Alımdan Vazgeçme Önemli İşlem mi? – Danıştay 13. D 2024/5965

Borsada payları işlem gören bir şirket, başka bir şirketin paylarını satın almak için görüşmelere başladığını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda duyurur. Yatırımcılar bu haberi fiyatlar; pay, artık “yeni bir iştirak edinecek şirket” beklentisiyle alınıp satılır. Birkaç hafta sonra yönetim kurulu alımdan vazgeçer ve imzalanan sözleşme feshedilir. Bu noktada şu soru doğar: Hiç gerçekleşmemiş bir alımdan geri dönmek, pay sahiplerinin genel kurulda oylayacağı ve muhalif kalanlara ortaklıktan çıkış imkânı veren bir “önemli nitelikteki işlem” sayılabilir mi? Ve şirketi zaten yöneten grup da bu çıkış hakkından yararlanabilir mi?
Danıştay 13. Dairesi, 25.12.2024 tarihli ve E.2019/1003, K.2024/5965 sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davada Sermaye Piyasası Kurulunun bu yöndeki kararını ve dayanağı olan Tebliğ hükmünü hukuka uygun bulmuş, davayı oyçokluğuyla reddetmiştir.
🗓️ Duyurudan feshe: dosyanın zaman çizelgesi
Davacı, payları borsada işlem gören ve madencilik-enerji alanında faaliyet gösteren bir anonim şirkettir. Şirket, 01.08.2018 tarihli özel durum açıklamasıyla bir gıda şirketinin paylarını devralmaya yönelik niyetini kamuya duyurmuştur. Davalı Kurulun savunmasına göre şirket, 21.09.2018 tarihli yönetim kurulu kararı çerçevesinde bu payların satın alınmasına ilişkin işlemleri başlatmış, daha sonra imzalanan sözleşme feshedilmiştir.
Şirketin anlatımı farklıdır. Davacıya göre ortada bir devralma kararı yoktur: önce görüşmelere başlanmış, belli bir rakamda mutabakata varılmış, ancak hisse devri sözleşmesi yapılmamış, genel kurul kararı alınmamış, hiçbir ödeme yapılmamış, hazırlık maliyetlerini yönetim kurulu başkanı şahsen üstlenmiş ve taraflar yalnız bir gizlilik sözleşmesi imzalamıştır.
Kurul ise vazgeçmeyi önemli nitelikteki işlem sayan bir karar almış; şirket bu karar ile dayanağı olan Tebliğ hükmünün iptalini istemiştir. Düzenleyici işlem dava konusu olduğundan dava Danıştay 13. Dairesinde ilk derece olarak görülmüştür.
📣 Şirketin itirazları
Davacının iddiaları iki grupta toplanabilir. Birincisi, Tebliğ’in kendisine yöneliktir:
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.23, önemli nitelikteki işlemleri beş bent hâlinde saymış; Tebliğ ise bunu yedi bende çıkarmıştır.
- Tebliğ’in 5. maddesinin ikinci fıkrası, “içi boş ve ucu açık” ifadelerle Kurula sayılan hâlleri genişletme yetkisi vermektedir; bu, Kanun’un verdiği yetkinin aşılması ve hukuk devleti ilkesine aykırılıktır.
İkinci grup, somut Kurul kararına yöneliktir. Davacıya göre görüşmelerin başlaması ve sona ermesi Tebliğ’in birinci fıkrasındaki hâllerden hiçbirine girmez; Kurul en fazla işlemin ortadan kaldırılmasına karar verebilir, feshedilmiş bir sözleşmenin yeniden imzalanmasını isteyemez; Kurulun genel kurul toplatma yetkisi yalnız değişken sermayeli yatırım ortaklıklarıyla sınırlıdır. Şirket ayrıca, Tebliğ’in 9. maddesinin beşinci fıkrasındaki maliyet sınırını koyma imkânının elinden alındığını ve tüm halka açık paylar için ayrılma hakkı kullanılırsa mali açıdan zor duruma düşeceğini ileri sürmüştür.
📜 Tebliğ 5/2: “bütüncül” değerlendirme yetkisi
Dava konusu hüküm, II-23.1 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemlere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Buna göre ortaklıkların halka açılma öncesindeki vaat, taahhüt veya esaslı durumlarından önemli oranda farklılaşan ya da somut bir vaat bulunmasa bile bütüncül olarak ele alındığında ortaklığın faaliyetlerinde veya ticari hayatında önemli ölçüde değişiklik meydana getirebilecek iş ve işlemler, Kurul tarafından önemli nitelikteki işlem olarak değerlendirilebilir.
Daire önce bir usul tespiti yapmıştır: Tebliğ, 27.06.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yeni Önemli Nitelikteki İşlemler ve Ayrılma Hakkı Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak dava, şirkete yönelik bir uygulama işlemi üzerine açıldığından esasın incelenmesine geçilmiştir.
Esas yönünden Daire, Kanun m.23/1’deki sayımın “gibi hususlar” ifadesiyle bittiğine dikkat çekmiştir. Kanun koyucu önemli nitelikteki işlemleri sınırlı saymamış, önemlilik ölçüsü dâhil usul ve esasları belirleme yetkisini Kurula bırakmıştır. Daireye göre:
- Sermaye piyasalarının dinamik yapısı karşısında her işlemin kanunda tek tek sayılması düşünülemez.
- Önemli nitelikteki işlemler, kamuya duyurulduğunda yatırımcıların beklentisini değiştiren işlemlerdir.
- Bu nedenle 5. maddenin ikinci fıkrası Kanun’un verdiği görev ve yetki çerçevesindedir ve hem piyasa hem yatırımcılar bakımından hukuki belirlilik ile öngörülebilirliğin sağlanması açısından önem taşır.
🏛️ Kurul kararının dört ayağı
Daire, Kurul kararını dört kısım hâlinde ayrı ayrı incelemiş ve dördünü de hukuka uygun bulmuştur.
1. Vazgeçme önemli nitelikteki işlemdir. Önemli nitelikteki işlemler kamuya duyurulunca, işlemin sonuçlarına katlanmak istemeyen ve ortaklıktan ayrılmak isteyen yatırımcıların beklentileri pay fiyatını etkileyebilir; başka bir şirketin devralınacak olması da malvarlığında artış beklentisi yaratır. Devralma görüşmelerinin başladığının ve ardından sözleşmenin feshedildiğinin açıklanması yatırımcıların beklentisini değiştirebileceğinden, feshin şirketin faaliyetlerinde ve ticari hayatında önemli ölçüde değişiklik meydana getirdiği “açık” kabul edilmiştir.
2. Genel kurul takvimi. Kurul, feshin, Kurul kararını izleyen 3 iş günü içinde yapılacak çağrıyla en geç 24 iş günü içinde pay sahiplerinin onayına sunulmasını ve gündemde Tebliğ’in 9. maddesinin beşinci fıkrası kapsamında bir hususa yer verilmemesini istemiştir. Daire, Tebliğ’in 7. maddesindeki genel kurul onayı zorunluluğuna dayanarak bunu Kurulun yetkisi içinde görmüştür.
3. Kontrol eden grubun ayrılma hakkı yok. Genel kurulda bütün pay sahipleri oy kullanabilecek, ancak Yatırımcı Tazmin Merkezi dışındaki A grubu pay sahipleri ile kontrol eden gruba mensup veya onun ilişkili tarafı olan kişiler olumsuz oy kullansa bile ayrılma hakkına sahip olmayacaktır. Kurulun gerekçesi şudur: Yönetim kurulunun tamamı A grubu paylar tarafından seçilmekte, bu paylar ise Yatırımcı Tazmin Merkezininkiler dışında tamamen grubun elindedir. Hem alım hem vazgeçme bu yönetimin inisiyatifiyle gerçekleşmiş; kararı verenlere çıkış hakkı tanımamak, yatırımcıların korunması amacına hizmet eder. Daire, Kanun m.24/4’ün ayrılma hakkının doğmadığı hâlleri belirleme yetkisini Kurula verdiğini hatırlatarak bu kısmı da hukuka uygun bulmuştur.
4. Fiyat ilk açıklamaya göre. Ayrılma hakkı kullanım fiyatı, sürecin başladığı 01.08.2018 tarihli açıklamadan önceki 30 günlük dönemde oluşan düzeltilmiş ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması olarak, 1,00 TL nominal pay başına 0,82294 TL belirlenmiştir. Daire, Tebliğ’in 10. maddesinin dördüncü fıkrasındaki ilk açıklama kuralının amacının, fiyatın spekülasyondan etkilenmemesi ve ayrılan ortağın spekülasyon nedeniyle düşük bir fiyata razı olmak zorunda kalmaması olduğunu belirtmiş; aynı kuralın iptali için açılan davanın da daha önce E.2019/591, K.2024/1357 sayılı kararla reddedildiğini not etmiştir.
🗳️ Karşı oy: belirlilik itirazı
Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısı, ayrılma hakkının şirketin durumunu önemli ölçüde değiştirecek gelişmelerden önce, o gelişme olmayacağı varsayımıyla ortak olanları korumayı amaçladığını kabul eder. Ancak pay sahiplerinin bir işlemin önemli nitelikte olup olmadığını ve ayrılma hakkını kullanıp kullanmayacaklarını değerlendirebilmesi için işlemin mahiyet, fiyat, tutar, oran ve zaman gibi esaslı unsurlarının belli olması gerektiğini vurgular.
Karşı oya göre “bütüncül olarak ele alındığında önemli değişiklik meydana getirebilecek iş ve işlemler” ifadesi hem piyasa hem yatırımcılar açısından hukuken belirli ve öngörülebilir değildir; eksik düzenleme nedeniyle Kanun’un amacına aykırıdır. Bu nedenle Tebliğ hükmünün ve ona dayanan Kurul kararının iptali gerekir.
🔎 Küçük pay sahibi açısından ne anlama geliyor?
Kararın yatırımcı tarafına bakan yönü üç noktada toplanabilir:
- Gerçekleşmeyen işlem de sonuç doğurabilir. Önemli nitelik değerlendirmesi, işlemin tamamlanmasına değil yatırımcı beklentisine etkisine bağlanmıştır. Duyurulmuş bir alımdan geri dönüş, beklentiyi en az alımın kendisi kadar değiştirebilir.
- Çıkış hakkı herkese tanınmayabilir. Vazgeçme kararını fiilen veren kontrol grubu, kendi kararına muhalefet ederek paylarını şirkete satamaz. Ayrılma hakkı burada, kararı etkileyemeyen pay sahiplerinin korunmasına özgülenmiştir.
- Fiyat geriye dönük sabitlenir. Fiyatın ilk niyet açıklamasından önceki döneme bağlanması, sonraki haber akışının yarattığı dalgalanmanın ayrılma bedeline yansımasını önler.
Ayrılma fiyatının hangi açıklamaya göre belirleneceği konusunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yaklaşımı için ayrılma fiyatında ilk açıklama tarihi kararına; borsa şirketinin varlık satışında genel kurul nisabı tartışması için halka açık şirkette varlık satışı kararına bakılabilir.
Kararın kesin olmadığını da belirtmek gerekir: hüküm fıkrasında, tebliğden itibaren 30 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolunun açık olduğu yazılıdır. Ayrıca dava konusu Tebliğ 2020’de yürürlükten kalkmış olup bugünkü uygulama yeni Tebliğ hükümlerine göre yürür.
💬 Sorular ve cevaplar
Sözleşme hiç uygulanmadan feshedildiyse neden genel kurul gerekiyor?
Şirketi yöneten grubun ayrılma hakkı neden kabul edilmedi?
Ayrılma bedeli neden fesih tarihine göre hesaplanmadı?
Bu karar yeni Tebliğ döneminde de geçerli mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; sermaye piyasası ve pay sahipliği uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan ilk derece kararından derlenmiştir. Karar oyçokluğuyla verilmiş, hüküm fıkrasında İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık bırakılmıştır ve 2020’de yürürlükten kalkan bir Tebliğ’e dayanmaktadır. Benzer bir uyuşmazlıkta sonuç; işlemin duyurulma biçimine, şirketin pay yapısına, yönetim üzerindeki kontrol ilişkisine ve uygulanacak mevzuatın tarihine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




