetkisi niteliğindedir. Mirasçılık belgesinin niteliği ve içerdiği kişisel veriler göz önüne alındığında, yetkinin icra dairesi ya da mahkemeden alınacak belgeyle kullanılması isabetlidir.
Hüküm fıkrası şöyledir: Alacaklının mirasçılık belgesi istemine ilişkin talebinde hukuki yararını ispatlamak üzere yetki belgesi sunması gerektiği şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine ve dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
📚 Kararın dayandığı hükümler
Daire, değerlendirmesinden önce ilgili hükümleri tek tek aktarmıştır. Kararın mantığını anlamak için her birinin neden anıldığını görmek yararlıdır:
- Anayasa m.36: Hak arama hürriyeti; alacaklının mirasçılara karşı takip ve dava yoluna erişiminin korunması gereği.
- TMK m.598: Mirasçılık belgesinin kime, hangi merci tarafından verileceği ve belgenin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği.
- İİK m.94/2: Borçlunun reddetmediği miras yoluyla edindiği ancak henüz adına tescil ettirmediği hakların, alacaklı tarafından borçlu adına tescilinin istenebilmesi ve icra dairesinin alacaklının bu işlemi takip edebileceğini bildirmesi.
- İİK m.121: Taksim edilmemiş miras payı gibi malların satışında icra memurunun usulü icra mahkemesinden sorması.
- 6698 sayılı KVKK m.4: Kişisel verilerin hukuka uygun, belirli ve meşru amaçla, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü işlenmesi.
- 5235 sayılı Kanun m.35/1-3: Bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki kesin kararlar çeliştiğinde Başkanlar Kurulunun Yargıtay’dan karar istemesi.
Kararın ağırlık merkezi İİK hükümleridir. Daireye göre yetki belgesi uygulamanın icadı değil, icra hukukunun alacaklıya tanıdığı yetkinin doğal sonucudur; İİK m.94/2 ve m.121 de doğrudan yetki belgesine işaret etmektedir. KVKK ise bu yetkinin neden bir belgeyle sınırlandırılması gerektiğini açıklayan tamamlayıcı gerekçedir.
🔍 Uygulamaya yansıması
Karar, bölge adliye mahkemeleri arasında yayılmaya başlayan “alacak belgesi yeterlidir” yaklaşımını durdurmaktadır. Kararın ortaya koyduğu çerçeve şöyle özetlenebilir:
- Alacaklı, mirasçılık belgesini kendi sıfatıyla değil, kendisine verilmiş bir dava takip yetkisiyle ister.
- Bu yetkinin kaynağı icra dairesi ya da mahkemeden alınan yetki belgesidir; fatura, sözleşme veya ihlal kaydı gibi alacak belgeleri tek başına yetmez.
- Yetki belgesi aynı zamanda hukuki yararın ispat aracıdır; talebin kabulü bu belgeye bağlıdır.
- Yetki belgesi şartı, mirasçılık belgesinin içerdiği nüfus ve aile bilgilerinin herkesin erişimine açılmasını önleyen bir süzgeç işlevi görür.
Kararın sınırı da açıktır. Daire, alacaklıların mirasçılık belgesi talep hakkını ortadan kaldırmamış; aksine Yargıtay’ın eskiden beri tanıdığı bu imkânı teyit etmiş, yalnız kullanılmasını yetki belgesine bağlamıştır. Bankalar gibi kurumsal alacaklılar için Başkanlar Kurulu kararında dile getirilen ayrık değerlendirme olasılığı, Yargıtay kararının hüküm fıkrasında yer almamıştır; hüküm genel bir ifadeyle “alacaklı” kavramını kullanmaktadır.
Mirasçılık belgesine ilişkin diğer güncel kararlar için çelişkili veraset ilamlarının iptali ile Hazinenin mirasçılık belgesi davasında aktif husumet kararlarına bakılabilir. Borca batık terekede mirasçıların konumu için ise mirasın hükmen reddinde araştırma kararı ilgili bir bağlam sunmaktadır.
❓ Sık sorulan sorular
Ölen borçlunun alacaklısı mirasçılık belgesi isteyebilir mi?
Alacağı gösteren belgeler neden yeterli sayılmadı?
Uyuşmazlığın giderilmesi kararı ne anlama gelir?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin eski kararı ne oldu?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; miras ve tereke uyuşmazlıklarına ilişkin diğer güncel kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan uyuşmazlığın giderilmesi kararından derlenmiştir. Karar, bölge adliye mahkemeleri arasındaki belirli bir içtihat farkına ilişkin olup somut bir alacak davasının esasına dair değerlendirme içermez. Benzer bir durumda izlenecek yol; alacağın niteliğine, takibin aşamasına, borçlunun ölüm tarihine ve başvurulacak merciin uygulamasına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




