Darp Eden Bıçaklamaya Ortak mı? – Yargıtay CGK 2026/448

Gece karanlığında bir parkta aniden çıkan kavgada iki kişi aynı mağdura yönelir: biri tekme ve yumrukla vurur, diğeri bıçakla koltuk altı hizasından yaralar. Bıçaklanan mağdurun hayati tehlikesi oluşur. Bıçağı kullanan kişi öldürmeye teşebbüsten sorumludur; peki elinde bıçak olmayan, mağdura birkaç darbe vurup araca yönelen arkadaşı da aynı suçun ortağı mıdır? İlk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay ceza dairesi bu soruya “evet” demiş; Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise iki müzakere sonunda farklı sonuca ulaşmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.07.2026 tarihli ve E.2024/402, K.2026/448 sayılı kararıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul etmiş; sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçuna iştirak iradesiyle katıldığının ispatlanamadığını, eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğunu belirterek 10 yıl hapis cezasına ilişkin hükmü oy birliğiyle bozmuştur.
🌙 Parktaki kavga: sigara, tekme ve bıçak
Dosyaya yansıyan olay, 12.08.2019 tarihinde saat 20.30 sıralarında Kayseri’nin Talas ilçesindeki bir parkta yaşanmıştır. Sanık ve kararın “inceleme dışı sanık” olarak andığı arkadaşı, parka uyuşturucu madde temin etmek amacıyla gelmiştir. Mağdur ise arkadaşlarıyla birlikte araçla dolaşmakta, gruptan biri araçtan inip sanıkların yanına gitmiştir.
Kavga, sanığın araçtan inen kişinin ağzındaki sigarayı birden alıp kırması ve bu kişinin küfretmesiyle aniden başlamıştır. Sanık onu tekme ve tokatla dövmüş, bu kişi araca kaçınca peşinden gidip arka kapıyı açarak saldırısını sürdürmüştür. Sürücü koltuğundaki mağdur aracı çalıştırmak isteyince sanık bu kez mağdura yönelmiş, açık camdan uzanıp yumruk atmış, kapıyı açarak tekmelemiştir.
Tek görgü tanığının olaydan hemen sonraki ilk anlatımına göre sanık, hiçbir engel olmamasına rağmen mağdura saldırısını kendiliğinden bırakmış, aracın ön tarafına geçip araca vurmaya ve tekme atmaya başlamıştır. Bu sırada, o ana kadar mağdura yönelik herhangi bir eylemi tespit edilemeyen diğer sanık, mağdura defalarca yumruk atmış ve onu bıçakla yaralamıştır.
Adli tıp raporuna göre mağdurda üç ayrı kesici-delici alet yarası bulunmakta, bunlardan biri hayatı tehlikeye sokan ve basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte yaralanmaya neden olmuştur. Mağdur, fotoğraf teşhisinde kendisini darp edenin sanık, bıçaklayanın ise diğer sanık olduğunu kesin olarak belirtmiştir. Olay yeri karanlıktır ve güvenlik kamerası bulunmamaktadır.
📜 10 yıl hapisten Genel Kurula
Dosyanın yargısal seyri dört aşamadan oluşmaktadır:
- İlk derece: Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi 07.09.2022 tarihli hükmüyle sanığı teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan TCK m.81/1, 35/2, 62 ve 53 uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırmış, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmetmiştir. Gerekçede, sanığın mağduru darp ettiği sırada diğer sanığın bıçakla yaralaması nedeniyle ikisinin fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurduğu kabul edilmiştir.
- İstinaf: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi 02.03.2023 tarihinde hükmü yalnız yargılama giderleri yönünden düzelterek istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
- Temyiz: Yargıtay 1. Ceza Dairesi 25.12.2023 tarihinde hükmü oy çokluğuyla onamıştır. Karşı oydaki üyeye göre olay aniden gelişmiş, sanığın öldürmeye teşebbüs eylemine iştirak iradesi taşıdığına dair yeterli delil yoktur ve sanık yalnızca kendi kasten yaralama eyleminden sorumlu tutulmalıdır.
- İtiraz: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 21.02.2024 tarihinde CMK m.308 uyarınca itiraz etmiş; Özel Daire 09.07.2024 tarihinde itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
Başsavcılığa göre sanığın bıçaklama fiiline iştirak iradesiyle ve icrai davranışlarla ortak hâkimiyet kurarak katıldığına ilişkin delil bulunmadığı gibi, TCK m.39 kapsamında suçu kolaylaştıran maddi veya manevi bir yardımı da tespit edilmemiştir; iki sanığın eylemleri kast ve eylem birliği olmaksızın birbirinden müstakil olarak gerçekleşmiştir.
🎯 Genel Kurulun önündeki soru
Sanık hakkında ayrıca mala zarar verme suçundan kurulan hüküm miktar itibarıyla kesin nitelikte olup istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, bıçaklayan sanık hakkındaki mahkûmiyet ise Özel Dairece onanarak kesinleşmiştir. Bu nedenle inceleme, yalnızca sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı tutulmuştur.
Genel Kurulun çözdüğü uyuşmazlık şudur: Mağduru darp eden sanık, diğer sanığın mağdura yönelik öldürmeye teşebbüs suçuna iştirak iradesiyle katılmış mıdır; bu bağlamda sanığın eyleminin hukuki niteliği nedir?
🧩 Müşterek faillik ve yan yana faillik
Genel Kurul, iştirak hukukuna ilişkin yerleşik içtihadını özetleyerek şu ölçütleri hatırlatmıştır:
- Müşterek faillik (TCK m.37/1): Suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumludur. Bunun için birlikte suç işleme kararı ile fiil üzerinde müşterek hâkimiyet şartlarının beraber gerçekleşmesi gerekir.
- Kararın zamanı: Birlikte suç işleme kararı, suçun icrasına başlanmadan önce veya en geç icrası sırasında oluşmalıdır; zımni ya da ani bir karar biçiminde de olabilir. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden söz edilemez.
- İştirak iradesinin içeriği: Suça katılanlarca bilinip istenen husus, belli bir suçun işlenmesinde işbirliğidir; belirsiz suçlara yönelik genel bir tahrik iştirak oluşturmaz.
- Anlaşma dışı netice: Ortaklardan birinin anlaşma dışında işlediği suçtan diğerlerinin sorumlu tutulabilmesi için hareketleri arasında nedensellik bağı bulunması ve neticenin olağan, öngörülebilir olması gerektiği öğretide ifade edilmektedir.
- Yan yana faillik: Birlikte suç işleme kararı olmaksızın birden fazla kişi aynı konu üzerinde aynı anda hareket ederse, her birinin sorumluluğu bizzat kendi davranışına göre belirlenir.
Genel Kurul bunlara ek olarak şüpheden sanık yararlanır ilkesine yer vermiştir: mahkûmiyet herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı; gerçekleşme şekli tam aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanmamalıdır.
🏛️ Genel Kurulun değerlendirmesi
Genel Kurul, somut olayda müşterek hâkimiyet gerekçesinin dosya kapsamıyla örtüşmediğini şu olgulara dayanarak açıklamıştır:
- Sanık ve diğer sanık parka uyuşturucu madde temini için gelmiştir; aralarında önceden alınmış bir öldürme kararı kanıtlanamamıştır.
- Kavga sanık ile araçtan inen kişi arasında başlamıştır; mağdur olaya hiçbir şekilde dahil olmamış, aralarında husumet iddiası da yoktur.
- Sanık, mağdura yönelik eylemini diğer sanığın dahli olmaksızın kendiliğinden başlatmış ve yine kendiliğinden sona erdirmiştir.
- Diğer sanık mağduru, sanık eylemini bitirdikten sonra ani bir kararla yaralamıştır; sanığın bıçaklama fiiline katıldığı, sonucu kolaylaştırdığı veya mağdurun savunmasını zorlaştırdığı ortaya konulamamıştır.
- Bıçaklama sırasında sanık aracın önünde aynaya ve araca vurmaktadır; bulunduğu konum itibarıyla diğer sanığın fiiline engel olma imkânı da yoktur.
- Sanığın başlangıçtaki darp eylemi ile diğer sanığın öldürmeye teşebbüs eylemi arasında nedensellik bağlantısı bulunmamaktadır.
Bu olgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde Genel Kurul, delillerin sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğine dair şüpheyi tamamen ortadan kaldırmaya yetmediğini, iki sanığın eylemlerinin birlikte suç işleme iradesi olmaksızın birbirinden bağımsız gerçekleştiğini ve her birinin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Sonuç olarak sanığın eylemi kasten yaralama suçu olarak nitelendirilmiştir.
Hüküm fıkrasında Başsavcılık itirazı kabul edilmiş, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin onama kararı sanık yönünden kaldırılmış, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararı, sanığın kasten yaralama suçundan cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuş ve dosya CMK m.304/2-a uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. 17.06.2026 tarihli birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamamış, karar 01.07.2026 tarihli ikinci müzakerede oy birliğiyle verilmiştir.
🔍 Kararın öne çıkan yönleri
Karar, grup hâlinde çıkan ani kavgalarda en ağır neticenin otomatik olarak olaya karışan herkese yüklenemeyeceğini somut olgularla göstermektedir. Genel Kurulun incelemesinde belirleyici olan üç unsur öne çıkmaktadır:
- Zaman sırası: Sanığın darbe eylemi bitmiş, bıçaklama bundan sonra gelmiştir; eylemler aynı anda gerçekleşmemiştir.
- Tanık anlatımının ağırlığı: Kamera bulunmayan karanlık bir olay yerinde, olaydan hemen sonraki ilk tanık anlatımı olayın seyrine en uygun delil olarak esas alınmıştır.
- Amaç ve husumet: Olay yerine geliş amacı ile mağdurla husumet bulunmaması, ortak bir öldürme kastının varlığına karşı değerlendirilmiştir.
Ceza Genel Kurulu son dönemde iştirakin sınırlarını farklı olay örgüleri üzerinden tartışmaktadır. Olay yerinde silahsız bulunan sanığın fail mi yardım eden mi olduğu sorusu CGK 2026/446, olay yerinde bulunmanın tek başına yardım sayılıp sayılmayacağı ise CGK 2026/300 kararlarında ele alınmıştır. Bu dosyanın farkı, sanığın mağdura bizzat vurmuş olmasına rağmen bıçaklama fiilinden ayrıştırılmasıdır.
💬 Sık sorulan sorular
Kavgada mağdura vuran herkes öldürmeye teşebbüsten sorumlu olur mu?
Ortak suç işleme kararı kavga anında da oluşabilir mi?
Sanık yardım eden olarak da sorumlu tutulamaz mı?
Bozma kararı sanığın hemen tahliyesi anlamına mı gelir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; Ceza Genel Kurulunun diğer kararları Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar, 2019 yılında yaşanan bir olaya ve o dosyadaki tanık anlatımları, teşhis tutanağı ve adli tıp raporlarına dayanır; inceleme yalnızca sanık hakkındaki öldürmeye teşebbüs hükmüyle sınırlıdır. Benzer görünen bir olayda sonuç; eylemlerin zaman sırasına, failler arasındaki önceki ilişkiye, kullanılan araca, tanık beyanlarının tutarlılığına ve kamera kaydı gibi delillerin varlığına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




