Birleştirilen Hizmette İkramiye – AYM 2023/4822

Kamuda uzun yıllar çalışmış, ardından ya da öncesinde başka bir sosyal güvenlik kurumuna tabi hizmeti bulunan biri, sürelerini birleştirerek emekli olduğunda emekli aylığını alır; ancak emekli ikramiyesi her zaman aynı kolaylıkla gelmez. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesinin ikinci fıkrası, birleştirilen hizmet üzerinden aylık bağlananlara ikramiye ödenmesini, kamudaki görevin 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesindeki kıdem tazminatı şartlarına uygun biçimde sona ermiş olmasına bağlar. Hizmeti tek başına emekliliğe yeten bir memur için ise görevin nasıl bittiğine bakılmaz. Anayasa Mahkemesi bu farkı, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağı açısından yeniden ele almıştır.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 22.04.2026 tarihli ve 2023/4822 başvuru numaralı kararıyla, birleştirilen başvurularda Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak 10. maddedeki ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiş; ihlalin doğrudan kanundan kaynaklandığını tespit ederek dosyaları, itiraz yoluna başvurulabilmesi amacıyla yeniden yargılama için ilgili mahkemelere göndermiştir.
👥 İki emekli, iki farklı sonuç
Uyuşmazlığın özü bir karşılaştırmadır. Emekli Sandığına (5510 sayılı Kanun’un 4/1-c bendi kapsamına) tabi hizmeti tek başına emekli aylığı bağlanmasına yeten bir kamu görevlisi, görevinin hangi sebeple sona erdiğinden bağımsız olarak emekli ikramiyesi alır. Anayasa Mahkemesinin atıf yaptığı Genel Kurul kararında bu durum, kanun hükmünde kararnameyle kamu görevinden çıkarılanlar için dahi geçerli olduğu vurgulanarak tespit edilmiştir.
Buna karşılık kamudaki hizmeti tek başına yetmeyen, başka bir sigortalılık statüsündeki süreleri birleştirerek emekli olan kişi için ek bir şart devreye girer: kamudaki çalışmanın, 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması. Bu şart sağlanmazsa, kamuda geçen yıllar ikramiye hesabına alınmaz.
Başvurucular bu ikinci gruptadır. Kendilerine birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlanmış, fakat memuriyetlerinin kıdem tazminatı şartlarına uygun sona ermediği gerekçesiyle ikramiye ödenmemiştir. Bu işleme karşı açtıkları iptal davaları reddedilince bireysel başvuru yoluna gitmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, konu yönünden hukuki irtibatı bulunan başvuruları birleştirmiş ve incelemeyi 2023/4822 numaralı dosya üzerinden yürütmüştür.
📜 5434 sayılı Kanun m.89’un iki fıkrası
Kararın merkezinde, 6270 sayılı Kanunla 2012’de değiştirilen 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi vardır. Maddenin yapısı şöyle özetlenebilir:
- Birinci fıkra: Hizmet sürelerinin tamamı 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi kapsamında geçenlere, her tam fiilî hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
- İkinci fıkra: Birinci fıkra kapsamına girmeyip mülga 2829 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ikramiye, kamudaki çalışmalarının 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki kıdem tazminatı şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla ödenir.
- Üçüncü ve dördüncü fıkralar: İkinci fıkraya göre ödenecek ikramiyenin kamuda geçen tam fiilî hizmet yıllarıyla sınırlı hesaplanacağını; kıdem tazminatını gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş sürelerin hesaba katılmayacağını düzenler.
Anayasa Mahkemesi giderim bölümünde ihlalin “doğrudan 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ikinci fıkrasından” kaynaklandığını açıkça yazmıştır. Bu tespit, sorunun idarenin veya mahkemelerin yorumundan değil, kanun metninin kendisinden doğduğu anlamına gelir.
🗂️ Başvurucuların şikâyeti ve Bakanlık görüşü
Başvurucular, hizmet birleştirmesi yapmadan emekliye ayrılanlara herhangi bir şart aranmaksızın emekli ikramiyesi ödendiğini, kendileri gibi birleştirme yaparak emekli olanlara aynı hakkın tanınmamasının ayrımcılık oluşturduğunu ileri sürmüş; iptal davalarının reddedilmesiyle mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini savunmuştur.
Adalet Bakanlığı ise görüşünde, iddialarını ispat edemeyen ve belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlı bir içtihada dayandırmayan başvurucuların, mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değere veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru bir beklentiye sahip olmadığını belirtmiştir. Başvurucular bu görüşe karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
Anayasa Mahkemesi, ikramiye ödenmemesine ilişkin şikâyetin esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiğini kabul etmiş ve iddiaları mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağı çerçevesinde incelemiştir. Başvuru açıkça dayanaktan yoksun görülmediğinden kabul edilebilir bulunmuştur.
⚖️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi
Bölüm, olay ve olguları benzer nitelikteki Genel Kurul kararına (B. No: 2019/41241, 25.02.2025) dayanmıştır. O kararda belirlenen ilkeler, karar metninde şu şekilde aktarılmaktadır:
- Kıdem tazminatı şartlarına uygun sona erme kuralı yalnızca hizmet birleştirmesi suretiyle emekli aylığı bağlananlar için geçerlidir.
- Süresi tek başına yeterli olanlar, kanun hükmünde kararnameyle kamu görevinden çıkarılsalar dahi emekli ikramiyesi alabilmektedir.
- Kamu görevinden çıkarıldığı hâlde süresi aylık bağlanmaya yeterli olanlar ile yeterli olmayanlar arasında, ikramiye bakımından 1475 sayılı Kanun m.14 kuralı üzerinden bir farklılık oluşturulmuştur.
- Bu farklı muamele, emekli aylığına hak kazanmak için gerekli sürenin önemli bir kısmını kamuda geçirdikten sonra görevden çıkarılan kişiye, ikramiyeye hak kazanma yönünden orantısız külfet yüklemektedir.
Somut başvurular yönünden Bölüm, bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığını belirtmiştir. Gerekçenin kilit cümlesi, Emekli Sandığına bağlı hizmetin tek başına yeterli olması hâlinde görevin ne şekilde sona erdiğine bakılmadan ikramiye ödenmesine karşın, yetmediği durumda kıdem tazminatı koşulunun aranmasının başvuruculara orantısız külfet yüklediği ve mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağını ihlal ettiğidir.
Sonuç olarak Anayasa’nın 35. maddesiyle bağlantılı olarak 10. maddesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.
🔧 Giderim: neden yeniden yargılama?
Başvurucular ihlalin tespiti, yeniden yargılama ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi giderimi, ihlalin kanundan kaynaklandığı durumlara ilişkin Genel Kurul içtihadı (B. No: 2017/17428, 01.12.2022) çerçevesinde kurmuştur:
- İhlal, idari makamların veya mahkemelerin Anayasa’ya uygun yorum yapmasına imkân vermeyecek açıklıktaki bir kanun hükmünü uygulamasından doğuyorsa, kanunun uygulanmasından değil doğrudan kanundan kaynaklanır.
- Böyle bir ihlal, ancak hükmün kaldırılması, yeni ihlallere yol açmayacak şekilde değiştirilmesi veya belirsizliğin giderilmesiyle bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
- Giderim yollarından biri, ilgili mahkemenin Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurmasıdır.
Bu nedenle Bölüm, ilgili kanun hükmünün iptali için itiraz yoluna başvurulabilmesini sağlamak amacıyla yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna, karar örneğinin ekli listede gösterilen mahkemelere gönderilmesine hükmetmiştir. Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı kabul edildiğinden tazminat talepleri reddedilmiş; başvuru harçları ve vekâlet ücretinin listede gösterildiği şekilde ödenmesine karar verilmiştir.
🧭 Kararın pratik yansımaları
Karar, ikramiyenin doğrudan ödenmesine hükmetmez. Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılamada ilk derece mahkemesinin 5434 sayılı Kanun m.89/2 için itiraz yoluna gidebilmesinin önünü açmıştır. Uyuşmazlığın nihai sonucu, yeniden yargılama sürecine ve kanun hükmüne ilişkin olası norm denetimine bağlıdır.
Kararın taşıdığı mesajlar şöyle sıralanabilir:
- Karşılaştırma ölçütü: İkramiye yönünden emsal grup, hizmeti tek başına yeterli olan kamu görevlileridir; görevin sona erme biçimi bu grupta önem taşımazken birleştirme yapanlarda belirleyici kılınmıştır.
- Mülkiyet hakkı bağlantısı: Bakanlığın “meşru beklenti yok” görüşüne rağmen şikâyet mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
- Seri başvurular: Yakın tarihlerde verilen benzer kararlar (örneğin Birinci Bölümün 09.04.2026 tarihli 2021/19661 sayılı birleştirilmiş başvurusu) Genel Kurul çizgisinin bölümlerde istikrarla uygulandığını göstermektedir.
- Kanuni düzenleme ihtiyacı: Genel Kurul kararında ihlal, kanundan kaynaklandığı için TBMM’ye bildirilmiştir; bu kararda da sorunun kaynağı kanun metni olarak gösterilmiştir.
Kamu görevlilerinin emeklilik haklarına ilişkin genel çerçeve için memurun emekliliği ve emekli ikramiyesi yazısına, emeklilik işlemlerinde mülkiyet hakkının başka bir görünümü için re’sen emeklilikte aylık iadesi kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, sorunun kişiye özgü bir idari hatadan değil, kanunun iki fıkrası arasındaki farktan doğmasıdır.
❓ Merak edilenler
Hizmet birleştirmesi yapan herkes emekli ikramiyesi alamıyor mu?
Anayasa Mahkemesi ikramiyenin ödenmesine karar verdi mi?
Kararın dayandığı Genel Kurul kararı hangisidir?
İhlalin kanundan kaynaklanması ne anlama gelir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; Anayasa Mahkemesi ve idari yargı kararlarına ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, birleştirilen başvurulardaki somut süreçlere ve 5434 sayılı Kanun’un karar tarihindeki hâline dayanır; Anayasa Mahkemesi ikramiyenin ödenmesine değil, yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Benzer görünen bir dosyada sonuç; hizmet sürelerinin dağılımına, görevin sona erme biçimine, emeklilik işleminin tarihine ve yeniden yargılama ya da norm denetimi sürecindeki gelişmelere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




